Bir Zihni Sinir Procesi Olarak Ölüm: The Final Destination / Son Durak Serisi

Zorunluluk nedir? Rastlantı nedir? Kaderden kaçılabilir mi? ‘Ölüm’ kurbanlarını alırken bir plana uyar mı? Böyle bir plan varsa bunun dışında kalınabilir mi? Kalınabilirse, ‘ölüm’ kızıp daha fena planlar yapar mı?

Tüm bu sorular TV dünyasında dizi yönetmeni olarak tanınan James Wong’un ilgisini çekmiş olmalı ki Gizli Dosyalar (The X-Files)’ın bir bölümü olarak planlanan ve Jeffrey Reddick tarafından yazılan bir hikayeyi Reddick ve Glenn Morgan ile birlikte senaryolaştırarak The Final Destination / Son Durak adıyla filme almaya karar verir. Son Durak, ilk filmin ardından çekilen 4 devam filmi ile bir beşleme haline gelirken bu filmlerden sadece 3.film  orijinal yönetmen James Wong tarafından yönetilir. 2011 yılında serinin 6. filminin 2013 yılında gösterime gireceği duyurulur. Fakat duyurudan  bu yana geçen 6 yıla rağmen henüz 6. film gelmiş değil.

Dilerseniz serinin 5 filmine kısaca göz atalım ve hemen sonrasında serinin geneli ile ilgili düşüncelerimizi belirtelim.

Son Durak(2000/James Wong)

Wong’un yönettiği ve senaryosuna katkıda bulunduğu ilk film, Paris’e gitmek üzere 180 sefer sayılı uçağa binen bir grup lise öğrencisinden biri olan Alex’in (Devon Sawa) uçağın düşeceği ile ilgili bir hayal görmesi ile başlar. Alex uçağın düşeceğini söyleyip inmek isterken uçaktaki okul arkadaşlarından bir kısmı ile kavga ederek uçaktan atılır. Mecburen bir öğretmen de uçaktan atılan yolcularla beraber havaalanında kalır. Uçak kalkış yaptıktan kısa süre sonra korkunç bir gürültü ile havada infilak ederken uçaktakilerden kurtulan olmaz. Kalkıştan önce uçağın düşeceğini söyleyen Alex şüpheli durumuna gelirken diğerlerinin de nefretini kazanır. Bu arada onlarla alakası olmadığı halde uçaktan inen Clear (Ali Larter) Alex ile yakınlaşır. Clear de bir takım görüntüler görmektedir. Bir süre sonra kazadan kurtulanlar teker teker ölmeye başlar. Alex, ölümlere ilişkin görüntüler görmeye devam ederken ölümlere engel olmaya çalışır ama her seferinde ölen kurbanın yakınlarında bir yerde olduğu için üzerindeki şüpheler daha da artar. Alex ve Clear yakınlaşırken bir taraftan da tuhaf bir cenaze levazımatçısı (Tony Todd) sayesinde, kazadan kurtulanların ölümün planı (Death’s Design) denen belli bir plana göre öldüğünü keşfeder. Bir taraftan ölümlere engel olmaya çalışırlarken diğer taraftan ölüm sırasının kimde olduğunu çözmeye çalışırlar. Ölüm ise dersini iyi çalışmıştır. Planları ayrıntılı, problemleri şaşırtmacalıdır. Bakalım bu sürek avından sağ çıkabilen olacak mıdır? Ölüm bir kez atlatıldıysa sonraki seferlerde de savuşturulabilecek midir?

Son Durak 2(2003/David Ellis)

Üç arkadaşı ile birlikte tatile giden Kimberley (A.J. Cook) yolculuk sırasında bir kamyondan düşen tomrukların ortalığı birbirine katacağına ve bu karmaşanın onlarca kişinin ölümüne neden olacak katliam gibi bir kazaya dönüşeceğine dair bir hayal görür. (Hayal sahnesi son derece iyidir bu arada) Yol ayrımından otoyola girmeyerek yolu bloke eder. Tomruk kamyonu önlerinden geçerek otoyolu cehenneme çevirir. Kimberley, Hem kendi arkadaşlarının hem de otoyola giremeyen insanların hayatını kurtarır. Sonra kazadan kurtulan insanlar teker teker tuhaf kazalar yüzünden ölmeye başlar. Kaza sırasında kendine yarım eden polis memuru Thomas (Michael Landes) ile birlikte ölümlerin gizemini araştırmaya başlarlar. Thomas 180 sefer sayılı Paris uçağının başına gelenlerden haberdardır ve bu onları akıl hastanesinde tutulan Clear’a (Ali Larter) götürür. Bakalım ölümü alt edebilecekler midir?

Son Durak 3(2006/James Wong)

2003 yılında Wong seriye yapımcı, yönetmen ve senaryo yazarı olarak geri döner. İlk filmden hatırlayacağımız filmle ilgili küçük ayrıntı ve ipuçları veren jenerik sahnesinin bir benzeri ile açılan filme Wong’un geri döndüğünü anlamak pek zor değildir. Bu filmde bir grup genç lunaparka eğlenmeye gider. Eğlence trenine (roller-caster) binmeye karar verirler. Wendy (Mary Elizabeth Winstead) eğlence treninde korkunç bir kaza meydana geleceğini ve herkesin öleceğini görür ve trenden iner. Onunla beraber trenden inenler olur. Daha sonra trenin kaza yaptığını ve Wendy’nin trenden inemeyen erkek arkadaşı da dahil olmak üzere herkesin öldüğünü söylemeye bile gerek yok. Wendy, Kevin (Ryan Merriman) ve kazadan kurtulan diğerleri ölümden paçayı sıyırabilecek midir?

Son Durak 4(2009/David Ellis)

Serinin 4. filminde 2003 yılında çevrilen 2. filmi yöneten David R. Ellis geri döner. Ayrıca bu film serinin ilk 3D filmidir.

Nick (Bobby Campo), sevgilisi Lori (Shantel VanSanten) ve arkadaşları araba yarışlarını izlemek üzere McKinley yarış pistine gider. Tribünlerde oturan Nick, bilin bakalım, ne yapar? Yarışlarda zincirleme trafik kazasının olacağını ve havaya uçan arabalar yüzünden tribündeki insanların öleceğini dair bir hayal görür. (4. baskı olmasına rağmen ne kadar ilginç bir fikir değil mi?) Nick, yanındaki bir kaç arkadaşıyla beraber tribünlerden ayrılırken zincirleme kaza gerçekleşir ve tribündeki çoğu insan ölür. Nick sayesinde ölmekten kurtulan insanlar belli bir süre sonra tuhaf kazalarda ölmeye başlar. (Aynısı başka 4 filmde daha oluyordu ama isimlerini hatırlayamadım o filmlerin!) Bugün izleyince bazı sahnelerde kullanımı biraz yavan gelen 3D tekniği gore kaza ve ölüm sahnelerinde oldukça işe yarar.

Son Durak 5(2011/Steven Quale)

İzleyici “aynı film peş peşe kaç defa çekilebilir?” diye düşünürken 2011 yılında 5. film gelir. Bu defa yönetmen koltuğunda Steven Quale oturmaktadır ve yanılmıyorsam bu Quale’in ilk uzun metrajlı sinema filmidir. Bu film de 4. film gibi 3D olarak çekilmiştir.

Sam (Nicholas D’Agosto) bir kağıt fabrikasında çalışmaktadır. Ofis arkadaşları ile gittiği bir iş gezisi sırasında otobüsleri köprüden geçerken Sam, köprünün yıkılacağına dair bir hayal görür. Nick, yanındakiler ile birlikte otobüsten iner. Bir kaç dakika sonra köprü yıkılır. Sam, bir grup arkadaşı ile kurtulmayı başarırken otobüsten inmeyen çalışanlar ölür. Ama kazadan kurtulanların tuhaf kazalar geçirerek ölmeye başladığını söylemem gerek yok herhalde? Efendim bir dizi bol sakatatlı ölüm sahnesinden sonra işler tam yoluna girdi derken final ilk filmin başına bağlanır. Bu arada Quale, Donnie Darko severlere bir uçak motoru şandellemeyi de ihmal etmez. 5. kez aynı bıktırıcı klişeleri tekrarlamayı deneyen film Gorekunçlu (gory) ve itiraf edeyim, oldukça eğlenceli ölüm ve kaza sahneleri ile, vasat 2., 3. ve 4. filmlerden bir adam daha öne çıkmayı başarır.

Final Destination Aleminde Ölüm, Muhafazakar Bir “Zihni Sinir Procesi”dir Gülüm

Son Durak serisi tipik bir teen slasher filmleri dizisi olarak adlandırılabilir. Çeşitli nedenlerle ailenin güvenli kollarından güvenliksiz topraklara doğru yelken açan deli dolu, libido yüklü ama gene de fena halde toy olan öğrenciler/gençler burada bir katil tarafından lime lime edilecektir. Güvenliksiz bölgeye geçme nedenleri çeşitli olabilir: Yolculuk, tatil, iş, cinsel açlık vs. vs.  Gelelim gençlerin peşindeki katile. Aslında bu serideki katil, ölümün veya daha açık söyleyelim kaderin kendisidir. Kader kimin canını nasıl alacağını ince ince hesaplamakta, plana projeye dökmekte ve vakti gelince bunları uygulamaya koymaktadır. Ama önsezi yeteneği “malum olma” seviyesine erişmiş bazı insanlar kaderin planlarını olacakları önceden yaşayarak bu kazalardan kaçınabilmektedir. Bu kişiler kendilerini kurtardıkları gibi başka insanları da ikna ederek veya bir şekilde planın dışında kalmalarına neden olarak kurtarabilmektedir. Fakat hepsi bu kadar değildir. Ölümün planından (death’s design) kurtulanlar belli ki kaderin gazabını iyice körüklemektedir. İlk plandan kurtulanların büyük çoğunluğu korkunç kazalarda teker teker ölmekten bir türlü kurtulamamaktadır. Bu kazalar korkunç olduğu kadar “bu kadarı da olmaz” dedirten bir sürü karmaşık tesadüfün uç uca eklenmesi ile meydana gelir. Yani kader onlara karşı hem gaddardır hem de bilardo oyuncusu gibi onları “banttan görmeyi” sever. Mesela bir adamın kafasına tuğla düşüp ölecekse kaderin örnek planı şu şekilde yazılabilir: Müstakil evde oturan kadın bahçe kapısını açık unutur. Köpek bahçeden kaçarak yola çıkar ve yol kenarına pisler. Jogging yapan bir kadın pisliğe basarak düşer ve yol kenarındaki posta kutusuna kafa atar. Posta kutusu devrilirken rüzgar, kapağı açılan kutudaki mektupları savuracak, uçuşan mektuplar yoldan hızla geçen bir tırın ön camını tamamen kapatacak, önünü göremeyen tır sürücüsü direksiyonu bir kafeye doğru kıracak, yıkılan kafenin duvarından fırlayan tuğla karşı apartmanın tuvaletinin vasistasını kırıp klozette oturan adamın kafasını ezecektir. Seriyi hala izlemeyen varsa abarttığımı düşünebilir ama filmlerde meydana gelen kazalardaki zincirleme tesadüfler benim uydurduklarıma bile rahmet okutan cinsten. Yeri gelmişken bir önemli noktayı da hatırlatmak isterim: Filminizdeki olay örgüsü seyirci tarafından sorgulanır hale gelmişse bu, senaryoda bambaşka noktalarda çok ciddi başka hatalar yaptığınızın göstergesidir.

Son Durak serisinde ölümün planı denilen şey oldukça erken ve kesin bir şekilde faş edildiği için aslında akışa bir canlılık ve heyecan getirebilmesi mümkün olan “sırada kim var?” sorusunun gazı da fena halde kaçıyor. Öyle ya sonuçta herkes ölecekse, dizayndan bir defa kaçılsa bile kader eninde sonunda sizi alacaksa sırada kimin olduğunun ne önemi var? İşte bu şekilde film “kaderden kaçılmaz” önermesini kesin ve muhafazakar bir şeklide ortaya koyarak bir nevi kendi ayağına sıkmış oluyor. Zaten “O kanca bir planda görünürse mutlaka bir yerlere girecektir”, “Kamera o kaynar asfalt kazanına odaklanmışsa sıcak asfalt mutlaka birisini çikolata soslu çileğe döndürecektir” gibi iki film önceden kestirilebilir olaylara hiç girmiyorum.  Sonuçta seyirci beş filmde de yaklaşık olarak aynı şeyleri izliyor. Quale’in 5. filmde yaptığı gibi gore düzeyini artırarak da bir yere kadar gidilebiliyor.

5 filmi göz önüne aldığımızda ilk film yeni bir fikir olarak ve daha gelişkin senaryosuyla göze batıyor. “Kaderden kaçılır mı?” sorusunun yanına cüzzamlı gibi davranılan Alex’in kendini aklama çabası da eklenince daha tavsiye ve tahammül edilebilir bir film ortaya çıkıyor. 5. Film ise ilk dört filme hiç bir şey eklemese de gore sahneleri ile öne çıkarak(ki bunlar iğrenç olmaktan çok eğlenceli geldi bana) tavsiye sepetindeki yerini alıyor. Ama bana sorarsanız Son Durak / Final Destination serisi, serinin en iyi filmleri göz önünde tutulsa dahi korku filmleri tarihinde silik bir yere sahip, hepsi o kadar!

Loading...

Yazar hakkında: S. Özgür Ilgın

1977 Yılında Aydın'da doğdu. Üniversitede bir elin parmakları kadar üyesi olan Felsefe Topluluğunun çıkardığı, iki elin parmakları kadar “tirajı” olan Yitik adlı fotokopi fanzinde öykü ve albüm tanıtımları yazdı. Blues, Heavy/Rock, Doom, Thrash, Death, Jazz ve Proggressive müziğe bayılıyor. Sergio Leone'yi David Lynch'i, Stanley Kubrick'i, Metin Erksan'ı, Ertem Eğilmez'i, Nuri Bilge Ceylan'ı, Zeki Demirkubuz'u ve Yılmaz Atadeniz'i çok seviyor, sinema ve müzik gibi eğitiminin olmadığı konularda ukalalık etmekten çok hoşlanıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir