The Crazies (1973)

George A. Romero’yu hep eksik anlaşılmış bir yönetmen olarak görürüm. Popüler kültürde zombi akımını sağlam temellere oturtan ve akıma en güçlü politik arkaplanı daha en başta veren bu yönetmene hakettiği saygıyı gösterme konusunda bir sıkıntımız yok, ancak Romero’nun sineması sadece yaşayan ölü filmleri değil. 

Crazies, TheMesela üzerine çok konuşulmayan 1988 tarihli Monkey Shines, korku sinemasının şu konu sıkıntısı aşikar günleri için oldukça keyifli bir deneyimdir. Ya da yönetmenin tamamen tür değiştirdiği 1981 tarihli Knightriders çok parlak olmasa da karanlıkta durmayı haketmeyen bir iş. Bazen Romero 2000’li yıllara geldiğinde gençliğindeki deneyselliğini sürdürseydi, gene farklı işler yapmaya çabalasaydı diyorum. Belki o zaman vasatın biraz üstü (ama öncülünün kesinlikle gerisinde) bir yeni Ölü Üçlemesi’nden (Land, Diary ve Survival of the Dead) daha iyi filmlere denk gelirdik.

Biz gene de Romero’yu sevelim, onu sert yargılamayalım. Korku sinemasının bir politik damarı varsa bu damarı en çok besleyen isimlerden biri sonuçta bu isim. Romero’nun 1973 yapımı The Crazies de işte bu noktada gözden kaçmaması gereken bir yapım. Genç kuşaklar bu filmi 2010 yapımı yeniden çevrimi ile tanıdılar ve büyük oranda sevdiler, orijinal film de özellikle salgın konulu filmlere merak duyan seyircileri tatmin edecek nitelikte.

The Crazies, hiç uzun girizgahlarla uğraşmayan, direkt konusuna giren filmlerden. Küçük bir Amerikan kasabasında bir çiftlik evinde gerçekleşen katliamı, gaz maskeli ve beyaz üniformalı askerlerin bölgeyi karantinaya alması izliyor. Filmin hemen başından öğrendiğimiz üzere, çok tehlikeli bir biyolojik silahı taşıyan uçak bölge yakınlarına düşmüş ve içindeki virüsü yeraltı sularına bırakmıştır. Virüsün insanlar üzerine iki olası etkisi vardır; acılar içinde bir ölüm ya da akli dengenin yitirilişi. Kasabadaki herkes potansiyel taşıyıcı durumundadır ve ordu kendi yarattığı bu karmaşayı çözmek için elden geldiğince hızlı bir şekilde “temizlik” sürecine başlamak zorundadır.

The Crazies004Filmin ilk dakikalarını gözardı edersek The Crazies’in bir korku filmi olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Elimizdeki film daha ziyade bir salgın kurgusu. Birkaç koldan ilerleyen hikayede bir yandan askerlerin durumu kontrol altına alma sürecine, bir yandan da bazı kasaba sakinlerinin kendilerini koruma çabasına tanık oluyoruz. Filmin virüsü korkutucu etkisini oldukça geri planda tuttuğu ve asıl gerilim faktörünü askerlerin kasabada yarattığı sıkıyönetime bağladığını görmek zor değil.

70’lerde Amerika’nın politik atmosferi düşünüldüğünde bugün “gerilim/macera” olarak nitelendirdiğimiz bu durumun o tarihlerde “korku” olarak görülmesi de olası. The Crazies, dönemin toplumunun zihinlerinde yer alan bir sürü gerçek endişeyi içinde barındırıyor. Askerlerin evleri basması, karantina binaları, “dur” ihtarına uyulmayınca açılan ateş, salgının kontrol edilememesine karşı her daim ensede soğuk ter yaratan nükleer silah fikri (Denklemden nükleer silahı çıkardığımızda aslında The Crazies’de bizim gündelik gerilimlerimize benzer çok tema var aslında). Zaten filmin gerçekte kimi “deli” gördüğü de belki asıl soru.

The Crazies009Gişede hezimete uğramış filmin zamanında tutmamasının en büyük sebebi ise bütçesizlik. The Crazies ucuza kotarılmış ve ünlü isimlerden yararlanamamış bir yapım. Muhtemelen yapım aşamasındaki sıkıntılar bazı çok zeki anların muğlak kalmasına sebep olmuş. Açıkçası filmin bazı kilit anlarını ancak seyri bitirip hakkında okumaya başladığımda kavrayabildim.

Buna rağmen bazı diyaloglar ve sahneler bugünkü benzer filmlerde bile pek rastlayamayacağımız nitelikte. Virüsün etkisiyle gerçeklik algısını yitirip kendi öz kızına tecavüz etmeye çalışan babanın olduğu kısım bugün bile sarsıcı bir sahne, eminim 1973’ün anaakım seyircisi için çok daha radikaldi. Filmin genel aksiyon ve kan kullanımının ise pek çok eleştirinin aksine gayet tatmin edici olduğunu düşünüyorum.

The Crazies002Filmin 2010 yapımı yeniden çevrimine geldiğimizde tipik Romero politikliğine çok seyrelmiş dozda sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Ancak bu yapım Romero’nun orijinal filmini iyi kavramış ve eksik olan korku hissini çok isabetli bir şekilde tamamlamış.

2010 The Crazies’i bu açıdan kesinlikle iyi kotarılmış nadir yeniden çevrimlerden. Vaktiniz varsa iki filme de şans tanıyın, 1973 yapımı ile Romero’yu daha iyi tanıma şansı bulurken, 2010 yapımı ile aradığınız korku/gerilim hissini dolu dolu yaşayacaksınız.

Öteki Sinema için yazan: Yigilante Kocagöz

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir