Poutlet Aux Prunes / Azrail’i Beklerken (2011)

Poutlet Aux Prunes: “Jeki bud, jeki nabud… Farsça masallar böyle başlar. Bir varmış bir yokmuş. Bir peri masalıyla başlamış her şey… 1958’de Tahran’daydım. O zamanlar Nasser Ali olarak biliniyordum.”

azraili-beklerken-poulet-aux-prunes_5498181Ve bir gün Nasser Ali ölmeye karar verdi. Tam sekiz gün boyunca Azrail’i bekledi, durdu. Öyle ki hayatında her şeyden çok sevdiği kemanını ve aşkını yitirmiş, amaçsız bir aile babasıydı. Aşkının yerine kemanını koymuştu lakin bir gün kemanı kırılınca yerine koyacak bir şey bulamadı ve Nasser Ali çareyi Azrail’i çağırmakta buldu.

Dilimize “Azrail’i Beklerken” adı ile çevrilen 2011 tarihli 93 dakikalık Fransa, Belçika ve Almanya ortaklığında gerçekleştirilen yapım İran’ın 1958’lerinde geçen bir Fars masalı… Masalı oluşturan isimler daha önce “Persepolis” çizgisinden anımsayacağınız Marjane Satrapi ve Vincent Paronnaud. Masal tadında hatta yer yer çizgi halinde akıp giden hikâye İran’da geçen büyülü ve ölümlü bir macera. İran’ın gizemli atmosferi keman ezgilerine karışıp bizi geçmiş, gelecek ve bugününe baktığımız bir adamın dramına götürüyor. Görüntüde bencil ve ailesine karşı umursamaz bir adam var karşımızda. Fakat içindeki acı çok eski ve tanıdık. Dram dediysek elde mendil, gözde yaş bir seyirlik değil bahsettiğimiz. Mizah anlayışını hiç kaybetmeyen, keyifle duygulandıran bir yapım Azrail’i Beklerken…

16

Nasser Ali’nin gel-gitleri, hayata tutunamayışı ve kaybettiği aşkı ve aradığı ölümü… Film geçmişini kırılmış kemanına gömen bir adamın ekseninden hayatı resmetmeye çalışıyor. İstenen ama elde edilemeyen bir kadın, isteyen ama elde edemeyen bir başka kadın, aranan ama bulunamayan ikinci bir şans ve arada kalan iki küçük çocuk… Masalsı bir dille başlayan hikâye içinde barındırdığı masalları anlatarak bitiriyor döngüsünü. Özellikle Azrail’in Nasser Ali’ye söylediği söz özetliyor aslında yaşamı;

02

“Sadece bir tane hayatın vardı. Ama sen çok geç kaldın!”

Oyuncu kadrosunda ise Nasser Ali karakterini yer yer abartılı bulduğum oyunculuğu ile Mathieu Amalric, istenmeyen eşi Maria de Medeiros, güzeller güzeli İran’ı Golshifteh Farahani canlandırıyorlar. Filmin sürpriz ismi ise Angel-A’dan hatırlayacağımız Jamel Debbouze…

08

Azrail’i beklerken keyifle seyredilecek film yok dediğimiz günümüzde ilaç misali bir yapım olarak çıkıyor karşımıza. Biz Nasser Ali gibi ölmeye karar vermedik lakin hepimiz günün sonunda Azrail’i bekliyoruz. Bazen unutuyoruz da “Sadece bir tane hayatımız var!” Geç kalmamak için elimizdekilere sarılmamız gereken…

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir