Sıfır Bir’in Başarısı: İnternet Dizileri Daha Çok İzleniyor!

Türkiye’de televizyon yayıncılığı yerlerde sürünüyor ve bu sorun parayla pulla çözülebilecek türden bir şey değil. En basitinden şöyle yazayım; herhangi bir ulusal TV kanalı bu işi bırakıp aynı disiplin ile kasaplık yapmaya çalışsa bize kıyma makinesinde BİM poşeti çekip, “bundan çok güzel köfte olur” diye de sırıta sırıta satardı. İşte Türk televizyonculuğu budur, çoktan bitmiştir.

Bu kanıya nereden vardığıma gelince, o da bu yazının konusu olacak. Televizyoncuların denize düşünce sarıldıkları ve yıllar içinde TV seyircisini yiyerek dev bir pitona dönüşen yılan nedir: diziler… Peki, dizi deyince aklınıza ne geliyor. Şimdilerin modası; çok yakışıklı bir erkekle kadını imkansız bir aşk macerasında sezonlar boyu sürüklemek. Cep telefonu mesajlaşmalarından ibaret entrikalar yaratmak vs.

Bu ucuz trajedi fabrikasını çalıştırmanın sebepleri var elbette. Yıllar içinde giderek artan muhafazakâr bakış ve sansür, TV yayıncılığını dar bir su giderinin içine sıkıştırdı ve orası da tıkandı artık, akmıyor!

Peki, çare nerede? Çare internet… Kanal D, o yılın standartlarına göre anarşist bir dizi olan Ulan İstanbul’u reyting düşüklüğü bahanesiyle kaldırdıktan sonra internete taşıyıp paralı izleterek yolunu bulmaya çalışmıştı. Bu şahane formül kimin aklına geldiyse ayaklarına tuz döküp keçiye yalatın ya da daha iyisi, kovun gitsin!

O zaman da bas bas bağırmıştım. Koyun diziyi Youtube’e ücretsiz, kadroyu şişiren elementleri ayıklayıp sansürsüz ortamda işin dozunu da arttırın ve devrim yapın ama bu biraz da kanalın kendi varoluş sebebini ortadan kaldırması demek olacağından yapılmadı böyle bir şey ve Ulan İstanbul, suya atılmış efervesan bir tablet gibi eriyip gitti.

Gelelim asıl konumuza… Bir Facebook arkadaşım uyandırdı, “abi bak bu dizi senin çok ilgini çekecek, söylemlerinle örtüşen bir başarı var burada” dedi ve neymiş diye baktım. İnternette başlayıp öyle de devam eden bir dizi var, en doğru tanımlama ile bir Youtube dizisi olan Sıfır Bir: Bir Zamanlar Adana’da… Bu dizi, Hürriyet Mahallesi’nde yaşayan, yasadışı yollara bulaşıp, zamanla Adana’nın en güçlü çetesi olan bir grup gencin hikayesini anlatıyor.

Genç bir ekibin elinden çıkan, küfür ve şiddet göstermekten çekinmeyen, bir zamanlar yayınlanan Adanalı dizisinin yapımcılarını utanç çukurlarına fırlatacak kadar “Harbi Adanalı” olan sağlam bir iş. Her bölümü merakla bekleniyor, milyonlarca izlenme alıyor. Benim tarzım bir yapım değil ama özenli bir iş. Daha önceki denemelerin aksine kalite standartları da yüksek. Oyunculuklar, görüntü-sanat yönetimi-kurgu-Reji vs. her şey sizi dizide tutuyor ve bir sonraki bölümü bekletiyor, her bölüm 40 dk, tempo sorunu oluşmuyor sağa sola çekiştirilen bir hikaye yok ve en önemlisi sansür bu dizinin semtine uğramıyor, o yüzden de bu iş tam olması gerektiği gibi.

Yapımcılar da bu diziyi fark etmiş ve kanal transferi için uğraşıyorlarmış diye duydum ama benden diziyi yapanlara tavsiye, sakın öyle bir şey yapmayın! Bu diziye yapımcı ve kanal bulaşırsa Pamuk Prenses ve Yedi Adanalı’ya dönüşür, o haliyle de kimsenin işine yaramaz. Suyun yolunu değiştirmeyin, bırakın olduğu yerde aksın, orada kıymetlesin çünkü gelecek TV’de değil, gelecek internette. İddialı bir söylem olabilir ama Kartel Türk pop piyasasını nasıl salladıysa bu dizi de yakında öyle sallayacak ortalığı.

Ben de yakın zamanda video kritikler ve sektör eleştirileri yaptığım Youtube kanalımı devreye aldım. Turhan, Baturhan ve Berk adında 3 yetenekli genç arkadaşla çalışıyoruz. Bu çocukları alıp bir TV kanalına transfer etseniz 3 ay sonra yaşama sevinçlerini ve artistik kabiliyetlerini yitirip robota dönüşürler. Şu an TV için çalışan onlarca yetenekli insanın başına geldiği gibi…

Yazının sonunda tekrar edelim: TV yayıncılığı zaten bitti ama 5 yıl içinde ev kadınlarından başka kimsenin izlemediği bir şeye dönüşecek. Şu anki eğilimlere bakarsanız o dönüşüm tamamlandı bile. Gençler internette ve internet içeriğini yapanlar da yine gençler. Bu bir devrim… Buna öncülük yapması gereken insanlar keşke daha vizyoner düşünselerdi ama TV’nin rehaveti çöktü hepsinin üstüne… Netflix, Puhu TV, BluTV, Amazon Prime Video, Youtube dizileri, filmleri vs. derken işin nereye gittiği artık çok belli değil mi? Yeniden sansürsüz içeriğe kavuşacağımız zamanları dört gözle bekliyorum. İyi seyirler!

Not: Sıfır Bir – ”Bir Zamanlar Adana’da”yı YouTube kanalına abone olarak takip edebilirsiniz.

MURAT TOLGA ŞEN – [email protected]

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Yazmaya 2003 yılında DivxTR’de başladı ve halefi olan Divx Planet forumlarında “Raven” takma adıyla devam etti. Divx Planet'te bir forum köşesi olarak başlayan Öteki Sinema'yı, 2005 yılında blog olarak devam ettirdi. 2010 yılının başında Beyazperde.com sitesinin eleştirmen kadrosuna katıldı. Aynı dönemde Yeni Harman ve Fotografya dergileri için sinema makaleleri kaleme aldı, online sinema dergisi Cinedergi için dosyalar hazırladı. 2012’de Medyaradar sitesinin sinema yazarlığı ve TV eleştirmenliği görevini üstlendi. Aynı zamanda lisanslı bir yelken sporcusu olan yazar, bir dönem TYF (Türkiye Yelken Federasyonu) yarış fotoğrafçılığı görevini yaptı. 2014 yılında Sinemerkez Akademi’de eğitmenlik yaptı ve akademinin Kocaeli yapılanmasının direktörlüğünü üstlendi. 2014-2016 yılları arasında Okan Bayülgen’in Dada Dandinista adlı TV programının yazı grubunu yönetti. Okan Bayülgen’in yönettiği Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası adlı tiyatro oyununda rol aldı. 2017-2018 arasında Antalya Sinema Derneği’nin danışmanlığını yaptı. OFCS (Online Film Critics Society) topluluğuna üye olan yazar, Öteki Sinema, Beyazperde ve Medyaradar'da yazmaya, Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası'nda oynamaya ve davet edildiği okullarda sinema üzerine seminerler vermeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir