The Gold Rush / Altına Hücum (1925)

Alaska, altına hücum furyasında, aç ve bitkinlerin ümidi ve rüyasıdır. Buzlu kuzeyin meçhul ve sessiz bu yerine, yalnız ve gözü pek bir altın arayışçısı erişir.

Şarlo herkes gibi altın bulup kısa yoldan zengin olmak istemektedir. Kendini Alaska’nın dondurucu soğuğunun kollarında bulduğunda ise her şey değişir. Gelme amacı ve önceliği olan altının yerini, sıcak ve güvenli bir çatı altı alır. Yalnız küçük bir sorun vardır bu çatının altını Big Joe denen başka bir altın arayıcısıyla paylaşacaktır. Açlık, soğuk ve gözü dönmüş avcılar da bu mücadeleye eklendiğinde bu ev arkadaşlığı hiç kolay olmayacaktır. Bu hikâye de Şarlo’nun içini ısıtan tek ayrıntı ise aşk olacaktır.

Altına Hücum, Chaplin ustanın beni bu yapımla hatırlayın dediği 1925 tarihli 95 dakikalık sessiz filmidir. Altına hücum o tarihte çekildiğinde, Little Tramp 10 yıldır sinema tarihinin en ünlü kurgu kahramanıydı ve artık usta işi bir şeyler yapması gerekiyordu. Ve yaptı da!

Chaplin için birçok ilki içermesinin yanı sıra ustanın ilk uzun metrajlı filmidir. Bundan öncesinde denemesini orta metrajlı filmi Woman of Paris a Drama of Fate ile yapmıştır. Chaplin bütün yapımlarında olduğu gibi bu filmini de rekor bir bütçe ve süre de tamamladı. Filmin her bir karesini büyük bir titizlikle inceleyen Chaplin sanatına duyduğu saygıyı da sanırız ki bu şekilde göstermiştir. Yapım zamanının çok ötesindedir bu açıdan. Filmin yapımcılığını, yönetmenliğini, oyunculuğunu yani aklınıza gelebilecek tüm öğelerinde Charlie Chaplin adı yazılıdır. Usta, filmi 1942 yılında yeniden elden geçirdi. Film için bestelediği müzikleri ve bizzat kendi sesi ile seslendirdiği diyalogları filme monte etti. Kurguda da bir takım değişiklikler yapılarak film yeniden izleyicisi ile buluştu.

Ayrıca 1958’de Brüksel’de toplanan uluslararası sinema jürisi tarafından film, Potemkin Zırhlısı’nın ardından dünyanın en iyi 2. Filmi seçilmiştir. Filmi zirveye taşıyan bir nokta da Şarlo’nun Amerikan rüyasını hicvetmede ki başarısıdır. Şarlo karakterinin en insani hallerini görürüz seyir boyunca. Açlıktan gözü dönen ev arkadaşının kendisini yeme isteğine bile silahla cevap veremez küçük kahramanımız. Sevdiği kız için düştüğü utanç verici hallere en naif tavırlarıyla katlanır.

Filmde geçen ayakkabı yeme sahnesinden tutun da ustanın ekmekleri çatala batırıp dans ettirdiği sahneye kadar yapım birçok unutulmazı da içerir. Sonrasında yapımdaki bu sahneler ve ustalıkla yapılan göndermeler hem Chaplin’in komünistlikle suçlanmasına sebep olacak hem de filmi kültlerin arasına sokacaktır. Chaplin’in ayakkabı yeme sahnesinde kullandığı ayakkabı meyan kökünden yapıldığı ve bu sahne arka arkaya 63 kez çekildiği için ayrıca onu insülin komasına da sokacaktır.

Bunun dışında Chaplin tavuk olmak için kendini bayağı bir zorlayacak, sahne tamamlandığında hem kendisini hem de beyaz perde de film gösterildiği andan itibaren seyircisini gülme krizine gark edecektir.Filmin diğer oyuncularına da bir göz atalım.  Ustaya yapımda Mack Swain, Tom Murray ve Georgia Hale eşlik ediyorlar.

Kısaca bu film aslında yıllar öncesinden gelen fakat değeri asla düşmeyen bir ders niteliği taşır. Onun hatırlanma isteğini de günümüz materyalist dünyasında sevgiyi arayan biz umutsuz ruhlara da deva olmaya devam ederek gerçekleştirir. Kısa yoldan zengin olma hırsı kabuk değiştirmiş olsa da hala en popüler dilek. Ve bunun uğruna birbirinin üstüne basıp da bir parça da olsa vicdan hesaplaşması yaşamayanların sayısı yadsınamayacak kadar fazla. İnsani değerleri hatırlamak içinse iyi bir zaman…

Aklınızdakileri, yaşadıklarınızı bir kenara bırakın şimdi. Şimdi sevgiyi, fedakârlığı, naifliği hatırlama zamanı. Bunu yapmak için ekrana hüzünle kilitlenmenize gerek yok. Bunu beni bu filmle hatırlayın diyen adama kulak vererek, hala seyretmediyseniz Altına Hücum’la yapın.

Sevgiyle…

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

Bir yorum var

  1. Charles Chaplin’in ilk uzun metraj filmi The Kid (1921)’dir, The Gold Rush değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: