Spirited Away / Ruhların Kaçışı (2001)

Küçük Chihiro ailesinin başka bir şehre taşınmasından dolayı mutsuzdur. Arkadaşlarından ve okulundan ayrılmıştır. Üstelik ilk çiçek buketi onun veda hediyesidir. Babası arabayı kullanırken söylenerek oturur koltuğunda. Aldığı veda hediyesini öyle bir hırpalamıştır ki onlarda ölmek üzeredir. Derken yol ikiye ayrılır ve babası yanlış olanı seçer.

Önlerinde uzanan ağaçlı yolda bata çıka ilerleyen aile eski bir tapınak görünümü veren terk edilmiş bir kasabaya denk gelirler yolculuklarının bu kısmında. Küçük kız önlerinde yükselen bu yapıya girmek istemez fakat ailesinin ısrarlarına da karşı koyamaz. Yol onları mükemmel lezzette yiyeceklerin olduğu aydınlık bahçelerin ışıl ışıl parladığı bir yere götürür. Ailesi yiyeceklerden tatmakla başlayan yolculuklarına büyük bir iştahla devam ederken Chihiro bir terslik olduğunu sezmektedir. Tam bu anda kasabaya bir göz atmak için ailesinin yanından ayrılır. Ahşap bir köprünün başında çekingen ama meraklı adımlar atmaya başlar. Ta ki Haku ile karşılaşana kadar. Bu narin yapılı güzel çocuk ona hava kararmadan oradan kaçmasını öğütler. Küçük kız şaşkın bakışlar eşliğinde neden olduğunu anlayamasa da bu genç adamın dediğini yapar fakat artık ailesi için çok geçtir. Aç gözlülük onları bir domuza dönüştürmüştür. Onları kurtaracak tek şeyse Chihiro’nun cesareti ve sevgisi olacaktır.

Chihiro bu yolculuğunda adını kaybedip kalbini bulacaktır. Aşk ve fedakarlığın ne olduğunu ilk elden öğrenecek ve bu yolu adımlarken bize de öğretecektir. Mücadele verilmeden kendimize ait olanları bile alamayacağımızı.

Ruhların kaçışı Hayato Miyazaki tarafından yazılıp yönetilen 2003 yılında “en iyi animasyon” dalında Oscar kazanan Studio Ghibli yapımı bir japon animedir. Bir çok ödülü beraberinde götüren bu yapım aynı zamanda ilk kez Oscar alan animedir.

124 dakika boyunca maceranın dozunu yavaş yavaş arttıran bu animede küçük kahramanımız tüm korkularına rağmen bir çıkış yolu aramakta ısrar ededursun bize de hikayenin diğer ilginç karakterlerini tanıma fırsatı veriyor. Altı kollu ve kolları her yere yeten Kamaji, para hırsını insanların isimlerini çalarak ve onları tüm işlerinde köle misali çalıştırarak kendi bencilliğini tatmin eden kötü cadı Yubaba, insanların aç gözlülüklerini sahte altınlar dağıtarak azdıran Yüzsüz hikayeyi izlenebilir kılan ve renk katan karakterler arasında. Chihiro’nun giriştiği bu amansız mücadele derinleştikçe onlarda bu kararlı, iyi kalpli kız sayesinde kendi kötülüklerinden ve zayıflıklarından arınıyorlar. Kızımıza da bu yolculukta en derininden bir aşk düşüyor. İlk aşk…

Bu yapıma çocuk çizgi filmi demek çok büyük bir haksızlık olur lakin olaylar örgüsü, karakterlerin derinliği ve işlenişi bu masalı büyükler içinde anlamlı kılıyor. Gerilimin renklerle giydirilmiş bir rüya tadında anlatımı size de bu rüyada bir yer veriyor. Kendi aç gözlülüklerini düşünme fırsatı da tabii. Bu derin yolculuğa bir de yol müziği lazım hem de en iyisinden diye düşünmüş olacaklar ki Joe Hidsishi ve Yumi Kimura’nın oluşturduğu müzikler tam da böyle bir atmosferi içeriyor.

Adem ile Havva kendilerine yasaklanmış olan meyveden yediler birgün ve biz cennet denen ışıklı bahçelerden dünya denen acılı suya düştük. Ruhlarımız kaçamadı ne yazık ki!

Debelendikçe kaybettik. Fedakarlığı, iyiliği, anlayışı. En çok da aşkı… Bu yüzdendir büyüye inanmaz görünüp de içimizde hep onu arayışımız. Belki derdinize derman olmaz lakin en azından adlarınızı ve aşk denen tek hecelik adı hatırlamanızı sağlayabilir bu yapım. Çünkü en büyük büyü aşktır. Burun kıvırmayın yazdıklarıma. Sadece yargılamadan seyredin olmaz mı? En azından bir kez… Büyüyle…

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

Bir yorum var

  1. miyazaki’nin bütün animeleri güzeldir; spirited away bir istisna değil.

    şu kömür taşıyan siyah yaratıklar da çok sevimli. figür veya peluş oyuncakları olsa keşke.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: