Siyah Beyaz Yeşilçam’ın En Seksi Kadını: Özcan Tekgül

Özcan Tekgül unutulmaz bir dansöz ve oyuncuydu. 1950’lerden, 1980’lere kadar hep zirvede kaldı. Yüzlerce filmde oynadı, ‘Ateş dansı’ ile dünyayı kendine hayran etti. Anadolu turnesine çıkacağı zaman camlar çerçeveler aşağıya iniyordu. Mahkemeler onu süründürdü ama o dans etmekten vazgeçmedi. Ömrünün sonunda, tam da unutulmuşken, kimsesizler mezarlığına gömülecekken hayat ona son bir oyun daha oynadı…

Özcan Tekgül 15 Ocak 1941’de İstanbul’da Boğaziçi’nin Anadolu yakasında Beykoz ilçesine bağlı bir semt olan Çubuklu’da dünyaya geldi. Bazı kaynaklarda doğum tarihi 1939 olarak da geçmektedir.

Ortaokulu bitirdikten sonra eğitimine devam etmeyen Tekgül, 1954 yılında bir gazetenin açtığı “Plaj Güzeli” yarışmasında derece alınca gelen teklifler üzerine dansözlüğe başladı. 1955 yılında Karaca Tiyatrosu’nda ve Ses Tiyatrosu’nda sahneye çıktı. O günlerin magazin basını ve erotik dergilerinde fotoğrafları yayımlanmaya başlayınca şöhreti daha da arttı.

Annesi Feriha Tekgül de güzel ve yetenekli bir kadındır. Tiyatrocu, sinemacıdır ama asker olan eşine beter tutkun, yuvasına bağlı bir ev kadınıdır da ayrıca. Özcan Tekgül, 1955 yılında, daha 14 yaşındayken annesiyle gittiği bir film setinde yönetmen Muharrem Gürses tarafından keşfedildi, sonra da Faruk Kenç’in yönettiği “Kaybolan Gençlik” filmiyle sinemaya başladı. Böylece 1950’lerde güzellik yarışmalarından sinemaya geçen Ayfer Feray, Leyla Sayar gibi onlarca sanatçının arasında o da katılmış oldu. Üstelik bu ilk filminde Muhterem Nur’la birlikte başrolleri paylaşıyorlardı. Filmde dans sahnesini o kadar güzel başarır ki yaşamının devamı uzunca süre ya kamera karşısında rol keserek ya da sahnede gerdan kırıp, bel bükerek geçmeye başlar.

Ayhan Işık, Fikret Hakan, Fatma Girik, Ajda Pekkan gibi ünlülerle de aynı filmlerde oynar, en büyük gazinolarda da meşhur ‘ateş dansını’ yapar. O devirler ‘oryantal dansın’ altın devridir zaten. Aysel Tanju, Nana, Babuş, Zennube, Necla Ateş, Tamara gibi çok müthiş dansözler de vardır rakipleri arasında. Ancak olağan üstü fiziği ve şaşırtıcı sahne performansı sayesinde bu rakiplerin önüne geçer. Tekgül 1970’lerin başına kadar otuz kadar filmde oynadı. Bunların bazılarında oldukça önemli rollerdeydi.

Bu arada ilk mesleği dansözlüğü de bırakmadı. 1962’den başlayarak yurt dışında çeşitli ülkelerde oryantal olarak çalıştı. Mısır, Lübnan ve Uzak Doğu ülkelerinde şeyhler, prensler, emirlere, sultanlar, cumhurbaşkanları ve krallar için dans etti. Yurda dönünce de dansözlüğe devam etti. “Ateş dansı” adını verdiği bir koreografiyle yaptığı oryantal dans adeta onunla özdeşleşti.

Özcan Tekgül, haksızlıklara karşı mücadele etmeyi çok severdi. Bazı gerçekleri bu yüzden hiç anlamadı. Tuhaf ama dansöz kıyafetiyle fotoğrafları gazetelerde yayımlanınca yargılandı! Sahnenin önünde onu polisler bekliyordu. Yabancı uyruklu kadınların gece kulüplerinde çalışma izni vardı ama bir Türk kadını mahkemelerde sürünmek zorundaydı! 1956’da “müstehcen fotoğraf çektirmek” suçundan mahkemeye verilen Tekgül bu davadan beraat etti. Hep farklı olmak istediği için sürekli yenilikler peşinde koşardı. Bu nedenle yabancı dergilerde gördüğü fotoğrafları taklit ederek çıplak vücuduna desenler çizdirdi ve sahneye öyle çıktı.

1960’lar boyunca gazetelerde yer alan gazino ilanlarında hep onun adı ve görüntüsü yer aldı. Sürekli olarak dikkatleri üzerine çekmeye bayılırdı, bu nedenle 1950’lerde ve 1960’larda sık sık ölüm tehlikeleri atlattığına dair gazete haberleri çıkardı, ancak trafik kazaları, havagazı zehirlenmeleri ve boğulma tehlikesi türünden bu haberler hep inandırıcılıktan uzak olmuştur

1980 yılında Kültür Bakanlığı’nın 25 yılını doldurmuş bazı sanatçılarla birlikte kendisine de verdiği “onur belgesi”, çeşitli çevrelerde tartışmalara yol açtı. Bir dansöze şeref belgesi verileceği haberi bakanlığı karıştırdı, bu nedenle bakanlıktan istifalar bile oldu. MSP, dönemin başbakanı Süleyman Demirel’e bununla ilgili bir de soru önergesi verdi. “Özcan Tekgül gibi kıvırma” sözü siyasetçiler arasında bir hakaret ve suçlama cümlesi olarak sıklıkla kullanıldı.

Yıllar geçer, yaş ilerler zaman edeceğini eder o güzelliğe. Artık 50’li yaşlarını süren, kilolu, yüzü kırışık, cildi buruşuk bir kadındır Özcan Tekgül. Hiç evlenmediği için babasından ötürü bağlanan emekli maaşıyla kıt kanaat geçirdiği zor dönemlere erişmiştir.

Önünde diz çöküp yalvaran, bir günlüğüne onunla birlikte gezip tozup eğlenebilmek için can atan erkekler bir yana yakın dostu sandığı kişiler bile uzaklaşmıştır yanından. Atadan miras evi 40 bin liraya satar ve Antalya’da küçümen bir daire alıp orada inzivaya çekilir. Antalya’nın Kemer ilçesinde bir tür inziva hayatı sürdürmekte olan 1960’ların ünlü vamp yıldızı Özcan Tekgül, 2 Temmuz 2011’de Antalya – Serik yolunda geçirdiği trafik kazası sonucunda yaşamını yitirdi. Arayanı soranı çıkmadığı için cenazesi üç gün morgda bekletilmiş, neredeyse garipler mezarlığına defnedileceği sırada kendisini tanıyan bir genç sayesinde Güzeloba’da bir camiiden kaldırılarak Antalya’da Uncalı Mezarlığı’nda toprağa verilmiştir. Özcan Tekgül’ün eskiden beri bir hayranı olduğunu belirten aktör Halil Ergün’ün sanatçının mezarını yaptırmaya talip olduğu basında çıkan haberler arasındadır. Hiç evlenmemiş olduğu için babasından kalan emekli maaşıyla geçinen Özcan Tekgül öldüğünde 73 yaşındaydı.

Özcan Tekgül, rol aldığı filmlerin haricinde bir de roman yazmıştır. Eser Özcan Tekdemir tarafından 2008 yılında “Bekçi” adıyla sinemaya da uyarlanmıştı. Yönettiği filmin senaryosunu da yazan Tekdemir, başrollerde Emin Tuğra Baykul ve Ziya Hepbir’i oynatmıştı.

Özcan Tekgül Filmleri

1955 – “Kaybolan Gençlik”
1955 – “Kadının Fendi”
1955 – “Garipler Adası”
1955 – “Lokum Sultan”
1955 – “Yaşlı Gözler”
1955 – “Çoban Ali”
1955 – “Basmacı Güzeli”
1955 – “Uçan Daireler İstanbul’da
1955 – “Köye Gelen Dansöz”
1956 – “Papatya”
1956 – “Şehir Yıldızları”
1956 – “Kadifeden Kesesi”
1957 – “Yavrularımın Katili”
1957 – “Annemin Gözyaşları”
1959 – “Hicran Yarası”
1959 – “Felaket Yolu”
1959 – “Bağrıyanık”
1960 – “Ve Allah Aptalları Yarattı”
1960 – “Gece Ve Gündüz”
1961 – “Kadın Asla Unutmaz”
1962 – “Sokak Kızı”
1962 – “Rıfat Diye Biri”
1962 – “Ölmek İstiyorum”
1962 – “Meçhule Gidenler”
1962 – “İnsan Doğarken Ağlar”
1963 – “Mukadderat”
1963 – “Harmandalı Efe’nin İntikamı”
1963 – “Çadır Gülü”
1968 – “Yedi Adım Sonra”
1968 – “Haris Ruhlar”
1969 – “Tatlı Günler”
1969 – “Çılgın Soyguncular”
1971 – “Dişi Hedef”

Kaynak: Wikipedia – Kraliçe Dansözün Hazin Ölümü Yazısı (Savaş Ay) – Ateşin Dansözü (Posta)

Yazar hakkında: Öteki Sinema

Öteki Sinema editörleri Prometheus'un David'i gibi... Siz uyurken bile, hoşunuza gidecek yazıları buluyor, itinayla hazırlıyor ve yayına sunuyor. Öteki Sinema çalışıyor!

Bir Cevap Yazın