Survive Style 5+ (2004)

Peki, Senin Hayattaki İşlevin Nedir?

“Ne zaman başladım? Karımı öldürmeyi düşünmeye tam olarak ne zaman başladım? Henüz hiç kimseyi öldürmemiş olan sizlere soruyorum? Evet! Sizler! Evinde sakince oturup bu filmi izleyenler. Öldürmeyi aklınızın ucundan bile geçirmediğinize eminim! Sizin için başkasının hayatına son vermek korkunç bir şey olabilir. Bizim gibiler için ise başkasına tokat atmamak bile imkânsızdır.  Yani hemen hemen…”

Survive Style 5+ posterKarısını defalarca tahtalıköye şutlamak için canla başla didinen Amen’in varoluşsal gevelemeleri, yukarıdaki inciler ile başlıyor. Kim bilir kaçıncı defa kazdığı mezarın içerisinde, karısının kafasını dümdüz edene kadar kürekle defalarca vurmadan önce yapıyor bunu! Ama ne denediği metotlar ne de ne iç sesinin mırıltıları, karısını bu dünyadan tutup fırlatmaya yetiyor!

Öteki Sinema için yazan: Fatih Yürür

Tabi Survive Style 5+’nın asıl sorunu her ne kadar Amen için neredeyse gündelik bir rutin haline gelen iblis def etme meselesi gibi gözükse de, aslında bundan çok daha fazlası! Birbiri içine geçen hikâyeler silsilesinin, özellikle batı sinemasında yükselen bir trend haline geldiği bir dönemde karşımıza çıkan film, beş farklı hikâyeden meydana geliyor. İçlerindeki en melankolik öykü ise hiç kuşkusuz Aman’ın öyküsü! Öyle ki Aman’ın karısından kurtulabilmek adına giriştiği amansız mücadele, tam anlamıyla bir değişkenlik ve alışkanlık çatışması yaratıyor. Diğer dört öykü ise; Aman’ın bu çabası üzerinden, filmin adını aldığı “hayatta kalma” mottosunun aksine, ölümle dans etme tezadına dayalı kesitler sunuyor bizlere.

Bu kesitlerde ise, senarist Taku Tada’nın kaleminden zıplayan renkli karakterler karşımıza çıkıyor. Bunlardan biri, aklına gelen bütün fikirleri önce kendi akıl perdesinde absürt bir biçimde oynatan ve ardından da ses kaydına hafıza tazeleyici notlar düşen ayrıksı sanat yönetmeni Yoko. Yoko için, reklam dünyasının Llyod Kaufman’ı ya da Jon Schnepp’i falan gibisinden benzetmeler yapmak en doğal hakkımız! Herkesin saçma ve işe yaramaz bulduğu uçuk fikirlerin üzerine üzerine giden, bildiği yoldan da pek kolay sapmayan biri Yoko… Lakin hayat çoğu zaman Yoko’nun uçuk fikirlerini bile değersizleştirecek kadar saçmalaşabiliyor!

Survive Style 5+ orta

Diğer bir önemli karakterimiz de, fakir ama gururlu aile babası Kobayashi. Kobayashi, Aoyama adındaki ünlü bir ilüzyonistin şovu sırasında, “hipnotize olmayacağı” iddiasıyla, ucunda kafi miktarda para ödülü olan bir nevi yarışma için sahneye atlayan ve yaşadığı birkaç talihsizlik sonrasında kendisini tavuk olarak bulan, bahtsızlık açısından da ders niteliğine sahip bir fani. Tsuda, Morishita ve J adındaki üç hırsız ise, en kaba tahminle yönetmen Sekiguchi’nin öyküsündeki, Guy Ritchie filmlerine özgü “avanak suçlular” açığını doldurmak için yerleştirdiği, öykünün makro tablosunu dolduran, bir nevi baş ağrıtıcı referans kaynakları. Elbette Sekiguchi’nin selamı bununla sınırlı kalmıyor. Filmin en abartılı (aynı zamanda da en sevilen) karakteri olan ve taaa Londra’lardan kalkıp gelen, epistemoloji ile kafayı kırmış kiralık katil suretinde Vinnie Jones’un karşımıza dikilmesi de, akrabalık bağlarını iyiden iyiye güçlendiriyor.

Gen Sekiguchi bu ilk uzun metrajlı filmiyle birlikte, gelecek vaat eden yönetmenler arasına adını kalın kalın yazdırmış, sonra da uzunca bir süre kayıplara karışmıştı. Film, ülkemiz izleyicisiyle ilk defa !f İstanbul’un 2006 yılı seçkisi dahilinde buluşmuştu. Sekiguchi, bu ilk yönetmenlik denemesinde, belli ki Asya Sineması’na olduğu kadar Batı Sineması’nın önemli isimlerine de fiyakalı selamlar çakmayı ihmal etmemiş. Mesela parçalı anlatımı, renkli karakterleri ile Guy Ritchie’nin erken dönemlerini aratmayan film, bayram şekeri kıvamındaki sanat ve görüntü yönetimiyle de Jean Pierre-Jeunet’ten izler taşıyor gibi sanki. Tabi örnekleri çoğaltabilmek de mümkün.. Mesela absürt mizah açısından zaman zaman Don Coscarelli’yi ya da daha da ileri giderek Alex de la Iglesia’yı aratmayan sulara dalıp çıktığı söylenebilir. Asya sinemasından ise terazinin bir tarafına Kitano’yu diğer tarafına da Stephen Chow’u koyduğumuz zaman, Survive Style 5+ için bir çeşit denge formülü oluşturabiliriz… Yani… Belki…

Bu kadar emsal sayıp dökmeme rağmen, yönetmen Sekiguchi’nin dehasının fazlasıyla kendine özgü olduğunu yinelemek isterim. Bunca kelamın üzerine belki de koca bir çelişki olacak ama Survive Style 5+ size bir yerlerden tanıdık geldiği kadar yabancı, karmaşık gözüktüğü kadar da basit ve duru bir film!  Muhtemelen pek çok seveni için de, hakkında çok fazla şey hissedilebilecek ama az söz söylenebilecek nadide yapımlardan biri… Tıpkı “Hayattaki işlevimizin ne olduğu” sorusunun bir türlü net bir şekilde dillendirilemeyen cevabı gibi…

Yazar hakkında: Fatih Yürür

İlk sinema deneyimi, bir Stephen King uyarlaması olan “Geri Döndüler” olmuştur. Yazmaya başladığı dönem ise aslen lise yıllarıdır. Saçma sapan korku hikayeleri kaleme almaktadır ve asıl amacı bir gün bunları görselleştirebilmektir. Çeşitli platformlarda oyun incelemeleri ve film eleştirileri yazar. Yaratmış olduğu RüyadaM adında bir animasyon ve çizgi hikaye karakteri bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir