Ön Bakış: Alien Covenant

Alien (Yaratık) ve Terminator serileri, gişe formülünün her gişe yapan filme uyarlanmaması gerektiğinin en güzel kanıtları belki de. Bu seriler yaratıcı yeteneklerini serbestçe kullanan Sör Ridley Scott, James Cameron gibi isimlerin kontrolünden çıktı ve stüdyo patronlarının yörüngesine girdiği zaman tepe taklak oldu. Alien serisinin üçüncü ve dördüncü filmleri de David Fincher, Joss Whedon gibi yetenekli isimleri bünyelerinde barındırsa da patronların özellikle Alien 3’te Fincher’a çektirdikleri işkenceyi bilmeyen yok.

Stüdyonun müdahalesi bir önceki Alien filmi Prometheus’ta da sürdü. Söz gelimi yaratık tasarımının değişmesini ve böylece eski Alien serisiyle Prometheus arasındaki devamlılık sorunlarına bir tanesinin daha eklenmesini stüdyo yetkililerine borçluyuz. Ama o filmin stüdyo yetkililerinden çok daha ciddi bir sorunu vardı: Damon Lindelof. Hatırlayalım. Ridley Scott’ın Alien serisine dönüp yaratığın ve ilk filmdeki “pilot”un hikâyesini anlatacak olması coşkuyla karşılanmıştı. İki film çekilecekti ve Jon Spaihts buna uygun bir senaryo yazdı. Fakat Lindelof Scott’ı nasıl kafaladıysa bir anda “senaryoyu Lindelof yazacak, çok şahbaz fikirleri var, her şeyi tek filmde anlatıp bitireceğiz” oldu.

Film gösterime girdikten sonra bir de baktık ki Prometheus, cevapladığından fazla soru sorduruyor, pek de bir şey anlatmıyor, devamlılık sorunlarına sebep oluyordu. Jon Spaihts’in senaryosunun ana hatlarının internete sızması ve Lindelof’tan başarılı bulunması da olayın üstüne tuz biber ekti. Hatta Lindelof, Spaihts’in senaryosunun sezaryen sahnesi gibi beğendiği yerlerini araklayınca ona da yazar statüsü verilmek zorunda kalındı. Sonuçta kamuoyu önünde bir atışma yaşanmadı ama çekilecek filmlerin sayısı yeniden ikiye çıktı. Lindelof, devam filminin senaryo ekibine dâhil edilmedi. Hatta Ridley Scott’ın “bir daha Lindelof mu, tövbe” dediği dedikoduları bile yayıldı.

İşte bu yüzden Alien Covenant’ın fragmanına bakmanın iki yolu var. Bunlardan biri, Prometheus’u yok saymak. Bu şekilde baktığınız zaman Alien filmlerinin en güzel sahnelerini harmanlayan bir film görüyoruz. Alien 1’in gerilimi, Aliens’ın patlamaları, Alien 3’ün dar koridoarlarda geçen kovalamacaları. Ne kadar haklı çıkarım bilmiyorum ama fragmanın başında kapıya vurarak yardım isteyen kadın da Alien: Resurrection’da içinde bir yaratık olduğunu bile bile Ripley’nin ekibine katılıp yaratıkla mücadele eden karakteri hatırlattı bana. Bu kesinlikle iyi, hem de çok iyi bir şey.

Buna karşın aynı estetiğe ve android David gibi (fragmanda görülmeseler de Guy Pearce’la Noomi Rapace’ın da geri döneceği açıklandı) ortak karakterlere sahip olan bir filme Prometheus’u yok sayarak bakmak ne kadar gerçekçi olur bilmiyorum. İşte o zaman Prometheus’tan önce verilen ama gerçekleştirilemeyen vaatler giriyor işin içine ve fragmanda bunlara dair hiçbir şey yok. Sadece Giger’ın tasarımının geri döndüğünü müjdeleyen bir duş sahnesi var. Ancak bu “evrimin” nasıl açıklanacağı şimdilik bir muamma. Bilmeyenler için, Alien mitolojisinde Xenomorph adı verilen bu yaratıklar biraz içlerinden çıktıkları canlılara göre şekilleniyor. Yani insanı yarıp çıkan bir yaratıkla köpeği deşerek dünyaya gelen yaratık farklı. Prometheus’un devamlılık hatasının sebebi, insandan çıkan bir yaratığın tasarımını farklılaştırmasıydı.

Kısacası fragman “Covenant’a temkinli yaklaşmakta fayda var” yönündeki yargımı değiştirecek düzeyde değil. Ridley Scott eski performansını aradığımız yönetmenlerden biri. Senarist John Logan’ın filmografisi genelde iyi ve bol ödüllü filmlerden oluşuyor ama arada yol kazaları da var. Belki filmin gösterime gireceği tarihe kadar gelecek olan iki veya üç fragman beklenti endeksini durağandan olumluya çevirebilir. Serinin yeni oyuncuları arasında Watchmen’den tanıdığımız Billy Crudup, tanıtılmaya pek de ihtiyacı olmayan James Franco, ilk kez komedi dışında bir türde izleyeceğim Danny McBride ve Selma’yla hafızama kazınan Carmen Ejogo yer alıyor. Gösterim tarihi 19 Mayıs 2017.

Yazar hakkında: Kaan Zanbakcı

1976, İstanbul doğumlu. Sinema denen sanatın ne kadar büyülü bir şey olduğunu 1986’da, Şişli Site sinemasında izlediği Return of the Jedi ile farkına vardı. 10 yıldır çevirmenlik yapıyor. Önce Divxplanet bünyesinde, ardından Öteki Sinema’da film eleştirileri yazdı. Sender’in açtığı senaryo atölyelerine katıldı. Hayalî İcraat adında bir bilimkurgu/fantastik sinema sitesi hazırladı ancak o büyüklükte bir siteyi tek başına hazırlamanın zorlukları, hosting firmasının saçmalıklarıyla birleşince 6 yılda büyük mesafe kat eden, 800’ü aşkın makale içeren sitesini kapadı ve Öteki Sinema’ya geri döndü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir