Yeşilçam Kültleri TV’de!

13 Nisan 2012  
Kategori: Sinema Haberleri

Star TV’deki film ve dizi kuşaklarına bir yenisi daha ekleniyor. 14 Nisan’dan itibaren her Cumartesi gece yarısında “Kült Türk Filmleri Kuşağı” altında pek çok film ekrana gelecek…

“Türk Sineması” adlı sinema sitesinin yaptığı bir ankete göre Türk sinemasındaki kült filmler şöyle sıralanmış:

Battalgazi
Dünyayı Kurtaran Adam
Turist Ömer Uzay Yolunda
Malkoçoğlu
Tarkan
Drakula İstanbul’da
Killing İstanbul’da
Süpermenler

!f 2012 Öteki Sinema seçkileri

16 Şubat 2012  
Kategori: Sinema Haberleri

Sonunda bizim gibi sinemaseverler tarafından yılın en merakla beklenen festivali olan !f zamanı geldi. Yine ilginç yapımların yer aldığı programdan sizlerin ilgisini çekebileceğini düşündüğümüz filmlerin bir listesini yaptık.

Biletleri eğer şanslı iseniz siteden temin edebilirsiniz.

Tatsumi
Singapur – 2011 – 96′ – Renkli – 35mm – Japonca
Tatsumi’nin çalışmaları ve otobiyografisine dayanan bu film, Japonya’nın en karanlık zamanlarıyla ilgili tüyler ürperten hikayeleri, çok gerçekçi grafik bir tarzda anlatıyor.
Mangaya ne kadar aşinasınız? Peki efsanevi manga ustası Yoshihiro Tatsumi’yi ne kadar tanıyorsunuz? Tanıyorsanız, bu film sizi cennete götürecek. Tanımıyorsanız da önünüzde yepyeni bir dünyanın kapıları açılacak. Yönetmen Eric Khoo, Tatsumi’nin otobiyografisini kısa hikâyeleriyle birleştirip, ortaya nefis bir grafik uyarlama çıkarmış. Tatsumi aslında mangadan fazlası. Kendisi, pek çok sanatçıya ilham kaynağı olmuş, daha karanlık ve karşı kültürel olan ‘gekiga’ tarzı mangayı yaratmış. Hikâyeler ve resimler meydan okurcasına karanlık, çarpık ve rahatsız edici. Ancak, bunlar çok insani figürler ve ifadelerle birleşince neredeyse gerçekçi bir his oluşuyor. Grafik türü genelde normal bir hikâyeyi fantaziye dönüştürür. Buradaki ise tam tersi: Hikâyenin aşırı uçları bile inandırıcı olabiliyor.

Festivaller: 2011 Cannes Belirli Bir Bakış
Yönetmen Hakkında 1965 doğumlu Eric Khoo, Sidney’deki Sanat Enstitüsü’nde sinema eğitimi aldı. Yönetmenlik kariyerine When the
Magic Dies (1985), Barbie Digs Joe (1990), August (1991), Carcass (1992), Symphony 92.4 (1993), Pain (1994) ve Home VDO (2000) gibi kısa filmlerle başladı. Ödüllü eserleri dünya çapında birçok festivalde gösterildi.

16 Şubat 2012 22:00 AFM Budak Caddebostan
25 Şubat 2012 21:30 AFM Fitaş Salon 1

Saya Zamurai
Kılıçsız Samuray Japonya – 2011 – 103′ – Renkli – DCP – Japonca

Kılıcını bırakıp, kınıyla gülümsetmek zorunda kalan samurayın öyküsü.

Big Man Japan ve Sembol’ün yönetmeni Hitoshi Matsumoto senenin en ilginç süprizlerinden biriyle karşımızda! Kanjuro Nomi, kılıç yerine yalnızca kılıcın kınını taşıyan bir samuraydır. Karısı öldükten sonra savaşla ve kelimelerle ilişkisini kesmiş, kızı Tae’yi de yanına alarak taşraya doğru bir yolculuğa çıkmaya karar vermiştir. Kılıçsız bir samuray olmanın cezasının ölüm olduğu bir devirde, çok geçmeden shogun’un adamları tarafından yakalanıp hapse
atılırlar. Ama shogun ona bir fırsat verir. Eğer otuz gün içinde annesinin ölümünden beri hiç gülmemiş olan oğlunu gülümsetebilirse serbest kalacaktır. Aksi takdirde seppuku yapması gerekecektir. Matsumoto, beden komedisi ve sessiz sinema estetiklerinden yararlanarak yenilikçi bir samuray filmine imza atıyor.
Festivaller:  2011 Mar del Plata, Sitges, LocarnoYönetmen Hakkında1963 doğumlu Japon oyuncu ve yönetmen Matsumoto, 1982′de başladığı komedi oyunculuğu kariyerini sinema ve
televizyonda sürdürdü. Cannes Film Festivali’nde gösterilen ilk filmi Big Man Japan’i (2007) prömiyerini Toronto’da yapan Sembol (Symbol, 2009) izledi. Sitges ve Locarno’da gösterilen Kılıçsız Samuray (2011) yönetmenin üçüncü filmi.

“Seppuku yapmayı seçmiş ama işi sonuna kadar götürmek istemeyen bir adamın durumunu, onun debelenip kıvranmalarını tasvir etmek istedim.” Hitoshi Matsumoto (Yönetmen)

18 Şubat 2012 12:00 AFM Fitaş Salon 1
23 Şubat 2012 22:00AFM İstinyePark

Sumagurâ: Omae no mirai o erab
Kaçakçı Japonya – 2011 – 115′ – Renkli – 35mm – Japonca

Kurtulmak istediğiniz bir ceset mi var?

Oyuncu olma hayallerini bir türlü gerçekleştiremeyen 25 yaşındaki miskin Kinuta, kumar bağımlısı olmuştur. Parasız, kaybeden ve artık boğazına kadar borç batağı içindeki Kinuta, borcunu ödemek için Japon mafyası için ceset kaçakçılığı yapmak zorunda kalır. Emektar kaçakçı Joe’nun çırağı olarak çalışmaya başlar ve aldığı ilk pakette yakuzaların boğazlanmış cesetleri bulunmaktadır. Üstelik bunlara büyük patron Tanuma’nın başsız bedeni de dahildir. Çin mafyası için çalışan gey kiralık katiller Vertebrae ve Viscera bu olayın failleri olarak Tanuma çetesi tarafından aranmaya başlar. Shoehei Manabe’nin aynı adlı kült çizgi romanından uyarlanan film, Katsuhito Ishii’nin gerek karakter yaratmadaki başarısıyla, gerekse aksiyon sahnelerindeki ritmi ve mizahı kontrol edişindeki ustalığıyla şimdiden kült olmaya aday.

Festivaller: 2011 Toronto, Chicago, Stockholm
Yönetmen HakkındaJaponya’nın Nigita kentinde doğan Katsuhito Ishii’nin filmleri arasında Shark Skin Man and Peach Hip Girl (1998), Party 7 (2000), The Taste of Tea (2004), Funky Forest: The First Contact (2005) ve Scenery (2008) yer almaktadır. Ishii en çok Kill Bill Vol. 1′deki (Quentin Tarantino, 2003) “O-Ren Ishii” adlı canlandırma sekansına olan katkısıyla tanınmakta.

“Rahatsız edici ya da eğlenceli olduğundan emin değilseniz lütfen gülmekten çekinmeyin.” Katsuhito Ishii (Yönetmen)

16 Şubat 2012 19:00 AFM Fitaş Salon 1
19 Şubat 2012 22:00 AFM Budak Caddebostan
26 Şubat 2012 13:30 AFM İstinyePark

Beyond the Black Rainbow
Kara Gökkuşağının Ötesi Kanada, İtalya – 2010 – 110′ – Renkli – 35mm – İngilizce

Güzel ve tuhaf bir kız, zihninin kötücül bir teknolojiyle kontrol edildiği gizemli bir hastanede bir doktor tarafından hapis tutulmaktadır. Doktorla kız arasındaki kedi fare oyunu bizi çok korkunç ve rahatsız edici bir yolculuğa çıkarıyor. 80′lerin bilimkurgu arketiplerini başaralı biçimde harmanlayan Kara Gökkuşağının Ötesi bizi eşsiz bir yolculuğa davet ediyor. Konuyu takip etmek için sürekli dikkat kesilmek gerekse de, bir kez kendinizi kaptırdınız mı, siz de maceraya dahil oluveriyorsunuz. Kubrickvari soğuk, laboratuvarımsı bir binanın içindeyiz. Saçıyla, bakışlarıyla tam bir psikopat olduğu hemen anlaşılan bir doktor ve de orada hapis tutulan tuhaf bir kız var. Film, ilginç renk kullanımı ve olağanüstü görüntüleriyle, hikâyesini narkotik bir gerçeklik düzeyine taşıyor. İddialı ses ve müzik kullanımı da eklenince, bu tuhaf film, seyirci için görsel-işitsel bir trip haline geliyor. Yönetmen bu ilk filminde, sanki Kubrick, Cronenberg ve hatta Lynch tarzı bilimkurgu distopyalarının peşinde yeni bir anlatı kurmaya çalışıyor.

Festivaller: 2011 Tribeca, Stockholm, Mar del Plata
Yönetmen HakkındaYunan bir yönetmen ve İsveçli bir deneysel sanatçının Roma’da doğan oğulları Panos Cosmatos, bir süre seyahat ettikten ve bir yıl Meksika’da yaşadıktan sonra Kanada’ya yerleşip yeraltı sanat ve müzik dünyasına dahil oldu.
Kara Gökkuşağının Ötesi, kısa filmler, müzik videoları ve albüm kapakları yapan Cosmatos’un ilk uzun metrajlı filmi.

“Umarım siz de, benim bu filmi yaparken olduğum kadar arızalısınızdır.” Panos Cosmatos (Yönetmen)

20 Şubat 2012 12:00 AFM Fitaş Salon 1
20 Şubat 2012 19:00 Cinebonus Maçka G-Mall
22 Şubat 2012 19:30 AFM Budak Caddebostan

Finisterrae
Finisterrae İspanya – 2010 – 80′ – Renkli – HDCam – Katalanca, Rusça

İki hayalet araftan sıkılıp yeniden başlamak üzere dünyaya yolculuğa çıkarsa ne olur? Bu filmde kendine has mantığı, mizahı ve büyüleyici görselliği içinde kusursuz bir yapım olmuş.
Arafta kalmaktan bezmiş iki hayalet hakkındaki yol filmine buyrun! Bu ikisi, dünyanın sonuna ya da – onlar için aynı şeyi ifade eden – yaşayanların dünyasına gitmeye karar veriyorlar. Üstelik, ünlü Camino de Santiago hac rotasını izleyerek katediyorlar İspanya’yı bir uçtan diğer uca. Bu rota pek çok anlam barındırıyor olabilir ama satır aralarını okumayı izleyiciye bırakıp, satırlara dönelim. Zira bu tuhaf film, yılın en acayip sinema deneyimini yaşatmayı vaadediyor izleyicisine. Ünlü görüntü yönetmeni Eduard Grau’un elinden çıkmış olan muhteşem manzaralar tam bir
göz ziyafeti. Eklektik müzik de kulaklar için bir şölen. Bu gerçeküstü ve masalsı yolculuk şaşırtıcı, komik detaylarla dolu. Ve bütün bunlar için, beyaz çarşaflarla dolaşan iki saçma hayalet, bir at ve bir tekerlekli sandalye yetmiş.

Festivaller: 2011 Rotterdam Kaplan Ödülü, San Sebastian, Kopenhag, Melbourne, BAFICI
Yönetmen Hakkında1966 doğumlu İspanyol yönetmen Sergio Caballero’nun çok sayıdaki marifetleri arasında en önemlisi Barselona’da gerçekleştirilen Sónar İleri Müzik ve Multimedya Sanatları Festivali’nin görsel yönetmenliği. Ayrıca, plastik sanatlar ve elektronik müzikle ilgileniyor. 2005′ten beri Pedro Alcalde’yle birlikte İspanyol Devlet Dans Kumpanyası için besteler yapıyor.

“Yüksek sanatla basit komedinin tuhaf ama güzel bir birleşimi.” Neil Young (Hollywood Reporter)

18 Şubat 2012 17:30 AFM Fitaş Salon 4
23 Şubat 2012 19:30 AFM Fitaş Salon 4

Koi no Tsumi
Aşk Suçları Japonya – 2011 – 143′ – Renkli – HDCam – Japonca

Sion Sono, Gündüz Güzelini hatırlatan bu öyküyle nefret üçlemesinin sonuna ulaşıyor.Popüler bir roman yazarının itaatkâr karısı olan Izumi, 30 yaşına basmadan rutin yaşamında bir değişiklik yapmak ister. Önce bir süpermarkette yarı zamanlı çalışmaya, sonra porno filmlerde modellik yapmaya başlar. Yolculuğu onu Şato adlı izbe bir motelde fahişelik yapmaya kadar götürür. Bu esnada kendisiyle benzer bir yolculuğu sürdüren Mitsuko’yla karşılaşır. Sono, arzunun ve gücün farklı şekillerde tezahür ettiği bu iki kadının ve bedenlerinin hikâyesini, görsel olarak etkileyici bir arka planla ve hiç acele etmeyen bir ritimle, duyusal ve tensel sepektrumun en uç noktalarına kadar götürmeyi başarıyor. Sono, kara filmleri andıran ve gerçek bir olaya dayalı olan bu müstehcen filmle, toplumun karanlık yüzüne dair özgün bakışını bir kez daha sunuyor ve ‘nefret üçlemesi’nin de karanlık sonuna ulaşıyor.

Festivaller: 2011 Cannes, Karlovy Vary, Melbourne, Helsinki, Atina
Yönetmen HakkındaSion Sono’nun ilk kısa filmi I am Sono Sion! 1985 yılında PIA Film Festivali’nin yarışma bölümünde gösterildi. Bundan iki yıl sonra Otoko no Hanamichi aynı festivalde Büyük Ödül’ü kazandı. İlk uzun metrajlı filmi Bicycle Sighs (1990), Berlin Film Festivali dahil, otuzdan fazla festivalde gösterildi. Aşka Maruz (2009; !f İstanbul 2010) Tokyo Filmex’te Agnes B. Ödülü’nü ve Berlin Film Festivali’nde Caligari ve Uluslararası Jüri Ödüllerini aldı.

“Her kelimenin eti vardır, kelimenin anlamı onun bedenidir.” (Filmden)

18 Şubat 2012 00:15 AFM Fitaş Salon 4
25 Şubat 2012 00:15 AFM Fitaş Salon 4

Babycall
Ölümün Sesi Norveç – 2011 – 100′ – Renkli – 35mm – Norveçce, İsveçce

Sevdikleriniz için ne kadar ileri gidebilrsiniz?

Ürpertici ve tedirgin edici bir psikolojik gerilim. İskandinav tarzı. Yani biraz mesafeli ama yoğun, sade ama derin ve çok gerçek. Anna, kocasının şiddetinden kaçmak için 8 yaşındaki oğluyla birlikte gizli bir yerde, geniş bir eve taşınıyor. Oğlu uyurken sesini duyabilmek için bir bebek monitörü alıyor. Ancak, bir süre sonra monitör başka bir problemli çocuğun sesini de almaya başlıyor. Yoksa problemli olan kendisi mi? Kendini güvende hissetmediği için hayal mi görüyor? O gerçekle hayali birbirinden ayırmakta zorlandıkça, biz de zorlanıyoruz. Kadına karşı şiddet ve bunun toplum üzerindeki etkileri İskandinav sinemasında ve edebiyatında sıkça işlenen konular. Bu film, kadının en içsel korkularını rahatsız edici ve sinir bozucu bir gerilime dönüştürerek, sorunun kökenine iniyor.

Festivaller: 2011 Roma “En İyi Kadın Oyuncu”, Selanik
Yönetmen Hakkında 1960 doğumlu Pål Sletaune edebiyat, fotoğrafçılık ve sanat tarihi okudu. 1998′de Variety tarafından umut vaad eden 10 yönetmenden biri seçilen Sletaune’un filmleri Cannes, Venedik ve Toronto gibi önemli festivallerde gösterildi. Kendisi ayrıca Cannes’da Altın ve Gümüş Aslan kazanmış bir reklam yönetmeni.

“Bu film temel olarak zihinsel bir yolculuk. Gördüklerimizin doğru olduğu izleniminikuvvetlendiren saf ve nesnel bir tarzı var. İzleyiciyi hem şok eden, hem duygulandıran bir film. İnsanlığın kırılganlğını hatırlatan ve rüyalarını imgeleyen bir film.” Pål Sletaune (Yönetmen)

17 Şubat 2012 00:15 AFM Fitaş Salon 1
24 Şubat 2012 00:15 AFM Fitaş Salon 1
25 Şubat 2012 22:00 AFM Budak Caddebostan

La leggenda di Kaspar Hauser
Kaspar Hauser Efsanesi İtalya – 2012 – 95′ – Siyah Beyaz – 35mm – İtalyanca, İngilizce

Davide Manuli’nin, dünya prömiyerini daha yeni Rotterdam’da yapan ‘post-modern western’i Kaspar Hauser Efsanesi’ni izlemek başlı başına bir deneyim. Her şeyden önce Vincent Gallo’yu iki tuhaf rolde, hem İngilizce hem de İtalyanca konuşurken izleme şansına eriyoruz. Üstelik UFO’lar da var. Hikâye, 1800′lerin başlarında aniden Nuremberg’de ortaya çıkan ve bir zindanda büyüdüğünü anlatan Kaspar Hauser’in tuhaf ama gerçek öyküsüne dayanıyor. Manuli’nin versiyonunda, Sardinya’nın kıyısına vuran bir beden görürüz: Bu, aslında adanın tahtının varisi olan ancak bilinmeyen nedenlerle çocukluğundan beri kayıp olan Kaspar Hauser’in bedenidir. Manuli, orijinal hikâyedeki unsurları varoluşsal bir düzeye taşıyıp, Vitalic’in psikedelik müziğini de ekleyerek hikâyeye gerçeküstü ve tekinsiz bir hava katıyor.

Festivaller: 2012 Rotterdam
Yönetmen Hakkında1967 yılında Milano’da doğan Davide Manuli şimdiye kadar üç uzun metrajlı film, birçok belgesel ve kısa film yönetti, ayrıca bir de kitap yazdı. 1992′de New York’ta Al Pacino’nun ve 2003′te Abel Ferrara’nın asistanlığını yaptı.

“Hakikatleri oldukları gibi ele almak istedim. Bütün belgeleri aldım ve özümsedim, sonra da her şeyi bir kenera atıp, kendi hikâyemle hakikatler arasında bir bağ kurmaya çalıştım.” Davide Manuli (Yönetmen)

24 Şubat 2012 19:30 AFM Budak Caddebostan
25 Şubat 2012 21:30 Cinebonus Maçka G-Mall
26 Şubat 2012 22:00 AFM İstinyePark

Gyakuten saiban
Dava Vekili Japonya – 2012 – 135′ – Renkli – 35mm – Japonca

Rahatsız ve bozuk zihinlere derinlemesine bir bakış…
‘Phoenix Wright: Ace Attorney’ adlı bilgisayar oyununun ilk bölümünü esas alan film, çeşitli cinayet davalarında sanık durumundaki müvekkillerini korumaya çalışan, amatör savunma avukatı Ryuichi Naruhodo’ya odaklanıyor. Ryuichi’nin ustası Chihiro Ayasato öldürülmüştür ve rekabet halinde olduğu savcı Reiji Mitsurugi sanıklar arasındadır. Ryuichi’nin en önemli müttefiği, Chirhiro’nun aynı zamanda medyum olan kız kardeşi Mayoi’dir. Ancak, Mayoi’nin bedeni abisinin ruhu tarafından ele geçirilmiştir. Bilim kurguyla karışık mahkeme salonu draması türündeki film, birçok yerde oyun serilerinin grafik biçimini akla getiriyor. Tüm bunlara, yönetmen koltuğunda Takashi Miike’yi eklediğimizde ortaya oktan oranı yüksek bir şey çıkıyor. Belki de bugüne kadar yapılmış en ilginç oyun filmlerinden biri.

Festivaller: 2012 Rotterdam

Yönetmen Hakkında !f’in favori yönetmenlerinden Miike her zaman tartışmaya yol açan filmlerle karşımıza çıkıyor. 1991′den bu yana 70′in üzerinde televizyon, sinema ve video işine imza attı. Filmlerinden Katil İçi (2001), Katakurilerin Mutluluğu (2001) ve Aşkın 4.6 Milyar Yılı (2006) geçmiş yıllardaki !f’lerde gösterildi.

21 Şubat 2012 21:30 Cinebonus Maçka G-Mall
25 Şubat 2012 15:30 AFM Budak Caddebostan
26 Şubat 2012 14:30 FM Fitaş Salon 1


Christmas Evil / You Better Watch Out (1980)

Kimilerine göre yapılmış en iyi Christmas Korku filmi, kimilerine göre ise tam bir vakit kaybı…

http://www.best-horror-movies.com/image-files/christmas-evil-movie-poster.jpg80’lerin Slasher filmlerine hayran olduğumu söyleyebilirim. Özellikle tatil temalı olanlarına. Christmas Evil için Kült bir klasik diyebiliriz. Fakat film sadece bir korku filmi olmakla kalmıyor, aynı zamanda bir “Loser”in psikolojik çöküntüsünü anlatıyor.

Kahramanımız Harry’nin rüyalarını Noel Babaya dönüşmek süslüyor. Fakat bu Noel Baba’nın gerçeğinden farkı insanları öldürmekten hoşlanması. Filmin açılış sahnesinde 1947 yılının yılbaşı akşamında  Harry Noel Baba kostümü giymiş babasıyla annesini sevişirken görür (bu Harry için başlı başına bir travma sebebidir; çünkü annesinin babasını Noel Baba ile aldattığını düşünür.) ve kamera birden günümüze döner. Harry bir oyuncak fabrikasında çalışmaktadır. Yeni yılla ilgili her zaman takıntıları olmuştur. Harry gerek iş çevresinde gerekse özel yaşantısında içine kapanık ve hayattan zevk almadan yaşamaktadır. Ta ki bir gün Noel Baba kıyafetiyle bir geyiği öldürene kadar.

“Christmas Evil” çoğu zaman 1984 yapımı Christmas korku filmi “Silent Night, Deadly Night” ile karşılaştırılır. İki film arasında tabii ki benzerlikler var (iki filmde de karakterin çocukluğunda, Noel Baba ile yaşadığı travmatik deneyim ön plana çıkmakta)fakat aslında ikisi de birbirinden tamamen farklı filmler. “Silent Night, Deadly Night” da trashy bir çıplaklık ve şiddet unsurlarını görmek mümkün. “Christmas Evil” da  ise daha az bir şiddet yer almakta. Oldukça dramatik bir film.

Bir çok insana filmin ağır ilerlemesinden şikayetçi, fakat bu bir Slasher olsaydı bu serzenişte haklı olabilirlerdi. Bu bir Slasher film değil kesinlikle ama hatası bir Slasher olarak lanse edilmesi. Doğal olarak filmi bu beklentiyle izleyenler. Hayal kırıklığına uğramış olabilirler. Özellikle ana karakterin oyunculuğu ve sinematografi açısından film tatmin edici. Devamını oku

Liste: 5 Yılın Kült Olacak 5 Filmi

12 Haziran 2010  
Kategori: liste, Özel Dosyalar

Barış Manço’lu “Yediden Yetmiş Yediye”nin en keyifli anları “adam olacak çocuk” kısmıydı sanırım. Aileleri tarafından özenle semirtilmiş ve ezberletilmiş çocuklar, Türk halkının gelecekle ilgili umutlanmasını sağlarken biz de onların maskaralıklarından ve şaşkınlıklarından epey eğlenirdik. O programa binlerce çocuk çıktı ama kaçı adam olup hatırlanır işler yaptı bilinmez…

İzlediğimiz filmlerinde böyle bir kaderi var aslında… Her yıl gösterime giren yüzlerce filmin çoğu bir daha hatırlanmayacak, hiç bir grup tarafından yüceltilmeyecek kadar pespaye işler… Yine de bu aptallaşmış üretim bolluğunda mutlaka çok sıkı filmler var ve unutulmaz olacaklar diye düşünmek istiyor insan…

Kaan Zanbakçı’nın “Hadi böyle bir şey hazırlayalım!” demesiyle heveslenip, “Öteki” yazarlarına ve diğer platformlarda sinema yazan dostlarımıza, şimdi çok belli etmese de mutlaka kültleşecek filmleri sorduk. “Ne var ki bunda?” demeyin aslında zor bir soru bu; Eğer şu listeyi 80′ler de yapıyor olsaydık, gözümüzü kapatıp gösterim listesinden herhangi bir filmin üzerine parmağımızı koymamız yeterli olacaktı ama artık iyice sentetikleşmiş “ürün” sinemasından kült potansiyeli barındıran filmleri çıkarıp bulmak oldukça zor. Ömrünün uzun olmasını dilediğimiz kıymetli sitemiz “Öteki Sinema” için bir tür kehanet denemesi sayılacak ve 10 yıl sonra “bak biz bunların kült olacağını bilmiştik!” diye hava atmamıza vesile olacak “Kült olacak filmler” listemizi iftiharla sunarız                    Murat Tolga Şen Devamını oku

Remake’deyiz

11 Şubat 2009  
Kategori: Özel Dosyalar

Kuzey Amerika sineması, namı diğer Hollywood’un Avrupa ve Uzakdoğu  sinemasının öne çıkan yapımlarının USA versiyonlarını çekmek konusundaki hızı giderek artıyor!

On yıllar önce “görüntülerle öykü anlatma aracı” olan filmleri bir ürün gibi görmeye başlayıp, o şekilde üreten ve pazarlayan Stüdyolar şimdilerde yaşadıkları “özgün öykü” kabızlığından kurtulmanın yolunu bir kaç yıl için bulmuş gibi görünüyor. Çizgi romanlar ve popüler video oyunlarını hızla tükettikten sonra yapılabilecek tek şey olan başka ülkelerin filmlerini yeniden çekmek şu sıralar moda. Özellikle paylaşım ağlarında yıldızlaşan küçük bütçeli pek çok avrupa ve Asya filmi hızlıca yapım hakları alınıp yeniden çekilerek (çoğunlukla öyküyü Amerikalı aptalların anlayabileceği şekilde sıradanlaştırarak) vizyona sokuluyor. Bu süreç o kadar hızlı işlemeye başladı ki REC filmi ve Remake’i olan Quarantine’yi aynı vizyonda izlemek gibi tuhaflığın içine düşürüldük. REC’i nazlana nazlana 2 yıl sonra vizyona sokan film ithalatçılarımızı bayat yeniden çevrimini hiç bekletmeden bize sundukları için ayrıca tebrik ederim.

rec Devamını oku

Sonraki Sayfa »