Ratatouille (2007)

“Herkes yemek yapabilir!”

Remy bir faredir. Fakat kendi türünden hatta birçok yaratılmıştan onu ayıran özel bir yeteneğe sahiptir. Koku duyusu sayesinde yiyecekleri birbirinden ayırabiliyor hangisinin birleşiminin daha büyük bir lezzet yaratacağını biliyordur. Remy bu özelliğini ne babasına ne de klanına anlatabilmiş değildir. O tatların mükemmel birleşiminin bir müzik gibi ruhu uçurabileceğine inanmaktadır. Fakat babası için yemek sadece bir yakıttır ve seçici davranmak sadece içlerindeki makinenin hareketini engellemektedir. Remy bu sözlere kulak asmaz hayranı olduğu şef Gusteau’ın yolundan gitmeye niyetlidir. Bir gün yine kaçak konakladıkları evde o mucize şefini TV’de izlerken yakalanır ve kaçışı onu yemeğin en iyi piştiği ve bir sanat sayıldığı yere, Paris’e getirir. Bundan sonrası hareketli bir macera ile başlayıp kendini kanıtlama çabası eşliğinde devam eder. Remy bir aşçı olmalıdır. Kim ne derse desin…

936673427_0d6dcde942_z

“Geride bıraktıklarına odaklanırsan, önünde seni bekleyenleri göremezsin.”

2007 yapımı animasyonun yönetmeni Brad Bird… Seyir boyunca sizi alıp götüren müziklerinin mimarı ise Michael Giacchino. Animasyona ismini veren Ratatouille ise yerel bir Fransız yemeği. Yapım benim geç keşiflerimin arasına girmekle beraber seyretmekten büyük keyif aldığım ve stresimin tümünü alıp götüren bir ilaç oldu ilk kez seyrettiğimden şu ana kadar. Özellikle de film boyunca dönüp duran Fransız şarkıcı Camille’nin seslendirdiği “Le Festin” adlı parça…

Vizyona girdiği dönemde olumlu eleştirileri başarılı bir gişe ve Oscar ödülüyle taçlandıran hikâye izlenesi ve huzur veren bir macera ve sonunda geçen sözleri ise dinlemekte fayda var. İyi seyirler…

938214840_fd1b2f990d_z

“Eleştiri yapmak pek çok açıdan kolaydır. Yaptıkları işi ve kendilerini, beğenimize sunan insanlarla kıyaslandığında keyifli olduğu kadar rahat bir konuma sahibiz. Olumsuz eleştiriler yazmak ve yazılanları okumak zevklidir. Ama mükemmellik takıntısına sahip olan bizlerin, yani eleştirmenlerin yüzleşmesi gereken acı gerçek şudur ki, eleştirilerimizde tadını iğrenç olarak nitelendirdiğimiz şeyler başkaları için muhtemelen daha büyük anlamlar içermektedir. Ama bir eleştirmenin elini taşın altına sokmasını gerektiren zamanlar vardır. Ki bu da yeni bir şey keşfedip onu savunmaktır. Yeni yetenekler ve yeni buluşlar çoğu kez kabul görmez. Yeninin dosta ihtiyacı vardır! Herkes büyük bir sanatçı olamayabilir, ama büyük bir sanatçı her yerden çıkabilir!”

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir