Möbius Şeridinde Yolculuk: The Ghoul (2016)

Kill List (2011) ve Sightseers (2012) gibi bayıldığım filmlerin yönetmeni Ben Wheatley’nin ismini yapımcılar arasında görmeseydim, bu düşük bütçeli İngiliz filmini izler miydim bilmiyorum. Muhtemelen izlemezdim. Peki, filmi sevdim mi? Gönül rahatlığıyla evet diyebiliyorum ama kimseye tavsiye edebileceğimi de sanmıyorum. Ancak şu da var ki The Ghoul sayesinde takip edilen yönetmenler listeme (eğer ki film çekmeye devam ederse) yeni bir ismi,  aslında oyunculuk yapan Gareth Tunley’yi eklemiş oldum.

Klasik bir polisiye gibi başlayan film, Chris isimli cinayet masası dedektifinin cinayet mahalline gelmesiyle başlar. Katil, evde yaşayan çifti defalarca kurşunlayarak öldürüp kaçmıştır. Cinayetlerin işlendiği evin emlak sorumlusu Coulson’dan şüphelenen Chris, adamın evinde bulunan deliller ışığında Dr. Helen Fisher isimli psikiyatriste yoğunlaşır. Kathleen isimli profil uzmanı arkadaşının yardımıyla kimliğini gizleyip hasta gibi davranmaya ve Dr. Fisher’ı görmeye karar verir.

Film, bu noktadan sonra 180 derece çark ederek bambaşka bir hikâye anlatmaya başlar. Gerçekten zihinsel sorunları bulunan Chris, kimi zaman kendini bir dedektifin yerine koymakta ve etrafındaki insanları da çözmeye çalıştığı davayla ilgili görevli ya da zanlı gibi konumlandırarak ona göre hareket ettiği bir hayal dünyasında yaşamaktadır.

Bu ikilem içinde gidip gelen The Ghoul, seyirciyi asla “acaba hangisi gerçek, hangisi hayal” sorusuyla muhatap etmeden kendi çizdiği yolda ilerliyor. Chris özelinde bir insanın kafasının içine girerek onun yaşadıklarını aynen yansıtmaya çalışıyor. O kendini bir hayale kaptırıp gerçekmiş gibi yaşadığında, bize de olan biteni gerçekmiş gibi yansıtıyor. Doktorun yardımlarıyla gerçekliğe tutunduğu anlarda da bir hastanın gerçekle mücadele ederek yaşadıklarına tanıklık etmemizi sağlıyor. Olayların bambaşka bir yöne evrilmesiyse Chris’in doktorunu değiştirmesiyle gerçekleşiyor.

Dr. Fisher’ın tavsiyesiyle Dr. Alexander Morland’ı görmeye başlayan Chris, sıkça görüşmeye başladığı diğer hastaların anlattıklarının da etkisiyle olağandan farklı bir hayal dünyası inşa etmeye başlıyor. Büyülerin, büyücülerin, ölümsüzlük peşindeki tanrıların işgal ettiği yeni dünya, Chris için fazlasıyla yıpratıcı bir hal alıyor.

Filmin ortalarındaki bir sahne, The Ghoul’un ne olduğu, ne yapmaya çalıştığı ya da neyin peşinde olduğu hakkında önemli ipuçları içeriyor. Seanslardan birinde Dr. Morland, Chris’e Möbius Şeridi ve Klein Şişesinden bahseder. Möbius Şeridi, dikdörtgen şeklindeki bir şeridin, kıvrılıp farklı yüzeydeki uçlarının birleştirilmesiyle oluşturulan şerittir. Kabaca sonsuzluk simgesine benzer. Bu şeridin üzerinde hareket etmeye başlayan bir karınca, hiç fark etmeden şeridin bütün yüzeylerini tek bir yüzeymişçesine dolaşıp başladığı yere geri döner ve yolculuk boyunca sadece tek bir yöne, ileriye doğru gittiğini zanneder. Klein Şişesi de benzer bir mantığa sahiptir. Kabaca iki Möbius Şeridinin bileşiminden oluştuğu söylenebilecek Klein Şişesi, bir silindire uygulanacak benzer bir işlemle elde edilir. (Elde edilir dediğime bakmayın; Möbius Şeridini elde etmek için üç boyut yeterli olurken, Klein Şişesini elde etmek için dört boyuta ihtiyaç vardır. Örnek görsellerde görülen Klein Şişesi, üç boyutun imkân verdiği ölçülerde gerçeğe en yakın tezahüründen ibarettir.) Klein Şişesinin iç ve dış yüzeyi yoktur. Aynı karınca örneğini verecek olursak; şişenin dış yüzeyinde sadece tek bir yöne doğru yürümeye başlayan karınca bir süre sonra kendini şişenin iç yüzeyinde bulacaktır.

Möbius Şeridi, ilk olarak 1861’de Johann Benedict Listing tarafından tanımlanmıştır. Dört yıl sonra August Ferdinand Möbius, yayınladığı bir çalışmasında tanımını vermiş, şeridin tek yüzlü olmasını yönlendirilememesiyle açıklamıştır. Normal bir şeridin iki yüzü varken Möbius Şeridinin sadece bir yüzü vardır. Şeridin popüler kültürde (bir nebze olsa da) ünlenmesi, biraz da matematiğe düşkünlüğüyle bilinen sanatçı M. C. Escher tarafından yapılan, ilk bakışta anlaşılması güç resimler sayesindedir.

The Ghoul, bütün yapısını Möbius Şeridini esas alarak oluşturmuş bir film. Bahsi geçen sahnede Dr. Morland’ın da anlattığı örnekteki karınca gibi doğrusal bir yönde hareket ettiğini düşünen başkarakterimiz Chris, aynı şeridin farklı iki yüzeyini farklı zamanlarda katediyor ve başladığı yere geri dönerek şerit üzerinde bir tam turunu tamamlamış oluyor. Möbius Şeridini tarif ederken en çok kullanılan kelimelerden biri de yönsüzdür (non-orientable). Şerit üzerindeki bir yüzey (belirlemek açısından alt diyelim) sürekliliğini yitirmeden diğer yüzeye yani üst yüzeye dönüşür. Bir tam turda katedilen iki farklı yüzeyin hangisinin üst, hangisinin alt olduğunu belirleyemezsiniz. Benzer şekilde Chris’in yolculuğundaki anlardan hangisinin gerçek, hangisinin hayal ürünü olduğu da belirlenemez. Ancak bir tarafı normal kabul edersek, diğer tarafın anormal olduğunu iddia edebiliriz. Fakat yolculuğu gerçekleştiren Chris’in bunu kendi başına belirleyebilme şansı yoktur. Ancak dışarıdan alacağı yardımlarla ve o yardımlara sonuna kadar güvenerek bir sonuca ulaşabilir.

Zihinsel hastalığı olan asosyal bir karakterin yaşadıklarını, Möbius Şeridi üzerindeki bir tam tur gibi tasarlayarak anlatan The Ghoul, hedeflediği yapıyı başarıyla kuruyor. Fakat başladığı yere geri döndüğü an nihayetlenen film, hiçbir yere bağlanmıyor ve belli bir tatminsizlik hissi yaşatıyor. “İyi de bütün bunları niye seyrettim ki ben şimdi” sorusunun hâkim olduğu bir tatminsizlik. İşte belki de tam burada Klein Şişesini devreye sokup filmin de hangi yöne doğru eğimli olduğu tanımlanamayan muğlak bir yapıya sahip olduğu iddia edilebilir. Aynı Chris’in belki de bir ömür boyu hissederek yaşamak zorunda olduğu ve belki de asla kurtulamayacağı muğlaklık gibi.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kızılca

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 Beylerbeyi, İstanbul doğumlu. 2008 yılında Öteki Sinema ekibine katıldı. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. Halen yazmaya devam ettiği Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir