Siyad’lı Yazar Rasih Yılmaz, Siyad Ödüllerini Eleştirdi!

Bugün Gazetesi sinema yazarı Rasih Yılmaz, SİYAD ödüllerini yazdı…

SİYAD artık inanırlık ve samimiyet konusunda ciddi bir testten geçiyor. Kalemleriyle düşüncelerini aktaran dernek üyeleri, uluslararası başarılara imzaa atan ve halkın çok izlediği filmleri ciddiye dahi almıyor.40. Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Ödül Töreni sonrası SİYAD Onursal Başkanı Atilla Dorsay şu cümleleri kurmuştu: “Son zamanlarda bünyemize kattığımız genç arkadaşlarımın, bizden daha radikal olduklarını ve ancak çok sanatsal işleri savunduklarını sanıyorum. Bu tavır bir yere kadar doğru olabilir. Abartıldığında SİYAD bir fildişi kulede oturan, büyük kitleden ve giderek toplumdan kopmuş bir seçkinler kulübüne dönüşür.

Atilla Dorsay, söz konusu tespitlerini üç yıl önce yapmıştı. Aslına bakılırsa son zamanlarda SİYAD ciddi polemik ve tartışmalarla anılırken belki de Dorsay tecrübeleriyle ince bir uyarıda bulunma ihtiyacı hissetmişti!

Geçtiğimiz gün 43’üncüsü dağıtılan SİYAD ödüllerinin düzenlendiği salonu görünce sinema yazarlarının (dernek üyesi) fildişi kulelerinin yüksekliğini de canlı yayından maalesef herkes izleme imkanı buldu. Derneğin eski üyelerinden birisi olarak açıkçası ortaya çıkan sonuç karşısında da üzüldüğümü belirtmeliyim. Bu arada bizzat, SİYAD yöneticilerinin hangi zorluk ve imkansızlıklarla töreni gerçekleştirmeye çalıştıklarına şahit olduğumun altını çizmeden de geçmek istemiyorum. Ama görünen oydu ki SİYAD’m temelinde yer alan ve artık tartışılması gereken “kurucu korkusu” bu güzide topluluğu yalnızlığa sürüklemeye başlamıştı.

Boş tribünlere oynuyor

Kosmos’un en iyi film seçildiği 43. SİYAD Ödül Töreni’nde (neredeyse aday gösterilen filmlerin kadroları da olmasa) “boş tribünlere” oynayan bir takımın kimsesizliği vardı. Peki neydi sorun?

Açıkçası SİYAD’ın kodlanmış “yönetim bilinci”; devam ettirmekte zorlandığı ideolojik tavrını perdelemek adına biçimlendirdiği “sözde elitist duruş” ile sinema sektörü ve seyirciyle ciddi bir kopukluğa sebep oldu. Ve makas açıklığının büyüklüğünün net fotoğrafı da son ödül töreninde kendini alenen gösterdi. Aday gösterilen filmler veya ödül kazanan filmler hakkında (Semih Kaplanoğlu’nun Altın Ayı kazanmış Bal filminin bir ödül dahi alamamış olmasının, Altın Portakalda yaşanan Kusturica tartışmasının etkisi olduğuna dair bir şerh düşmek kaydıyla…) herhangi bir söz söylemek istemiyorum. Fakat bir gerçek var ki SİYAD artık inanırlık ve samimiyet konusunda ciddi bir testten geçiyor. Yok sayılan ve küçümsenen sektör temsilcileri ile seyirci kitlesine, kalemleriyle düşüncelerini aktardığını unutan SİYAD üyeleri, var olma sebeplerini elleriyle ortadan kaldırdığının farkında değil.

Özeleştiri yapmalı

43. SİYAD Ödül Töreni turnusol kağıdı görevini üstlendi bizce. SİYAD’ın “kurucu korkusu” eğer bir süre sonra “Derin SİYAD var mı?” sorularıyla yeniden bir polemiğin içine düşmek istemiyorsa ciddi ciddi bir öz eleştiri içerisine girmeli. Aksi takdirde boş koltuklara ve verdikleri ödülü dahi almaya gelme ciddiyetinden uzak kitleleri muhatap alıp almama tedirginliği içinde ciddi savrulmalar yaşanılması kaçınılmaz olacaktır.

Haber Analiz: Rasih YILMAZ

Kaynak: http://www.bugun.com.tr/haber-detay/

Yazar hakkında: Öteki Sinema

Öteki Sinema editörleri Prometheus'un David'i gibi... Siz uyurken bile, hoşunuza gidecek yazıları buluyor, itinayla hazırlıyor ve yayına sunuyor. Öteki Sinema çalışıyor!

5 Yorumlar

  1. Değerli meslektaşım Rasih Yılmaz’a ve herkese şöyle geniş geniş bir “Günaydın”…

    Faşist ve gerici sinema yazarı Ali Murat Güven bütün bu yazılanları ve dahasını son 6 yıldır sürekli söyleyip duruyor, buna karşılık kendisi, anası, karısı, bacısı, çocukları ve sülalesi bol bol küfür yiyordu.

    SİYAD, Türkiye’de sinema yazarlığını, sinema sevgisini, coşkusunu, heyecanını, film üretim döngüsüne dostça bir desteği temsil etmeyen, içi tamamen boşaltılmış bir örgütlenmedir. Ve vicdanı olan herkes er ya da geç bu acı gerçeğe uyanacaktır.

  2. Murat Bey her şeye amenna, lakin;

    “Adlarını Öteki Sinema’da okuyarak öğrendiğiniz yönetmenlerden bahsediyorsunuz herhalde”

    bu “mütevazi olmamak”tan ziyade “kibir” gibi geldi…

    Yukarıdaki gibi eleştirilere karşı daha hazırlıklı olmanızı beklerdim. Ötekisinema.com popülerleşiyor. Hiçte kötü bir şey değil. Formatınıda koruduğunu düşünüyorum. Ama her iyi şey gibi zamanla daha çok tanınacak, daha çok sevilecek ve yersiz bile olsa daha çok nefret edilecek.

    Fakat yersiz eleştirilere karşı aynı uslupta ve bazen misli mukabele sınırını geçecek biçimde karşılık vermek pek hoş bir tutum değil. Bu bence öteki sinema için daha sakil bir durum yaratır.

    Bence bu tür çıkışlara alışmanız gerek. Bundan sonra daha da artacaktır.

    Kolay gelsin.

  3. Hayır tam da kastettiğim gibi bir tavırdır. Mütevazi değiliz ama kibirli de değiliz. Asıl kibir o cevaba yol açan da… Sanki Öteki Sinema dün kurulmuş! O kadar yazıyı bir kalemde silip, bizi 3-5 yazı için “vayyy, değiştiniz siz” diye azarlayana el pençe divan duracak bir çaba değil Öteki Sinema…

    Bu arkadaşın başka bir derdi var, o yüzden o şekilde cevap verildi kendisine… Senin eleştirilerini her zaman daha fazla ciddiye alırım çünkü tek bir yazı altında yorumunu göremediğimiz bazı arkadaşların, laf sırası gelince siteyi bizden daha çok sahiplenmelerine gülüp geçiyoruz. Neredeydiniz de şimdi çıkıp geldiniz?

    Bu tür üzüm yemektense, bağcıyı dövmek amaçlı yazanların sadece tek bir atış hakkı var. Kimse takip etmeye mecbur değil ama biz senin gibi kıymet verenler için her zaman olduğu gibi önümüze döner işimizi yaparız.

  4. Aslında kibirli bile olsanız bir şey demeye hekkımız yok. Ama Siz ve yazar arkadaşları akil eleştirmenler olarak düşündüğümüz için haliyle, biraz yapıcı düşünmek yerine “yermek” adına hareket edenleri değil, sizi eleştiriyoruz. Bu açıdan “öteki” sinema severler ; “nasıl bunlara cevap veriyor?” diyor :) Yoksa çoğu zaman yazıların kendisi kadar altında okurla yaptığınız tartırşmalar da keyifli oluyor. Ama bazı insanlar “Tartışmayı” yanlış anlıyor, “yorum” yapmayıda ıskalayıp öteki filmler için hısm olmak yerine hasım oluyor.

    Ayrıca Siyad’la ilgili herkes aynı şeyi bile düşünse dahi bunu sinema adına önemli işler yapan birinden işitmek her halde benden işitmenizden daha iyidir :) Ki ben Rasih Bey’in yazısını burada okudum.

    Herneyse, azından kendi adıma sizin, yazar arkadaşların ötekisinema.com’un formatını koruduğunuzu düşünüyorum. Ki pek çok okurun da aynı şeyi düşündüğünden eminim.

  5. Sinema sitelerinin genel problemidir benzer saldırılar. Burada adını vermek istemediğim ve zaman zaman yazı paylaştığım belli başlı sinema platformlarının altında, yazarı doğrudan aşağılayacak, onu sert bir şekilde eleştirecek yorumlar yapabilme imkanınız yoktur. Bu bir yayın politikasıdır ve o sitelerin bu tercihini de genellikle yargılayamayız.

    Ama dikkat ederseniz öteki sinema bünyesinde yazı yazan kimse kaf dağına çekilmez. Buradaki okuyucu – yazar ilişkisi diğer sitelerin aksine “tartışarak” bir yerlere taşınabilecek bir paylaşıma dayalıdır. Bu formatta bir blog, site, yayın vs varsa bana bildirirseniz mutlu olurum zira benim bildiğim böyle bir oluşum yok.

    Site editörünün buraya yazılmış “hakarete varan” yorumları yayınlamama gibi bir insiyatifi de var, etliye sütlüye karışmama tercihi de var hatta cımbızla seçip manüple etme gibi bir ayrıcalığı da var. Gel gelelim bu ayrıcalıkları kullanmıyorsa biraz da durup düşünmek lazım.

    İnanın ki abartmıyorum, bu gün herhangi bir sitedeki kritik yazarının, okuyucusu muhattap olduğuna çok ender tanık olursunuz. Ama bazı okuyucular da yazar görüşüne tahammül edemeyip işi hakaret boyutlarına vardırabiliyorlar. Bunun en açık örneğini başka bir sitede yazdığım Ada : Zombilerin Düğünü kritiğimde yaşadım. Film hakkında bir kaç iyi kelam ettiğim için okuyucu taraffından “yalakalıkla”, “üç kağıtçılıkla” hatta “şerefsizlikle” suçlandım.

    Bu suçlamaları yapan arkadaş saklandığı rumuzun ardından istediği gibi savurabilir. Ama çamur atılan insanın kimliği de kabak gibi ortada ve hayatında hiç tanımadığı bir insana bu kadar rahat bir biçimde hakaret edip bir nevi rahatlama, hinç alma saldırısını da bir yazar olarak ben kabullenemiyorum.

    Son tahlilde, burada da Black Swan’ın ana sayfada yer almasına bu kadar tavır almak bana göre nankörlüktür. Ben bir öteki sinema yazarıyım ve burada ister sitenin bir yazarı olsun ister konuk olsun, daha önce adını sanını duymadığım tonlarca kaliteli filmi (b filmi kibi bir kutuda paketlemiyorum bunu) keşfetme imkanı buldum. Benim gibi diğer yazar arkadaşlarımın ve okuyucuların da bu paylaşımdan nasibini fazlasıyla aldığına inanıyorum.

    Bir siteye kafalarda rol biçip, kafanızdaki kurgunun dışına taşıp doğaçlama yapmaya başladı diye çamur atamazsınız…Bir sitede bir kaç popüler film yer alıyor diye o siteden kazandıklarınızı hiçe sayıp site editörünün şahsına hakaret etmeye varacak çirkinlikte yorumlar da yazamazsınız…”Yazdım oldu!” derseniz o sizin bileceğiniz iş ama tartışma kültürü şart!

    İddia ediyorum, öteki sinema okuyucusunu en fazla ciddiye alan sinema blogudur…Aksini iddia edenler beni uyandırsın…Eğer varsa bilelime gelişime açığız ne de olsa…Sevgi ve Saygılarımla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: