Terminator Will Be Back ya da Skynet Zulmün Bitmeyecek mi?

Yaşıtlarım, yani 25-30 yaş arası erkek güruhu için Stallone ve Schwarzenegger gibi isimlerin yeri başkadır. Bir nesil onların kaslarına bakarak büyümüştür. Arkadaşlar arasında o zamanlar muhabbetler “Fenerbahçe mi Galatasaray mı daha büyük?” dermiş gibi hep “Stallone mu döver Schwarzenegger mı?”, “Rambo Terminator’ü yener mi?” gibi geri zekalı sorulara yönelirdi.

http://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2009/05/1895801020a.jpgStallone dediğimizde aklımıza nasıl Rambo ve Rocky karakterleri geliyorsa Arnold dendiğinde de ilk akla gelen elindeki pompalısı, deri kıyafetleri ve güneş gözlüğü ile ters ters bakan Terminator’dür. Oysa ki Terminator’ün yaratımında asıl başka bir isimden söz etmek gerekir. Yani James Cameron’dan.

Her şey bir rüya ile başlamıştır, rüyalarımızın peşinde gitmemiz gerektiğini gösteren bir hikayedir aslında Terminator’ün başarısı. James Cameron İtalya gezisinden yüksek ateşle döner. Gece bir karabasan görür. Gözlerinden kırmızı ışıklar çıkan dev metal bir yaratık Cameron’u öldürmek için peşindedir. Uyanır uyanmaz gördüğü imgeyi yazmaya koyulur ve gelmiş geçmiş en büyük aksiyon/bilim kurgu şaheserlerinden birinin temellerini atar. 1984 yılında çekilen ilk filmin başarısı üç filmlik bir seriyi, sayısız video oyunlarını ve kitap, çizgi roman gibi mecrayı getirir ve Terminator popüler kültür tarihinde ulaşılması zor bir başarı elde eder.

Pek yakın bir gelecekte vizyona girecek olan Terminator: Salvation ile tekrar sinemalarda boy gösterecek olan bu yok edici yaratıklara gerekli saygıyı gösterebilmek için tarihlerine kısa bir bakış atmak istiyorum sizlerle. Böylece yeni filmden önce bilmeyenler için de bir hazırlık yapmış oluruz.

1984 tarihli ilk film The Terminator ile başlayan Terminator kronolojisi seyirciyi 2029 yılına, insanlığın Skynet adlı bir bilgisayar sistemi ve bu sisteme bağlı akıllı robotlar tarafından yok edilmeye çalışıldığı bir zamana götürür. Skynet ABD’nin nükleer sistemlerini kontrol etmektedir, insanoğlunun tek kurtuluş şansı ise John Connor adlı bir savaşçı ve onun etrafında toplanan ufak bir gruptur.

Makinalar nükleer yıkımın küllerinden yükseldi. İnsanlığı yok etmek için başlattıkları savaş on yıllardır hırsla sürüyor. Fakat son savaş gelecekte değil, günümüzde olacak. Bu gece…2005061475408627833_rs

İşte bu sözlerle başlayan film gelecekten Terminator 800’ün John Connor’ın annesi Sarah Connor’ı yok etmek için gönderilmesini konu alır. Annesine yapılacak suikastı haber alan John Connor kendi için çarpışan savaşçılarından yakın bir dostunu kurtarma görevi için 1984’e gönderir.

İlk filmde Sarah Connor’ı oynayan Linda Hamilton sinema tarihinin en güçlü kadın karakterlerinden birine imza atar. Kas yığını Arnold Schwarzenegger da zaten yükselmekte olan yıldızını The Terminator ile cilalayacak ve “I’ll be back.” sözünü dillerimize pelesenk edecektir. Oysa ki rol için ilk düşünülen isim Amerika’nın sevgilisi O.J. Simpson’dır ve Cameron ondan “Bu adamın bir katil olabileceğini kimseye inandıramayız.” diyerek vazgeçmiştir (Kendisi daha sonra karısını öldürdüğü için yargılanmış ve hapse düşmüştür).

The Terminator’ün başarısı aksiyon-Bilim kurgu türüne bir ivme kazandırmış ve bir çok yönetmene cesaret vermiştir. Öyle ki bir çok sinema eleştirmeni sonrasında çekilen sayısız istismara yakın gore ve şiddet ögeleri ile yüklü aksiyon filminin The Terminator’ün suçu olduğunu söyler (Suç mu? Bunun için ayrıca bir ödül verilmeli).

The Terminator, Geleceğe Dönüş’ten sonra en ilginç zaman yolculuğu sahnelerinden birini de ortaya koyar (iki film arasında bir yıl olması da ilginç bir noktadır). Bir koşuya başlayan atletmiş gibi çömelmiş olan Arny, çıplak vücudu ile arz-ı endam ederek geçmişe döner ve vücut güzeli seçilmesinin ne denli doğru bir karar olduğunu seyirciye gösterir. Bu noktada denilebilir ki “Zaman makinası yapmışsın, gelmiş geçmiş en karmaşık kütleyi zamanda istediğin yere ve tarihe yolluyorsun, ama kıyafet ve silah yollayamıyor musun?” ama tabii Arnold’u o sahnede cıbıl gördü diye seyircilerin canının sıkıldığını düşünmüyorum.

http://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2009/05/4711161020a.jpg1991’e geldiğimizde uzun bir aradan sonra Cameron, Hamilton ve Arny tekrar bir araya gelir ve ilk filmin de çok ötesine geçerek asıl başarıyı yakalayacak olan Terminator 2: Judgment Day ‘i ortaya çıkarırlar.

Sarah T-800’ün elinden kurtulmasından sonra geçen 11 yılda tımarhaneye, Oğlu John Connor koruyucu ailenin yanına tıkılmıştır. Skynet’in kazanma hırsı yeni geliştirilen T-1000( koşuşu ile unutulmaz bir Robert Patrick) adlı sıvı cıva şeklinde her tür insanın şekline dönüşebilen T-800’den çok üstün bir robotu John Connor’ı(çocukluk idolümüz Edward Furlong) öldürmesi için gelecekten yollamasına neden olur. Genç Connor’ı korumak için ise bu sefer Connor ve ekibi ele geçirip yeniden programladıkları T-800’ü devreye sokarlar ve geçmişe gönderirler.

Bir çok sahnesi ve diyaloğu ile sinema tarihine kazınan Terminator 2 dört dalda kazandığı Oscar heykelciği ile de teknik başarısını kanıtlar. Terminator 2’yi sadece bir kült bilim kurgu filmi olarak görmemek gerektiğini düşünüyorum. Başarısındaki en önemli etkenlerden biri Sarah Connor’ın ilk filmden de öteye geçen performansının yanında bir başka nokta da John Connor ile T-800’ün ilişkilerinin aslında gelecekte yaşanacak robot-insan savaşının tersine aralarında bir baba oğul bağı kurulabileceğini seyirciye yansıtır.

Sarah Connor’ın kafa sesine geçildiği bölümlerde( daha sonra Sarah Connor Cronicles’ın çekilmesine sebep olan sahnelerdir) film özellikle ileride düşman olacak bu ikiliye dikkat çeker ve teknoloji karşıtlığı yapmak istemediğini göstermeye çalışır.

Bu filmle ilgili söyleyebileceğim tek şey “mükemmel” olduğudur. Sinema tarihinde remakei çekilemeyecek bir film söyle deseniz herhalde ilk verebileceğim örnek Terminator 2’dir. Şu an bile efektlerine baktığımızda gücü görünebilir.

http://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2009/05/page.jpg

“I’ll be back.” gibi bu filmde de “Hasta la vista baby.” sözü klasik olmuştur. John Connor’ın T-800’e öğrettiği bu cümle popüler kültürün önemli sloganlarından biri olmuştur. Film’in açılış sözü “It’s nothing personal.(Hiç bir şey kişisel değil.)” ise daha sonra çekilen bir çok aksiyon filminde “Now it’s personal(Bu sefer kişisel)” olarak evrilmiştir.

İkinci filmin başarısı Terminator’ü sadece bir sinema filmi olmaktan çıkarmış güneş gözlüklerinden deri ceketlere, oyuncaklardan video oyunlarına büyük bir meta haline getirmiştir.

2003 yılına gelindiğinde fanların baskılarına dayanılamaz ve ne yazık ki serinin en zayıf halkası Terminator 3: Rise of the Machines çekilir. Cameron’un koltuğuna Jonathan Mostow yerleşir.

2568341020a

Hamilton’dan boşalan güçlü kadın karakter figürü boşluğu bu sefer dişi bir Terminator (T-X) yerleştirilir. T-X’den, Skynet’in bulmaması için bir kaçak olarak yaşayan John Connor’ı ve gelecekteki eşini koruma görevi yine T-850’e (versiyon ufak bir update yemiş) verilir. İkinci filmde Connor rolü ile büyük bir başarı sağlayan Furlong ilerleyen dönemlerde American History X ile tekrar bir çıkış yapmış olsa da uyuşturucu gibi sorunları nedeni ile rol Nick Stahl’a verilmiştir. Stahl daha önce Carnivàle ile kült bir işe imza atmış olsa da Connor olarak seyirciye biraz ters gelmiştir. “Cameron’un dışında kaldığı bir Terminator zaten ne kadar iyi olabilir ki?” sorusu bu film ile cevaplanmış olur.4067501020a

Terminator: The Sarah Connor Chronicles ile dizilerde de boy gösteren Terminator külliyatı T2 ve T3 arasını merak edenleri hedef almaktadır. “Sarah ablamız nasıl öldü?” “John T3’de neden o şekilde yaşıyordu?” “Skynet duruldu mu yoksa Connor’lara musallat olmaya devam mı ediyordu?” gibi sorularımıza cevap vereceğini sandığımız dizi şimdiye kadar olayı iyice arap saçına bağladı ise de bitmek tükenmek bilmeyen Terminator iştahımızı bir nebze olsun kapattığını söyleyebilirim.

Asıl önemli noktaya gelecek olursak 2009 çıkışlı olacak Terminator: Salvation yılın en merakla beklenen yapımlarından biri. Öyle ki, Batman’imiz Christian Bale’i John Connor yaparak yılın en çok konuşulan aktörünün etinden sütünden faydalanılmaya çalışılıyor.

Bu sefer önceki üç filmdeki düzeni, yani “gelecekten bir robotun gelip Connor’lara musallat olması” olayının üstünü çizerek seriye yepyeni bir soluk getirilmek istenmiş.

4887091020a

Konumuz bu filmde 2018’de geçiyor. Yani John Connor ve dostları Skynet’e karşı amansız savaşlarına tam da başlamışken. Connor’ın silah arkadaşı bu kez Marcus Wright (Sam Worthington) adında hafızası silinmiş bir Terminator. Skynet büyük kıyıma başlamadan önce ikili kendilerini Skynet’in kalbinde büyük bir sırrın peşinde buluyorlar.

T: Salvation aslında yeni bir üçlemenin habercisi. Tıpkı Batman’deki gibi bu yeni üçlemede de baş role Christian Bale’in getirilmesi oldukça manidar. Şahsen ben The Dark Knight kadar başarılı bir dönüş olabileceğini tahmin etmiyorum. Hele de yakın geçmişte bir T:3 faciası yaşanmışken.

Peki bu filmde ne yenilikler göreceğiz;

Yeni Makinalar: Moto Terminatorler ve Hydrobotlar gibi ilginç makinelerle karşılaşacağız. Bir de T-600 süprizi var. Kendisi T-800’ün dev boyutlusu olarak anılıyor. Ayrıca bir de sır dolu T-700 modeli var.

Linda Hamilton ve Arnold: Hamilton filmin başında sesi ile bizlerle olacak. Ayrıca Arnold da sesinin ve yüzünün CGI modelinin filmde kullanılmasına izin vermiş.

Bunların dışında ilk görüntülerden anladığımız kadarı ile sıkı bir post apokaliptik aksiyon filmi bizi bekliyor. Benim görüşüme göre yine de Tıpkı Batman Begins gibi T: Salvation da yeni nesile efsaneyi hatırlatıp ikinci filmde asıl bombasını patlatacaktır.

Ancak en büyük korkum yönetmen koltuğundaki McG! Batman’de ortada zaten başarılı bir yönetmen vardı, McG’i ise Charlie’s Angels gibi gösteriş ve eğlencelik aksiyon filmleri ile tanıyoruz. Eğer Terminator’ün karanlık dünyasını kendi video klip çalışmalarına benzetir ve Charlie’s Angels’daki abidik gubidik aksiyon sahneleri ile John Connor’ı maymun ederse kendisini Terminatorler kovalar umarım. Zaten ismi McG olan bir yönetmen ne kadar ciddiye alınabilir ki sorarım size sevgili okur? Bu isimle ancak Westside/Eastside rap gruplarında Dj olunur yani.

İlk yayın:  Gölge e-dergi Mayıs sayısı

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

16 Yorumlar

  1. Ben en çok Batman’a güveniyorum. Pardon Christian Bale diyecektim

  2. ”Zaten ismi McG olan bir yönetmen ne kadar ciddiye alınabilir ki sorarım size sevgili okur?…”

    Masis olayı bitirmişsin sen. Yüzde yüz katılıyorum.

  3. Bu noktada denilebilir ki “Zaman makinası yapmışsın, gelmiş geçmiş en karmaşık kütleyi zamanda istediğin yere ve tarihe yolluyorsun, ama kıyafet ve silah yollayamıyor musun?”

    Sevgili Masis;
    Bence iyiki kıyafet yollayamıyorlar. bknz. T3, Kristanna Loken

    :)
    Yorumuna sağlık….

  4. siz biliyomusunuz bilmiyorum ama james cameron aynı kadroyla t2 den birkaç sene sonra 12 dakikalık 3 boyutlu bir terminatör çekti ben 7 dksını izleyebildim arnolda hayran kaldım diye bilirim terminatör fanlarının izlemesi bence şart

  5. (….) Bu noktada denilebilir ki “Zaman makinası yapmışsın, gelmiş geçmiş en karmaşık kütleyi zamanda istediğin yere ve tarihe yolluyorsun, ama kıyafet ve silah yollayamıyor musun?”

    Bunu ilk filmde Kyle’a soruyorlar zaten; polisler tarafından tutuklanıp psikiaytrist tarafından sorgulandığında. o da bilmiyorum diye cevap veriyor, bu cevap sorgulayanları tatmin etmeyince şuna benzer bir şey diyordu: televizyonun nasıl çalıştığını biliyor musunuz? hayır, ama her gün izliyorsunuz.

    seyircinin çok doğallıkla sorabileceği bir soruyu uyduruk isimli sözde bilimsel bir prensiple geçiştirmek yerine, bu şekilde, makul bir mantıkla halletmesi çok hoşuma gittiği için aklımda kalan bir detaydır. bilim-kurgu senaristleri için ders alınması gereken bir nitelikte…

  6. Masis Üşenmez

    Deniz dediklerine katılıyorum. Aslında bu çıplak zaman gezginliği ile ilgili çok matrak bir kısa film izledim geçen gün. “Neden Terminator’de durum böyle?”nin cevabı orda var. Işınlayan eleman Gay o yüzden milleti soyup soyup yolluyor falan:) Merak edenler aşağıda izleyebilirler bu filmi…

    http://www.collegehumor.com/moogaloop/moogaloop.swf

    Yorumlarınızla beni mutlu ettiniz arkadaşlar. Teşekkürler.
    I’ll be back!!

  7. abi makina sadece organik maddeleri zamanda geri yollayabiliyor olay bu 1. filmde kyle anlatıyor zaten soruyolar adama neden silah getirmedin diye oda söylüyor

  8. Sadece organik maddeler yollayabiliyorlarsa Terminatör’ün metal iskelet ve bilimum aksamını nasıl gönderebiliyorlar.
    Bence burada mantıksızlık var ama en iyi açıklama Deniz’in belirtiği bence.

  9. Sadece organik maddeler yollayabiliyorlarsa Terminatör’ün metal iskelet ve bilimum aksamını nasıl gönderebiliyorlar.
    Bence burada mantıksızlık var ama en iyi açıklama Deniz’in belirtiği bence.

    ya metal aksamın üzeri tamamen organik yapay değil canlı bir doku dikkat edersen kan felan akıyo hatta t2de arnolda soruyo acı hissediyormusun diye oda cevap veriyo yaralar veri olarak iletiliyor diye bence olayı güzel bağlamışlar

  10. o zaman organik dokudan oluşan bir çanta yaparım ve içine silahları koyup geçmişe gönderirim. Eğer bu mümkün ve ben düşünebiliyorsam Skynet’in bunun yapmış olması gerekirdi. Ve Skynet bir şey yapması gerekiyorsa yapar.

  11. Zaman makinesinin sadece canlı organizmaları geçirmesi durumu: sadece dışı organik olan materyal için geçerli ise sorun yok… Ama yapımda bununla ilgili tam bir bilgide yok ki hikayenin amacı zamanda nasıl yolculuk yapılabilir de değil. Yani biraz kurcalayınca mantıksız gelsin ya da gelmesin bu durum birazcık Simon Pegg’in Spaced dizisindeki Star Wars’taki en önemli karakteri kimdir muhabbetine benziyor. Şimdi, oradaki cevap bu kişinin “İmparatorluk Topçusu” (Tamam tamam burasını tam hatırlamıyorum ama bağalayacağım gene ateş etmekle ilgili bir şahıstı) olduğu yönündeydi. Sebep: eğer Bölüm 4 Yeni Umut’un başlarında Prenses’in mesajını saklayan robot dostlarımızın bindiği kaçış kapsülünü patlatabilseydiler ( İmparatorluk Topçusu olarak aklımda kalmış önemli şahsı kastediyorum); mesaj Luke’a gidemeyecek macera başlamayacak vs… durumu vardı. Burda da bu var: Skynet geçmişe silahlı birimler sokabilseydi film başlamadan bitecek… Ne John ne de Skynet olacak. Böylece izlemeye koyulacağımız Terminator’de kalmayacaktı. Olay biraz bu noktaya geliyor gibi… Yani zaman makinesinin çalışma prensiplerine hiç girmeyelim.

  12. abi birinci filmde adam öle anlatıyo bende onu söledim ben james cameronmuyumda bana kızıyosunuz :) kyle öle diyo ne skynetmiş arkadaş 2 günde yaşlandırdı beni ya

  13. Masis Üşenmez

    Yıllardır geyiği dönen bir konuyu espiri olsun diye yazıma koydum amma olay oldu:)

    Samet kardeşim kimse sana kızmıyor yahu. Denildiği gibi bu zaman makinesi filmi değil ki bu kadar sorgulamaya gerek olsun zaten. Kendi içinde bir mantık tutturuluyorsa olay tamamdır.

  14. TERMİNATOR BİR JAMES CAMERON HİKAYESİDİR.BAŞKA KİMSE ANLATAMAZ.

  15. sarah conner psikopat bir kadın madem, ilk iki bölümde öldüremedin, niye ısrarla aynı zaman dilimine yollarsın terminatorü? yolla sarah conner ın bebekliğine kundakta katletsin gelsin. kadın serpilmiş, kas yapmış, psiikopatlıkta var uğraşma işte. heralde makina daha geriye gitmiyor. :)

  16. Seyirci beklentisini paraya cevirme hırsı,eski malları yeniden, yeni seyirciye güncel oyuncularla satma sevdası, birçok iyi fikrin kötü bir şekilde harcanmasına sebep oldu.

    Terminator serisinin Arnold ve Cameronsuz olamayacağı belliydi.
    Arnold vali olup idam onaylama sevdalarına kapıldı.
    Bazı abiler Cameronuda Titanicle birlikte batırıp aforoz ettik, ona cezası bitmeden film cektiremeyiz, holywood papaları tarafından affedilmeden, o zaman filmi Jonathan Mostow denilen Überzekalıya (hani su ingilizlerin, alman enigma makinasını Uboottan ele gecirdikleri tarihsel olayı alıp amerikalılara maleden senaryoyu yazıp-çeken şahısa) diğerinide MG ye verelim biraz daha para kazanalım dediler.

    Sonra biri gitti adı The Joker olması gereken bir film cekti ama Batman Darkmite koydu. MG dediki, ulan bu batman filmi iş yaptı ben de bundan primleneyim, yarasayı kendi filmimde oynatayım, nasıl olsa bu herif yarasa rolunden hali hazırda idmanlı, bundan güzel john connor olur, rahat rahat atlar zıplar dedi, telsizde arkadas arayan, breyk çeken geveze yarasayı filme koydu, ancaaak sonra aklına Christian Bale sendromu geldi.(Bu sendrom son 6 Christian Bale filminde görülür.Bu filmlerde hep 2 basrol oyuncusu vardır. Filmin yukunu %50 paylaşırlar.)Bale’lin %50 sini tamamlamak için her terminator filminde bulunan bir gelenekten faydalandı, illa yeni robot olcak diye markusu koydu filme (Hibrid moda bu aralar,o yüzden markus da hibrid model,sıcacık bir kalbi var)ancak hikayeyi markusun ustune kurdu. Böylece Mesih John connorun karizması da çizildi.

    Aynı mantıki abiler benzer zamanlarda predatorunde içine etti.Alien bitirilip Predator ile birleştirildi. Ortaya Alien vs Predator denilen ucube seri çıktı.

    Cameron sürgünde(Cameron sürgünü bilmeyenler için:Bir filmi sana verilen bütçenin 4 katına yaparsan hollyfoos ta bulunan mac carthy ruhunu yaşatma derneği tarafından verilen film çektirmeme cezasına denir) 12 yıl holyfoostan uzak kaldı, gitti denizlerin dibinde titanic ve bismarckla ugrastı,bu surede tahminen 3 blockbuster daha cekerdi.(adam her 3 yılda bir film cekiyo, sürgüne gitmeden evvelki son filmi 1997de)

    Cameron ortalıkta olmayınca Arnold,sigurney,linda,michael biehn,edward furlong da bir daha aynı performansı gösterecek bir filmde rol alamadılar.

    Arnold baktı iş boka sardı, hamile rolleri filan geliyor, Camerondan da umut yok “I’ll be back” demişti ama lafını yuttu dönmedi gitti californiayı terminate etti (dogasında var). Belki filmlerde oynamaya devam etse eyalet iflas etmeyecekti.

    T2 den sonra gelecekte robotlar ile yapılacak, Cameronun ucundan azıcık gösterdiği full scale battle, t-800 attacks savas sahnelerinide seyretme hayallerimizde yokoldu gitti.

    Allah’tan birileride T2 den sonra Moon, Man from earth, District 9,13. Floor, Darkcity, Matriz, Natural city, Immortel, Sunshine, I Robot gibi filmler çekti de aralarda bizde şenlendik.

    Neyse sakinledim biraz…

    Bu arada Arnye imdbde bakarken The Expendables adlı filmin kadrosunu gördum de ekleyeyim dedim.
    Sylvester Stallone,Jason Statham,Jet Li,Dolph Lundgren,Eric Roberts,Mickey Rourke,Bruce Willis,Arnold Schwarzenegger,Danny Trejo. 2010 tarihinde cıkacakmıs.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: