The Amazing Spider-Man (2012)

Sam Raimi’nin giderek kan kaybeden Örümcek üçlemesinden sonra Peter Parker ve maskeli kişiliği Spider-Man bir kez daha gişede şansını deniyor. Aslına bakarsanız ben Raimi’nin çektiği Örümcek Adam filmlerinden pek hazzetmem.

Örümcek Adam namına okunmadık çizgi roman bırakmamış insanım. Bana göre Ne Tobey Maguire’dan Peter Parker ne de Kirsten Dunst’dan Mary Jane oldu. Hele, çizgi romanda bir sürü olaya ve espriye yol açan ağ kartuşlarının bilekten çıkan organik ağlara dönüştürülmesi saçmalığı yok mu…

2012 yılı, Örümcek-Adam’ın 50. yıldönümü. Örümcek Adam ilk olarak 1962 yılında Amazing Fantasy (Ağustos 1962) antoloji serisinin 15. sayısında ortaya çıktı. Amazing Fantasy bu sayıyla birlikte sona erdi ve Örümcek Adam’ın maceraları yeni seri “The Amazing Spider-Man/İnanılmaz Örümcek-Adam”la 1963 yılında tekrar başladı.

Bu hafta gösterime giren The Amazing Spider-Man de işte bu seriden uyarlanmış yani hikayeyi revize edilmemiş ve bana göre en güzel haliyle izliyoruz. Yeni maceranın kötüsü Peter Parker’ın babasının çalışma arkadaşı olan ve kafasını türler arası genetik değişime takmış Dr. Curt Connor… Peter’ın yanık olduğu Gwen Stacy’de onun laboratuvarında stajyer… Aynen çizgi romanda olduğu gibi deri çizmeler ve mini eteklerle “hem seksiyim hem de zeki” dercesine ortalarda dolaşıyor ancak yine çizgi romanı okuyanların itiraz edeceği üzere çemçük ağızlı Emma Stone’dan Gwen o-l-m-a-z! Örümcek-Adam uyarlamaları yanlış castlar kurmaya devam ediyor.

Neyse, zamanında bir kolunu kaybetmiş olan Dr. Connor’un kendisini de iyileştirebilmek gibi bir amacı var ancak o kötüyse Oscorp denen adi şirket ondan daha kötü… Peter’ın da yardımlarıyla geliştirilen bir formülü kendi üzerinde deneyen Dr. Connor yeniden kol çıkarmaktan fazlasına kavuşup dev bir kertenkeleye dönüşüyor ve şehri teröre boğuyor. Tabi karşısında zavallı Amerikalıların koruyucusu Örümcek Adam var!

Örümcek Adam idealize edilmiş süper kahramanların son temsilcilerinden biri… Tıpkı Clark Kent gibi Peter Parker’ı da büyütenler basit, dürüst ve sağduyulu ebeveynler… May hala ve Ben amcası bir süper kahramanın, süper bir manyağa dönüşmesini engelleyen sorumluluk duygusunu ona her gün doz aşımı içerecek şekilde aşılıyorlar. Peter bocalasa da, ergen sorunlarıyla uğraşsa da sonunda bu güçlü deniz fenerinin çağrısını hatırlayıp kendine geliyor. Ben amcanın tavsiyelerine kulak asmamak mümkün değil: “Büyük güç büyük bir sorumluluk getirir”.

Örümceği oynayan Andrew Garfield ise ilk bölümde Harry Potter benzeri bilinçli bir titreklik içinde oynasa da role oturmuş. Aktörü bizim “Umutsuz Ev Kadınları”nda Mert’i oynayan Batuhan Karacakaya’ya çok benzettim. Ayrıca daha zayıf ancak daha atletik gösteren ve kir pas içindeki yeni Örümcek kostümü de çok hoşuma gitti. Filmin “biri neden böyle saçma bir kostüm giyer ki?” sorusuna da verilecek çok sıkı cevapları var.

Uzun lafın kısası; Yeni Örümcek-Adam maceramız gayet keyifli bir seyirlik ancak fazlasını aramayın. 215 milyon dolarlık bir bütçe için CGI efektler biraz zayıf kalmış olsa da filmi IMAX izlemenin keyfi her şeyi unutturuyor. CGI’ın devrimi sanırım sona erdi ve artık her şey limitler dahilinde… Size de mutlaka bu deneyimi tavsiye ediyorum. Geriye kalan üç boyutlandırma sistemleri ile IMAX arasında korkunç bir deneyim farkı var. Filmi bu şekilde izlerseniz gerçekten binaların arasında ağ fırlatıp ilerlediğinizi düşündürecek kadar başarılı planlar var. Bir tür Rollercoaster’a binmiş gibi hissettiriyor.

Hoplayan, zıplayan, yapışan ve tırmanan bir süper kahraman Spider-Man ancak bir yandan da okuldaki güzel kızı tavlamak isteyen bir ergen… Çizgi romandaki Örümcek Adam’ın, bana göre, en iyi sinemalaştırılmış halini görmek isterseniz buyrun.

Not: Bu fotoğrafı “İnanılmaz Örümcek Adam”la ilgili görsel ararken buldum. Kertenkele Oscorp’un Ceo’su Rajit Ratha’nın ümüğünü sıkmış fena şeyler yapacak.

Mekan anladığım kadarıyla Kertenkele’nin kanalizasyonda kurduğu laboratuvar… Biz Kertenkele ve Rajit Ratha’yı filmde sadece Köprü üzerindeki kapışma sekansında görüyoruz, orada da Örümcek sayesinde paçayı yırtıyor Oscorp Ceo’su… Sonrasında akibeti biraz havada kalıyor. Filmde izleyemediğimiz bu sahneyi  içeren Directors Cut, Ultimate Cut  bir DVD edisyonu yayınlanacaktır diye düşünüyorum.

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir yorum var

  1. Filmin en büyük sorunu “reboot” olduğu iddia edilmesine rağmen kendini Raimi’nin filmlerinden yeterince ayıramaması. Bunun sebeplerinden biri örümcek adamın hikayesinin temel taşlarını değiştirmenin haliyle mümkün olmaması. Asıl kritik nokta ise Raimi’nin ilk filminin üzerinden sadece 10 yıl geçmiş olması. Bu süre zarfında ne ana akım sinemanın anlatım dilinde ya da teknik imkanlarında dramatik bir değişim oldu, ne de gerçek hayatta insanların yaşama şeklinde. Olan bir iki değişiklik yansıtılmış gerçi filme; 3-D teknolojisi,yaygınlaşan internet ve akıllı telefonlar. Ördüğü ağın ortasında, düşmanının gelmesini beklerken telefonunda oyun oynaması hoş bir espriydi mesela. Ama bu ve bunun gibi bir iki küçük dokunuş çok fena bir “bu filmi daha önce izlemiştik” hissiyatına kapılmamıza engel olamıyor. Serinin devamında da benzer bir tablo olacağını düşünüyorum. Ne kadar ilk seride yer almamış karakterlere ve olay örgüsüne yer verir ve sosyal hayattaki güncel gelişmeleri yakalayabilirse o kadar başarılı olacak. Bu arada filmin biraz acımasız ama çoklukla haklı olduğunu düşündüğüm esprili bir eleştirisi için şuraya bakabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: