Terminator 2’den Önceki Terminator 2: Shocking Dark (1989)

Terminator 2 (1989), James Cameron’un 1991’de gösterime giren asıl Terminator 2’si yüzünden ABD’de Shocking Dark adıyla oynayan ama başka ülkelerde Terminator 2 diye gösterilen bir İtalyan yapımı. Cameron’un Aliens (1986) filminden önce Alien 2’yi çeken İtalyan sinemacılar yine Cameron’dan erken davranarak Terminator 2’yi de ondan önce çektiler. (Murat Kızılca’nın çakma Alien 2 hakkındaki, sahte Terminator 2 filminin motivasyonunu da anlayabileceğiniz yazısını mutlaka okuyun.) 1989 yılına ait bu İtalyan Terminator 2’sini, acaba ilk Terminator’ün devamını nasıl yapmışlar diye izlemeye kalktığınızda ise Terminatör’le değil James Cameron’un Aliens filminin bir uyarlamasıyla karşılaşacaksınız.

Yukarıdaki paragrafta Alien’ler Terminator’ler birbirine karıştı ama Terminator 2 (Shocking Dark) tam da böyle bir film. Posteri bile ilk Terminator filminin kopyası olan Shocking Dark, Terminator adıyla seyirci toplamaya çalışıp onlara Aliens’ın sahtesini sunuyor ama sonradan öyküyü bir şekilde Terminatör’le birleştirmeyi başarıyor (!)

Film 2000 yılından önceki Venedik’te açılıyor. Dış ses bize günümüz Venedik’inin güzelliklerini anlattıktan sonra kirlilik sonucu hayatın tamamen bitip terk edilen ıssız bir Venedik’e geçiş yapılıyor. İlk başta şehrin yeraltı tesislerinde kaçışan bazı askerler görülüyor. Yeraltındaki bu insanlardan bir daha haber alınamayınca Mega Force adlı bir askeri tim, bir bilim kadını olduğu söylenen Sara ve Venedik’in yeniden inşasını üzerine almış olan Tubular şirketinden Fuller yer altındaki dehlizlere gönderiliyor. Askeri timdeki karakterler Aliens filmindekileri andırıyorlar ya da öyle olmaya çalışıyorlar diyelim. Başta ağzı bozuk bir kadın asker olan Caine’nin emri altındaki askerlere emirler yağdırdığı ama hiçbirinin onu dinlemediği rezil bir sahne bulunuyor. Aliens’teki kabadayı ve vurdumduymaz askerlere öykünen karakterlerin içler acısı haline bakıp eğlenmemeniz zor.

Ekip çok geçmeden yaratıklarla karşılaşıyorlar. Bunlar tabi ki Alien’deki yaratıklar değil. Sümüksü derilere sahip, ağızlarından bazı uzantılar sarkan ucuz film canavarlarının kopyaları. Pek hızlı da olmadıklarından tek kurşunda ölüveriyorlar. Yine de Alien yaratıkları gibi yakaladıkları insanları salgılarıyla kaplı duvarlara yapıştırıyorlar. Filmde bu şekilde yakalanıp kozalanmış birinin “Lütfen beni öldürün” yalvarışı da unutulmamış. Alien 3’te David Fincher’in ilk kez yaratığın gözünden yaptığı çekimlerden önce bu işi yapan Shocking Dark olmuş. Tabi bu bakışın yaratığa ait olduğunu bir tek çıkardığı sesten anlayabiliyoruz.

Peki, bu yaratıklar nerden gelmiş? Filmin bir yerinde açıklanıyor ama izlerken bu sorunun cevabını hiç önemsemeyeceğinize emin olabilirsiniz. Uzaylı falan değiller, Tubular şirketinin laboratuvarlarında geliştirilmiş genetik mühendisliği ürünleri bunlar. Sonradan anlaşılıyor ki bu lanet Tubular şirketi Venedik’i kirletip boşalan yerleri ucuza kapatmış. Yeniden kuracağı Venedik’teki yapıları da yüksek karla satmayı planlamış. Yaratıkların ise Venedik’in topyekûn yıkılışına yarayacak planın bir parçası olduğu ortaya çıkıyor. Ekip birer ikişer yaratıklar tarafından avlanırken tesiste bir de Samantha adlı küçük bir kız buluyorlar. Bu kız da Aliens’teki Newt omuş oluyor ama hiç de onun gibi suskun sayılmaz. Film boyunca ona Ripley gibi yakınlık gösteren Sara’ya her korktuğunda “Saraaa! Saraaaaaaaaa!” diye bağırıp duruyor ama hiçbir durumda kızcağıza acımak mümkün olmuyor.

Tubular şirketinin foyası ortaya çıkınca Fuller tesisin kendi kendini imha etmesini sağlayacak düğmeye basıyor. Bu şekilde Venedik havaya uçacak ve Tubular şirketi oraya tam anlamıyla çökebilecektir. Sara patlamayı engellemeye çalışıyor ama Tubular, planını garantiye almış. En başta asker grubuna şirket adına katılan Fuller’in aynı ilk Alien’deki Ash gibi aslında bir robot olduğu ortaya çıkıyor ve patlamayı önlemeye kalkan Sara ve Samantha’nın peşine düşüyor.

Filmin en komik bölümü Fuller’ın aslında bir robot olduğu ortaya çıkınca gerçekleşiyor. O zamana kadar soğuk da olsa insan gibi davranıp öyle “oynayan” Fuller herkes onun robot olduğunu anlayınca birden robot gibi mekanik hareketlere girişiyor. Terminatör’ü de taklit etmeye çalıştığı bu bölümde herhâlde içinden şöyle düşünüyor olmalı: “Oh be kardeşim sabahtan beri insan gibi davranıcam diye kastım da kastım, şöyle rahatça robotik hareketlerime döneyim. Robot dediğin robot gibi olmalı değil mi ya?”

Filmin Terminator’le tek ilgisi de bu dakikadan sonra ortaya çıkmaya başlıyor ve Alien filmleri Terminator ile kaynaşıyor. Terminatör’e dönüşen Fuller ona ateş edilmesine aldırmadan düşmanlarının üzerine yürümeye devam ediyor. Ardından da, Fuller’den kaçan Sara ve Samantha bir zaman makinesi buluyorlar. Evet bir zaman makinesi, yine Tubular şirketi tarafından yapılmış, deneme aşamasında, küçük bir oda şeklinde bir makine bu. Zaman makinesinin burda ne işi var ve neden yapılmış nasıl yapılmış o kadarını merak etmeyiverin. Sara ve Samantha zaman makinesine girip oradaki bir uzaktan kumanda benzeri aletle günümüz Venedik’ine geliyorlar. (Yani aslında zaman makinesi bu kumanda) peşlerinden Fuller de geliyor böylece Shocking Dark’ın, Terminator filmlerine en çok yaklaştığı sahneler başlıyor. Kaçma kovalamaca bu kez günümüzde sürüyor.

Filmde niye var olduğu anlaşılamayan iki sahneyi anmak gerek. Tubular şirketinde çalışan delirmiş bir bilim adamı yakalandıktan sona birden bağırmaya başlıyor ama öyle tiz bir ses çıkarıyor ki herkes kulaklarını tıkayıp onlar da acıyla bağırıyorlar. Kim bilir bu neden oldu… İkinci örnek de şu: Genelde aksiyonlar arasındaki rahatlama sahnelerinde karakterler arasında duygusal konuşmalar geçer. Birbirlerine ailelerini anlatır fotoğraf gösterirler vs… Shocking Dark’ta ise Caine ve yanındaki asker arkadaşı, yaratıkları aramaya devam ederken Caine birden durup arkadaşına Venedik’in eski güzel günlerdeki bir resmini veriyor, “Bu sende kalsın, bende daha çok var” diyor. Arkadaşı da sevinip fotoğrafı cebine koyuyor ve hemen yollarına devam ediyorlar. Shocking Dark’taki bu sahne yönetmen Bruno Mattei’nin “Rahatlamaya ne gerek var, seyirci sıkılmasın, bu klişeyi de hızlıca hallediverelim de aksiyona gerilime coşkuya geri dönelim” diye düşündüğünü göstermiş oluyor.

Bu tür filmlerin üstatlarından Bruno Mattei’yi özellikle sevenler veya tanımaya cesareti olanlar; ABD filmlerindeki klişe repliklerin hepsinin tek bir filme sığdırılmaya çalışıldığı ve oyunculardan eksiksiz tümünün kötü oynadığı Terminator 2 (Shocking Dark) tam size göre.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kirisci

Yazar hakkında: Murat Kirisci

1979 yılında Aydın’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Radyo-TV Bölümünü birincilikle bitirdikten sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV bölümünden 2008 yılında mezun oldu. 2000 yılında ilk kısa filmi olan “Bebek”le Altın Portakal Jüri Ödülü ve Seyirci Ödüllerini kazandı. 2006’da ilk 3D animasyon filmi olan “Gazap”, IAF İstanbul Uluslararası Animasyon Festivali Jüri Ödülü ve Yıldız Kısa Film Festivali En İyi Animasyon Film ödüllerini aldı. Senaryo ve yönetmenlik çalışmalarının yanında 2013’ten beri Öteki Sinema’da sinema üzerine yazılar yazıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir