The Boxtrolls (2014)

“Bir kentte herkesin bildiği bir efsane vardır. Işıklar kapanınca ve kapılar sıkıca kilitlenince esrarengiz yaratıklar belirir her gece…

Kutu Cüceleri!

Söylediklerine göre, onlar hem devasa, hem sevimsiz ama rastlarsanız birine eğer çok şaşırabilirsiniz.”

Cheesebridge kasabasında aslında her şey yolundadır. Beyaz şapkalı, asil ve peynirin piri olan kaymak tabakası, onlar ne derse doğrudur diye düşünüp kendi halinde yaşayan halkı ile alışıldık bir görüntü çizer kasabamız. Fakat kulaktan kulağa yayılan kırmızı şapkalı bir fısıltı her şeyi değiştirir. Geceleri çıkan, bebek yiyen, devasa, sevimsiz canavarlar vardır. Çok ama çok tehlikelidirler. Onları durdurabilecek tek kuvvet ise ünlü ve sinsi böcek avcısı Archibald Snatcher’dır. İstediği tek şey vardır bu kahraman avcının, halkı Kutu Cüceleri’nden kurtarmak. Ödül olarak da beyaz şapka ve peynir masasında bir yer ister. O ve ekibi iyi ve cesur adamlardır. Böylece sokağa çıkma yasağı başlatılır ve cüce avına çıkılır. Bu yaşananlar arasında kalan ise aslında kimseye zararı olmayan Kutu Cüceleri ve sevgiye, aileye muhtaç iki çocuktur. Lakin çocuk yüreği ne beyaz şapka anlar ne de peynir masasında olmanın ayrıcalığını…

The Boxtrolls

The Boxtrolls basit bir hikâyesi var gibi duran fakat günün sonunda çok şeyi anlatan özel ve emeği saygıya değer bir yapım. İnsanın lükse olan düşkünlüğünü, manevi değerleri hiçe sayışını ve bir yalanın nasıl sorgusuz sualsiz doğru olarak kabul görebileceğini sade ve keyifli bir dille anlatan yapım başarısını bu dilinden alıyor. Kara mizahın güzel örneklerinden biri var karşımızda. Müzikleri ile yüzde ayrıca bir gülümseme oluşturduğunu da söylemeden geçmeyelim. Aile ve toplumsal değerleri bu sevimsiz(!) cücelerin macerası ile izlemek oldukça keyifli…

Kutu Cücelerimiz, Coraline (2009) ve ParaNorman (2012) gibi başarılı yapımlara imza atan “LAIKA” ekibinin imzasını taşıyor. Yönetmen koltuğunda Graham Annable ve Anthony Stacchi oturuyor.3D, stop motion ve bilgisayar tekniklerinin başarıyla uygulandığı animenin hikâyesi İngiliz çocuk kitapları yazarı Alan Snow’un fantastik-macera tarzı kitap serisi “Here Be Monsters” eserinden alınma.

boxtrolls_5

Kendi küçük kutularına sığınmış, yetim bir çocuk olan Eggs’i bağrına basmış ürkek cüceleri, lüksün ve peynirin keyfine dalmış ve onu kaybetmemek için her türlü şeyi yapabilecek asilleri, babası varken babasızlıktan yıkılmış küçük Winnie’si ve beyaz şapkalara hayran kötü yürekli böcek avcısı Archibald Snatcher’i ile Kutu Cüceleri izlenesi ve sevilesi bir yapım… Oscar’da her ne kadar aday olduğu “En İyi Animasyon” ödülünü kucaklayamasa da hikâyesi, anlatım şekli ve alt metinleri ile benim ödülüm Kutu Cücelerime. Sevginin ve yargılamadan önce anlamanın ne kadar önemli olduğunu bir de onlardan dinleyin derim. İyi seyirler.

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir