Sessiz dönemde korku filmleri çıkış yaparak türe estetik bir tarz kazandırmıştır. Bugün bile bol gölgeli, kontrastlı ve baş döndürücü perspektifli Alman ekspresyonizmine sıkça rastlayabiliyoruz.
Klaus Kinski’yi yakından tanımak ve bu büyük aktörün ne manyak bir adam olduğunu anlamak için Werner Herzog’un çektiği “Mein liebster Feind - Klaus Kinski” (Sevgili Düşmanım, 1999) adlı belgesel biçilmiş kaftan.
Art arda izlediğim 2 korku filminde birden neredeyse benzer sahnelerle sunulan tek taş yüzük metaforuna denk gelince bu yazıyı yazmam kaçınılmaz hale geldi.
Zombiler, kurt adamlar ve vampirler; edebiyat ve ardından sinema dünyasının fantastik alt türleri içinde en bilindik korku figürlerdir. Yoğun bir hayran kitlesi olan bu alt gruplar içinde, zaman zaman biri popülerleşir ve belirli bir süre o tür ile ilgili eserler daha yoğun
Ölüler Konuşmaz ki yıllardır kayıp olan süper düşük bütçeli siyah beyaz bir Yavuz Yalınkılıç filmi. Geçmişte sadece afişinden bildiğimiz bu filmi, genç yaşta yitirdiğimiz sevgili arkadaşımız, sinema araştırmacısı Sadi Konuralp (1964-2003) kenarda köşede kalmış bir film deposundan bulup çıkarmış, topluma kazandırmıştı. Büyükada’da
Fright Night , dönemine göre gayet başarılı olan özel efekt ve makyaj kullanımı ve kült hale gelen Billy'nin ölüm sahnesi ile bizlere 80'lerden selam etmeye devam etmektedir.