The Lawnmower Man / Bahçıvan (1992)

Hazır sitemize bir Stephen King yazısı girmişken, 1992 yapımı bir filmden de bahsetmek istiyorum. Benim gibi bilgisayarla 80’li yıllarda tanışmış insanlar için önemli bir yapıttan: The Lawnmower Man ya da ilk ismiyle Stephen King‘s The Lawnmower Man.

Evet filmden Stephen King’in adı mahkeme kararıyla çıkartılmış ve yapımcı King’e oldukça yüklü bir tazminat ödemek zorunda kalmıştır. Aslında King’in kısa hikayesine dayanan film yönetmenin senaryosunda öyle bir değişmiş ki ortaya çıkan tamamen farklı bir yapım olmuş. Yönetmen ve senarist Brett Leonard’ın bu tutumu başını ilerki işlerinde de çok ağrıtmıştır. Bu hatası kariyerinde büyük bir düşüşe yol açmıştır.

Dr. Lawrence Angelo (Pierce Brosnan) Virtual Space İnc.’de çalışan bir bilim adamıdır. Kendisinin yaptığı deneyler ve verdiği ilaçlar ile sanal gerçeklikte beynin kullanılmayan kısımları açılmaktadır. Böylece hayvanlar üzerinde yaptığı deneylerde kısmi başarı sağlayan Doktor, Ordunun da sıkıştırması sonucu kendine kobay bir insan aramaya başlar. Filmimizin bahçıvan’ı olan Jobe Smith (Jeff Fahey) 6 yaşında bir insan zekasına sahip boş bir kardeşimizdir. Kendisi tüm gün güneş altında çimleri biçmekte, bahçe budamakta, hayattan başka bir beklenti taşımamaktadır. Doktor için uygun bir denek olan Jobe sanal gerçeklik makinesine bağlanarak yavaş yavaş kendini geliştirmeye başlar.

Kısa zamanda oldukça zeki bir insan olan Jobe çalıştığı evdeki dul hanımı da götürmeye başlar. Aralarındaki sekse dayalı ilişki Jobe’u kesmeyecek ve “Bu dünyada seviş seviş nereye kadar, bir de cyber sex yapalım” fantezisi ile kadını sanal gerçeklik aletine bağlamasına neden olacaktır. Ancak sanal seks Jobe’un içindeki hayvanın uyanmasına sebep olur ve sevgilisi duyduğu korku ile kafayı çizer.

Jobe’un güçleri giderek gelişmekte ve doktordan habersiz aldığı dozları arttırmaktadır. Bu durum kendisinde telekinetik güçler keşfetmesine neden olur. Böylece Jobe salakken kendisini aşağılayan herkesten öç almak için harekete geçer. Önce bir kişiyi yakarak, diğer birinin beynine sürekli işkenceler yaparak öldürür. Üçüncü ve en vahşi işinde ise arkadaşı Peter’a şiddet uygulayan babasını hedef seçer. Şehirdeki bu ilginç ölüm vakalarının artışı polisi de harekete geçirecektir.

Jobe saf enerjiye dönüşüp fiziksel varlığından sıyrılmak için VSI’nin ana bilgisayarına saldırıda bulunur. Böylece dünyadaki tüm sistemleri ele geçirebilecektir. Yeni doğumunu tüm dünyaya telefonların aynı anda çalması ile duyuracaktır….

Film ilk defa yoğun CGI efektlerini kullanarak sinema tarihinde önemli bir sayfa açmıştır. Film için özel olarak üretilen yazılım Angel Studios tarafından geliştirilmiştir. Şimdi kendilerini Grand Theft Auto oyunu ve Take Two – Rockstar San Diego ismi ile tanıyoruz.

Filmin director’s cut versiyonunda 32 dakikalık ek sahne vardır ki bu versiyon pek çok sinema eleştirmeni tarafından çok daha başarılı bulunmuştur. İlginç bir not da bu dvd sadece Avrupa’da piyasaya sürülmüş, Amerika’da film sadece VHS ve Laser Disc olarak bulunabiliyor.

Efektlerinin başarısının dışında aslında sıradan bir film olan The Lawnmower Man özellikle sonlara doğru gerilimi yükselen bir korku filmine dönüşüyor. Video zamanında Türkiye’de oldukça fazla kiralanan bir film olduğunu da söyleyebilirim. Ben en az 4-5 kere kiralayıp seyretmiştim hatırladığım kadarı ile. Tabi o zamanlar sanal gerçeklik bir fanteziden ibaretti. İnternet diye bir kelime henüz kulağımıza gelmemişti. Şimdi bakınca belki o efektler çocuk oyuncağı gibi gelebilir.

Yine de filmden bir çok sahne hafızama kazınmıştır. Hele o final sahnesi. Hala bir yerde aynı anda birkaç telefon çalmaya başlarsa irkilirim. Böyle bahçıvan evlerden uzak olsun arkadaş!

Filmin 1996 senesinde The Lawnmower Man 2: Beyond Cyberspace ismi ile devamı da çekilmiştir. Ancak onu ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Son olarak sanat güneşimiz Zeki Müren’in bahçıvanlar hakkındaki şu yorumu ile sizleri baş başa bırakmak istiyorum:

Deh deh düldül

Deh deh düldül

Sen düldülsün ben bülbül

Bahçevan geldi!

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

Bir yorum var

  1. bahçivan çocukluğumun filmiydi hatırlattığın için teşekkürler masis 2.film imdb de en kötü 100 filimde yer alıyor zaten kötüydü ama ilk filmin b haliydi ve sizin öteki sitenize uygun bir film bunuda unutma

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: