Disney Usulü Bilim Kurgu: The Black Hole (1979)

1979 yılı mahsulü The Black Hole, Gary Nelson tarafından yönetilmiş olan ABD yapımı bir film. Genelde televizyon için dizi ve film yönetmenliği yapan Nelson’ın yönettiği nadir sinema filmlerinden biri.

Öteki Sinema için yazan Murat Kızılca

Bir Walt Disney yapımı olan filmin başrollerinde birbirinden ünlü isimler yer alıyor; Maximilian Schell (Dr. Hans Reinhardt), Robert Forster (Dan Holland), Joseph Bottoms (Charles Pizer), Yvette Mimieux (Dr. Kate McCrae), Anthony Perkins (Dr. Alex Durant), ve Ernest Borgnine (Harry Booth). Ayrıca filmdeki robotlardan VINCENT’ı Roddy McDowall, BOB’u ise Slim Pickens seslendiriyor. Filmin omurgası Jules Verne’in 1869 yılında yazdığı 20.000 Leagues Under the Sea (Denizler Altında 20.000 Fersah) isimli romanından esinlenerek oluşturulmuş.

Uzayda yaşam var mı? Bu sorunun cevabını aramak için USS Cygnus isimli uzay gemisi ile yola çıkan Dr. Reinhardt ve ekibinden 20 sene boyunca haber alınamaz ve öldüklerine kanaat getirilir. 20 sene sonra aynı amaç için yola çıkan USS Palomino isimli uzay gemisi ve 5 kişilik ekibi (VINCENT isimli robotu da sayarsak altı) dünyadan çok uzaklarda Cygnus’a rastlar. Gemi o zamana kadar gördükleri en büyük kara deliğin yakınında terkedilmiş gibi durmaktadır. Cygnus’a yanaşan Palomino gemide herhangi bir yaşam belirtisi göremez ve gönderdiği mesajlara cevap alamaz. Bu sırada kara deliğin çekim etkisine girer ve kara delik tarafından yutulmak üzere iken son bir hamle ile kurtulur. O anda Cygnus’un bütün ışıkları yanar ve gemiye iniş yapmaları için izin verilir. Kara delik ile yaşadıkları kısa süreli macera sırasında zarar gören gemilerini onarmak zorunda oldukları için Palomino’dan kat kat büyük olan Cygnus’a inerler. Gemide ekipten geriye sadece Dr. Reinhardt kalmıştır, ama aslında gemide yalnız değildir. Kendine robotlardan oluşan dev bir ordu yaratmıştır. Bu robot ordusunun başkomutanı ise Maximilian isimli korkunç görünüşlü kıpkırmızı bir robottur. Reinhardt 20 senedir kara deliğe girme hesapları yapmaktadır. Ekipten Dr. Durant, hayranı olduğu Reinhardt’ın dehasından etkilenir ve onunla birlikte bu eşsiz yolculuğa çıkmak ister. Fakat ekibin kalan kısmı Reinhardt’ın bir şeyler gizlediğinden emindir. Cygnus’da rastladıkları, VINCENT’ın 20 sene önceki versiyonu olan BOB sayesinde gemide asıl olan biteni öğrenirler ve bir an önce gemilerini tamir edip sağ salim Cygnus’dan ayrılma derdine düşerler. Ama Maximilian kimsenin gemiden ayrılmasına izin vermeyecek gibidir.

The Black Hole, Walt Disney için birçok açıdan önemli bir film. Yaklaşık 25 milyon dolarlık bütçesi ile şirketin o zamana kadar çektiği en pahalı film olma özelliğini taşıyor. Buna rağmen o dönemde eleştirmenler ve seyirciler tarafından pek beğenilmemiş ama yenilikçi sayılabilecek bazı özel efektler övgüye değer bulunmuş ki filme bugün baktığımda hemen hemen benzer şeyleri söyleyebilirim. İlginç bir hikayesi, garanti oyuncuları ve zamanına göre çok yüksek bütçesi olmasına rağmen bir şeyler rayına oturmamış ve ortaya “garip” diyebileceğim bir film çıkmış.

The Black Hole, Walt Disney’in PG-Rated olarak derecelendirilen ilk filmi olma özelliğini de taşıyor. Ailemizin yapımcı firması Disney, Star Wars’un (1977) kazandığı ulusal ve uluslararası başarısı karşısında gaza gelir ve yetişkinler için benzer tarzda filmler çekmeye karar verir. Bunun için kendi kimliğinden bir nebze olsun sıyrılarak normalde bir Disney filminde rastlayamayacağınız küfürlü diyaloglara yer verir. Hatta filmin sonundaki cehennem ve cennet tasvirleri Disney için devrim niteliğindedir. Fakat maalesef planlı programlı bir proje olmasına rağmen (hatta belki de sırf bu yüzden) The Black Hole, yetişkinler için fazla çocukca, çocuklar içinse fazla şiddet içerikli bir hale dönüşür. Bu grotesk durum sonucu ne eleştirmenler ne de gişe nezdinde beklenen başarıyı tutturamaz. Gerçi film zarar etmemiştir ama kıyaslanan film Star Wars olduğunda sonucun tam bir fiyasko olduğu söylenebilir. Disney daha sonra filmi televizyonda gösterebilmek için elden geçirmiş ve küfürlü diyalogları çıkartarak televizyona uygun (ya da Disney imajına uygun diyelim) hale getirmiştir.

Filmin içinde en çok harcandığını düşündüğüm şey Maximilian isimli kötücül robot oldu. Yeterli süre alamaması, külüstür robot BOB ve Dr. Durant dışında kimseyi öldüremediği gibi bu sahnelerin de gösterişsiz ve zayıf olması ve son olarak filmin finalinde kendisiyle boy ölçüşemeyecek gibi görünen VINCENT isimli robota yenilerek yok olması Maximilian’ın sinema tarihinin en belalı robotlarının isimleri anılırken unutulmasına yol açıyor.

Sanırım The Black Hole’un en büyük problemi hiçbir noktada orjinal olamaması. Senaryosu Jules Verne’in en bilindik romanlarından birinden esinlenerek hazırlanmış. Hadi bu kısım çok rahatsız edici değil, geçelim. Ama filmin bütününde Star Wars’un etkisi ezici bir şekilde hissediliyor. VINCENT ile R2-D2’nun benzerlikleri su götürmez. Darth Vader’in parodisi gibi duran STAR isimli robot, C3PO tadındaki BOB isimli robot rahatsız edici benzerlikler. Bence işin en acı tarafı bu kadar büyük bir projenin Gary Nelson gibi kariyeri televizyon için çekilmiş dizi ve filmler ile sınırlı bir yönetmene teslim edilmiş olması. Daha yaratıcı bir yönetmenin elinde film bambaşka bir hale dönüşebilirdi.

The Black Hole enterasan hikayesine rağmen bir dizi bahtsızlık sonucu vasatın altında kalan bir bilim kurgu filmi olarak sinema tarihindeki yerini almış. Ben gene de Maximilian ile tanışmak ve Dr. Hans Reinhardt rolündeki Maximilian Schell’i izlemek adına filme göz atmanızı önerebilirim. Bu arada Disney’in bu filmin yeniden çevrimi için kolları sıvamış durumda olduğu söyleniyor. 2012 yılında vizyona girmesi planlanan yeniden çevrimde aynı hatalara düşüp düşmeyeceklerini hep birlikte göreceğiz.

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

4 Yorumlar

  1. Ellerine sağlık Murat. Daha dün trailerını izleyip merak etmiştim :)Efektleri döneminin gerisinde kalmış bir Walt Disney yapımı..

  2. lazer silahlarından çıkan sesler G.I.Joe çizgi filmindekilerle aynı

  3. >filmde geçen konunun gerçek olduğana inananlar var!

  4. teoman mete türkmen

    bu filmin 2006 yapımı tv filmi uyarlaması var, the gate 1987 filminin yönetmeni korku üstadı tibor takacks çekmiş, imdb 3.4, o da yapamamış, filmin yeniden çekileceği haberleri vardı ama 2013 e girmeye 1 ay kaldı, hala yeni çevrimden haber yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: