Spider-Man

Spider-Man

(15 Ağustos 1962)
‘’Tek isteğim; korkuyu durdurmak, acıyı durdurmak, ölümü durdurmak. Öyleyse neden hiç başaramıyorum?’’

Spider-Man namı değer örümcek adam Marvel Comics tarafından yaratılan bir çizgi karakterdir. Kötülerin korkulu rüyası olan karakterimiz 1962 yılından beri en çok sevilen süper kahraman olmaya devam etmiş ve insanın içinde hep var olan kendi adaletini kendin arayabilirsin nidalarına cevap olmuştur. Spider-Man aynı zamanda derinlerimizde duran bir güdüyü de tetiklemiştir; güçlü ve herkesten farklı olma güdüsünü…

Peter Benjamin Parker’ın alt benliği olan Spider-Man Marvel Comics’e bağlı olan Stan Lee ve Steve Ditko tarafından 1962 yazında ‘’Amazing Fantasy’’ isimli çizgi romanın 15. Sayısında karşımıza çıkar. Diğer süper kahramanlardan farklı olarak duygusal bunalımlar yaşayan bir ergendir aslında. Bir örümcek tarafından ısırılması hayatına katkıdan ziyade zarar getirir. Lakin o kazandığı yeteneği ile sevdikleri arasında sürekli bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Peter anne ve babasını çok küçük yaşlarda bir uçak kazasında kaybetmiştir. Onu amcası Ben ve halası May yetiştirir. Peter Midtown lisesine gitmektedir. İnanılmaz derecede utangaç ve aynı zamanda zeki ve çalışkan bir gençtir. Okulun popüler öğrencileri tarafından sürekli alaya alınan sessiz bir çocuktur. Ve bir gün onu ısıran radyoaktif bir örümcek tarafından hayatı değiştirilir. Peter aldığı yara ile evine gelir odasına kapanır ve fark eder ki artık normal bir genç değildir. Önce bu yeteneklerine alışmaya çalışır. Başta eğlenceli gelmiştir. Kazandığı bu özelliklerini nasıl kullanacağını sorgulamaz o anda. Örümcek ona inanılmaz bir hız, bulunduğu her yüzeye yapışabilme, örümceğin çevikliği, tehlikeleri önceden tahmin etme yeteneği ve ağ fırlatabilme özelliği kazandırmıştır. Peki, bunları nasıl kullanacaktır?

Bu sorunun cevabını ise çok acı bir şekilde öğrenir. Kaçmasına izin verdiği bir suçlu amcası Ben’i öldürür ve Peter o an kararını verir. Suçluları, akan kanı ve ölümü durduracaktır. Ve amcasının şu sözünü hiç unutmaz; ‘’Büyük güç, büyük sorumluluk getirir!’’

Amcasının bu sözü aklının bir köşesinde kalmasına rağmen Peter yaşadığı iç ve dış çatışmalarından çoğu zaman kurtulamaz. Para kazanmak için kendi alt kimliğinin fotoğraflarını çalıştığı gazeteye satar bir süre. Bu arada suçla mücadelesi onu hayata bağlayan en önemli faktör olur. Bir de aşkı vardır tabii. İlk aşkı acı bir sonla noktalanan Peter tüm bu süper kahraman karmaşası arasında onu en çok destekleyen kadınla Mary Jane ile hayatını atlattıkları birkaç badireden sonra birleştirir.

Örümcek adamda var olan insani çatışmalar ve duygusal karmaşalar okuyucunun karaktere daha da bağlanmasına sebep olmuştur aslına bakarsanız. O da bizim gibidir. Gençtir, utangaçtır, duygusal anlamda kararsızdır. Okuyucu bu özellikleri kendi benliğinde özümser ve ilk kez bir süper kahramanın zayıflıkları onu daha da popüler bir hale getirir. 1000’den fazla çizgi romanı, TV serileri, beyaz perde uyarlamaları ve çizgi dizileriyle Spider-Man bugün en çok sevilen çizgi roman karakterlerinin başında geliyor. Peki, neden ihtiyaç duyuldu da bu karakter hayat buldu?

1960’ların başında süper kahraman serilerinin çok satması nedeniyle Marvel’in editörü Stan Lee çizgi roman okuyucularının yaşının genellikle küçük olması nedeniyle onlarla yaşıt olan bir süper kahraman yaratmak ister. Steve Ditko ve bir nebze Jack Kirby’nin de katkılarıyla eski ama kullanılmayan karakterlerden de esinlenerek ‘’Spider-Man’’ simi bulunur. Aslında Stan Lee şöyle düşünmektedir. ‘’Güçlü bir karakterim var; Hulk. Güzel bir takımım var; Fantastik Dörtlü. Neden bu ikisinin karışımı bir solo karakterim olmasın?’’

Fakat bu fikri Marvel’in başkanı beğenmez. Ona göre insanlar örümceklerden nefret ederler… Fakat Spider-Man Amazing Fantasy dergisinin arka kapaklarında görüldüğü andan itibaren çok tutulur. Marvel’de bunun üzerine isim haklarını satın alır ve Spider-Man yolculuğuna bu şekilde başlamış olur.

Spider-Man’in Düşmanları

Green Goblin/Yeşil Cin: Peter’ın en iyi arkadaşı olan Harry’nin babası Norman Osborn kendi üstünde bazı deneyler sürdürmektedir. Bu deneyler sırasında kullandığı bir madde zekâsını ve gücünü arttırır ama yüzünde ve vücudunda onarılamaz hasarlar bırakır ve onu delirtir. Gelişmiş teknoloji ürünü silahlar kullanır ve uçan kaykayıyla bilinir.

Doctor Octobus/Doktor Ahtapot: Doktor Octavius kendini bilime adamış bir adamdır. Fakat bu adanmışlığı aşırı büyük bir hırsa sebep olur. Laboratuarında meydana gelen bir kaza tehlikeli kimyasal maddeleri tutmak için kullandığı kolların omuriliğindeki sinir uçlarına bağlanmasına sebep olur. Böylece Doktor Ahtapot ortaya çıkar.

Venom/Zehir: Uzaydan gelen ve adı ‘’Symbiote’’ olan bir yaratıkla birleşen Eddie Brock’tur. Yaratığın Brock’u seçmesinin sebebi ise Eddie’nin Spider-Man’e duyduğu öfkedir.

Carnage/Katliam: Carnage, Venom’un yumurtası olarak adlandırılabilecek bir düşmandır. Adı Cletus Kassady olan Carnage Eddie Brock’un hücre arkadaşı olan psikopat bir katildir.

Kingpin/Elebaşı: Spider-Man dahil bir çok kahramanla savaşmıştır. Mutlak kötü olarak bilinir. New York’un bütün pis işlerinin altından adı çıkar. Süper güçleri yoktur fakat yakın dövüşte yenilemez.

Spider-Man’in diğer düşmanları ise; Sandman, Hobgoblin, Mysterio, Gergedan, Akbaba…

Spider-Man ve Sinema

Spider-Man (2002): Yönetmenliğini Sam Raimi’nin üstlendiği bu ilk uyarlama ABD’de milyonlarca hayranı olan Spider-Man’in ilk kez beyazperde de boy gösterişiydi. Raimi her ne kadar gişede ve ABD’de filmle iyi bir iş yapmış olsa da birçok eleştirmenin ve çizgi roman okurunun gözünde Spider-Man’i doğru yansıtan adam olamadı. Daha doğrusu onun şöhretine şöhret katamadı. Tim Burton’ın Batman için yaptığını yapamadı kısaca. Buna rağmen film çok büyük bir ilgiyle karşılandı ve devam filmlerinin gelmesi kaçınılmaz oldu. Filmde Spider-Man rolünde ondan sonra ki devam filmlerinde de göreceğimiz Tobey Maguire oynuyordu. Ona usta oyuncu William Dafoe Green Goblin rolüyle eşlik etmişti. Mary Jane Watson rolünde ise güzel oyuncu Kirsten Dunst’ı izlemiştik.

Spider-Man 2 (2004): Yönetmenliğini yine Sam Raimi’nin yaptığı film hem ilkinden daha başarılı hem de daha etkiliydi. İlk filmdeki hatalarından ders alan yönetmen bu kez Spider-Man karakterini ve çevresinde gelişen olayları akıcı ve yerinde bir aksiyonla aktarmıştı. Devam filmlerinin her daim daha zor ve ilkine göre daha zayıf kaldığı gerçeğinden yola çıkarak yönetmen ve ekibinin yapımda bu gerçeği değiştirmiş olduğunu söylemek mümkündü. Spider-Man tüm çelişkileri, duygusal karmaşaları ve süper güçleriyle tam karşımızda başı dik olarak savaşıyordu. Film çok iyi bir gişe başarısı da elde ekmiş ve üçüncü filmi garantilemişti.

Spider-Man 3 (2007): Yönetmenin değişmediği yapım ilk iki filmdeki Mary Jane, Peter Parker ve en yakın arkadaşı ve aslında en büyük rakiplerinden biri olan Harry arasındaki gidiş gelişlere bir nokta koyan ve bizi süper kahramanımızın yeni düşmanlarıyla tanıştıran eğlenceli, görseli iyi fakat ikinci film kadar akıcı olmaması sebebiyle akılda kalıcılığı düşük olan bir yapımdı kısaca. Yönetmen kamerasını ve kahramanını nasıl kullanacağını öğrenmişti. Fakat bize filmde yaşattığı karakter bolluğu zaman zaman kafa karıştırıcı oluyordu. Yapım yine de başarılı bir gişe elde etti ve seriye etkili bir nokta koymuş oldu.

The Amazing Spider-Man (2012): Yapım Peter Parker’ı ve Spider-Man’i baştan alan bir film. Yönetmenliğini Marc Webb’in üstlendiği yapım çok kısa bir süre önce beyazperde de boy gösterdi. Cast aşamasında Spider-Man karakterini kimin oynayacağı çok tartışılan film sonunda karaktere taze kan gerek düsturundan yola çıkarak Spider-Man’i genç oyuncu Andrew Garfield’a emanet etti. Hikâyeyi başa saran yapım Mary Jane’den de öncesine dönerek ilk aşkı oynaması için ise Emma Stone’u tercih etti. Film her ne kadar bu öykü Spider-Man’i yeniden anlatacak dese de bu beklentiyi karşıladığı pek söylenemez. Andrew Garfield kahramanımıza taze kan olmuş, Peter Parker hiç olmadığı kadar hareketli ve esprili… Film 3D olması itibari ve aksiyonun tadında tutulduğu düşünülürse keyifli bir seyirlik ama akılda kalacak bir yapım olur mu orası bilinmez. Yine de seyretmek zaman kaybı değil…

Spider-Man duygusal karmaşaları, hayal kırıklıkları ve süper gücünün onu sevdiklerinden ayırmasıyla tanınan ve bu özellikleriyle ilk olan bir karakter. Aslında hepimizin içinde olanı yansıtıyor bize. Utanacak, kaybedecek çok şeyimiz varken bizi de ısıran örümcekler olabilir. Ve onların bize sağladığı büyük güç kendimizi bile anlayamamışken çok büyük sorumluluklar getirebilir hayatımıza. Yine de ister miydiniz?

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir