The Cook The Thief His Wife and Her Lover (1989)

Peter Greenaway’den Yemek, Sevişmek, Sıçmak ve Özen üzerine bir Alegori

The Cook The Thief His Wife and Her Lover

Çete lideri Albert Spica (Michael Gambon), Le Hollandais isimli lüks restoranın ortaklarından birini çirkeflikle aradan çıkarıp onun yerine geçer. Diğer ortak Fransız şef Richard Borst’tur (Richard Bohringer). Spica artık her gece çetesi ve güzel karısı Georgina (Helen Mirren) ile Le Hollandais’e gelip yemek yemektedir, eğer buna yemek yemek denebilirse. Spica hem restoran çalışanlarına hem de müşterilere oldukça kaba davranmakta, sinirine dokunanları hiçbir suçları yokken aşağılamakta ve bazen de dövmekte ya da adamlarına dövdürtmektedir. Görgüsüz bir adamdır Spica, telaffuzunu beceremese dahi yemek isimlerini Fransızca söylemeye çalışır. Georgina da bu öfke nöbetleri ve aşağılamalardan nasibini en çok alanlar arasındadır. Halbuki o eğitimli ve her şeyden önce nazik ve iyi niyetli bir insandır. Her nasıl olmuşsa yıllar önce Spica ile evlenmiştir bir şekilde. Bir gece, restoranın devamlı müşterisi ve tıpkı kendisi gibi eğitimli ve nazik bir insan olan kitapçı Michael ile göz göze gelirler ve aralarında gizli bir ilişki başlar. Spica’dan ölesiye nefret eden şef Borst da aşıklara rahatça sevişebilmeleri için olanaklar yaratmakta mahsur görmez. Spica’nın aksine Michael insanlara değer veren, aklı başında birisidir. Böylece her gece Spica ve çapulcuları iğrenç bir biçimde akşam yemeklerini yerken Georgina tuvalete gitme bahanesiyle Michael ile buluşmaktadır; önce tuvalette, daha sonra ise Borst sayesinde mutfağın depolarında. Depoda yenmeyi bekleyen sebzeler, meyveler ve etler arasında kaçamak sevişirler. Spica, Michael’dan da yemek yerken sürekli kitap okuduğu için nefret etmektedir ama yine de böyle bir ilişkinden şüphelenmez.

Bir gece Spica’nın avanesinden biri bu ilişkinin farkına varır ve patronuna haber verir. Spica şiddetli bir öfke nöbetine kapılır , adeta kudurmuştur. “O adamı bulup öldüreceğim! Sonra da yiyeceğim!” diye bağırarak yeminler eder. Borst o esnada sevişmekte olan aşıkları önce restoranın hayvan vücutları sallanan buzluğuna saklar. Çıplak sevgililer donmamak için birbirlerine sarılırlar. Spica restoranın altını üstüne getirmektedir. Aşıkların oradan kaçmaları için tek çare vardır: bir süredir restoranın dışında duran ve arkasındaki bölümde ilgisizlikten tüm etlerin çürümüş ve kurtlanmış olduğu bir kamyonun içine girerek Michael’ın adresi bilinmeyen kitap deposuna gitmek. Aşıklar kitap deposunda Borst’tan gelecek haberleri beklemeye başlarlar. Bu arada sohbet edip sevişmeyi de ihmal etmezler, sonunda birbirlerine rahatça dokunabiliyorlardır. Borst, onlara mutfakta çalışan küçük bir çocuk ile yemek gönderir. Ancak Spica küçük çocuğu restorana dönüş yolunda yakalar ve elindeki kitapların üstündeki damgadan aşıkların nerede saklandığını öğrenir. Michael, yemek getirdiğinde çocuğa ilgisini çeken kitapları ödünç alabileceğini söylemiştir. Küçük çocuğun hastanelik olduğu öğrenen Georgina onu ziyarete hastaneye gider. Kitap deposunda sevgilisini bekleyen Michael’ı ise zalimce bir son beklemektedir. Spica ve adamları Michael’a kitap sayfaları yedirerek boğarlar onu.

Georgina kitap deposuna döndüğünde sevgilisinin ölü bedeni ile karşılaşır. Onu öpüp sever, onunla konuşur. Sanki hiçbir şey olmamış gibi yanına uzanır ve uyur. Ertesi gün Georgina’nın intikam planının da başlayacağı gündür. Borst’tan Michael’ın ölü bedenini pişirmesini ister. İlk önce bu isteği garip karşılayan Borst sonunda ikna olur. Aynı gece restoranda adamlarıyla oturan Spica’yı bir sürpriz beklemektedir. Zaten kötü davranışları nedeniyle çetesinin bir kısmı onu terk etmiştir ve geride kalanları ise etkisiz hale getirmek zor olmaz: Spica o ana dek kötülük yaptığı herkes tarafından çepeçevre sarılmıştır! Tek kurtuluş umudu olan tabanca da Georgina’nın eline geçer. Şef Borst hayatında yaptığı en tuhaf servisi yapar: Michael’ın pişmiş ölü bedeni Spica’nın önüne getirilir. Tabancayı ona doğrultur ve “Ye” diye emreder Georgina, “çükünü dene, lezzetlidir.” Spica’nın yeminini tutmasının vakti gelmiştir. Rengi atar, ne yapacağını şaşırır ama çaresiz ölü adamın bedeninden bir lokma atar ağzına. Dayanamaz, fenalaşır, kusmaya başlar. Georgina bu işkenceyi fazla uzatmaz, Spica’nın alnına bir kurşun sıkar.

Bu hikaye belki de hayata değer veren insanların intikamını anlatan bir hikayedir. Spica gibi elindeki her şeyi çalarak elde etmiş ve bu yüzden de aslında hiçbir şeye emek harcamamış ve her şeyi değersizleştirmiş bir asalağın saltanatının sona erişini anlatır. Gerçek aşkı, fedakarlığı ve korkusuzluğu da. Her gece birbirinden güzel yemekleri hazırlayan Borst ve ekibi ellerini attıkları her şeyi mahveden Spica ve ekibinin tam tersidir süphesiz. Borst ve ekibi (belki de çocukları) ellerine geçen ham maddeden nasıl tadına doyulmaz şeyler yaratabileceklerini bilmektedirler. Spica ve çetesi ise sadece hazıra konup onu da pisletmeyi bilirler. Borst, mutfakta dayanışma içeren bir kültürden geliyordur; Spica ise çıkarı için herkesi satabilenlerdendir. Borst çalışkandır, Spica ise tembel ve açgözlü. Georgina Michael’ı görür görmez vurulur ona. Michael da elindekini güzelleştirmek için fedakarlık ve özen gerektiğini bilenlerdendir. Eğer bir restoranda çalışmış olanınız varsa bilir. Mutfak hem doyurduğunuz hem de doyduğunuz yer haline gelir. Her şey orada olup biter. Mutfakta her şeyin yemek haline gelmeden önceki ham halini tanır ve gıdaların pişerken geçirdiği dönüşümü gözlemlersiniz. İyi bir aşçı kendi yemeyeceği yemeği servis de etmez. Dolayısıyla mutfak sizi kendiniz ve diğer insanlar hakkında düşünmeye de yönlendirir. Mutfak dağınık da olsa kapısından çıkan yemek kusursuz görünür. Emeğin sonucunun en çabuk gözlemlenebileceği üretim yerlerinden biridir mutfak.

Peter Greenaway’in Rönesans tadındaki mutfak-restoran alegorisini, ustalıkla kullandığı ve üretim-tüketim ilişkisindeki dengesizliğin nedenlerine eğildiği muhteşem seti ve yönetimini bir kenara bırakacak olursak Albert Spica rolünde Sir ünvanlı Michael Gambon beki de sinema tarihindeki en iyi “kötü adam” performanslarından birini veriyor. Kadronun gerisi ise zaten mükemmel; Helen Mirren 2000’lerde tekrar yakaladığı şöhretin aslında gecikmiş olduğunu gösterirken Richard Bohringer ve tiyatro kökenli Alan Howard da Aşçı ve Aşık rollerinde unutulmaz performanslar sergiliyorlar. Bu arada Spica’nın çetesinde henüz Rezervuar Köpekleri’nde oynamamış genç bir Tim Roth ve Rome dizisinin Sezar’ı Ciaran Hinds da boy göstermekte. “Sexs and Drugs and Rock’n Roll” şarkısı ile belleklere kazınan Ian Durry (Ian Durry and the Blockheads) ise yine bir başka mafya üyesi olarak karşımıza çıkıyor. Greenaway o dönemki İngiliz aktör ve aktrisleri dünyasını harika koklamış ve harika seçimler yapmış demek geliyor insanın içinden. Michael Nyman’ın atmosferin oluşturulmasında büyük etkisi olan müziğini de unutmamak gerekir.

Öteki Sinema için yazan: Üner Altay

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir