Otobüs Yolcuları (1961)

1960 Haziranıdır. Gazeteler Güven Evler Yapı Kooperatifi’ndeki yolsuzlukla ilgili haberleri yazmaktadır.(1) Kooperatifin iki kurucusu o zamanki rakamlarla yaklaşık 3 milyon liralık bir yolsuzlukla suçlanmaktadır. İnsanların paralarını onları ev sahibi yapmak vaadi ile dolandıran iki kurucu, iş iskan ruhsatı almak noktasına geldiğinde evleri teslim edememiştir. Durumun kötüye gittiğini gördüklerinde işi siyasi yoldan bağlamaya çalışan kurucular yaptıkları vurgundan elde ettikleri paranın bir kısmını siyasetçilere rüşvet olarak verir ama bir süre sonra patlayacak olan 27 Mayıs İhtilali, Vatan Cephesi ve Menderes’i Sevenler Derneği gibi DP yanlısı oluşumlarda aktif rol oynayan kooperatif kurucularını içeri almakta tereddüt etmeyecektir.   

1961 yılında Orhon M. Arıburnu ve Memduh Ün gibi yönetmenlerin yardımcılığından yetişme bir genç yönetmen olan Ertem Göreç, romancı ve senarist Vedat Türkali’nin Güven Evler yolsuzluğundan etkilenerek yazdığı senaryoyu filme alır.(2) Filmin yapımcısı Nusret İkbal’dir (Be-Ya Film).

Otobüs Şoförü Kemal (Ayhan Işık), Yeşiltepe-Beyazıt otobüs hattında görev yapmaya başlamıştır. Yeşiltepe Mahallesi çoğunlukla işçilerin ve kırsal kesimden İstanbul’a göçen insanların yaşadığı bir gecekondu mahallesidir. Evi Samatya’da olan Kemal, otobüs hattına ters geldiği için Yeşiltepe’ye taşınır. Kemal, okulu lisenin son sınıfında bırakmak zorunda kalan, ailevi nedenlerden dolayı okuyamasa da kendini yetiştirmiş birisidir. Aslında o zamanlar, okumuş insanı kıt olan bir ülkede liseyi terk etmek zorunda kalan bir şoför de gayet önemli bir kişiliktir.

Yeşiltepe otobüsünün sabah 7:24 seferi  hep aynı insanları bir araya getirmekte, hatta bu insanların oturma düzeni bile değişmemektedir. Bu insanlardan biri de Nevin’dir. Nevin (Türkan Şoray), zengin bir müteahhit olan Mahmut’un (Atıf Kaptan) kızıdır. Nevin arkeoloji okumakta ve erkek kardeşi, halaları ve tabi ki babasıyla yaşamaktadır. Nevin’in annesi ölmüştür ve dayısı Rahmi’nin (Avni Dilligil) Yeşiltepe’de yaşamasına bakarak söyleyebiliriz ki anne tarafı fakirdir.  

Yeşiltepe halkı, Mahmut Bey’in şirketi olan Yeşiltepe İnşaat’a para yatırarak ev sahibi olma hayalleri peşinde koşarken Mahmut işlerini namuslu yoldan yürütmemektedir. Ortağı Sahir Bey’in itirazlarına rağmen malzemeden çalmakta, aynı daireyi iki ya da üç kişiye satmakta ve arsa sahibi olan Halim Ağa’nın (Ahmet Tarık Tekçe) alacaklarını sürekli ötelemektedir. Halim ise kardeşiyle ortak olduğu arsanın satış bedelini düşük göstererek kardeşi Selim’e (Senih Orkan) kazık atmakta ve belalı kardeşinin gazabına uğramamak için dokuz takla atmaktadır.

Kemal ile Nevin arasında bir aşk filizlenirken Kemal Nevin’in okul arkadaşlarıyla da tanışır. Yeşiltepe’de oturan ve sabahları otobüse bir torba insan kemiğiyle binen üniversite öğrencisi Necile’nin (Suna Pekuysal) erkek arkadaşı Veli (Suphi Kaner) bir süre sonra Kemal’in evine taşınır.

Mahalleli tapularına kavuşacağı günleri sabırsızlıkla beklerken Mahmut’un foyaları ortaya çıkmaya başlar. Çifte veya üçlü rezervasyonlar bir bir ortaya çıkar. Kemal’in ev sahibi Sabire hanım da bu çoklu rezervasyonların kurbanı olurken Kemal’in çabası ile evini almayı başarır. Fakat aynı durumda olan bir sürü kişi vardır. Kemal halkın gözünde hak arayıcı olarak öne çıkarken Yeşiltepe İnşaat’ın da gözüne batmaya başlar. Kemal’i yıldırmak için üstüne adam yollarlar ama başaramazlar. Kemal’in Nevin ile olan ilişkisini bilen Mahmut Bey kızını onunla evlendirip Avrupa’ya balayına göndererek ayak altından çekmek istese de Kemal buna razı olmaz.

Şirkette dönen pis işlere karşı çıkan Sahir Bey trafik kazası süsü verilmiş bir sabotajla ortadan kaldırılırken Yeşiltepe İnşaat’ta dönen dolaplar iyice ayyuka çıkar. İş en sonunda gazetelere aksedince Mahmut için sonun başlangıcı gelmiştir. Şirketin durumunun kötüye gittiğini anlayan Halim, arsa parasını almak ister, alamayınca Mahmut ve kızı Nevin’i kaçırarak paraların yerini öğrenir. Halim, Mahmut ve Nevin’i öldürmek üzereyken gelen Kemal ve arkadan yetişen Yeşiltepe halkı onları kurtarır.

Otobüs Yolcuları filmi biçim olarak bir melodramdır. Arasında derin bir sınıf farkı bulunan Kemal ile Nevin’i bir araya getirme uğraşıdır görünüşte. Ama içerik melodramı aşar. Klasik melodramlar gibi sınıf farklığının üzerini alçı üstü saten boya ile kapatmaya çalışmaz. Kemal ile Nevin’in aşkına paralel olarak yürüyen Yeşiltepe halkının hak arama mücadelesi yavaş yavaş filme ağırlığını koyar ve ana hikaye haline gelir. Sınıf farkının nedeni dolaylı yoldan seyirciye aktarılırken her iki sınıfın özellikleri de iyisiyle kötüsüyle izleyiciye aktarılır. Özellikle Mahmut Bey onun etrafında oluşan ilişkilerin ayrıntılı olarak anlatılması ile bu sınıfın iç çelişkileri ve ileride meydana gelecek iç çatışmalar betimlenir: Mahmut, sadece kar etmeyi düşünen bir sermayedardır ve daha çok kazanmak için malzemeden çalmak ve aynı malı birden çok kişiye satmak ve hatta cinayet işletmek gibi her türlü yönteme sıcak bakar. Şirketin küçük ortağı ve mimarı (bir başka diyalogda da mühendisi) Sahir Bey, namuslu bir küçük kentsoylu olarak her şeyin yasal olması konusunda oldukça titiz davranmakta ve bu yüzden İbrahim ve Mahmut ile gelecekte canına mal olacak bir zıtlaşmaya girmekten çekinmemektedir. Halim, kardeşinin de hissedarı olduğu arsayı Mahmut’a 800.000 liraya sattığı halde 200.000’e sattığını söyleyerek kardeşinin payını tırtıklamaktadır. Karşı tarafta ise kentin kenar mahallerinde yaşayan ve hayatını çalışarak kazanmak zorunda olan Yeşiltepe halkı vardır. Genelde kişisel sebeplerden kaynaklanan küçük tartışmalar dışında birbirine sıkı sıkıya bağla olan ama bu bağlılıkları bir türlü toplu hak aramaya evrilmemiş olan Yeşiltepe halkının uğradığı haksızlığa karşı hak aramaları için ilk kıvılcımı çakan ve sürecin ilerleyen kısımlarında yol gösterici olan Kemal olacaktır. Kemal önce Sabire Hanım’ın hakkını arayarak ateşleyici olacaktır. Sonra herkes Kemal’in kendileri namına hak arayacağını sanır. Herkesin Kemal’e gelerek vekalet vermek istediği, Kemal’in ise bunu reddettiği sahnede Kemal’in çaresizliği, Yeşiltepe halkının da hayal kırıklığı dikkate değerdir. Bundan sonraki evrede ise Kemal herkesi kendi hakkını aramaya ikna edecek ve şirketin evini alanlar ile henüz almayanlar arasındaki sürtüşmeyi çatışmaya çevirmeye çalışan ayak oyunlarını boşa çıkararak onlara yol gösterecektir. En sonunda Nevin ve Mahmut’un tutulduğu taş ocağına gelerek onları kurtarmak isteyen Kemal’e oradaki işçilerin bir kısmı saldırınca Yeşiltepe halkı taş ocağını basarak Halim’in adamlarını geri püskürterek “kurtarıcı ve yol gösterici” Kemal’i de kurtaracaktır. Yani bir takım düzeltmelere rağmen Yeşiltepeliler’in kurtuluşu karşı taraftakilerin iç çelişkilerinin yardımıyla ama kendi kaderlerini kendileri yönlendirmek üzere harekete geçmeleri ile gelecektir.. Aslında burada hukukun sınıflar ve sistemler üstü olduğu gibi naif bir yanılgı varsa da aslında senaryo yazarı Vedat Türkali’nin bunu bilmediğini düşünmek ahmaklık olur. 27 Mayıs sonrasındaki göreceli özgürlük günlerinde de olsa bazı şeylerin hala otosansür ile izleyiciye aktarılabildiğini söylemeye bile gerek yok. Netice itibarı ile bu öykü Yeşiltepe halkının yolsuzluğa karşı mücadelesi olsa da aslında hastalıklı ekonomik sistemlerden kurtulmak için kaba taslak bir reçete verme denemesidir. Bu yolda kurgunun yaptığı hınzır kesmeler de ayrıca dikkate değerdir.

Filmin kadrosuna bakınca inanılmaz bir tablo görülür. Ayhan ışık ve Türkan Şoray’ın yanı sıra muhteşem bir Atıf Kaptan, Salih Tozan, Avni Dilligil, Suna Pekuysal, Reha Yurdakul, Mualla Sürer, Senih Orkan, Mehmet Ali Akpınar, Asım Nipton ve Renan Fosforoğlu gibi 60’lı yılların eşiğindeki Yeşilçam’ı Yeşilçam yapan herkes oradadır adeta. Hele 1963 ve 1964 yılında aramızdan ayrılacak olan iki büyük oyuncu vardır ki hala izledikçe içim sızlar: Yeşilçam’ın en popüler kötü adamlarından olan Ahmet Tarık Tekçe içinde Filiz Akın’ın da olduğu otomobilin kaza yapması sonucu 1964’te, o yılların rakipsiz komedyeni olan ve 30 yıllık kısacık yaşamının son 12 yılına 104 film sığdırmayı başaran Suphi Kaner de intihar ederek 1963’te aramızdan ayrılacaktır.

Filmin özgün müzikleri Yalçın Tura tarafından bestelenmiştir. Garajdan çıkan otobüsler eşliğinde giren tema müziği “sıkı durun film geliyor” dedirtecek cinsten olup en iyi Yeşilçam film müzikleri arasında sayabileceğim bir iştir. Müzikler konusunda atlanmaması gereken bir başka husus da taş ocağında türkü söyleyen ozan Raşit’in tanıdık bas bariton sesinin Ruhi Su’ya ait olmasıdır.

Otobüs Yolcuları en önemli filmlerimizden biri olarak, aşk öyküsüne yedirdiği güçlü siyasal vurgular, çoğunlukla özenli yazılmış diyaloglar, dozunda kullanılmış aksiyon sahneleri ile 56 sene sonra bile hem gişeye hem de kalplere aynı başarı ile nüfuz etmeyi başaran gaza getirici bir film olarak büyük insanlığa umut vermeye devam ediyor!

(1) Milliyet Gazetesi, 04/06/1960, 19/06/1960, 25/06/1960, 30/06/1960, 23/07/1960 tarihili sayılarına http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/ adresinden göz atabilirsiniz.

(2) Türk Sinema Tarihi, G. Scognamillo, Sf:300-301, Kabalcı Yayınevi

Yazar hakkında: S. Özgür Ilgın

1977 Yılında Aydın'da doğdu. Üniversitede bir elin parmakları kadar üyesi olan Felsefe Topluluğunun çıkardığı, iki elin parmakları kadar “tirajı” olan Yitik adlı fotokopi fanzinde öykü ve albüm tanıtımları yazdı. Blues, Heavy/Rock, Doom, Thrash, Death, Jazz ve Proggressive müziğe bayılıyor. Sergio Leone'yi David Lynch'i, Stanley Kubrick'i, Metin Erksan'ı, Ertem Eğilmez'i, Nuri Bilge Ceylan'ı, Zeki Demirkubuz'u ve Yılmaz Atadeniz'i çok seviyor, sinema ve müzik gibi eğitiminin olmadığı konularda ukalalık etmekten çok hoşlanıyor.

Bir yorum var

  1. Ebru Yıldırım

    Çok bilgilendirici bir yazı olmuş, kendi adıma teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir