Six-String Samurai

Lost Vegas’ta Son Rock!

1957 yılında, atom bombasının infilak edişini takiben, Rusya, Amerika’yı ele geçirmiştir. Özgürlüğün son kalesi ise Lost Vegas adı verilen yer olmuştur. Elvis tam 40 yıl boyunca Vegas’a Rock’n Roll eşliğinde hükmettikten sonra ölür. Gitar çalmasını ve kılıç kullanmasını bilen her fırsatçı, çöl boyunca yankılanan çağrıya kulak vererek yollara düşer. Hatta Ölüm’ün kendisi de bu çağrıya kulak verenler arasındadır!

Six string Samurai1Elbette, elinden düşürmediği paramparça olmuş şemsiyesi, sırtında üzerine titrediği 1957 yapımı gitarı, üç tarafı bantla tutturulmuş kalın çerçeveli çatlak gözlükleri, Buddy Holly klonu tipi ve hırpani takım elbisesiyle, sinema tarihindeki fiyakalı kitch karakterler antolojisine adını yazdıran Buddy de bu ilahi çağrıya kulak verip yollara düşen kral adaylarından biridir. Gel gelelim Buddy’nin bu absürt olduğu kadar da uhrevi yolculuğu, karşısına çıkan bir çocuğun gönülsüz hamiliğini üstlenmesiyle birlikte tipik bir “kahramanın başına tebelleş olan veleti, sert bir şutla uzak köşeye fırlatma” girişimleri silsilesine dönüşür.

Öteki Sinema için yazan: Fatih Yürür

Buddy, çölü baştan başa geçeceği bu zorlu yolculukta başına ekşiyen veletten kurtulmak için, onu ilk olarak Cleaver ailesine yamamaya çalışır. Fakat Jean-Pierre Jeunet filmlerinden fırlamış bu arızalı aile, astronot kıyafetleri giymiş “Yel Değirmeni Sakinleri”nin istilasını ve fırtınayı bahane göstererek küçük Jedd’i ortada bırakırlar. Bu astronottan bozma ekibi kötekleyerek Jedd’in başını beladan kurtarma işi, kaçınılmaz olarak Buddy’e düşecektir. Bu kahramanlığı, yakayı ilelebet sıyıramayacağı çocuk bakıcılığı misyonununu Buddy’nin üzerine dikmiş olur.

Six string Samurai2Jedd ile Buddy’nin hikâyesini sıradan bir “velet hamiliği” temasına indirgemek yanlış. En azından Six-String Samurai bu tematiğin işlenebileceği en absürt film. Hayatı bezgin bekir kıvamında yaşayan Buddy’nin, her fırsatta başından savmak için uğraştığı Jedd’in en ufak haykırışına kayıtsız kalamaması ve çoğu zaman da bu haykırışın ardından hısımlarını kılıçtan geçirme ritüeli; çıktığı yolculukta onu gönülsüz bir rock’n roll süper kahramanına çevirir.

Nitekim, Buddy’nin Lost Vegas krallığının tahtına kurulmak için çıktığı bu çetin yolculukta, başına tebelleş olacak tek bela Jedd değildir. Kötülüğün efendisi olarak nam salmış Ölüm, bütün kral adaylarını; onlar Lost Vegas’a varmadan önce ortadan kaldırmaya ant içmiştir. Tabi Ölüm ile yüzleşene kadar Buddy’nin karşısına türlü absürtlükte başka belalar da çıkacaktır. Örneğin ‘mind trick’ numarasına başvurarak dövüşmekten caydırmaya çalıştığı, pop müzik tutkunu kızıl ordu mensupları, Buddy’nin en keyifli yol azaplarından biridir. Buddy’nin patlayan bombaların altında, ülkenin yönetimini ele geçirmiş ve her biri tüfekli olmasına rağmen 1957’den beri ortalıkta hiç mermi kalmadığı için ‘kaptan pençesinden’ medet uman Kızıl Orduluları fütursuzca biçmesi, alelade bir soğuk savaş alegorisi olmanın yanı sıra filmin en eğlenceli kısımlarından biridir.

Six string Samurai3Nihayet, Buddy Holly kılıklı Buddy’nin Slash’den bozma Ölüm ile yaptığı karşılıklı solo atışması, filmin finaline doğru leziz bir sembolik savaşa dönüşür. Kötülüğün müritleri tarafından oklarla delik deşik edilen Buddy’nin giriştiği epik intikam mücadelesi, 90’lı yılların sonunda değişen müzikal trendlere de hoş göndermelerde bulunur. Kabaca Rock’n Roll ile Heavy Metal’in savaşını izlediğimiz bu kısımda, Buddy tüm deformasyona rağmen ayakta kalan rock’n roll ruhunun ta kendisidir. 90’lı yılların sonuna doğru iyiden iyiye güçten düşen heavy metal ise müzik piyasasının yeni trendlerini altında ezilmeye başlamıştır. Filmin yapım yılının 1998 olduğu düşünüldüğünde, bu daha yeni ve kısa soluklu trendin nu metal ya da neo-grunge diyebilir pekala… Zaten Ölüm’ün ‘ölüm’ü de, bütün bu yeni trendleri temsil eden Jedd’in elinden olur!

Six-String Samuray, hem görsel hem de içerik anlamında çok farklı dallardan beslenen bir film! Georgy Danileya’nın Kin Dza Dza’sının görüntü yönetimi ve mizah eğilimleri, Kurosawa’ya göndermeler taşıyan kadrajları ve kompozisyonları, Aki Kaurismaki’nin Leningrad Cowboys çeşitlemesinin absürtlükleri, hatta sonraki yıllarda Fallout: New Vegas evreninin bile bir şeyler borçlu olduğuna inanabileceğimiz post apokaliptik atmosferiyle referanslara boğulmuş bir b-filmdir! Diğer yandan Kazuo Koike ile Goseki Kojima’nın alametifarikası Lone Wolf And Cub etkisini de hatırlatmamak olmaz!

Six string Samurai5Rusya surf rock müziğinin keyifli örneklerinden biri olan Sibiryalı rock’n roll ekibi Red Elvises’in kızıl tımbırtılarıyla süslenen film, Kusturica’nın Non Smoking Orchestra’sının “suyu biraz daha ısıtılmış hali” diye tanımlayabileceğimiz besteleri sayesinde bambaşka bir tat kazanmış adeta! Filmin izleyiciye zaman zaman Leningrad Cowboys’un tonlarını anımsatmasının bir diğer sebebi de bu olabilir belki de.

Gel gelelim Six-Strings Samurai, sinema tarihinin lanetli kabul edilebilecek filmlerinden de biridir aynı zamanda! Aynı zamanda filmin senaryosunda da kalem oynatmış olan kült aktör Jeffrey Falcon’un bir dolu Hong Kong aksiyon filminde gövde gösterisi yaptıktan sonra, bu filmle yıldızlığını pekiştirmiş olması şaşırtıcı değil. Fakat Buddy karakteri adeta genç aktörün laneti olmuş ve Falcon bir daha beyazperdede gözükmemiştir. Aynı lanet, yönetmen Lance Mungia’nın da yakasını bırakmamıştır. The Crow efsanesinin de felaketi olarak kabul edilen devam filmi Wicked Prayer’ın ardından belgesel sinemaya yönelen Mungia, ne yazık ki kısacık filmografisinde SSS’in seviyesine ulaşabilecek bir başka performans sergileyemedi kamera arkasında!

Six-String Samurai, bozkırda yeşeren yırtık pırtık ve geveze bir rock’n roll mitolojisidir. Aradan geçen yıllara rağmen, absürt mizahının etkisini yitirmemiş olması da cabası! Duvarlara kafa atarak dinlediğimiz şarkıların anısıyla, saygıda kusur etmeden dalga geçebilmesi adına da tazeliğini uzun bir müddet koruyacak bir kült var karşınızda!

Six string Samurai WIP

Six-String Samurai

Yazar hakkında: Fatih Yürür

İlk sinema deneyimi, bir Stephen King uyarlaması olan “Geri Döndüler” olmuştur. Yazmaya başladığı dönem ise aslen lise yıllarıdır. Saçma sapan korku hikayeleri kaleme almaktadır ve asıl amacı bir gün bunları görselleştirebilmektir. Çeşitli platformlarda oyun incelemeleri ve film eleştirileri yazar. Yaratmış olduğu RüyadaM adında bir animasyon ve çizgi hikaye karakteri bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir