Sinema ve TV’de En “Gıcık” Eden Karakterler vol 2

Daha önce bizleri en gıcık eden karakterler listesinde (buyrun buradan okuyun) Jar Jar Binks, Walt (Lost dizisi), Ewoklar, Muffit ve Boxy (Galactica 78), Kevin McAllister, Cat Woman (Halle Berry), bilim kurgu/fantazi filmlerindeki veya dizilerindeki çocuk karakterler ve Ruby Rhod‘a (fifth element) yer vermiştim.

Bu sefer listemizin maddeleri konusunda biraz daha subjektif yaklaşıyorum. Bu listede yer alan bazı isimler belki sizi gıcık eden tipler olmayabilir ama ben kendi listemde yer vermek istedim.

Ivan Drago – Dolph Lundgren – Rocky 4

80’lerde kötü taraf olan antipatik bir Sovyet tiplemesi olarak Hollywood önümüze attı, bizim de videolarımıza ve dantelli tvlerimize o yılların en nefret edilen tiplemesi olarak yerleşti. Ah sinema nelere kadirsin. Dolph karizmayı kurtarmaya ve kötü adamlıktan sıyrılmaya çalıştı ama nafile. Bir sağ Arnold’dan bir sol Slyvister’dan, yüzüne kroşee, bizim Ivan yerde, yaşasın gomunizmi yendik kurtuldu amerikan rüyası…

Amerikan sinemasının bilinç altımıza işlediği ve propagandasının doruk noktasına çıktığı nokta aslında bu karakterdedir bence. Chuck Norrisli filmlerde zaten herşey apaçık ortadadır ama Rocky’nin ilk 2 bölümünde izlediğimiz yapısı itibariyle 3. ve 4. bölümlerde ortaya çıkan bu şovenizm, filmi çıktığı yıllarda izleyen 80 dönemi apolitik kuşak için çok etkilidir. Rockyleri sonradan izlediğimde beni en rahatsız eden durum aslında bu olmuştu.

The Oracle – Matrix

Matrix’in ilk bölümünde fırında kurabiye yapan, sigara tiryakisi ve herşeyi bilen bir tipleme  oldukça havalı idi ama sonra ciddi şekilde kafa karıştıran ve “hadi canım” dedirten bir şekle dönüştü. Birkaç amerikan komedi filminde de oldukça iyi tiye alınmıştı. Matrix 2 ve 3’te beni oldukça gıcık eden bir şekle dönüştü. 2 ayrı aktör tarafından canlandırılan Oracle ilk baştaki mistizmden daha sonra “bir sürü farklı falsefeyi karıştıralım ortaya bir matrix kokteyli sunalım ama yine de Neo Isa olsun” yaklaşımının da temeline oturan bir figür aslında. Filmi seyreden çoğu arkadaşım Oracle karakterine gıcık olmamış son bölümdeki değişimin beni aslında rahatsız ettiğini söyler. Ne Vazosu arkadaş?

Mehmet Ali Erbil

Aslında Küheylan isimli bir tiyatro oyunu ile piyasaya giriş yapan ve 80’lerin altın çocuğu olarak parlayan bir oyuncu Mehmet Ali Erbil. Seslendirme için yaptıkları da önemli. Tiyatro oyunlarını izlediğim için iyi bir oyuncu olduğunu biliyorum. Televizyonda çok kanallı dönem başladı mertlik bozuldu. Ancak 2. sinema dönemi ona çok fazla para kazandırıp onu bir yıldız yapmış olsa bile gerçekten çok kötü bir dönemdir. Komedi filmlerinde abartılı hareketleri (tv’de yaptıklarına sululuk diyebiliriz) ve herhangi bir filmde önceden tahmin edebileceğimiz esprileri ile izlenemez bir kıvama ulaşıyor. Ben son 20 yıl içerisinde oynadığı iyi bir film bilmiyorum. İçinde bulunduğu film kötü ise daha kötü olma sebebi “Mali” olabilir. İnandırıcılığını kaybettiği için daha en baştan oynadığı tiplemeye gıcık olabiliyoruz.

Borat

Çok fazla birşey yazmaya gerek duymuyorum açıkcası bütün estetik anlayışımı yerle bir eden bir tipleme. Filme de 30 dk dayandım ama film çıktığı sene her yerde gözüme sokulan o mayolu pozu. O yaz plaja gitmedim… o kadar yani.

Kate Capshaw – Willie Scott – Indiana Jones

Video kaset dönemindeki en büyük hitlerden birisi kuşkusuz Indiana Jones’tu. Defalarca arkadaşlar toplanıp izlediğimiz olmuştur.

Bazı dönemlerinizde itici gelen tipler daha sonra sempatik ve mantıklı gelebiliyor ama Indiana Jones’taki bu sarışın güzelimizin bağırdığında dayanılmaz bir hal alıyordu. Indiana Jones serilerinin yumuşak karnı bence. Bazı karakterler vardır filme güzel bir dinanizm katarlar, kötüdür ana karakteri kıl eder ama filmin tadı tuzudur oysa Willie karakterini filmden çıkarttığımızda filmin daha güzel olacağını düşünüyorum. Gerçi olayın aslını sonradan öğrendim. Spielberg ağabeyimiz güzelimiz ile 1991 yılında evlenmiş. Bu itici karaktere hayat veren Kate Capshaw iyi bir performans ortaya koymuyor ama sanırım filmde nasıl yer aldığı pek büyük bir gizem değil!

Herhangi bir Amerikan kolej filminde yer alan Cheerleader ve Takım Kaptanı olayı

Aslında bu mükemmel güzel ve yakışıklı yüzeysel ağbi ve ablalarınmız çoğunlukla zaten biz gıcık olalım diye filmlere eklenir. Hani amerikan filmlerinin klişesidir diye eklemedim ancak son 10 yılda pek çok filmde cheerleaderlar “salaktır” ve okulun futbol takımının kaptanı “morondur” durumu da var. Korku filmlerinde ilk onları öldürelim olayının üzerine gidildi zaten. Hatta bence dalga geçerken bu güzel kız ve erkek imajından da faydalanıyorlar hala o yüzden eleştirirken de satarız mantığı zaten ortada. Ama hangimiz bir film izlerken bu cheerleader ında vakti geldi demedik?

Okulun futbol takım kaptanı süper yakışıklı ağbilerimiz çok bilmiş küçük çocuk karakterler kadar iticidir.

Anakin Skywalker’ın Çocukluğu

Ey okuyucu aslında Anakin karakterinin çocukluğu üzerinden çok bilmiş çocuk tiplemelerine bir çift sözüm var. Çocuklar çocukluklarını yaşasınlar düğünlerde takım elbise giymesinler fırfırlı elbisleri olmasın. Yazıktır günahtır. Ayrıca gencecik çocuklar bilmesinler herşeyi çocukluklarını yaşasınlar bırakın onları. Hadi diyelim ki Anakin seçilmiş bir çocuktu ama Natalie Portman (hayranı çok ama onu da beğenmem nedense) ağzını açıp “ANİ” dediği zaman siz de kıl olmadınız mı? Luke Skywalker’in ilk filmdeki gençlik ve körpeliği yerine babası olacak bu adamın bu yırtıklığı ve bilmişiliği ile mesaj veren Lucas ağbimizin çocuk hayalleri de bu şekildedir. Zaten ailemizin filmlerini yapan Lucas & Spielberg biraderler her filmde gözümüze bir bilmiş çocuk sokarlar hatta bazen abartıp klan halinde üstümüze üstümüze gelirler. Biz ise küçük emrahlarla büyümüş bir neslin ferdiyiz yokluğu, acıyı, baba yarısını, boynu büküklüğü biliriz. Anakin’in köleliği de neymiş, bu mu acı, ıstırap ve düşmüşlük.

Lars Ulrich

Hahahaha evet Lars Ulrich bildiğimiz davulcu. 80’lerde veya 90’ların ilk yarısı bana sorsaydınız dünyanın en iyi davulcusu derdim (Dave Lombardo ve Bonham ayrı onlar Davul tanrısı). Ama napster olayı ile birlikte giderek antipatikleşti. Herhangi bir video klibinde bile antipatik gelebilen birisi oldu çıktı. Şimdi youtube sayesinde eski videolara ulaşabiliyoruz da 80’lerde de böyle gıcık bir tipmiş diye görebiliyoruz. Peki sinema ve tv dizilerindeki en gıcık tipler listesinde ne işi var diye soracaksanız. Öncelikle Some Kind of Monster ile imdb listesindeler. O belgeseli izledikten sonra Lars Ulrich’ten nefret etmiştim. Bir de görünen o ki sahnede uzun süredir oyunculuğunun doruğundaymış eh arada ben de Lars Ulrich için hep bunları yazmak istemiştim araya denk geldi ekleyiverdim… :)

3 Yorumlar

  1. Bence listenin en başına bir yerine İce Age filminde fındığın peşinden o küçük kemirgen gelmeli hiç bir karakter onun kadar nefret ettirmedi kendinden. II. sıraya Spawn’dan palyaço gelebilir filmi küçükken izlediğimde hiç ısınamamıştım ona hala da itici geliyor.

  2. Star Wars tan karakter seçilecekse, en gıcık edeni, sesini duyduğumda gözlerimi oyma isteği duydurtan karakter kesinlikle jar jar binks dir

  3. lars ulrich demişken şu filmi anmadan olmaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: