Siccin 2 (2015)

Türk korku sineması giderek artan hızda ve sayıda örnekler vermeye devam ediyor ancak bir tür sinemasına sahip olup olmadığımız sıkı bir tartışma konusu olur. 50’lerin başından 90’ların sonuna kadar bir elin parmaklarıyla sayılabilecek kadar az örnek veren ve bunların tamamı dışarıda tutmuş filmlerin replikalarından ibaret olan Türk korku sinemasının yeni ateşleyicisi Hasan Karacadağ’ın [email protected] serisi oldu. İlk [email protected] filmi de aslında bir replika (Kairo) olmakla birlikte seyircinin cin filmlerine olan ilgisini işaretlemesiyle öne çıktı ve “cin korkusu” halen devam eden bir furyaya dönüştü. Arada farklı şeyler denense de “yerli korku filmi” denilince akla ilk gelenler bu alt türe ait olanlar…

Türün en önemli temsilcisi kimdir diye sorarsanız? Çoğu insan Hasan karacadağ diyecektir ama tutmuş yabancı korku filmlerindeki fikirleri hunharca yağmalaması ve Dabbe: Zehr-i Cin’den önceki filmlerinde pek hoşuma gidecek bir şey olmaması sebebiyle onu sadece “furya başlatıcı” olarak görüyorum. Bana göre bu türde en iyi örnekler her zaman Alper Mestçi’den geliyor. İki Musallat, iki de Siccin filmi çeken Alper Mestçi’nin türe, diğerlerine göre, çok daha farklı ve ileriye götürmek amaçlı yaklaştığını düşünüyorum.

17499483678_a78e591849_z

Gelelim yönetmenin son filmi olan Siccin 2’ye… Alper Mestçi bir kez daha büyü musibetini odağına alıyor ve bir aile dramını oldukça korkunç bir seyirliğe çeviriyor. Siccin 2’yi izlediğimde şunu fark ettim; bu filmdeki insanlar bu ülkede yaşıyorlar, onlar bizim küçük insanlarımız, düşük maaşla kötü işlerde çalışan, kötü evlerde oturan, yoksulluk yüzünden haset duygusuyla kavrulan, akraba ilişkileri sıkıymış gibi görünen ama yozlaşmaya müsait, bireyselleşme imkanı bulamayan insanlar… Büyü bu insanların hayatında önemli bir yer tutuyor, başları ağrısa “biri sana büyü yapmış” yorumuyla karşılaşıyorlar ve ne ilginçtir ki evlerden, yastıkların içinden, koltuk altlarından, saksıların içinden büyüler, muskalar çıkıyor. Türkler dindar bir toplum olmakla övünürken, şamanist geçmişimizden ötürü belki de, büyüden medet umuyorlar.

Alper de büyünün yol açtığı belaları konu edinen filmler çekiyor. Filmlerinde bir iki hızlı kesme ile geçiştirmediği oldukça iyi ‘büyü ritüeli’ sekansları var. Bu defa belaya yol açan büyünün adı 41 dikiş büyüsü… Yapması da, çözmesi de zor!

17064828544_1fe7201c23_z

Siccin 2’de korku filmi olmasa bile seyredilebilecek kadar düzgün, dramatik açıdan güçlü bir hikaye var. Böö yaparak korkutacak cinlere bahane değil bu hikaye, ciddi bir aile dramı içeriyor ve bu ailenin başına gelenler, gazetelerde okuduğumuz, gerçekten olabilecek şeyler, hikaye açıldıkça işin içine öbür dünyanın ifritleri ve bu dünyanın kıskançlıkları giriyor, dram yerini oldukça ürkütücü korku sekanslarına bırakıyor ve ilk Siccin filminden çok daha iyi bir final çözümlemesi ile seyirci salondan mutlu ayrılıyor.

Siccin 2’de mutlaka övmem gereken başka bir şey daha var keza ilk filmde de böyleydi. Alper Mestçi’nin plastik makyaj ekibi çok iyi çalışıyor ve ortaya gerçekten etkileyici sonuçlar çıkarıyorlar. Bütçesiz korku filmi çekmek için uğraşan bazı sinemaların yaptığı gibi basit bilgisayar efektleri ile ağız burun yamultarak seyirciyi korkutmuyor Siccin filmleri, bu açıdan “cinli korku filmi” çekmek isteyenler için en doğru örnek yine Siccin serisi olacaktır.

Peki, filmin hiç mi eleştirilecek bir tarafı yok? Elbette var, mesela dramatizasyonu arttırmak için kullanılan müzik o kadar yoğun ve öyle üstte kalıyor ki bazı sahnelerde sinema filmi değil de dizi izlediğimiz etkisini yaratıyor. Neyse ki filmin ikinci yarısında korku sekansları ağırlık kazandığı için müzikal tema daha minimal notalara kavuşuyor. Bir de, sanırım ilk filmin castı daha başarılıydı, yanlış anlaşılmasın; devam filminin oyuncuları da başta Şeyda Terzioğlu olmak üzere ellerinden geleni yapıyorlar, kendisinin oyununu oldukça beğendim çünkü başrol abartıya kaçtığı anda absürt komediye dönüşebilir korku filmleri ama burada öyle bir sıkıntı yok.

Alper’in Siccin serisine devam edeceğine inanıyorum. Aslında filmini Temmuz başında vizyona sokarak risk alıyor ama bence seyircisi bol olacaktır. Her ne kadar Türk sinema seyircisi yaz aylarında sinemaya gitmek yerine sahilde çekirdek çitlemeyi tercih etse de Hasan Karacadağ’ın deneyip başardığı bir şey bu… Korku filmlerinin yazı kışı olmuyor.

17499765890_55bbee73ce_z

Uzun lafın kısası: Alper Mestçi’nin artık korku filmi çekmek konusunda iyice ustalaştığına inanıyorum. Her zaman söylediğim şeyi bu yazıda da tekrarlayacağım ama komediye hiç bulaşmasa da hep bu sularda yüzse çok iyi olacak… Komedide yönetmen olarak çok fazla kendini göstermiyor, daha ziyade başroldeki komik karakterin performansına muhtaç bir film oluyor bunlar ama iş korku filmine gelince Alper bütün sinemacılık hünerlerini kullanmaya başlıyor.

Siccin 2’yi korku filmi seven herkese tavsiye ederim. Umarım bu filmler Türk izleyicisiyle sınırlı kalmaz ve en azında dışarıdaki DVD pazarında yayılabilirler çünkü şu anda Türk yönetmenler kadar cin temasına hakim kimse yok ve bu batılı seyirci için hala çok yeni… Siccin 2’deki kısacık cinli ev sekansı Poltergeist filminin toplamda yarattığı ürkütme hissinden fazlasını başarıyor. Bunlar yabana atılacak şeyler değil, hele bir de düzgün işleyen hikayesi varsa… Korka korka izleyiniz!

MURAT TOLGA ŞEN / [email protected]

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

17 Yorumlar

  1. alper mestçi’nin son 2 filminde birebir hasan karacadağ’ı taklit ettiği gerçeğini atlamışsın tolga.çarşaflı cinlerden tut,makyaja,kuranlı ses efektlerinden tut,detay büyü sahnelerine kadar hepsi karacadağ’ın özellikle son 3 filminden esinti.mestçi de başarılı ama kesinlikle bir sinemacı olarak hasan karacadağ kurguya ve olaya çok daha hakim.bu benim görüşüm,seninkine de saygım var tabiki.

  2. Bu saydıklarının hepsi, özellikle Kuranlı ses efektleri, Karacadağ daha kullanmayı akıl etmemişken Alper Mestçi’nin repertuarındaydı. Musallat fragmanını izler misin?

  3. Kesinlikle ilk kez musallat’ta kullanıldı. Taklit ve esinti varsa hasan karacadağ musallat’tan esinlenmiştir.

  4. birincisi musallat dabbe filmininin gişe başarısından 2 sene sonra çekilmiş bunu hatırlatayım ayrıca musallat filminde yukarda saydıklarımdan ezan’dan başka bir şey yok tolga,karıştırıyorsun.ben bütün filmleri ezbere biliyorum.çarşaflı cinler,çarpılanlara yapılan makyaj,kuranlı ses efektlerinin hepsini ilk karacadağ kullanmıştır.sana kronolojik ve sahne sahne açıklamasını yapabilirim.kaldı ki alper mestçi filme bulacağı ismin dabbe gibi etkili olması için tüm kuranı aramış taramış,bişey bulamayınca sonunda cinlerle hiç alakası olmayan siccin kelimesini bulmuş belli ki :)
    neyse seni seviyorum ilgiyle siteni takip ediyorum tolga’cım ama dediğim gibi yanlış bilgiye katılmam imkansız.
    ayrıca mestçi’nin karacadağı içerik olarak taklit etmesi-filmini temmuz’da vizyona sokması-bunlar kötü şeyler değil.gerilmeye gerek yok.teşekkürler

  5. Sevgili Sedat Bey, sorunuza yanıt verdim ancak gerildiğimi de nereden çıkardınız, ünlem falan da kullanmamışım oysa… Şimdi gelelim meseleye;

    İlk Dabbe filmi, Kiyoshi Kurosawa’nın Kairo filminin (Daha sonra Hollywood haklarını alarak Pulse adında remake yaptı) plan/sekans kopyasıdır. Buna rağmen Hasan Karacadağ’ın furya başlatan kişi olduğunun altını çizdim, tek başarısı da budur bana kalırsa… 2 yıl sonra Semum filmi ile bambaşka türde ama yine fikir yağmalayıcısı bir film çekmiştir, tutmayınca da Dabbe serisine geri döndü ve berbat Dabbe 2’yi çekti.

    Alper Mestçi’nin 2007’de çektiği Musallat filmi Karacadağ’a kendi başlattığı furyada dahi ilham vermiş bir filmdir. Sonraki Dabbe filmlerinde yönetmen kendini oldukça geliştirdi ama yine de Paranormal Activity’lerden falan ilham almaya! devam etti :)

    Hasan Karacadağ bize “Japonya’da el üstünde tutulan harika Türk yönetmen” olarak lanse edildi ama işin rengi benim eski sitede (midnight.blog) yazdığım Dabbe Vs. Kairo yazısıyla anlaşıldı. O yüzden ortak dostlarımız olmasına rağmen benden hoşlanmaz. Bu arada “seti cinler bastı” gibi tuhaf PR çabaları da vardır kendisinin, ayrıca bir röportajında “Avrupa korku sineması bitti” diyecek kadar da ileri gider. (ne bitmesi yahu, tam gaz devam ediyor:)

    Merak etmeyin, ben de bütün bu filmleri, üstelik sinemada, izliyorum. Yazılarımda da Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim ediyorum ancak kimin ne yaptığı da ortada… Alper Mestçi’nin filmlerinde Kimono giymiş bir Türk komiseri görmeyeceksiniz hiçbir zaman, yerelleştirme başarısı derken bunu kastediyorum :)

    Ayrıca tür sinemasında herkes birbirinden bir şeyler alır. Ringu’nun yönetmeni Hideo Nakata kendi ağzıyla “The Changeling (Peter Medak-1980) olmasaydı Ringu da olmazdı” demiştir. Bunları bir beslenme yolu olarak düşünelim ama ilk Dabbe’nin savunulacak bir tarafı yok. İki ayrı ekranda Kairo ile aynı anda başlatın, ne demek istediğimi anlarsınız. Oysa Hasan Karacadağ bu filmin senaryosunun kendisine ait olduğunu iddia etmektedir.

    Son olarak; “Tolga’cım” diye hitap ediyorsunuz, sizinle bir ahbaplığımız var mı acaba? Çıkaramadım çünkü… Öteki Sinema’ya ilgi alakanız için çok teşekkür ederim, eksik olmayın.

  6. Karacadağ 10 tane film çekmiş,son filmleri mükemmele yakın ama sen hala dabbe’desin.
    gerçi ben senin hasan karacadağ’a bu kadar düşman olduğunu bilseydim hiç girmezdim mevzuya,
    ne diyeyim ki, sana bol musallatlı günler tolgacım:)

    bu arada tolgacım diye hitap etmemin sebebi tamamen bu siteye ve sana olan sevgimdendir.

    çünkü içerik çok çok iyi,dil çok samimi.

    başarılar.

  7. Alper Mestçi bu işin piridir, üstadıdır. Bu tartışmayı filmlerden çıkan izleyicilerin yorumlarına bırakırsanız zaten anlaşılacaktır. Hasan Karacadağ Eyfelse Alper Mestçi Burj Khalifadır

  8. Bu gibi siteleri takip edip yorum, elestiri yapacak kadar sinemaya merakli olup da, hasan karacadag sibemasini ciddi ciddi begenen insanlar olmasi gercekten sasirtici

  9. Tolga Bey, adama siz diye hitap ediyorsunuz adam size ısrarla ”sen-tolgacım” yazıyor.
    Sabırlı adamsınız vesselam :)
    Bu arada ‘sen’ epey saçmalamışsın ‘sedatcım!’. Dabbe nedir yahu, bu ülkede yapılmış en iyi korku filmi musallat’dır, nokta.

  10. Hasan Karacadağ filmleri çok basit efektlere sahip izleyiciyi sadece yüksek garip sesler çikararak korkutmaya yönelik filmler. Hasan Karacadağ’ın izleyici kitlesi bilinçsiz ve kalitesiz kişilerden oluşurken Alper mestçinin izleyici kitlesi daha kaliteli bilinçli ve eğitimli kişilerdir bunu bizzat gözlemledim. Alper mestçinin kullandığı efektler okadar gerçekçi ki kendinizi sanki o filmin bir karakteri olarak hissettiriyor size. Hasan Karacadağ’ın efektleri ise basit bi cizgi filmi efektlerinden öteye gidemiyor. Bence Alper Mestçi ve Hasan Karacadağı kıyaslamak Alper mestçiye büyük bi hakaret. Alper mestçi bu türün özgün bir temsilcisi . başarılarının devamını diliyorum

  11. Bence filmin finali basit olmuş ve e seyirci beklentini karşılamıyor filmin finali havada kalıyor korku görselleri yetersiz
    Kimse kimseyi kandırmasın film çok basit bir konuya sahip ve ilgi çekici değil katilin uşak çıkması gibi bir şey
    Keşke dahaiyi olabilseydi

  12. Özellikle evdeki mezarlık ve cinli ev sahneleri inanılmazdı. Annenin çarpılması da çok şaşırtıcı olmuş, sinema salonundakiler hep birlikte makiniste doğru baktı :=)

  13. Türkiye son on yılda Korku Sinemasında çok önemli yerlere geldi, sadece Cin konusu değil bu sene Kayıp Köy-Helak diye de bir film çekildi, bence Mestçi olsun, Karacadağ ve diğer yönetmenler olsun önemli işler çıkardılar. Arap ülkeleri, Endonezya, Malezya, Pakistan, Yunanistan ve İspanya gibi yerlerde filmlerimiz izleniyor ve insanlar DVD’lerini alıyorlar. Karmaşık konular iyi işlenmeye başladı.

  14. Öncelikle Merhabalar :) Burdan Murat Tolga Şen ve diğer arkadaşlara yazacağım!
    Alper Mestçi diğer filmlerine göre kendini aştı buna itiraz etmiyorum Fakat bazı Mestçi Fanatikleri Karacadağ’a karşı sözler yazmışlar? Arkadaşlar Türk korku sineması denilirken akla ilk gelen film Dabbe ve Yönetmen olarak Hasan Karacadağ gelir ardından ise Alper Mestçi gelir. Murat Tolga Şen arkadaşıma katılıyorum evet Dabbe’nin ilk serisi Pulse’den esinlenmiş dabbe 3 ise Paranormal’den yola çıkılmış fakat şunu belirteyim ki Türkiyede ister siccin ister Musallat ister başkası olsun hiçbir yapım Hasan Karacadağ’ın Dabbe 4: Cin Çarpması filminin korkunçluğu ve başarısına yaklaşamadı evet dabbe 2 çok kötüydü dabbe 1 o zamanın tekniklerine bakılırsa iyiydi ama emin olun ki Asıl şimdi gelecek olan Hasan Karacadağ filmleri yani (Dabbe 6, MAGİ, Vampiria) adlı filmler Sinemaya girince Siccin ve Musallat yanında sönük kalacaktır çünkü Hasan Karacadağ bu işin ehli oldu Arkdaşaım yazmış ki dabbe sadece ses ve gürültü ile korkutuyor Fakat kendisi de biliyor ki Siccin 2 ses konusunda Dabbeyi solda sıfır bıraktı hatta bir ara başıma ağrıı attı neyse özün sözü kısası hiç kimse bir Hasan Karacadağ ve Yapımları olamaz özellikle Türk korku sinemasında Fenomen hakine gelen ve en uzun soluklu seri olan Dabbe’ye :) :)

  15. Arkadaşlar boşu boşuna tartışıyorsunuz, filmler gerek sinematografi, gerek oyunculuk, gerekse kurgu olarak birbirlerinden çok farklı. Yani tarzları çok çok farklı. Kimi musallat sever, kimi dabbe, kimi siccin, kimmi helak. kasmayın bu kadar, komik oluyorsunuz.

  16. Merhaba Arkadaşlar:
    Öncelikle tüm yorumları okudum onu belirtmek isterim. İkincisi ise tartışmaya ne gerek var, zevkler ve renkler tartışılmaz. Fanatiklik her zaman olabilir olacaktır da zaten. Yönetmenlerimiz bizim yönetmenlerimiz. Önemli olan destek olabilmekte bence. Kim ne istiyorsa onu izler. Ben de tiyatro tabanlı oyuncuları çok sever ve samimi bulurum mesela. Hoşçakalın. Sağlıcakla kalın :)

  17. Kesinlikle sinematik olarak ço fazla tad veren bir film. Alper Mestçi hem çekimler hem makyaj gibi konularda benzerlerini çok gerilerde bırakan filmler çıkarıyor. Hikaeyinin işleyişi çok iyi. Konu her ne kadar doğaüstü güçlerden kaynaklanmış olsa da çocuğun ölümünden başlayan bir aile dramı olarak şekillenip sonra yavaş yavaş karanlıklar alemine dalıyor. Benim sorunum, hikayenin bildik olması olması galiba. Umarım Alper Mestçi aradığı bomba hikayeyi bulup, çoktan beri hakettiği yere ulaşacak. İsmi lazım değil, sıkıntıdan izlemeyi yarıda bıraktığım bazı filmlerin yanında gerçekten kıyas mukayese kabul etmez kalitede bir iş olarak öne çıkıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir