Zardoz / Taş Tanrı Zardoz (1974)

Belirsiz bir yerde, belirsiz bir zamanda dünya içinde yaşayanlar ikiye ayrılmıştır, hükmedenler ve hükmedilenler… Zardoz, hükmedilenlerin içinden çıkıp bu düzeni yıkan bir adamın uyanış öyküsüdür.

Avcı toplayıcılıkla geçinen, yazılı bir kültürü olmayan, ilkel bir komün şeklinde yaşayan insanların yegane bağlılığı Zardoz’adır. Uçabilen, taştan bir Tanrı… Ve o her gelişinde, aşağıdaki insanlara tonlarca silah döktükten sonra yüzlerce kez şunu tekrarlar: “Zardoz emrediyor! Silah iyidir, birbirinizi öldürün ama çoğalmak kötüdür!”

Kabileden Zed adlı bir adam, Zardoz’un Tanrılığının gerçekliğini sorgulamaktadır. O aslen halka adalet sağlamak, daha doğrusu sistematik olarak onları öldürmekle seçilmiş birisidir. Kendisine verilen bir ilham ile ‘Eskiler’e ait bir kütüphaneye gider. Okuma yazma öğrenir, tüm kitapları okur. Ve evreni sorgulamaya başlar. Orada son olarak Oz Büyücüsü kitabını bulur. O öyküde, “korkunç sihirbaz Oz” diye bilinen kişi aslında dev maskenin ardındaki bir sahtekardır. Zed parmaklarıyla “wi”yi ve “of”u kapayınca “Zardoz” kaldığını görür ve Zed böylece taş yapının hiçbir tanrısal özelliğinin bulunmadığını, onu kontrol eden her kimseyse onun bir sahtekar olduğunu anlar.

Zardoz001

Fakat aslında Zed’i kütüphaneye sokup Wizard of Oz’u okutan da Taş Tanrının perdesinin ardındaki kişidir! Nitekim bu durum, aslında mükemmelliği sonlarını getirmiş, seçkin bir uygarlığın kendi ölümüne duyduğu şiddetli istekten başka bir şey değildir…

Zardoz003

Gerçekte olan şey bir dünya savaşı ve tüm uygarlıkların silinmesidir. Sığınaklarda yaşayıp medeniyetlerini yükseltmeyi sürdürebilmiş insanlar (“Sonsuzlar”) dışarıdaki vahşilere karşı bir otorite aracı olarak Zardoz’u yapmışlardır. Bu grupta yer alan kişiler hem sayıca diğerlerinden azdırlar, hem de üst sınıftandırlar. En önemli özellikleri ise, ölümsüzlüğü keşfetmiş olmalarıdır. Yaşadıkları bölgeyi “Vortex” olarak adlandırıyorlar. Tahrip edilmesi olanaksız olan bir çeşit cam duvar ile kendilerini tecrit etmişlerdir. Bu birkaç metre büyüklüğünde piramit aslında tüm ölümsüzleri ve teknolojilerini taşıyan bir nano dünyadır.

Tabii ki Zardoz, Taş Tanrı değildir. Üst sınıftan, teknolojiyi bir sihirbaz gibi kullanabilen Arthur Frayn adlı biri tarafından kontrol edilmektedir. Onun kontrol ettiği Zardoz’un görevi aşağı sınıf halkı denetim altına almak, düzeni sağlamaktır. Zardoz, gerektiğinde insanların çoğunu öldürecek şekilde silahla donatılmıştır. İnsanlar onun kendiliğinden hareket ettiğine, suçluları ve günahları cezalandırdığına inanmaktadır. Ve her şeyden önce insan popülasyonunun artışını kontrol etmektir. Ama bilinmeyen şey Arthur ve diğer Sonsuzlar’ın ölümsüzlükten artık yılmış olmalarıdır. Şimdi o mükemmel toplumda ortaya çıkan anarşi ve şiddet kişilerde ölüm arzusu yaratmıştır: Herkes kendisinin öldürülmesi için her çareye başvurmakta, hatta yalvarmaktadır.

Zardoz004

Zed fırsatını bulduğu anda Zardoz’un içine girip Arthur Frayn’ı öldürür ve bu sonuç bir anarşiyi getirir. Filmi izledikçe sonradan anlıyoruz ki Zed’i kütüphaneye gitmesi için teşvik eden Arthur Frayn’ın kendisidir. Oluşmasında katkı sahibi olduğu üst sınıf insanların düzeninden memnun olmadığının farkına varmıştır. Zed derhal Vortex’e girer. Arthur Frayn’ın ölümünden sonra artık orada disiplin de kalmamıştır. Çünkü üst sınıftaki insanlar ölümsüzlüğün de kendilerine mutluluk getirmediğini anlamışlardır.

Zardoz bilim kurgu sinemasında popüler anlamda iz bırakmış bir film değildir. Son zamanlarda çekilen bilim kurgu filmlerindeki teknik zenginliği Zardoz’da bulamayız, görsel bir zenginliği yoktur. Ama konusu ve iletmek istediği mesajlar bana ilginç gelmişti. Din, siyaset ve felsefeye dayalı diyaloglar oldukça yoğun. Gelecekteki toplumları bazı konularda uyarmak istiyor gibiydi.

Zardoz002

Yazan: Akuma Blade

* Not: Yazısından alıntılar yaptığım Sedat Sencan’a sonsuz teşekkürler.

Zardoz Urartular zamanında Doğu Anadolu ve Mezopotamya’daki pagan kültünün adıdır ve Nietzsche de “Zerdüşt Böyle Buyurdu” kitabında bu cümleyi hatırlatır ve şu alıntıyı yapar: “Kişi kendi Tanrı’sını öldürmeden özgür olamayacaktır.”

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

2 Yorumlar

  1. Görsellik ve efekt olmadanda bilimkurgu çevrilir.Zardoz çevrilmesinin üzerinden 35 yıl geçse de hala taptaze duruyor.
    Hakkettiği değeri bulamamış bir başyapıt.

  2. 1992 yılında 16 yaşındayken tv’de izlemiştim.Çok etkileyeci bir bilim kurgu.Özellikle yazıda belirtildiği üzere alt matniyle çarpıcı bir yapım.Hak ettiği değeri bulamayan kült klasik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: