The Lion King / Aslan Kral (1994)

MPW-54063Bazı filmler vardır ki yayınlandığı dönemde hitap ettiği neslin bir çok üyesinde derin izler bırakmıştır. O zamana kadar televizyonlarda filmlere denk gelmiş olsak da Aslan Kral benimle birlikte bir çok başka kişinin de sinemayla, beyaz perdeyle tanıştığı ilk filmdir. İlk yayınlandığı zamandan sonra bir daha izleme fırsatına hiç sahip olamadığım bu önemli filmi hatırlamak için bir kez daha seyrettim ve itiraf etmeliyim ki biraz hayal kırıklığına uğradım.

Öteki Sinema için yazan: Nuri Şimşek

1994 yılında Disney stüdyolarında yaratılıp, seyirciye sunulan Aslan Kral’ın yönetmenliğini daha önce “Küçük Deniz Kızı” ve “Güzel ve Çirkin” gibi Disney animasyonlarında görev almış Roger Allers ile sonraki dönemde Stuart Little serisini yönetmiş olan Rob Minkoff beraber gerçekleştirmişler. Çizimler ile yaratılan animasyonlar içinde her zaman başarılı bir noktada duran filmde, ikilinin teknik olarak düzgün bir iş ortaya koyduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Simba isimli yavru aslan, ormanların hükümdarı Kral Mufasa’nın oğlu ve tahtın gelecekteki varisidir. Bütün hayvanlar yeni doğmuş Simba ve Kral Mufasa’ya saygılarını dile getirip, önlerinde eğilirken, rahatsızlık yaşayan biri vardır; Mufasa’nın kardeşi Scar. Tahtı kendi hakkı olarak gören Scar, sırtlanlardan destek alarak haince bir tuzak kurar ve Mufasa’nın ölümüne sebep olur. Scar, Simba’ya bu ölümün onun suçu olduğunu ve tepki görmemesi için kaçması gerektiğini söyler. Minik yavru Simba, yaşadığı panikle hükmetmesi gereken Gurur Vadisi’ni terk eder ve yollara düşer. Ormanda karşılaştığı Timon ve Pumbaa ile yakın arkadaş olan Simba zamanla büyür. Eski yaşamıyla ilgili bütün bağlarını koparmış olan Simba, bir gün eski arkadaşı Nala ile karşılaşır. İleride Simba’nın karısı olacak olan Nala, krallığın çok kötü durumda olduğunu ve Simba’nın gelip yardım etmesini gerektiğini söyler. Başta biraz kararsızlık yaşasa da babasının hayalinin de yardımıyla Simba eski topraklarına geri döner ve amcasından intikamını alır.

Lion King002

Shakespeare’in Hamlet’ini bilen bir çok kişi, hikayenin Aslan Kral’ın hikayesine esin kaynağı olduğunu kolaylıkla söyleyebilir. Oysaki 1950’li yıllarda Osamu Tezuka tarafından çizilmiş olan “Kimba the White Lion” isimli anime Aslan Kral’ın asıl çıkış noktasını oluşturmaktadır. ReallyKimbaTheWhiteLionHikaye örgüsü, karakterlerin özellikleri hatta isimleri ve mekanların birbirine benzerlikleri yıllarca “Disney ne iyi iş çıkarmış” diyenlerin gerçekleri görmeleri açısından oldukça dikkat çekicidir.

İlk izlediğim zamanki masumluğuma sahip olamadığım için filmdeki başka bir çok nokta da beni rahatsız etti. Mufasa’nın oğluna öğüt verdiği sahnede “Güneşin olduğu her yer bizim topraklarımızdır” demesine oldukça şaşırdım. “güneşi batmayan ülke” sevdasından ne zaman kurtulacak bu batılılar bilmiyorum. Uzun zaman boyunca batı masallarını perdeye aktarmış olan Disney’in, Körfez Savaşı’nın peşinden Alaaddin’i çekmesi (filmin mesajları için yoğun eleştiriler söz konusudur), ardından da otoritenin övüldüğü Aslan Kral’ın çekilmesi pek tesadüf değil gibi gözüküyor. Ki Scar’ın hüküm sürdüğü dönemde Gurur Vadisi’ni sürekli gökyüzünde bir hilal ile birlikte görürüz. Bütün aslanlar açık kahverengi iken, kötü karakterimiz Scar’ın ise daha koyu bir tonda resmedilmesi zihnimde ırkçılık ile ilgili bazı minik kıpırdanmalara sebep olmadı değil. İyi ve kötü arasındaki farkın bu kadar bariz olması ise filmi gereksiz bir melodram havasına sokmuş. Filmde yer alan bazı subliminal yazı ve çizimler ise bu naif çocuk filminin gerçekten göründüğü kadar masum olmadığını bizlere gösteriyor.

Lion King001

Bütün siyasi, politik değerlendirme ölçütlerini bir kenara bıraktığım zaman Aslan Kral düz bir seyirciyi olarak da beni yine tatmin edemedi. Kral Mufasa’nın ölümü ve Simba’nın yaşadığı üzüntüyü maalesef ben hissedemedim. Simba’nın küçükken “buralar hep benim olacak, büyüdüğümde buraları hep ben yöneteceğim” söylemleri bana hiç sempatik gelmedi. Svahili dilinde “hiç üzülme”, “hiç sorun yok” anlamına gelen “Hakuna Matata” felsefesiyle sorunsuz, dertsiz, gayet mutlu bir şekilde arkadaşlarıyla yaşarken daha sevimliydi Simba.

Aslan Kral’ın film olarak elde ettiği bence en önemli başarısı soundtrack’leri. Hans Zimmer’ın, Elton John’un ve çeşitli başka müzisyenlerin besteleri ve yorumları filmin insanlar üzerinde daha fazla etki bırakmasına sebep olmuştur. Film bir defa izlenilse tatmin edecektir fakat müzikleri uzun süre tekrar tekrar dinlenebilir. Filmde yer alan “Circle of Life” şarkısının başında kullanılan Zulu seromonisi için Zulu halkının Disney’e dava açtığına dair bir şehir efsanesi olduğunu da hatırlatayım.

Lion King004

Sinemada izlediğim ilk film olmasından ötürü benim için her zaman farklı bir noktada kalacaktır Aslan Kral. Fakat ilk izlediğim zaman aldığım keyfi, zaman içinde filmleri değerlendirme ölçülerim değiştiği için sonraki izlemelerim de bazen bulamıyorum. Jumanji’yi izlediğimde büyük hayal kırıklığına uğramıştım. Çocukluğuma dair ikinci hayal kırıklığım da Aslan Kral oldu. Geçmişte iyi hissettiren filmleri belki o zaman hissettiklerimle hatırlamak çok daha iyidir. İzlemeyenler izlesin, fakat çocukken izleyenler bir yeni izleme için hayal kırıklığını göze alsınlar derim. Her şeye rağmen Hakuna Matata.

The Lion King / Aslan Kral Fragman

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

2 Yorumlar

  1. Sinemada izlediğim ilk film buydu ve gerçekten başarılı bir yapım

  2. Scar’ın koyu olmasının nedeni annesi uru’dan kaynaklanıyor, yani ırkçılıkla ilgili değil. Ayrıca sübliminal mesajlar yoktur, o sfx yazısıdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: