Star Wars: The Clone Wars (2008)

Bu ara bende mi bir problem var bilemiyorum. Ancak büyük bütçe filmlerinin hiçbiri vermesi gereken zevki bana veremedi henüz. İşte bir örnekle daha karşınızdayım.

Öncelikle biraz galadan bahsetmek istiyorum. Yıldız savaşları sitesinin davetlisi olarak gittim galaya. Sitedeki arkadaşlara teşekkürler. Ortam gayet hoştu. Çeşitli boy ve ebatlarda storm trooper, Darth Vader, Imperial guardian, Obi wan kıyafetli arkadaşlar ışın kılıçları ile konukları ağırladılar. Biz de bol bol resim çektirdik. En popüleri içlerinden tabii ki Lord Darth Vader’dı. Milletin ışın kılıçlarına imrendim. Ancak fiyatı 250 YTL olduğunu duyunca sadece bakmakla yetindim. Meraklısına Kadıköy Dreamers’da bulunabiliyor.

Lafı daha fazla dolandırmadan filmimize gelelim. Klon savaşları CGI destekli bir animasyon filmi. Aslında bir tv dizisi olan proje Lucas’ın “Ulan bundan daha fazla nasıl para kazanırım?” mentalitesinden dolayı sinema ekranında ilk üç bölüm kırması olarak boy gösteriyor. Ne de olsa Skywalker çiftliğinin giderlerini karşılamak gerek. Bu arada aynı adlı 2003 çizgi film serisi ile de karıştırmayalım filmimizi. İsim ve konu aldıkları zaman dilimi aynı olsa da ikisi de birbirinden bağımsız projeler.

Film, Star Wars Episode II: Attack of the Clones ve Star Wars Episode III: Revenge of the Sith arasındaki kısa dönemi ele alıyor. Bu dönem bilindiği üzere Klon savaşlarının cafcaflı zamanları, Skywalker’ın ana hikayesinde fazla ismi geçmeyen bir dönem. Bu yüzden ayrıntıları tam bilmiyoruz. Lucas da filmle ilgili yaptığı söyleşide “Savaşta birçok şey olur. Dramlar, ölümler, çeşitli maceralar. O yüzden savaş yıllarını ele almayı uygun gördük.” mealinde bir kelam etmiş. Mevzumuz ise oldukça tırt. Anakin ve Obi Wan Klon savaşları için ter dökerken Jabba’nın çocuğu kaçırılır. Jabba Jedilardan oğlunu bulmaları karşılığında elinde tuttuğu ticaret yollarını kullanmalarına izin verecektir. Jedi konsulü anlaşmayı uygun bulur ve görevi bizim iki kafadarı yaptırmaya karar verir. Ancak ikilinin yanına bir de dişi padawan Ahsoka Tano verilir. Anakin bu yeni öğrencisi ile sevgi/nefret kırması bir ilişkiye girer. Bu arada Kont Dooku boş durmamakta Jabbayı çocuğunu asıl kaçıranların jedilar olduğunu ikna etmeye çalışmaktadır.

Gördüğünüz gibi oldukça gereksiz bir mevzuyu ele alıyor film. Öyle ki diyalogların yarısı “Çocuğu kesin kurtarmalıyız, yoksa savaşta büyük darbe alırız.” gibi kendi kendilerini ve seyirciyi ikna etme çabalarından ibaret. Oysa ki herhangi bir Jedi Knight oyununda ancak bir görevi doldurabilecek bir mevzu. Filmin diyalog yönünden de çok büyük problemleri var. Kim, niye, ne konuşuyor belli değil. Boş boş konuşmalar ile film bitiyor. Espriler o kadar klişe ki sanki bir büyüğümüz espri yapmış da o anda oluşan büyük sessizlikte gülmemiz gerektiğini geç idrak ediyoruz, ancak yine de zorlasak da gülemiyoruz.

Gözlemlediğim kadarı ile film ekibi Ahsoka Tano adlı bu yeni karakteri pazarlamaya çalışıyor. Her röportajda yok efendim kadın bir jedi’la ilk defa, yok Anakin’le süper ikili falan fişmekan. Oysa ki hiç özenilmeden yaratılmış bir karakter. Ayrıca karanlık tarafa yelken açacak Anakin’e bir ışık vermiyor. Tek sevdiğim tarafı samuraylar gibi kılıcı arkaya doğru tutması. Bu arada grafiklere ayrıca değineceğim ancak tasarımı da bir facia bu karakterin.

Grafiklerden önce müziklere ve seslere değinmek istiyorum. Star Wars’ın belki de en sevilen unsuru John Williams’ın yarattığı marşlardır. Oysa ki filmde müzik unsuru çok alakasız. Bazen aksak Afrika/Arap ritimleri bazen bambaşka jazz ritimleri filmin ambiyansına uymuyor. Tek sevdiğim tını şehirdeki jazz barda grubun çaldığı müzikti. Bunun dışında seslendirmeleri ise yine hiç beğenmedim. Şimdi bu karakterlerin gerçek seslerini biliyoruz, tamam, tv dizisi için gerçek oyunculara seslendirme yaptırılamaz ama madem sinema filmi yapıyorsun biraz ciddiyet lütfen. Sadece Christopher Lee(Kont Dooku), Samuel L. Jackson(Mace Windu), ve Anthony Daniels(C-3PO) seslendirmelerde bulunmuş.

Asıl büyük şok ise kullanılan CGI animasyon tekniği. Bir animasyon için en önemli şey tabii ki çizim tekniğidir. Şimdi bir Miyazaki sinemasının Fransız çizimciler tarafından yaratıldığını düşünün. Ne kadar havada kalırdı değil mi?

Klon savaşlarında da çok yanlış bir çizim tekniği kullanılmış. Kimse bana “Sen ne anlarsın, yönetmen çizgi filme benzetmeye çalışmış.” demesin. Ey efendiler koskoca Anakin’i biz böyle mi sevdik. Yapamıyorsan CGI koyarsın eski usül 2d çizim. Hatta Japonlara verirsin projeyi sana öyle bir Star Wars animesi çıkarırlar ki beyaz perdeyi öpmek, koklamak istersin. Yok CGI yapıyorsan adam gibi yapacaksın bu işi. Ortada bir Beawulf, bir Final Fantasy varken böyle eciş bücüş tiplemelerle, özensiz tekniklerle, öküz gibi yürüyen, estetikten habersiz karakterlerle koskoca bir efsane ile oynamaya hakkın yok.

Neymiş Lucas eski kukla oyunlarına özenmiş de böyle buyurmuş. Yemezler canım. “Yapamadık, olmadı, elimize yüzümüze bulaştı bu iş, affedin.” deyin eski günlerin hatırına yapalım bir güzellik. Ama böyle safsatalara da karnımız tok.

Efsanenin yere çakıldığı bu filmden uzak durun. Efsaneye uzaksanız ve eğlencelik bir şeyler arıyorsanız…yine uzak durun keza hiç birşey ifade etmiyor bu animasyon( Ulan galaya gittik o kadar biraz sev okşa şu filmi dedim içimden ama beğenecek bir şey de bulamadım ki).

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

31 Yorumlar

  1. gereksiz diyaloglara bir ornek vermek istiyorum.
    sanirim cody veya bir benzeri “aman allaaaaaam olecez olecez” seklinde bir panik atak yasiyor. obi de “höt! kendine gel” buyuruyor. cody de “pardon abi, panik oldum. bir daha olmaz.” diyor. boylece 2 dakika doluyor.
    bu ne allasen? boyle sw mu olur?

  2. Beyazperde.com yazarlarından Oktay Ege Kozak’da aynı fikirde olacakki oldukca nüktedan bir yazı yazmış

    “18 Ağustos 2008 – Sn. George Lucas,

    Siz beni tanımıyor olabilirsiniz. Ama ben sizin kim olduğunuzu doğduğumdan beri gayet iyi biliyorum. Hikaye bakımından son, kronoloji ve kalite bakımından ilk Yıldız Savaşları üçlemesi ile büyümüş bir genç olarak, o filmlerin benim için anlamı ölçülemez. Yıllar sonra kitlelerce dalga geçilen, odunumsu yönetimi, yazımı ve oyunculukları ile eleştirilen ilk üç bölümün vizyona girdiği yıllar boyunca hep sizin tarafınızdaydım, yeni filmleri hep savundum.

    Hayden Christensen’ın banal oyunculuğuna göz yumdum. Umarsızca her tarafa CGI fırlatan görsel stilinizi eleştirmedim. Hatta Jar Jar Binks’i bile görmezden geldim. Üniversite tez filmini bile Yıldız Savaşları üzerine çekmiş biri olarak derin hayranlığımın geçerliliği tartışılmamalı.

    Tonlarca Yıldız Savaşları oyuncakları, bilgisayar oyunları, kitapları ve hatta tuvalet kağıtları ile serinin başarısından olabildiğince çok kar yapmayı amaçladığınız daha ben çocukken bile barizdi. Son otuz yıl boyunca merakla bekledik altı bölümlük epik uzay operanızın tamamlanmasını. Üç sene önce bu dileğimiz yerine geldi ve bize şaşırtıcı biçimde başarılı, trajik bir final verdiniz Sith’in İntikamı ile. O film ile seri tamamlandı, nostaljik bir hüzün ve sevinç karışımı ile biz de Yıldız Savaşları kitabını kapattık.

    Fakat hikaye ne yazık ki burada bitmedi. Siz, para makinesi muamelesi yaptığınız serinin son damlalarını sıkıp posasını çıkarmaya, o posanında suyunu çıkarıp moleküllerine ayırmaya karar verdiniz. İlk olarak klon savaşları üzerine bir çizgi dizinin müjdesini verdiniz. Sonra canlı oyuncularla çekilecek başka bir dizinin dedikolarını duyduk. Şimdi ise çizgi diziye öncülük yapacak bir “sinema filmi”ni çıkardınız karşımıza.

    “Üzerinde Yıldız Savaşları yazsın, bu salaklara ne atarsak yerler” gibi bir mantığa sahip olduğunuz Klon Savaşları ile bariz artık. Bölüm I, II ve III’ün hikaye ve oyunculuğuna getirdiğiniz tembellikten bu bakış açısı biraz sırıtıyordu, ama en azından o filmler hikayeyi sonuçlandırmak için gerekliydi, o yüzden hayranlar olarak filmlerin bazı bariz problemlerine göz yumduk. Fakat Bölüm II ve III arasındaki hikayeyi hiç bir biçimde birleştirmeyen, tek amacı bir sürü hantalca bir araya getirilmiş savaş sahnesini peş peşe koymak olan kalitesiz bir animasyon filmi ile artık açgözlülüğünüz çirkin boyutlara ulaşmış durumda.

    İlk olarak eldeki en büyük ve bariz problemden bahsedelim: Klon Savaşları, bir sinema filmi değil. Sinemalarda gösteriliyor ve doksan dakika sürüyor, ama çizgi dizinin bir kaç bölümü bir araya sıkıştırılmış hissi yaratan bu dizi-film mutantına en ölümsüz hayranlarınızın bile bilet parası harcamasını beklemek haksızlık. Özellikle animasyon televizyona uygun, kutu gibi detaylarla, üçüncü sınıfa giden bir çocuğun su boyası resimlerine benzeyen arka planlarla dolu ucuz bir kalitesizliğe sahipse. Wall-E gibi modern animasyon şaheserlerinin sinemalarımızı büyülediği şu günlerde Klon Savaşları gibi bir televizyon filmini beyazperdeye fırlatıp Yıldız Savaşları ismi arkasına saklanmanız bence hayranlarınızın zekasına yapılmış büyük bir hakaret.

    Jabba The Hut’un bebeğinin kaçırılmasının ardından Anakin ve yeni öğrencisi Ahsoka’nın bebeği ayrımcılardan kurtarması üzerine odaklanan ince hikaye, bölüm II’nin yarattığı karakter gelişimlerini umursamıyor. Bölüm II ile karanlık tarafa ilk adımlarını atan Anakin, Klon Savaşlarında Darth Vader’ın gölgesine bile yaklaşmadan şakacı, tek boyutlu bir aksiyon kahramanına dönüşüyor. Ahsoka’nın şikayetçi genç kız formülü ilk dakikadan itibaren kulak tırmalıyor. Obi-Wan, arka plana atılarak neredeyse unutuluyor.

    Sonuç olarak Sayın Lucas, sınır bilmeyen açgözlülüğünüzden bıkmış biri olarak bu mektup ile maalesef Yıldız Savaşları hayranlığından istifamı ilan etmek istedim. İleride gelecek dizilere ara sıra göz atacağım. Fakat Yıldız Savaşları ile ilgili her şeyi takip ettiğim günler Klon Savaşları ile bitiyor.

    Saygılarımla,
    Oktay Ege Kozak”

  3. Murat’ın da Oktay’ın da yazıları çok güzel. Filmi daha izlemedim ancak film öncesi kafamdaki soru işaretlerine yakın şeyleri filmi izledikten sonra yazmışlar. Gerçi klon savaşları cizgi dizisini izledikten sonra bende aynı şeyleri düşünüyordum. Mesela Atlı şovalye tadındaki robotlar ile Star Wars evreni ve yaratıcılığı ile ortaçağ ne alaka demiştim zaten.

    Bunun üstüne filmi önümüzdeki hafta izleyince bakalım neler hissedeceğim. Büyük bir hüsrana uğramayacağım kesin. Çünkü beklentilerim çok az.

    Yazdıklarınıza katılmakla birlikte sizlere farklı bir bakış açısı sunmak istiyorum. Lucas’ın fabrikalatrından rahatsız olmama rağmen ben bir Star Wars model koleksiyoncusuyum. Özellikle lego modellerini topluyorum. Her yeni film benim için yeni bir heyecan demek artı olarak yeni modeller ile bazı unutulmuşlarında gündeme geldiği oluyor. (mesela At At’ın bir tanesini bu sayede buldum)Bu açıdan bakınca bir taraftanda Lucas’ın yeni görsel malzemeler üretmesini istiyorum.

    Ancak Lucas, skywalker ailesi ile sıkışıp kalmış bir durumda. Han solo’ya bile el atamadan garip ve aslında kendini tekrar eden bir üretime geçti. Aslında modellerde bile bu görünebiliniyor (droidler can sıkıcı idi). Karakter yaratıcılığında son dönemde yarattığı şahıs olan, en kötü Star Wars olan Phantom Menace’taki, Dath Maul hariç yarattığı öyle ahım şahım bir tipleme yok. Samuel Jackson’ı bile yeteri kadar kullanamadı diyebiliriz ve kendi yarattığı evrenin içinde küçük bir aşk hikayesi ve dar alanda paslaşmalar ile sıkışıp kaldı.

    Benim için bu paradokstan kurtulmanın çözümü gene aslında kendi yarattığı birşeyin içinde yatıyor:

    Knights of the Old Republic (KOTOR)
    Bence Lucas yeni hikayelerini, karaakterlerini ve yeni sinema filmlerini bu hikaye ve dönem üzerine kurmalı. Modellerden tutun hikaye ve kurgu açısından bu dönemin yeni bir heyecan katacağı kesin. Sonuçta fabrikasyon bir süreçte olsa bile bence insanlar verdiklerinin karşılığını alabiliyor daha doğrusu alabiliyordu.

    Bütün negatif yönüne rağmen bizim gibi büyük çocuklara yönelik bu hayal dünyasına zaman zaman yeni heycanlar tadlar katılabilinir çünkü Star Wars bence çoktan Lucas’ı aştı.

    Yap şöyle Darth Malaklı, Bastilalı, Ebon hawklı bir film de neşemizi bulalım.

  4. star wars fanlari icin gayet zevkli bir filmdi..

    gayet eglenceli ve guzel bir filmdi.. oscarlik bir film bekleyen star wars animasyonuna gitmeyiversin..

    Admin edit: Daha dikkatli yazın, ya da hiç zahmet etmeyin. Aynı hatayı başka yorumlarınızda da tekrar ederseniz, hiçbir yorumunuzun yayınlanmayacağından emin olabilirsiniz. Fanboy tarzı yorumlarla ilgilenmiyoruz!

  5. Clone Wars2u yeni izledim.

    Dvd de izledim haliyle, açıkcası ben beğendim. Anakinin çizimi hoşuma gitmedi sadece onun dışında önceki tv için yapılan clone warsa göre 3-4 katı daha iyi.

    bence bir star wars sevri tatmin edecek ama yeni birşey sunmayan ama sıkılmadan izlenebilecek ve görsel olarak doyurucu geldi bana.

    Darth Malaklı, Bastilalı, Ebon hawklı bir film fikrim hala ağır basıyor, sithlerin ve jedilerin daha farklı olduğu ve bu dönemler yerien çok çok daha önceki bir zamana geri dönmesi bence Star Wars efsanesini girdiği bu oyuncak/consol oyun girdabından kurtarıp öncü yerine yeniden koyacaktır.

    Evet bu animasyon yeni birşey vermiyor ama yaratılan hiçbirseyi mahfetmiyor.

    bence bugüne kadar yapılmış 3 star wars hatası sunlar:

    1- Phantom Menace – disney filmi tadındaydı
    2- Ilk yapılmış clone wars animasyonalrı resmen star warsa yeni bir imaj cizmeye calıstı ama bu filmle doğruya dönüş olmuş bence.
    3- Padme ve anakinin aşk jhikayesi. Bu sahnelerin kesildiği star warsların tadına doyum olmuyor. Natelie portmanı sevrim ama star warsa gitmedi.

  6. Yıldız savaşları gelmiş geçmiş en büyük bilim-kurgu filmidir. Kesinlikle tartışılmaz büyüklüğü. Dolayısıyla Clone Savaşları ismindeki animasyon bu büyüklüğün altında ezildi. Gerçekten çok başarısız. Çizgiler kukla gibi çizilmiş, tamam Lucas kukla seviyorda öyle istemiş çizgiler ama o zaman Lucas abiye sormazlarmı sadece kukla oynatsaydın o zaman filmde. Neden çizmek için uğraştın vede CGI gibi bir programla büyük paralar harcadın. Bence Playstation 1 de oynanabilecek bir görsellik var filmde. Konuya hiç değinmiyorum bile çünkü konu aslında Murat ın dediği gibi normal bir Starwars filminde 5 dakikada özetlenebilecek bir konu. Büyütüp büyütüp saate yaymışlar ama bu seferde bağlantılar kopuk olduğundan heyecanı düşürmüş. Kısacası böyle film yapacaksanız hiç yapmayın, bizim gibi Starwars fanatiklerinide üzmeyin.
    Not: Çizim kalitesi iyi bir çizgianimasyon film izlemek için bence son dönemlerde yapılan Resident Evil Degeneration ı izleyin.

  7. Yildiz Savaslari bilim-kurgu degildir. Fantastik bir filmdir. Masaldir. Mitostur. Yuzuklerin Efendisi, samuray filmleri, western ve daha bircok turun karisimi, uzayin bambaska bir yerinde, bambaska bir zamanda gecen bir hikayedir.
    Herhangi bilimsel bir “acaba”ya, bilimsel bir teoriye veya bilimsel bir teze dayanan bir yani yoktur.
    Uzayin bambaska yerinde, bambaska bir zmanda gecen bir fantazidir.

    bakiniz:
    http://starwars-edifice.co.uk/starwars-edifice_not_science_fiction.htm
    http://hubpages.com/hub/Star-Wars-is-not-Science-Fiction
    http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,914964-6,00.html

  8. Can bey anlayamadım, uzay aracı kullanacaksınız ama bilim-kurgu filmi olmayacak. Bence siz yapılan yorumlara kanmayın. Verdiğiniz site adresinde yorum yaplımış Sci-Fi değildir diye.
    Ama ben size ispatla sunuyorum : bknz. http://www.imdb.com/Sections/Genres/Sci-Fi/

    Top Sci-Fi Movies

    Star Wars: Episode V – The Empire Strikes Back (1980)
    Star Wars (1977)
    The Matrix (1999)
    WALL·E (2008)
    Alien (1979)
    Terminator 2: Judgment Day (1991)
    Aliens (1986)
    Metropolis (1927)
    The Prestige (2006)
    2001: A Space Odyssey (1968)

    Diğer hususlara değinmiyorum bile çünkü benim anlatmak istediğim Yüzüklerin Efendisi western dir v.s. değildi.

  9. Çok büyük bir yanılgı içindesiniz. Hangi fantastik masalda uzay savaşı vardır, ışın kılıcı vardır. Öğleri açısından Bilim kurgu filmidir. Senaryosunun içeriğini mistik masal olarak algılayabilirsiniz ama film Sci-Fi dir.

    bknz. http://www.imdb.com/Sections/Genres/Sci-Fi/

    Top Sci-Fi Movies

    Star Wars: Episode V – The Empire Strikes Back (1980)
    Star Wars (1977)
    The Matrix (1999)
    WALL·E (2008)
    Alien (1979)
    Terminator 2: Judgment Day (1991)
    Aliens (1986)
    Metropolis (1927)
    The Prestige (2006)
    2001: A Space Odyssey (1968)

    Ayrıca benim anlatmak istediğim Starwars sci-fi dir, yüzüklerin efendisi western dir değildi. Bu yüzden diğer alıntılarınıza yorum yapmayacağım.

  10. Can Evrenol’a katılıyorum Star Wars bir Matrix’le, A Space Odyssey’le ya da Event Horizon gibi filmlerle aynı kefeye konulabilecek bir film değil.

    Eğer sadece içerdiği kimi öğeler yüzünden bilim kurgu olarak adlandırmaya kalkarsak Yüzüklerin Efendisi’ni de çok rahat korku filmleri kategorisine alabiliriz.

    Ayrıca Evrenol’un “Herhangi bilimsel bir “acaba”ya, bilimsel bir teoriye veya bilimsel bir teze dayanan bir yani yoktur.” sözü neden bilim kurgu sayılamayacağını çok iyi anlatıyor.

    En can alıcı kısmı da şu sanırım. UZUN ZAMAN ÖNCE, ÇOK ÇOK UZAKTAKİ BİR GALAKSİDE… Yönetmen bu sözle daha ilk anda ben size bir masal anlatıyorum diyor zaten. Bilim Kurgu filmlerinde gelecekte olması öngörülen olaylar anlatılır. Burda ise tamamen geçmişte yaşanmış olaylar anlatılmakta

  11. Soyle bir sey dicem, oncelikle belirteyim ki hem Star Wars’u hem de bilim kurguyu cok severim.

    Ben universtede bilim kurgu dersinde sirf bu konu uzerine 3000 kelimelik bir odev yazdim. Star Wars bilim kurgu ksinlikle degildir. Star Wars’daki hic bir uzay araci hic bir bilimsel mantiga dayali degildir. Fantaziye dayalidir. Isin kiliclari, Tie Fighter’lar, Millenium Falcon’lar..

    Bilim kurgu ne demek iyi anlamak lazim. Krull (1983) bilim kurgu mudur mesela? Uzay’da geciyor ve uzay araci ver diye bir filme bilim kurgu demek yanlis bir yaklasim.

    temizkan cok hakli “UZUN ZAMAN ÖNCE, ÇOK ÇOK UZAKTAKİ BİR GALAKSİDE… Yönetmen bu sözle daha ilk anda ben size bir masal anlatıyorum diyor zaten. Bilim Kurgu filmlerinde gelecekte olması öngörülen olaylar anlatılır. Burda ise tamamen geçmişte yaşanmış olaylar anlatılmakta”

  12. Arkadaşlar sizler aşmışsınız. Bendeki büyük hata buraya yorum yazmak. İşin felsefesine girmişsiniz. Starwars bilim kurgu değildir v.s. Ayrıca bu guruplaşmanın içine nasıl çekildim bunuda anlamış değilim. Kaldıki yazımda starwars bilimkurgudur v.s. diye birşeyden bahsetmezken konuyu buraya çektiniz. Ama yine söylüyorum bu sizin felsefi bakış açınız. Starwars bir Sci-Fi filmdir. Konusu geçmiş gelecekte geçse bile. Kullanılan öğeler yüksek teknolojik ürünlerdir. Ve bu ürünlerin olduğu her film Sci-Fi dir. Ama esas konu bu değildi. Sizinle her ortamda bunu tartışırdım ama kutuplaşma hoşuma gitmedi. Size sitenizde bol felsefeli yaklaşımlar diliyorum.
    Not: 38 yaşındayım ve toplamı milyonu bulan film arşivim var ve çok derin bir sinema seyircisiyim. Ama kesinlikle önyargılı yada sabit fikirle olaylara yaklaşmadım. Bu yazıya yorumlarınız bu olmamalıydı.

  13. arkadasim : )
    noluyo ne kutuplasmasi, ben kendi adima israrla senin hatali oldugunu soyluyorum. Ayip degil ki bu, ne guzel tartisiyoruz.

    Tabi ki isin felsefesindeyiz, sen de oylesin belli ki guzel bir yorum yazmissin buraya. Ben de bu yorumda itiraz edicek bir nokta buldum, ona cevap yazdim falan filan.. boyle gider bu

    Kaldi ki, sinema dunyasindaki en buyuk yanilgilardan birinden, ve cok enteresan bir konudan bahsediyoruz. Ben de zmaninda bu konu uzerine yazilar fln yazip baya kafa patlatmis oldugum icin burda ustune basa basa idda etmek istedim. Keyifli bir sekilde burda hepimiz birbirimize karsi bildiklerimizi, inandiklarimizi idda ederiz, millet de okur, eglenir ogrenir. O kadar. En ufak bir kabalik ettiysem ozur dilerim. Lutfen yorum yazmaya devam et.

  14. Okuyucularımız, hele de yorum yapanlar bizim için kıymetlidir. Can’da son yazdığı ile bu takdirde olduğunu göstermiş.

    Sinema konuşurken tartışmak olağan ve hatta gerekli bir şeydir. O yüzden ağzımızn tadını kaçırmadan devam edelim ve isterseniz eski üçlemenin tamamını sinemada izleme şansına sahip olmuş biri olarak (90’ların sonundaki revize edilmiş hallerini değil)olarak bu kısmı ben noktalayayım.
    ‘Star Wars’ Bilim kurgu filmi olarak kabul görmüş bir fantazyadır. Science Fiction’un daha çok ‘Fiction’ tarafındadır. Bence Can’da Fevzi’de kendi söylediklerinde çok haklıdır. Star Wars, izleyenine göre ‘ensest’ bir aşk filmi olarak dahi sınıflandırılabilinir.

    Mesela Ben ‘Star Wars’u ‘SkyWalker’lar ya da ‘Han Solo’nun macerası olmaktan ziyade C3PO ve R2D2’nun kimlik arayışı olarak görüyorum. 6’lamanın tamamında oynayan karakterlerde onlar.

  15. Ne biliim herkes üstüme gelince stres oldum :)
    En güzelini Murat söylemiş. Hatta R2D2 ve C3PO ile başlıyor ilk hikaye. Ayrıca filmde bizi güldüren sahneler bu ikiliye ait. Son olarak bence Colone Wars gibi yapımlar aslını aratacağı için, izlemeye alıştığımız Starwars için bize yeniden hatırlama ve yeniden hayran olma fırsatı verecektir.

  16. nerde eski Starwars ucemesinin karizmasi.. nerde Geroge Lucas’in sonradan kendi yoneterek yatptigi 2. sinif animasyon harikasi bos Starwars filmleri… yani Darth Maul ve Count Dooku rolunde Christopher Lee bile kurtarmiyo yeni uclemyi malesef!!

    katilir misiniz?

  17. Murat Kızılca

    Katılırız. :)

  18. Murat Tolga senin su zmaninda beyaz perdede izledigin filmleri cok kiskaniyorum.. ona gore!

  19. Fevzi Bey katılımınız için teşekkür ederiz. Biz de sizin gibi bir sinema tutkunuyuz öyle felsefi manyaklıklarımız yok yani. Can da doğru bir konuya parmak basmış Lucas’ın yarattığı evren bir fantazidir. Birçok seyrettiği filmin etkisi vardır. Ancak Sci-Fi için biraz daha yere basan şeyler lazım bence de. Ama sizin yaklaşımınızı da yanlışlamaz bu durum herkes Star wars için bir bilim kurgu der yani. Bakış açısı farkı sadece.

    Geçen hafta IMDBde bu film en iyi animasyonlar listesinde 4.dü bu hafta ise yok anlamadım:)

  20. Aslına bakarsanız ben Lucas’ı iyi bir yönetmen olarak görmüyorum. ‘Phantom Menace’ ile vasat bir yönetmen olduğunun kaşesini bastı. Çok iyi bir fikri vardı ve bunun için gerçekten zorlu bir mücadele vererek ‘Star Wars’ fenomenini yarattı. ‘Star Wars’ özgün bir film mi? Hayır! ana esin kaynağı ‘Flash Gordon’ olmak üzere 50’lerin ucuz seriyalleri, usta-çırak ilişkisinde ki hong kong dövüş filmleri, westernleri ve daha pek çok türü harmanlayarak ilk büyük bütçeli ‘kaçış’ filmini çekmeyi başardı ve 70’ler boyunca ‘mean streets’, ‘French Connection’ tarzı filmler izlemekten sıkılmış seyirci için yaptığı iş ilaç gibi geldi. Ama mesela bende dahil herkes en iyi film olarak ‘Empire Strikes Back’i kabul eder ki o filmi Irvin Kershner çekmiştir.

    son 3 filmi ne yazıkki bünyem kabul etmiyor. Bas Cgi’i yap Star Wars’ı… ruh yok, atmosfer yok, Geri zekalı Jar jar Binks var.

  21. Can ilk filmi, Samsun Zafer’de, 2. filmi adını hatırlamadığım Merzifon’da çarşının ortasında bulunan bir sinemada 3. filmi ise Gölcük Garnizon sinemasında izledim. :)

    Halloween’i bile sinemada izledim diyim de daha da kıskan, Jaws’lar, Rocky’ler, Prom Night’lar, 13.Cuma’lar, Freddy’ler daha neler neler… :)

  22. vay vay vay Murat be!

    bu arada George Lucas’in THX 1138 gibi muhtesem bir b-film basyapiti yaratip, ardindan adeta yaptigindan utanirmiscasina, filmi cok agir bir sekilde digitally enchanced bi hale getirip, bir suru efekt zimbirti ekleyip, bugun sadece o haliyle DVD piyasasinda bulunmasina ne diyosunuz? Orjinal film yok!

  23. Sinemada izlediğimiz muhteşem fimlerden bende birkaç ekleme yapayım (nede olmasa Murat ile aynı yaştayız :) )
    Omen 1-2-3
    Superman 1-2-3
    Dünayayı kurtaran adam
    Godzilla (bir çok versiyonunu)
    Kinkong
    Alligator
    Piranha
    Stephan King IT
    Stephan King Mezarlık Devriyesi

    ha birde o dönemlerde Rocky den önce Şampiyon diye bir film vardı. Böksör baba ve oğlu ile arasında geçen. Millet ağlamaktan helak olmuştu. Gölcük Garnizon sineması çıkışında mendilciler köşeyi dönmüştü bu filmde valla :)

    Murat, Bana Onun Kellesini Getirin isminde korku western yapımı bir film vardı hatırlarmısın. Hatta bu filmin Garnizon da (çünkü Garnizon aile sinemasıdır :) ) ne işi var diye düşündüren bir filmdi.

  24. Bring Me The Head of Alfredo Garcia mi yoksa? : )

    vay be Garnizon sinemaya bak : )

    Su Sampiyon’un orjinal adi ne acaba?

  25. Murat Kızılca

    The Champ (1979), yönetmen Franco Zeffirelli. Çok ağlatmıştı Türk halkını çook. :)

  26. Lafınızın arasına dalmak istemem diyecğim ama yalan olacak, daldım. Garnizon sineması dediğiniz askeri sinema herhalde. Ben de 80’lerde askeri sinemada The Howling ile Dead & Buried’i izlemiştim. Ne kadar tırstığımı söylememe gerek yok herhalde.

  27. Askeri sinemada Dead & Buried!!!!!
    inanmiyorum.. ne kadar degismis hersey 90larda…

  28. Arkadaşlar çoğaldıkça daha çok muhabbet etmek istiyoruz anladığım kadarı ile. Bu durumda sitemizin bir forum’u olmasının zamanı gelmedi mi? Bence geldi kolları sıvayıp ne yapabiliriz düşünelim:)

  29. Aslında 90’lar değil, 80’lerin başıydı. Yalnız bahsettiğim zaman Kıbrıs’taydık. Bu sayılır mı? :)
    Ama aklıma geldi, Ankara Ordu Sinemasında La Montagna Del Dio Cannibale’a babam götürmüştü. Lanetliler Dağı olabilir mi? 1982 yılıydı sanırım.
    Halloween’i zamanında sinemada izleyenleri kıskandım şimdi.Zamanında sinema girişinde Dehşet Treni’nin fotoğraflarını görüp korktuğumu hatırlayınca….

  30. Arkadaşlar elimizde yayınlanmamış daha 7 yazı var. Onlara yetişemiyorum :)

    Forum işi çok meşakkatli Masis. Açıkcası ben bu forumun herşeyini götürürüm! diyen biri çıkana kadar zor. Ayrıca ben bu yazı altlarını daha çok seviyorum. :)

    Yazı altı yorumları sayfalara bölebilirim. Eğer isterseniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: