Sennentuntschi (2010)

2010 yılı mahsulü Sennentuntschi, Michael Steiner tarafından yönetilmiş olan İsviçre yapımı bir film. Curse of the Alps olarak da bilinir.

Filmin ismini ilk kez Can’ın bu seneki Frightfest günlüklerinde gördüm. Festivalin son gününde kendine yer bulmuş, ‘İsviçre’nin ilk tür filmi’ iddiasıyla ortaya çıkmış, sırtını bir halk öyküsüne yaslayan hayaletli bir dedektiflik filmi gibi detaylar Sennentuntschi’yi izleme isteğimi körüklemeye yetmişti.

İsviçre Alpleri’nde küçük bir kız annesi ile mantar toplarken genç bir çocuğa rastlar. Çocuk elindeki ayna ile küçük kıza yol gösterir. Küçük kız gösterilen yerdeki mantarları toplarken çürümeye yüz tutmuş bir ceset bulur. Olay yerine gelen polis ve adli tıp ekipleri cesedin otuz yıllık olduğunu tespit ederler. Cesedin yerini gösteren çocuk ortadan kaybolur. Küçük kız, kendisine gösterilen fotoğraflar arasından çocuğu teşhis eder, ama işin garibi fotoğraf, çocuğun kaybolduğu tarih olan 1975 yılına aittir. Tam bu noktada, polis ile kızın annesi arasındaki diyaloğu buraya almazsam çatlarım:

Polis: “Bu mümkün değil. Bu fotoğraf, çocuğun kaybolduğunun bildirildiği 1975 yılında çekilmiş. Yani bana kızınızın bir hayalet gördüğünü mü söylüyorsunuz?”

Anne: “Buralarda hayaletlere inanmayan başka bir polis daha vardı.”

Bayılıyorum böyle hamasi diyaloglara. Buradaki diyalog, slasher filmlerinin olmazsa olmazı “oraya gitmeyin, orada çok kötü şeyler oldu” diye uyaran yaşlı adam karakterinin yerine konmuş olsa gerek. Neyse filme dönelim.

Bahsini uzattığım diyalogdan sonra film 1975 yılına gider. İsviçre Alpleri’nde, küçük ve ıssız bir köy olan Trepunt’daki kilisede genç bir kayyum (sacristan) intihar eder. Kayyumun cenaze töreni sonrası mezarlıktan dönen ahali, genç bir kız (Roxane Mesquida) ile karşılaşır. Yüzü gözü pislik içindeki kızın üzerinde iç çamaşırlarının dışında bir tek sıkı sıkıya sarıldığı bir battaniye vardır. Köydeki tek polis olan Reusch (Nicholas Ofczarek) tek kelime konuşamayan kıza sahip çıkar. Kahraman polis dışındaki herkes, rahibin önderliğinde, kızın şeytan olduğunu, kayyumun ölümünden sorumlu olduğunu ve hemen öldürülmesi gerektiğini savunur. Reusch, kızı canı pahasına korumaya girişir.

Bu esnada köyün dışındaki dağın tepesinde yaşayan Albert ve Erwin isimli çobanlar şehirden gelen gizemli bir konuğu misafir etmekle meşguldur. Martin isimli şehirli (güya) çiftlik hayatını öğrenmek için ikilinin yanına gelmiştir. Köyde gelişen olaylar bir süre sonra (ya da önce) köyün dışındaki üçlüyü de etkiler. Kız nerden ve nasıl gelmiştir? Kayyumun ölümüne kim sebep olmuştur? Bu gibi soruların yanıtını bulmak elbette ki kahraman polis Reusch’a düşer.

Sennentuntschi, yazının başında da belirtildiği gibi, yerel bir halk öyküsünden çıkışla, modern zaman polisiyelerine öykünen bir gerilim filmi. Başrolde aniden ortaya çıkan ve tek kelime konuşamayan genç kızın olduğu iki ayrı hikaye anlatılıyor, köyde ve köyün dışındaki kulübede geçen iki ayrı hikaye. Bu iki hikayeden hangisinin önce, hangisinin sonra olduğu mevzusu ilk yarı boyunca muallakta kalıyor. İzleyiciyi merakta bırakıp devamlı sorular sorduran bu bölüm bir parça kafa karıştırıcı olabiliyor, ancak ikinci yarıda taşlar ufak ufak yerine oturmaya başlıyor. En sonunda yapbozun kayıp parçaları birer birer yerine yerleşiyor ve böylece ana resmin tamamı görülebiliyor. Her zaman söylerim, ‘sabırlı izleyici kazanır’ diye. Sennentuntschi, sabırlı izleyiciler için özel ödülleri olan bir film.

‘Sennentuntschi’ ismi verilen İsviçre Alpleri’ne ait yerel halk öyküsünü filmde anlatılana göre özetleyelim: “Alpler’in tepesinde yalnız başlarına yaşayan üç çoban hayallerini süsleyen kadını yaratmak için süpürge, saman ve çaput kullanırlar. Şeytan onlara merhamet gösterir ve bu süpürge kadına can verir. İşte bu canlanan kadına ‘Sennentuntschi’ denir. Ev işlerini ve ütüyü yapar, çamaşır yıkar, kahve yapar. Gece olduğundaysa üç adamın cinsel ihtiyaçlarını giderir. Ertesi sabah üçlünün keyfine diyecek yoktur. Fakat kadın aniden değişir ve öç almak için hepsini öldürür. Derilerini yüzüp içlerini doldurarak hepsinden birer kukla yapar.”

Filmde bahsi geçen halk öyküsüne benzer bir takım olaylar vuku buluyor. Zaten film boyunca izleyicinin kafasındaki soru işareti aniden ortaya çıkan kızın ne olup ne olmadığı ile ilgili. En iyisi cevapları bir kenara bırakalım, nasıl olsa Reusch hepsini birer birer bulacak.

Sennentuntschi için öyle ahım şahım bir film diyemem ama göz ardı edilemeyecek önemli artıları bulunuyor. Karmaşık olay örgüsüne rağmen ilgiyi her daim ayakta tutmayı başaran senaryosu için bir alkış. Başta Ofczarek ve Mesquida olmak üzere sağlam oyuncu performansları ve görkemli görüntülerin eşlik ettiği etkileyici yönetim için de bir alkış. İsviçre Alpleri’nin ve Roxane Mesquida’nın fon olarak seçilmesi ise filmin es geçilemeyecek bonuslarından. Alpler ve Mesquida seçimi için kocaman bir alkış.

‘İsviçre’nin ilk tür filmi iddiasıyla ortaya çıkmış’ Sennentuntschi, iddiasının altında ezilmiyor. Birçok türün başarıyla iç içe geçtiği yapımı başta polisiye ve dedektif filmlerine düşkün bünyeler olmak üzere bütün ‘Öteki Sinema’severlere tavsiye ediyorum.

Öteki Sinema için yazan Murat Kızılca

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir