Necati Aslan Filmleri: Bodrum’da Z-Film Başkadır!

Geçenlerde Youtube’da “Gizemli Kasaba” isimli bir film görünce pek bilinmeyen bir yerli fantastik filme veya daha da iyisi korku filmine rastladığımı düşünerek heyecanlandım. Ama filmin ilk birkaç dakikası hevesimi kursağımda bırakmaya yetti. Gizemli Kasaba fantastik bir filmle uzaktan yakından alakası olmayan ve -eğer bir bütçeden bahsedilebilirse- gayet düşük bütçeli bir filmdi. Aynı yönetmenin çektiği birkaç filmi daha izleyince Esat Şekeroğlu ve Kadir Akgün familyasından olan ama çıtayı onlardan daha da aşağı indirmeyi başaran bir ekol ile karşı karşıya olduğumu anladım: Necati Aslan.

Necati Aslan TV için işler yapan bir yönetmen. Ama aynı zamanda bir oyuncu. 80’li ve 90’lı yıllarda dizi ve filmlerde (video, TV ve sinema) oynamış.  İnternette Necati Aslan’ın Orhan Aksoy’un Neşeli Günler(1978) filmindeki Tuncay’ı çocuk yıldız olduğu konusunda bilgiler var.(*) Yönetmen Bülent Pelit ise uyarıda bulunarak Tuncay’ı oynayan oyuncunun Necati Aslan değil yapımcı Nahit Ataman’ın bir yakını olduğunu belirtti. Tuncay rolünü Tuncay Akça‘nın oynaması düşünülse de Ertem Eğilmez daha sonra vazgeçmiş. (**)

Youtube’u biraz daha kurcalayınca Necati Aslan’ın filmleri arasında 2009 yılında Bodrum ve çevresinde çekilmiş 6 film dikkatimi çekti. Altı filmde de yönetmenliğin yanı sıra yapım, senaryo ve müzikler Necati Aslan’ın elinden çıkmış. 6 filmin sadece 3’ü (“Bodrum Macerası”, “Yitik Hayatlar” ve “Katil Sevgilim”) özgün film. Diğer üçü ise bu filmlerin baş kısmından 10’ar 15’er dakika kısaltılıp isminin değiştirilmesiyle elde edilmiş filmler. “Çanta” filmi, Yitik Hayatlar’ın; “Gizemli Kasaba” da Katil Sevgilim’in kısaltılmış hali. Bir de ortada “Oyun İçinde Oyun” diye bir film var ki bu daha ilginç bir vaka. “Katil Sevgilim” ve “Yitik Hayatlar”ın yaklaşık yarı yarıya kısaltılarak peş peşe eklenmiş hali.

“Özgün” filmler diyebileceğimiz “Bodrum Macerası”, “Yitik Hayatlar” ve “Katil Sevgilim” adlı yapımlarda hemen hemen aynı oyuncu kadrosu oynuyor. Esas kızımız Neşe Aksoy, esas oğlumuz Emir Emirhanoğlu, çatlak ve yırtık kızımız Leyla Bingöl, yaşlı ve kaslı kötü adamımız ise Mahmut Köse. Oyuncuları başka film ve dizilerdeki oyuncularla kıyaslamayacağım. Hani yerel televizyonlarda yayınlanan reklamlardaki oyuncular vardır ya, işte onu kıstas alarak kendiniz karar verin. Özellikle Leyla Bingöl’ü sabırla ve dikkatle izleyin derim. “Bodrum Macerası” filminde Yeşilçam’dan tanıdık bir isim; Ünsal Emre var. Profesyonel oyunculuk adına görüp görebileceğiniz tek şey de bu zaten.

Filmlerin  konusundan bahsedelim biraz. “Bodrum Macerası”nda Murat bir mafya babasının oğludur. Babasının etrafında dolaşan karanlık tiplerden hoşlanmamaktadır. Murat evi terk eder ve kendini içkiye verir. O sırada intihar etmek isteyen bir kadını kurtarır. Sonra birbirine aşık olurlar ve kadını öldürmek isteyen adamların elinden kurtulup Bodrum’dan kaçarlar. “Yitik Hayatlar” filminde esas kızımız (bu sefer Leyla Bingöl) eskort olarak çalışmaktadır. Eski sevgilisinden ayrılıp izini kaybettirmek için kız arkadaşı ile birlikte Bodrum’a gider. Parasız kalınca kafede gördükleri bir adamın (Mahmut Köse) çantasını çalarlar. Çantadan para yerine şantaj amacıyla kullanmak üzere hazırlanmış bir kaset çıkar. Mahmut peşlerine düşse yüklü bir miktar para karşılığında kaseti geri vererek Bodrum’dan ayrılırlar. “Katil Sevgilim” filminde esas oğlanımız (Emir Emirhanoğlu) kumar borcundan yırtmak için Bodrum’a kaçar. Burada esas kızımız (Neşe Aksoy) ile tanışır ve ona aşık olur. Esas kızımız evlidir ve Emir Emirhanoğlu’ndan başka bir sevgilisi daha vardır. Kocasını bu iki kişiden birine öldürtüp kocasının paralarına konmak istemektedir. Emir kadın’ın kocasını öldürür ve paraları alıp mesut bir şekilde Bodrum’dan kaçarlar.

Aslında burada özet falan anlatmadım, filmlerin tüm hikayesi birkaç cümle ile anlatılabilecek kadar kısa. Ne olacaksa, ne olacağını tahmin ettiyseniz, zahmetsiz gerilimsiz, o oluyor. Yan hikayeler bir türlü ana hikayeyle kesişemiyor ve genellikle filmin ortasında bir yerlerde unutulmaya terk edilerek çaktırmadan filmden atılıyor. Peki bu kadar kısa hikayeler ile ortalama 60-70 dakikalık bir film nasıl dolduruluyor? Gayet basit: gereksiz biçimde uzun tutulmuş boş boş gezme dolaşma sahneleriyle. Sonra gene gereksiz uzunluktaki flashback’ler ile. Flashback dediysek karakterin hatırladığı şeyin özünü izleyiciye aktaracak kısa sahnelerden bahsetmiyoruz. 3-5 dakikalık bir sahneyi monokrom görüntülerle uzuun uzuuun yeniden izlemeyi kastediyoruz. Ayrıca her 3 filmde de görebileceğiniz ortak sahneler var: Emir Emirhanoğlu’nun muhteşem(!) dansları, kumar borcu olan esas oğlanımızı arayan adamların Bodrum sokaklarında dolaşmaları,  sahilde dans eden civciv sarısı saçlı kadın. Hatta daha da ilginci, aynı film içinde birkaç defa tekrar eden sahneler var ve bunlar flashback değil. “Oyun İçinde Oyun” gibi iki filmin özetinden oluşan bir filmi izlediğinizde bile filmlerin öyküsünde kopukluk olmuyorsa, gereksiz sahnelerin ne kadar çok olduğunu varın siz hesap edin!

Sesli çekimlerde yönetmenin verdiği komutların kayda girmesi, deneysel(!) kamera açıları falan gibi teknik facialardan da pek bahsetmeyeceğim. Uzun lafın kısası Bodrum’da aşk başkadır, Z-Film ise bambaşkadır!

(*)http://www.internethaber.com/neseli-gunlerin-tuncayi-necati-aslanin-son-hali-foto-galerisi-1760435.htm

(**)Bugün(20/07/2017) itibarı ile Yönetmen Necati Aslan, Neşeli Günler’in Tuncay’ı olduğu hakkındaki iddiaları reddetti. Bu yüzden bu yanlış bilgileri yazıdan ayıklamış bulunuyorum.

Yazar hakkında: S. Özgür Ilgın

1977 Yılında Aydın'da doğdu. Üniversitede bir elin parmakları kadar üyesi olan Felsefe Topluluğunun çıkardığı, iki elin parmakları kadar “tirajı” olan Yitik adlı fotokopi fanzinde öykü ve albüm tanıtımları yazdı. Blues, Heavy/Rock, Doom, Thrash, Death, Jazz ve Proggressive müziğe bayılıyor. Sergio Leone'yi David Lynch'i, Stanley Kubrick'i, Metin Erksan'ı, Ertem Eğilmez'i, Nuri Bilge Ceylan'ı, Zeki Demirkubuz'u ve Yılmaz Atadeniz'i çok seviyor, sinema ve müzik gibi eğitiminin olmadığı konularda ukalalık etmekten çok hoşlanıyor.

2 Yorumlar

  1. Mansur Yıldırım

    Eğlenceli bir yazı olmuş teşekkürler s.özgür ılgın.

  2. Mansur Yıldırım, teşekkür ederim. Daha önce linkini attığın film de aklımda, uygun bir aralıkta onu da yazacağım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: