Sahipli, Masum Kadar Ses Getirir mi?

Türkiye’nin çiçeği burnunda online dizi-film platformu BluTv, Masum’un ardından ikinci özgün yapımı Sahipli ile bir kez daha huzurlarımızda. Korku sinemasının ülkemizdeki en başarılı temsilcilerinden olan Alper Mestçi’nin yönetmen koltuğunda oturduğu dizi, dişe dokunur bir gerilim vaat etmesinin yanı sıra birçok soru işaretini de beraberinde getiren yapısıyla merak uyandırıyor. Henüz ilk iki bölümü yayınlanan Sahipli ile ilgili sorulması elzem olan soru; BluTv’nin bir önceki projesi Masum kadar adından söz ettirip ettiremeyeceği. Dilerseniz gelin bu sorunun cevabını hep birlikte arayalım.

8 bölüm yayınlanan ve izleyen herkesi adeta mest eden Masum, şimdiden birçokları için tarihin en iyi Türk dizisi konumuna yerleşmiş durumda. Gerek hikâyesi, gerek Seren Yüce’nin ustaca dokunuşları, gerekse yetenekli oyuncularının üst düzey performansıyla adeta usta işi bir proje olduğunu dosta düşmana kanıtlamıştı Masum. Tabii dizi bu kadar ses getirince, kendinden bir sonra gelenin de onunla kıyaslanmaması adeta kaçınılmaz bir süreç halini alıyor. Bu da esasen Sahipli’nin en büyük dezavantajı olarak karşımızda.

Dizinin yayınlanan ilk iki bölümden sonra diyebilirim ki; Sahipli de en az Masum kadar kalite kokan bir iş. Ancak Masum’un damakta bıraktığı tadın henüz taze olması ve uzun zamandır böylesine üst düzey bir işle karşılaşmamış olmamız, ister istemez Sahipli’nin gizemli atmosferine gölge düşürüyor. Esasen Masum’dan sonra hangi dizi gelirse gelsin, birtakım eleştirilere maruz kalıp, selefiyle kıyaslanmak zorunda kalacaktı. Tabii olay mukayese etmeye geldiğinde de Sahipli için yapılan olumsuz eleştiriler birbiri ardını izlemekte.

Önce şurada anlaşalım. Evet, Masum her bir anıyla muazzam ve tadına doyulmaz bir projeydi. Ancak ona iyisiyle kötüsüyle 8.bölümün sonunda veda ettik. Ve artık Masum ile kurduğumuz gönül bağını bir kenara koymanın vakti. Çünkü objektif bir şekilde yaklaştığımızda, zevkle izleyebileceğimiz ve hiç de kötü olmayan bir projeyle karşı karşıyayız.

Gel gelelim Sahipli’nin bize bahşettiklerine. Öncelikle karşımızda sağlam temeller üzerine kurulmuş ve korku türünün ülkemizdeki uzmanlarından Alper Mestçi’nin elinde şaha kalkması beklenen bir hikâye var. Tabii dizinin bir nebze de olsa sakin başladığını söylemekte de yarar var. Ancak bu sakinlik daha çok, yavaşlığını finale doğru koşar adımlara çevirecek bir atletin kendine güvenişini andırıyor.

Alper Mestçi filmografisine hâkim olanların bileceği üzere, yönetmen aslında bizlere oldukça farklı bir iş sunmuyor. Aksine onun filmlerinden alıştığımız dokunuşları Sahipli içinde de bulmak mümkün. Ancak 100 dakikalık bir hikâyeye oranla, bu sefer uzun bir periyoda yayabileceği ve rahatlıkla yoğurabileceği bir mayaya sahip. Bu da hem karakterleri geniş bir yelpazede ele almasına olanak sağlıyor hem de izleyici ile arasında kurması elzem olan bağı rahatlıkla güçlendirmesi için elini kuvvetlendiriyor.

Sahipli, soru işaretlerini ardı ardına sıralayan yapısı ve gizemli atmosferiyle de korku seviyesini yukarılara taşıyacağa benziyor. Her ne kadar tempo düşüklüğünden ötürü şimdilik pek ürkütmese de bu sorunu ilerleyen bölümlerde aşacağını ve finaline doğru öldürücü yumruğunu olanca kuvvetiyle indireceği kanaatindeyim.

Dizinin ilk iki bölümüne genel olarak baktığımızda ise, birbirinden bağımsızmış gibi görünen ancak çorap ipliği gibi birbirine bağlı birçok karakterin hikâyede var olduğunu görmekteyiz. Alper Mestçi ilk olarak karakterlerin kendi içlerindeki problemleri bize tanıtırken, daha sonrasında hepsinin ortak bir noktada bulaşacağının sinyallerini de vermekte. Tabii bunu yaparken dini motiflerden ve doğaüstü unsurlardan da sonuna kadar yararlanan yönetmen, bir yandan alıştığımız tarzından kesitler sunarken bir yandan da dizi çekmenin vermiş olduğu geniş hareket alanından da yararlanmakta. Bunu şimdilik bazı noktaları izleyiciye bırakarak yapmayı seçen Alper Mestçi, ilerleyen bölümlerde vananın kapaklarını açabilmeyi başarırsa şayet, tadına doyulmayacak ve en az Masum kadar izleyicinin ilgisini çekebilecek bir işi bizlere sunmuş olacaktır.

Sahipli’nin en zayıf karnı ise oyunculuklar. Dizinin sürpriz atı olmaya aday Aziz karakterine hayat veren Ferit Kaya dışında, pek tatminkarlık sağlayan bir performans karşımıza çıkmıyor. Ancak hikâyenin durağanlığından ötürü, oyuncu performanslarının da fazla göze batmadığını söylemekte yarar var. Dizi ile ilgili değinilmesi gereken bir diğer husus ise sinematografisi. Soluk renklerle, kasvetli havasını izleyenlerine aktarmayı başaran dizi, televizyonlarda gördüğümüz muadillerine oranla da fark yaratmayı başarıyor.

Şöyle dönüp arkamıza baktığımızda, Taylan Biraderlerin çektiği Sır Dosyası ve Çağan Irmak’ın hazırladığı Kâbuslar Evi serisinin dışında pek de elle tutulur bir korku dizimizin olmadığını görmekteyiz. Sahipli, en azından bu alandaki boşluğa türe hâkim yaratıcılarıyla birlikte tatlı bir heyecan katacaktır. Dizi bittiğinde ne olur, ne biter bilinmez ancak en azından şunu söyleyebilirim ki; Sahipli, artarak gelecek korku dizilerinin ilerde öncüsü olarak anılma potansiyeline sahip bir iş.

BluTv’nin ikinci özgün dizisi olarak karşımıza çıkan Sahipli, durağan başlayan ama ilerleyen bölümlerde izleyenlerini içine çekebilecek yapısıyla dikkat çeken bir dizi. En başta sorduğumuz soruya geri dönecek olursak Sahipli, objektif yaklaşıldığında ve Masum’un koyduğu çıtanın görmezden gelinmesi durumunda en az onun kadar ses getirmesi muhtemel; farklı ve başarılı bir iş. Alper Mestçi gibi korku türünün piri olarak kabul edebileceğimiz bir ismin elinde, şahlanma potansiyeline sahip olan dizi, ilk iki bölümün eksilerini ilerleyen bölümlerde kapatabilmeyi başardığı takdirde, Masum gibi dost meclislerinin en önemli gündemlerinden biri olacaktır. Yolu açık olsun… [PC-Popup id=1]

Yazar hakkında: Polat Öziş

1992 İzmit doğumlu… Küçük yaşlarda tanıştığı Yeşilçam filmleri sayesinde sinema en büyük tutkusu oldu. Sonrasında ilginç bir şekilde Muğla’ya İktisat okumaya gitse de tutkusundan vazgeçemedi ve sinemayla ilgili çalışmalar ortaya koymaya başladı. İzledi, düşündü, çekti. Sonunda ise filmler hakkında yazmaya başladı. Film Arası Dergisi, Film Hafızası ve Öteki Sinema’da çok sevdiği filmler hakkında yazmaya devam ediyor.

Bir yorum var

  1. Mansur Yıldırım

    Baştan sona zevkle okudum güzel bir eleştiri olmuş teşekkürler polat öziş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir