Onur Ünlü’nün Manifestosu: Put Şeylere (2017)

Bu yıl ilk defa gerçekleştirilen 54.Ulusal Yarışma kapsamında izleyicisi ile buluşan Put Şeylere, başarılı sinemacı Onur Ünlü’nün Kırık Kalpler Bankası, Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok ve Cingöz Recai sonrası bu yıl içerisinde görücüye çıkan dördüncü filmi. Başrollerini Türkü Turan, Öner Erkan, Erkan Kolçak Köstendil ve Öykü Karayel gibi isimlerin paylaştığı Put Şeylere, alışılmış kalıpların dışına çıkan, buna rağmen Onur Ünlü’nün kara mizaha çalan anlatımından da kesitler sunan bir iş.

Filme geçmeden önce değinilmesi elzem olan birkaç husus var. Öncelikle Onur Ünlü’nün bu yıl çektiği ve birçoklarının izleme şansına erişemediği filmler yerine, Put Şeylere ile Ulusal Yarışma’ya katılması gerçekten takdire şayan bir durum. Keza yönetmen film sonrası yapılan söyleşide de, filmin olduğundan erken izleyicisi ile buluştuğunu ve aslında film vesilesiyle sinema sanatına dair söyleyeceği şeyler olduğunu vurguladı. Tabii hal böyle olunca, Onur Ünlü’nün tepki mahiyetinde doğan ve asla bir festival olma iddiası taşımayan Ulusal Yarışma’ya getirdiği renk daha bir değerli hale bürünüyor. Bir kere bahsettiğimiz kişi, günümüz yerli sinemasının en tanınmış ve şöhretli yönetmenlerinden biri. Bu da onun yaptığı her yeni sanat eserinin ilgi ile takip edilmesini kaçınılmaz kılıyor. Nitekim bu durum; salonların hınca hınç dolmasına ve Ulusal Yarışma’yı kaldırarak sinemaseverlerin tepkisini çeken Antalya Film Festivali’ne en doğru mesajın iletilmesinin de önünü açıyor. Evet, Onur Ünlü bu yıl çektiği herhangi bir filmi Ulusal Yarışma’ya gönderse de olurdu. Ancak o, Ulusal Yarışma’nın gücünü daha belirgin kılabilmek ve bu tepkinin gerekli yerlere en sağlam şekilde ulaşması adına yeni ve sinema adına güçlü söylemler içeren bir film ile karşımızda. Bu noktada tüm sinemaseverler olarak, Onur Ünlü’ye ulusal sinemaya kattıkları ve “O şehre bir gün dönme” umudunu yeşerttiği için teşekkür etmeliyiz.

Bir diğer konu ise, Onur Ünlü’nün film sonrası gerçekleşen moderasyonda sarf ettiği cümleler. Keza kendisinin Put Şeylere dair söyledikleri hem film adına hem de gelecek adına önemli mesajlar içeriyor. Bu nedenle filme geçmeden önce bu noktaya da temas etmemiz oldukça kıymetli. Öncelikle Onur Ünlü, “Demokratik dramaturji” adını verdiği yeni bir akım peşinde olduğunu belirtti. Nitekim filmin de deneysellik kokan havası, Onur Ünlü’nün ne denli yeni bir çaba içine girdiğinin en önemli göstergesi. Bu nedenle Put Şeylere filmini,  ilerde gelmesi muhtemel yeni yapımların öncüsü ve Onur Ünlü sineması için bir dönüm noktası olarak kabul etmek dahi mümkün.

Gelelim filme. Karşımızdaki iş, daha önce karşılaştığımız standartlarda değil. Hatta bir o kadar da dağınık bir yapıya sahip. Nitekim bu Put Şeylere’nin bu farklı duruşu bütünü sıkıcı kılabilecek hatta ve hatta izleyici filmden soğutabilme potansiyeli taşıyan en önemli husus. Ancak bu noktada devreye giren Onur Ünlü’nün nevi şahsına münhasır mizahı, filme karşı oluşabilecek bir antipatinin önüne geçiyor ve hikâyeye gerektiği yerde canlılık katmayı başarıyor. Oldukça karanlık bir atmosferde geçen ve kara komediye çalan anlatımıyla izleyicisine değişik bir tat sunmayı başaran Put Şeylere, bütünü bir kenara bırakan, ana odaklanan ve izleyicisinden de bu duyguya ortak olmasını talep eden bir film.

Esasen Onur Ünlü’nün oluşturmak istediği yeni sinema dili, fazlasıyla geveze ve bir o kadar da eleştirel bir bakış açısını bütünden uzak bir şekilde önümüze getiriyor. Nitekim film boyunca çatışma içerisindeki karakterler vesilesiyle, toplumun tabu olarak gördüğü hatta putlaştırdığı şeylere karşı bir duruş geliştirildiğine şahitlik ediyoruz. Ancak buradaki önemli olan husus, giriş-gelişme ve sonuç bölümlerinin adeta kapı dışarı edilmesi. Keza Put Şeylere, karakterlerin hayatına bir anda dalan, bunu bir genele yaymak yerine anı vererek, buradan çıkarım yapmamızı öğütleyen bir yapı üzerine kurulu. Onur Ünlü’nün bu noktadaki tercihleri de, bütüne ne denli sırt çevirmemiz gerektiğinin göstergesi.

Put Şeylere, en başta doğrusal bir kurgu ile karşımıza gelmiyor. Evet, bu husus zaten bütün olarak idrak edilmesi zor olan bir anlatıyı daha da karmaşık bir hale sokuyor. Ancak Onur Ünlü’nün yaratmak istediği yeni anlatım dili ve bunun deneysellikten fazlasıyla beslenmesi ağır eleştiriler getirmemizin önüne geçiyor. Hatta yer yer vuruculuğunu doruk noktasına çıkaran diyaloglar sayesinde, ekrana hayran gözlerle bakmak ve beklenmedik anda bir kahkaha patlatmak da mümkün hale geliyor.

Filmin içeriğine temas ettiğimizde ise, putlaştırdığımız birçok şeye tezat bir bakış açısı geliştirebileceğimize tanıklık ediyoruz. Ataerkillikten tutun da, yamyamlığa hatta ensest ilişkilere kadar temas edilmesi özen isteyen birçok ince noktanın, tadında seyreden ve aşırıya kaçmayan bir mizahla sunulması, anlatının albenisini güçlendiren en önemli husus. Nitekim böylesi dağınık ilerleyen ve odaklanması hayli zor olan bir yapı içerisinde seçilen konular ve bunun işleniş biçimi alkışı ziyadesiyle hak ediyor.

Put Şeylere isimli filmin dikkat çeken bir diğer noktası ise, film-noir öğelerinden fazlasıyla beslenmesi. En son Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok’ta da böylesi bir dile ucundan kıyısından bulaşan Onur Ünlü’nün, bu tercihi burada daha çok ön plana çıkıyor. Özellike femme fatele karakterlere geniş yer ayrılması, hikâyenin karanlık ve yer yer hortlayan gotik atmosferine de birebir katkı sağlıyor. Böylelikle Onur Ünlü, bir yandan put olarak kabul ettiği değerleri, kendi bildiği yoldan yıkarken, bir yandan da kadına açtığı parantezle, farklı bir tat sunmayı başarıyor.

Film birçok açıdan övgüye nail olabileceği gibi, genel hatlarıyla baktığımızda ise izleyicinin negatif yaklaşabileceği bir iş olarak beliriyor. Evet, Onur Ünlü klasik normları yıkıp, sıkıştığını düşündüğü sinema anlatısına yeni bir soluk katma hedefiyle yola çıkıyor. Ancak bu üslup, Onur Ünlü sinemasının sürükleyiciliğini rafa kaldıracak bir detay. Nitekim Put Şeylere, hiçbir anında finale dair merak hissiyatı uyandırmayan, bunun üzerine odaklanmak yerine edebiyattan ve diğer sanat dallarından aldığı referanslarla ana odaklayan ve yer yer de amiyane tabirle, güldürürken düşündürmeyi hedefleyen bir film.

Put Şeylere; Onur Ünlü sinemasının yeni gireceği yolu müjdeleyen, kendi deyimiyle manifestosu olan, deneysel ve kara mizah soslu bir film olarak karşımıza geliyor. Hikâyenin bütününü rayına oturtmak yerine, duyguyu hissettirmeyi hedefleyen ve bunu büründüğü karanlık atmosferle ziyadesiyle aktaran film, zor ama bir o kadar da özgün bir yapı vadediyor. Demlendikçe tadı daha fazla hissedilecek anlatılardan olan Put Şeylere, rahatsız ediciliği yüksek hatta izlemesi zor olan ancak üzerine konuşması oldukça keyifli işlerden biri olarak hatırlanacaktır.

 Son söz olarak, evrenselleşme bahanesiyle Ulusal Yarışma’ya sırt çeviren ve yerli sinemayı görmezden gelen Uluslararası Antalya Film Festivali, boş kalan gösterimlerini; Beyoğlu Sineması’nın Ulusal Yarışma vesilesiyle hınca hınç dolan, merdivenlerinde dahi boşluk kalmayan tek ama güçlü salonuyla kıyaslayıp, derdine yansın ve çıkarılması gereken dersi lütfen çıkarsın. Yeni filmini böylesine özel ve anlamlı bir etkinlikte sinemanın asıl sahibi sinemaseverlere sunan Onur Ünlü’ye ve katılan herkese Ulusal Yarışma’yı destekleme fırsatı sunan Kaan Müjdeci’ye kucak dolusu teşekkürler…

Yazar hakkında: Polat Öziş

1992 İzmit doğumlu… Küçük yaşlarda tanıştığı Yeşilçam filmleri sayesinde sinema en büyük tutkusu oldu. Sonrasında ilginç bir şekilde Muğla’ya İktisat okumaya gitse de tutkusundan vazgeçemedi ve sinemayla ilgili çalışmalar ortaya koymaya başladı. İzledi, düşündü, çekti. Sonunda ise filmler hakkında yazmaya başladı. Film Arası Dergisi, Film Hafızası ve Öteki Sinema’da çok sevdiği filmler hakkında yazmaya devam ediyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir