Rofuto / Loft (2005)

2005 yılı mahsulü Rofuto / Loft, sevdiğimiz yönetmenlerden Kiyoshi Kurosawa tarafından yönetilmiş olan Japonya / Güney Kore ortak yapımı bir film.

Writer’s block denilen kısırlığa yakalanan genç kadın yazarımız Reiko yeni ilhamlar peşinde oturduğu yerden taşınmaya karar verir. Editörünün de yardımı ile kırsalda iki katlı büyük bir eve taşınır. Evin hemen arkasında Sagami Üniversitesine ait pek kullanılmayan bir araştırma merkezi vardır. Aynı üniversitenin arkeoloji bölümünde çalışan Profesör Yoshioka bu izbe merkezde, evin yakınlarındaki bataklıkta bulduğu bin yıllık bir mumya üzerinde araştırmalar yapmaktadır. İkili kısa sürede kaynaşır. Bu arada ikilimizin romantik süreçlerine engel olan bir takım problemler baş gösterir. Bin yıllık mumyanın laneti, evin daha önceki kiracısının hayaleti ve editörün de işin içinde olabileceği bir cinayet davası iç içe geçerek Reiko ve Yoshioka’nın yaşamlarına çok derinden nüfuz eder.

Konusundan görüldüğü üzere Rofuto birçok klişe barındırmasına rağmen iyi bir korku filmi izleyeceğimizi vadeder gibi duruyordu. (En azından konusunu okuduğumda ben böyle hissetmiştim.) Bir de yönetmen koltuğundaki isim Kiyoshi Kurosawa olunca filmi izlemek kaçınılmaz oldu. Kurosawa’nın çıkış filmi Cure (1997) başarılı olmasının yanı sıra bir o kadar zor ve izleyiciyi içine almakta problemler barındıran bir film idi. Farklı izleyici profillerinden farklı tepkiler almasına rağmen, gerek atmosferi, gerek anlatım dili ile tuhaf bir çekiciliği vardı ve Kurosawa, Cure sonrası takibe aldığım yönetmenlerden oldu. Nitekim Korei (Seance, 2000), Kairo (Pulse, 2001) ve Dopperugenga (Doppelganger, 2003) filmleri ile sağlam bir çizgi yakaladı. Özellikle her filminde gördüğümüz başarılı atmosferler ile kendine özgü bir sinema dili yarattı.

Rofuto’ya dönersek, en başta filmin şu ana kadar bahsi geçen diğer Kurosawa filmlerinden daha zayıf olduğunu söyleyerek söze başlamak gerek. Özellikle senaryo çok sıkıntılı. Filmin ilk 40 dakikası Kurosawa filmlerinden alışageldiğimiz dingin bir havada seyrediyor. Kurosawa bu süreçte atmosfer yaratmada her zamanki gibi başarılı. Ancak Reiko ve Yoshioka tanışması sonrasında gelişmeye başlayan mumya, hayalet ve cinayet ana başlıkları ile adlandırabileceğimiz olay örgüsü bir türlü istediği tempoya ulaşamıyor. Finale kadar topallayarak ilerliyor ve çok zayıf kalan final ile noktalanıyor. Hele sonlara doğru gelişen arızalı romantizm evlere şenlik. Senaryo dışında çok daha rahatsız edici bir başka nokta ise filmin kurgusu. Barındırdığı inanılmaz kurgu hatalarını artık birçok amatör filmde bile görmek gerçekten çok zor. Oyunculuklar vasatın çok altında. Bazı sahnelerde ise anlam veremediğim deneysel çekim açılarına yer verilmiş.

Sonuç itibariyle daha önce Kiyoshi Kurosawa filmi izlememiş olan bünyelere tavsiyem Kurosawa izlemeye bu film ile başlamamaları olacak. Öte yandan benim gibi Kurosawa hayranlarının ben ne kadar kötülesem bile bu filmi izlemeden edemeyeceklerini biliyorum.

Yazıyı filmin başında verilen mısralarla bitirmek istiyorum;

Seeking eternal beauty
She fell into swamp and lay there, preserved
After a thousand years
She awoke to put her curse on me
A terrifying cure, a curse for all eternity.

Öteki Sinema için yazan Murat Kızılca

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir yorum var

  1. Reiko’nun yazma sıkıntısını kırsaldaki bir eve çekilerek çözmeye çalışması ve başına kötü şeylerin gelmesi akla hemen Misery‘yi (1990) getiriyor. Evinin hemen arkasındaki araştırma merkezini gözetlemesi ve gördüklerinden şüphelenerek araştırmaya başlaması ise Rear Window‘u (1954).

    Bir de nedense filmin bütününü düşündüğümüzde bana fazlasıyla Swimming Pool‘u (2003) anımsattı. Tabii ki kabaca. Sonuçta örneklenen filmlerin hepsinden çok farklı Loft.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: