Sinema Kulüpleri Sektörün Neresinde: Okan Üniversitesi

Ülkenin çeşitli coğrafyalarından, farklı üniversiteleri ağırladığımız ve sinema sevgisiyle bir araya gelmiş öğrencilerin nabzını yokladığımız “Sinema Kulüpleri Sektörün Neresinde” adlı yazı dizisinin dördüncü bölümü için İstanbul’a uzanıyor ve Okan Üniversitesi Sinema Kulübü’nün misafiri oluyoruz.

Daha öncesinde Muğla Sıtkı Koçman, Akdeniz ve Gaziantep Üniversiteleri ile başlangıcını yaptığımız yazı dizisinin bu bölümünde; İstanbul gibi büyük bir metropolün, şehirden uzak bir noktasında konumlanmış Okan Üniversitesi’nin, sıkı işlerin altına imzasını atan Sinema Kulübü ile söyleştik ve onların dertlerine, gelecek planlarına, sinema ile olan ilişkilerine kulak verdik. Özellikle bir vakıf üniversitesinin, öğrencilere ne gibi avantaj-dezavantaj sağladığını tüm yönleriyle dile getirmeleri hasebiyle, bu keyifli söyleşiyi çok özel bir noktada görüyoruz.

 Kulüpleri adına sorularımızı cevaplayan, Ahmet Toğaç, Batıkan Alkan, Baturhan Kitay, Kemal Karsan, Kaan Köse ve Merve Aktaş’a teşekkür ediyor; aynı zamanda bu söyleşi için katkı sağlayan Araştırma Görevlisi Görkem Önal’a da şükranlarımızı ileterek, sözü onlara bırakıyoruz. Bakalım, Okan Üniversitesi Sinema Kulübü kimmiş, neler yapmışlar, kendilerini gelecekte hangi noktada görüyorlar…

Sinema Kulübü, üyelerine ne gibi artılar katmaktadır?

Sinema Kulübü, aktif ve düzenli olarak etkinlik yapabilen bir oluşum olduğu zaman üyelerinin de sinemaya dair ilgilerini arttırabilmektedir. Her yapılan etkinlik, kulüp üyelerine farklı farklı düşünce sistemleri aşılamaktadır. Ayrıca sosyal aktiviteyi geliştirmek için de oldukça elverişlidir. Kulüp adı altında, sinema sektöründeki birçok ünlü isimle tanışma ve konuşma fırsatı da yakalanabilmektedir. Bireysel olarak sağlanamayacak imkânlar, bir kulüp adı altında imkânlı halede getirilebilir. Çünkü çoğunluğun katılımı ve ilgisi, diyalog kurulacak kişide daha etkili bir izlenim bırakmaktadır. Ayrıca kulüp olarak görüşüldüğünde karşıdaki insanlar sizi daha da ciddiye alıyor.

Etkinliklerinizden kısaca bahsedebilir misiniz? Size göre yaptığınız en büyük etkinlik hangisi ve bunun başta size sonrasında ise sektöre katkısı nelerdir?

Etkinlik bakımından öncelikleri yönetmenlere verip, sinema sektöründe belli başarılar elde edebilmiş insanlara ulaşmaya çalışmaktayız. Tabi yaptığımız bu etkinliklerde hocalarımızın da bizi desteklemeleri başarıyı arttıran önemli bir unsur konumundadır. Bu zamana kadar Sinema Kulübü olarak yaptığımız en büyük etkinlik, yönetmen Nesimi Yetik’ i okulumuza davet edip, bir etkinlik düzenlememiz ve Emin Alper’in Boğaziçi Sinema Kulübünde vermiş olduğu yönetmenlik atölyesi-söyleşi karışımı bir etkinliğe kulüpçe gitmemizdi. Bu etkinliğin bize olan katkısı, uzun metraj film çekmiş bir yönetmenin çekim süresince yaşadıkları ve edindiklerini bize de aktarması oldu. Senaryo aşamasında, çekim aşamasına gelindiğinde neler yapılabileceğinden bahsettik. Yeni Türkiye Sineması üzerine biraz sohbet ettik ve öğrencilerin de en çok zorlandığı konulardan biri olan, senaryo yazma ve geliştirme konusunu oldukça uzunca konuşma fırsatı yakaladık. Bizim açımızdan oldukça verimli bir etkinlik olduğunu düşünüyorum fakat sektöre pratik anlamda bir etkisi olduğunu söyleyemeyeceğiz. Ancak genç yönetmenlerin çalışma şartları hakkında fikrimiz oldu ve bağımsız Türkiye sinemasının içinden bir göz ile sektöre baktığımız açıyı genişletti. Yaptığımız etkinliklere ek olarak bu yazı dizisinde Muğla Sinema kulübünün yapmış olduğu gece sineması etkinliğinden çok etkilendik. Bunu Okan Üniversite’si açık amfisinde yapmak için de bir girişimde bulunacağız.

Malum, İstanbul kültürel etkinliğe doymuş bir şehir. Siz herhangi bir organizasyon düzenlerken bu durumun zorluğunu yaşıyor musunuz?

İstanbul’un kültürel etkisi dışında, okulun İstanbul’un merkezi bölgelerine uzak olmasından dolayı yaşadığımız bazı problemler var. Okul saatinde öğrencilerin yoğun olması ve derslerden sonra okul lokasyonu itibariyle öğrenciler evlerine dönmekte zorlanıyor. Bu sebeple hangi saatte etkinlik yaparsak yapalım, beklediğimiz katılıma ulaşamıyoruz. Bu yüzden neredeyse sadece yurtlardaki öğrencilere hitap edebiliyoruz. Sinema öğrencileri bile gereken katılımı sağlamıyor.

Okul yönetimi size hangi konularda destek, hangi konularda köstek oluyor? Ayrı düştüğünüz noktalar, yapmak istediklerinize ne derece engel oluyor?

Okul yönetiminden bahsederken şöyle bir ayrımda bulunmalıyız. Akademik personeller ve öğrenci işleri. Geçen seneki dekanımız Prof. Dr. Bülent Vardar’dan Yard. Doç. Murat Tırpan’a oradan Araş. Gör. Burak Kaplan’a kadar yardım istediğimiz herkes bize ellerinden geldiğince destek çıktı. Bu sene ise yine Araş. Gör. olarak okulumuza dahil olan Görkem Önal bize her türlü kolaylığı sağlamakta. Ancak öğrenci işleri kısmında ne yazık ki durum değişiyor. Her sene başında “Hadi bu sene sizi çok aktif istiyoruz.” diye söylenen sözler daha sonraları, “Her hafta sizinle mi uğraşacağız?”a evriliyor.

 Spesifik bir olaydan bahsedecek olursak; okulumuzda mevcut olan sinema salonu, 2.sınıf bir AVM’nin salonuyla eş değer sayılır; ama sinema öğrencilerinin kullanımına açık değil. Biz kulüp olarak film gösterimi yapmak istediğimizde saatlik bir ücret talep edilmişti. Çünkü o salon bizim fakültemize değil, okulun eğlence merkezine bağlıydı. Olaya müdahale eden dekanımız sayesinde haftada iki gün, toplamda 4 saatlik bir izni elde edebilmiştik. Yani akademik personellerden bağımsız bir öğrenci sinema kulübünün eli kolu bağlanıyor. İzin alıp haftalık film gösterimi ve o gösterimlere dair iki saatlik film analizi toplantılarımızla kulübümüz, rutin işleyen bir topluluk olacaktı. Ancak daha önce bahsettiğimiz “Her hafta sizinle mi uğraşacağız?” çıkışı da tam bu sırada karşılaştığımız bir sorundu. Biz üyelerimizin taleplerine göre her hafta film belirleyip öğrenci işlerine sunmak isterken onlar bizden neredeyse dönemlik çizelgeler istiyordu. Bir sinema kulübünün en temel ve basit misyonlarından biri olan film gösterimlerinde bile bu kadar zorlanmak haliyle bizleri de yıpratıp kulüple yeterli vakit geçirmemize engel oldu.

Vakıf Üniversitesi olmanız, size hangi noktalarda kolaylık sağlıyor? Bu durumun mezuniyet sonrası size bir katkısı olacağını düşünüyor musunuz?

Bu soruyu kulüp bazlı değerlendirmek çok doğru olmayacaktır. Çünkü üniversitemiz, kulüpten çok sinema bölümüne belli imkânlar sağlıyor. Ekipman, stüdyo vs. gibi olanaklar kalburüstü; ancak okulun toplam harcamalarına bakıldığında daha iyi imkânların sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Zaten öğrenciler olarak da dilekçe hazırlayıp bu isteğimizi gerekli bölümlere ilettik. Yine bölüm odaklı olabilir ancak akademik personellerimizin yanında sektör ile iç içe olan hocalarımızın olması, bizi mezuniyet sonrasında bir adım önde başlatabilir. Ancak bu konuda hem fikir değiliz çünkü aramızda, devlet üniversitesinden çıkan öğrencilerin sektörde, vakıf üniversitesinde okuyan öğrencilere göre daha avantajlı olduğunu düşünenler var. Bu fikrin en önemli argümanı da festivallerde öne çıkan filmler. Festivallerdeki kısa öğrenci filmlerine baktığımızda, finale kalan filmlerin çoğunun devlet okullarındaki sinema öğrencilerinden çıkmakta olduğunu görüyoruz. Örneğin geçenlerde ödülleri dağıtılan Okan Üniversitesi 7. Öğrenci Kısa Filmleri Yarışmasında, kurmaca ile belgesel dalı birincileri ve mansiyon ödülünün sahipleri devlet üniversitesinde okuyan insanlardı. Vakıf üniversitesinin mezuniyete katkısı konusuna bir kez daha gelecek olursak, hali hazırda sektörün içinde çalışma imkânı bulan öğrencilerimiz olmasına rağmen henüz çok fazla mezun vermeyen bir bölüm ve yeni bir kulüp sayıldığımız için bunun cevabı çok da sağlıklı olmayacaktır. Evet, vakıf üniversitesinin mezuniyet sonrasında belli öğrencilere sektörel anlamda katkısı var ancak bunun şimdilik minimum düzeyde olduğunu söyleyebiliriz.

Kulübünüzde yer alan üyelerden kaçının, sinema sektöründe kariyer yapma hedefi var? Ya da kendilerine bu alanda bir gelecek görüyorlar mı?

Kulübümüzde yer alan insanlar genelde, sinemaya hobi olarak bakmakta. Aktivite aracı olarak çok beğenmekte fakat geleceğini üzerine kurmayacak düzeydeler. Genel algı, sinemanın hoş bir eğlence ve vakit geçirme aracı olduğu yönünde. Sinema bölümündeki öğrenciler dışında kulüp içinde sinemadan bir gelecek vadeden kişi sayısı yok denecek kadar az.

Üniversite yıllarında sinema sektörüne çalışmak istediğini belirtip, daha sonrasında bu kariyer hedefinden vazgeçenlerin gerekçeleri neydi?

Sinema sektöründe insanların gözünü en çok maddi yetersizlik korkutuyor. Bunda hemen hemen hepimiz hemfikirizdir. Sektörel şartlar ve kötü tecrübeler genel olarak; fakat sağlık sorunları ve asıl isteğinin bu olmadığını söyleyenler de çok fazla. Hayatlarını bu sektörde devam ettiremeyeceklerini düşünen insanlar, başka ve daha güvenilir limanlara yöneliyorlar. Çünkü sinema yolculuğunda rotanın öteki ucu gözükmüyor. Bu belirsizlik ve insanların çevrelerinden dinledikleri binlerce olumsuz örnek onları, sinema sektöründe çalışmaktan oldukça alıkoyuyor. Ancak daha önceki soruda belirttiğimiz gibi hem bölümün hem kulübün taze oluşu bu soruların cevaplarını muğlâklaştırıyor.

Mezun olan arkadaşlarınız içerisinde, kendisine sektörde yer edinebilmiş birileri var mı? Varsa hangi alanlara yoğunlaştılar?

Şu an da mezun olan yakın bir arkadaşımız yok. Hepsiyle aynı dönem okumaktayız, fakat herkesin sektörde yönelmek istediği alanların farklı farklı olduğunu söyleyebiliriz. Yani sinema kulüpleri ve bölümleri denildiğinde aklınıza gelen “bir sınıf dolusu yönetmen.” profilinden uzağız. Bu da oldukça geniş bir çerçeve sunuyor. Yine de belli alanlardan sektöre girmiş olanlar yok değil. Umarız ileride isimlerini de duyacağızdır. Kulüp adına olmasa da herhalde bölümümüzün en ünlü öğrencisi Paramparça dizisinde rol alan Burak Tozkoparan’dır.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Eklemek istediğimiz şey, biz Okan Sinema Kulübünden çok tüm üniversitelerin sinema kulüplerini ilgilendiriyor aslında.  Böyle bir yazı dizisine rastlar rastlamaz içinde olmak istememizin en büyük nedeni, hiç sesini duymadığımız yaşıtlarımızla ortak bir dil geliştirme ve zayıf da olsa bir bağ kurma isteğiydi. Aynı motivasyon ile yola çıkan üniversitelilerin birbirlerinden bihaber olmaları, harcanan tüm çabaların yeterli etkiye ulaşmamasına neden oluyor. En azından bizim görüşümüz bu yönde. Sinema kulüplerinin seslerini bir arada duyduğumuz bu yazı dizisi umarız aramızda olması gereken bağı doğru bir şekilde kuvvetlendirecektir. O yüzden öncelikle röportajı hazırlayan Polat Öziş’e, daha sonra da bu dizide emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

Loading...

Yazar hakkında: Polat Öziş

1992 İzmit doğumlu… Küçük yaşlarda tanıştığı Yeşilçam filmleri sayesinde sinema en büyük tutkusu oldu. Sonrasında ilginç bir şekilde Muğla’ya İktisat okumaya gitse de tutkusundan vazgeçemedi ve sinemayla ilgili çalışmalar ortaya koymaya başladı. İzledi, düşündü, çekti. Sonunda ise filmler hakkında yazmaya başladı. Film Arası Dergisi, Film Hafızası ve Öteki Sinema’da çok sevdiği filmler hakkında yazmaya devam ediyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir