The Exterminator (1980) ve The Exterminator 2 (1984)

İlk bakışta, muhteşem posteriyle, sıradan, vahşi bir intikam b-filmi olarak göze çarpan Exterminator, aslında kütüphanelerimizde İlk Kan’ın (1982) yanında yer almayı hakeden bir Vietnam’dan eve dönüş filmi. Film içerdiği vahşet unsurlarındaki insafsızlığının yanında, ufak espriler, dokunaklı arkadaşlık duyguları ve ötenazi ile ilgili cesur bir tavır da sergiliyor. Bu yüzden diğer intikam filmlerinden sıyrılarak kendisine özel bir yer edinen The Exterminator, 1980’lerin ruhunu sonuna kadar yansıtıyor.

exterminator_ver1_xlgGecenin karanlığında ard arda patlayan iki bomba ile açılıyor film. Bir tepenin ardından, arkadaki alevlerle beraber takla atarak bir asker savruluyor. Film daha ilk saniyeden tavrını ortaya koyuyor yani. Evet, Vietnam’dayız… Tabi filmin bu açılış sekansındaki sahte (yanlış) Vietnam bitki örtüsü bize hemen bir b-filmde olduğumuzu hissettiriyor. Ancak bu detaydan sonrası oldukça sağlam ilerliyor.

Savaştan eve dönmüş olan John Eastland (Robert Ginty), savaşın dehşetini tabi ki üzerinden atamamıştır. Dışarıdan gayet normal gözüken Eastland, kafasının içinde anılarıyla boğuşmaktadır. – Burada filmin beni özellikle tavlayan sahnesi; Eastman’in bir çocuk parkında otururken burnundan kan geldiğini farketmesi ve eliyle silmesi, ve sonra birden elindeki kanın yok olması. Çok basit, çok art-house (sanat filmi gibi) ama çok etkili ve zekice olan bu detay bir anda filmin havasını değiştiriveriyor, ve bu b-filme bir ağırbaşlılık, bir saygınlık kazandırıyor.

Eastland’in en iyi arkadaşı Michael Jefferson rolünde ise Amerikan Ninja’nın da bir numaralı dostunu oynayan Steve James var (İlk 5 En Kanka Yardımcı Zenci listemizde 4 numaraydı kendisi hatırlarsanız). Eastland, savaşın zihinsel yaralarıyla sessizce uğraşa dursun, bir yandan da büyük şehrin serserileri, katilleri, fahişeleri ve pezevenkleri onun ruhunu daha da hırpalarlar. Bütün bunların üzerine, dostu Michael Jefferson sokak serserileri tarafından saldıraya uğrayıp, belkemiği korkunç bir şekilde metal kanca gibi aletle parçalanıp felç bırakılınca, Eastman için artık bardak taşar. O artık şehrin pisliklerini temizlemeye and içmiş The Exterminator’dür!

Filmin büyük boy afişini buradan indirebilirsiniz: http://www.impawards.com/1980/exterminator_ver1_xlg.html

The Exterminator 2 (1984)

Bu sefer malesef ilk The Exterminator filminin karizmasından çok uzak, yazık edilmiş bir film var karşımızda… The Exterminator 2, harikulade kapak ilüstrasyonu ile VHS piyasasında oldukça iş yapmış, hatta sırf kapağındaki ilüstrasyonla kült filmler arasına kıyısından ucundan girmiş bir film. Film dvd’de hala çıkmadı bildiğim kadarıyla.

exterminator-2-vhs

İlk filmde, adeta intikam sembolü haline gelen Eastland, ne yazik ki burada 2 boyutlu, ucuz bir karakter olmuş. Karakter olarak baktığımızda da çok uçuk bir şekilde adeta şizofrenik çift kişilikli bir adam olmuş Eastland. Gündüzleri boş boş etrafta o yeşil kabanıyla dolaşıyor, geceleri alev makinasi ile şehrin pisliklerini temizliyor. İlk filmde intikamını aldığı arkadaşı yerine bu filmde de yine öldürülen yeni bir zenci bir arkadaşı var Eastland’in. Bir d,e önce sakat bırakılan, sonra tecavüz edilip öldürülen bir sevgilisi!

Bu filmde Eastland’ın başına bela olan “X” diye seyirciyi ikna etmekten uzak, yapmacık bir sokak çetesi var. 13üncü Karakola Saldırı (1976) ve Cobra (1986) filmlerindeki çetelerin karışımı gibi bir şey bu “X”. Yer altında meşalelerle falan donatılmış bir barınakları var. Rastgele ona buna saldırıyorlar. Çetenin başında ise, çok zayıf bir karakter var. Sanki bir basketbol reklamından fırlamış gibi, temizyüzlü, yakışıklı zenci bir manken koymuşlar kötü adam diye. Üstüne de Mad Max kıyafetleri gibi anlamsız şeyler giydirmişler, gövdesine de sprey boyayla bi “X” çizmişler. Bu kadar ucuz bir karakter uzun zamandır izlememiştim. Dandik bir GI Joe figürüne benziyor adam. Zaten filmin genelinde kostümler son derece yapmacık ve ucuz. Bu kötü adamımız filmin başında kendi çetesine bir konuşma çekiyor. Ama nerde Warriors’daki(1979) ünlü “Can you dig it?” nerede bu… (Aslında Warriors’daki bir barış konuşmasıydı, çok bir alakası yok ama aklıma geldi, burada adını geçirmek istedim bu muhteşem filmin)

Filmde oldukça iyi pyrotechnics yani ateş ve yangın efektleri var. Devamlı birileri yanıyor zaten filmde. Bir yanan adamdan diğer yanan adama sıkılarak beklemekle geçiyor film. Yanarak yere düşen bir helikopter içinde yanarak feci şekilde can veren bir pilot yapmışlar.. herhalde filmin en güçlü sahnesi.

The Exterminator 2’nin açık ara farkla en zayıf öğesi müzikleri ve müzik seçimleri. Analog synsthesizer ile yapılmış film müziklerinin hastası olmama rağmen burada müzikten nefret ettim. Filmin müziği, filmin atmosferini adeta baltalıyor desek yeri… Müziğin kendisi hafif neşeli bir kere, filmdeki karanlık havaya hiç gitmiyor (zaten bu yüzden ilki gibi karanlık bir havası olamıyor filmin, ucuz bir aksyon havası oluyor anca). Ayrıca müziğin kullanılışı da çok özensiz. Sanki rasgele filmin üzerine sonradan yapıştırmışlar müziği. Bir yavaş çekim oluyor, bir aksyon oluyor, birşey oluyor, arkada müzik aynı şekilde almış başını gidiyor. Çok sinir bozucu. Bütün bunların üzerine bir de filmde uzun süredir izlediğim en dandik sevişme sahnesi eklendi… tam oldu.

Filmde keyifli bir detay; filmin sonunda Eastland’in intikam saldırısına gitmeden önce, ölen arkadaşının çöp kamyonunu A-Takımı (1983) gibi bir savaş kamyonuna çevirmesi. Kamyonun yanından makineli tüfekler falan çıkıyor ama o noktaya kadar izleyiciyi kaybetmiş olan filmin bu eğlenceli detayı da güme gidiyor. (Bu arada kamyon deyince aklıma geldi, 90’lı yıllarda Star’da Otoyol Şövalyesi (1987) diye post-apokaliptik bir dizi vardı, hatırlayan var mı? Ne severdim küçükken, hastasıydım… Orjinal adı: The Highway Man)

Sonuç olarak müzikler olmasa belki 10 üzerinden 4 alabilcek bir film The Exterminator 2 (yine de ilk filmin çok gerisinde kalan bir devam filmi) ancak müziklerle beraber kesinlikle çekilmez olmuş. Ne diyelim, en azından muhteşem bir posteri var…

Yazar hakkında: Can Evrenol

2007 yazında tamamen kendi imkanlarıyla, doğup büyüdüğü mahallede, arkadaşlarının da yardımıyla çektiği SANDIK adlı kısa film, ''Fantasia Film Festival'', ''BIFFF'' ve ''Frightfest'' ve dünyanın en önde gelen korku ve fantastik film festivallerine seçildi. Londra’da Middlesex Üniversitesi’nde ''Moving Image'' master'ı yaptı.

Bir yorum var

  1. Video kaset furyası döneminde The Exterminator en çok kiraladığım kasetlerden biriydi. O aralar çok popüler olan birbirinin tıpkısı one man show filmleri arasından sıyrılan filmlerdendir. Hala saygıyla hatırlarım. (Bu arada enterasandır, The Exterminator ile Kanadalı speed metal grubu Exciter birbirini çağrıştırır bende, ne zaman birinin adını ansam diğeri gelir aklıma. Sanırım ikisinin de isminin Ex ile başlamasının yanısıra, bence 80’lerden kalma değeri bilinmemiş birer mücevherdir ikisi de…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: