Telltale Game Series: The Walking Dead

“Seçmek, seçmediğini kaybetmeyi  göze almak demektir.” Andre Gide

Robert Kirkman’ın Eisner ödüllü zombi serisi The Walking Dead, popüler kültürün son yıllardaki en önemli eserlerinden biri olmayı başardı. Frank Darabont’un önderliğinde hayat bulan aynı adlı TV serisi ile Kirkman’ın trajedilerle dolu kıyamet tasviri her geçen gün kitlesini daha da büyütüyor. The Walking Dead, çizgiroman ve televizyonda rüştünü ispatlamış bir proje ve daha da öteye gitmeyi sonuna kadar hak etmekte. Peki daha ötesi nedir? Amerikan bağımsız oyun yapımcısı Telltale Games, bize “daha ötesi”nin kapılarını aralamak için zor bir iş gerçekleştirip The Walking Dead için beş bölümden oluşan bir adventure (macera) oyunu geliştirdi.  Muhteşem bir senaryo, tamamıyla kendine has bir oyun dinamiği ve Kirkman/Darabont ikilisinin yarattığı işe yakışır atmosferi ile Telltale Game Series: The Walking Dead, oyun tarihinin en güçlü eserlerinden biri olmaya aday.

The Walking Dead’in çizgiroman ve televizyon geçmişine rağmen aklınıza şu sorunun takılması çok doğal: Bir sinema yayınında bilgisayar oyunu incelemesinin işi ne? Gayet haklı bir soru yönelttiğinizi öncelikle belirtmek isterim. Her sene sayısız filmin irili ufaklı oyunu raflarda yerini alıyor ve hakkında konuşma gereği duymuyoruz. Ancak The Walking Dead öyle istisnai bir oyun ki beni burada bu yazıyı yazmaya zorunlu kılıyor. Telltale Games’in ürettiği bu oyun öyle kuvvetli bir eser ki kendine “görsel sanatlarla ilgilenen biriyim” diyen herkesin en azından hakkında iki satır okuması şart. Nedenleri ilerleyen paragraflarda açıklamaya çalışacağım.

The Walking Dead oyunu çizgiroman ve televizyon dizisinden farklı bir hikaye sunan, spin off sayılabilecek bir çalışma. Bu yeni hikaye, kaynağı muğlak istilanın ilk gününde başlıyor ve bizi yepyeni karakterlerle tanıştırıyor. Lee Everett işlediği cinayetten ötürü hapse mahkum edilmiş bir öğretmendir. Yaşlı bir polis memuru, Lee’yi cezasını çekeceği hapishaneye götürmekle yükümlüdür. Sakin başlayan yolculuk, polis memurunun aracın kontrolünü yitirmesi ve bayır aşağı yuvarlanmaları ile bir anda Lee’nin en korkunç kabuslarının başlangıcı olacaktır. Lee hurdaya dönen araçtan kurtulmayı başarır, ancak refakatçisi polis onun kadar şanslı değildir. Nerede olduğunu anlamaya ve kelepçelerinden kurtulmaya çalışan Lee kısa zaman sonra korkunç gerçeği farkeder: Çevresi yürüyen ölülerle kaplıdır ve başta refakatçisi polis olmak üzere hiçbiri Lee’nin kolayca kaçmasına izin vermeyecektir.

The Walking Dead, bu ilk saldırıdan kurtulmayı başaran Lee’nin istila günlerinde yaşadıklarını anlatan, “point and click” olarak tanımlanan bir adventure oyunu. Temel amacımız hayatta kalmak ve daha sonra tanıştığımız Clementine isimli küçük kızı da yanımıza alarak bu cehennemden olabildiğince hızlı bir şekilde uzaklaşmak. Bu amaçları gerçekleştirmeye çalışırken sayısız karakterle karşılaşıyor ve onlarla etkileşime geçiyoruz. En az bizim kadar panik halindeki diğer insanlara verdiğimiz her tepki oyunun senaryosunda bir şekilde bizi etkiliyor. Dediklerimize, yaptıklarımıza ve en önemlisi zor durumlarda “seçtiklerimize” çok dikkat etmeliyiz.

Yapımcı grup Telltale Games, 2004 doğumlu genç bir oyun şirketi. Ağırlıklı olarak adventure oyunu yapan şirket dünya çapındaki ününü son yıllarda çeşitli kült filmler (Back To the Future ve Jurassic Park) için geliştirdiği oyunlarla kazandı. Bu çalışmalarda belirgin bir hayran kitlesi (ve Jurassic Park’tan ötürü bir miktar düş kırıklığı) edinen şirketin en büyük başarısı nisan ayında ilk bölümünü satışa sundukları The Walking Dead oldu.

Telltale Games’in mouse ile objelere tıklamaktan öte bir özgürlük tanımayan adventure oyunlarına odaklanması başlangıçta çok riskli bir seçimdi çünkü (Online Oyun dergisi Escapist yazarı Susan Arendt’in dediği gibi) “her oyuncunun kalbinde eski usül point and click oyunlara bir sevgi olsa da bugün hiçbirimiz aslında bu oyunları oynamak istemiyoruz”. Aşırı zor, yavaş dinamiğe sahip ve bugün sadece gaddar bulmacalara karşı ego savaşına girecek bir grup fanatik oyuncu dışında kimseye hitap etmeyen bu türün düşüşünün ardındaki sebepleri gören Telltale Games, bu sorunu çözmek için son oyunlarında kullanıcı dostu bir oynanışa ve fazlasıyla akıcı hikayelere ağırlık vermeyi seçti. Şirket, çoğumuzun küçüklüğünde en az bir kez denediği, “soldaki kapıdan geçmek istiyorsan sayfa 12’ye sağdakinden geçeceksen sayfa 43’e git” tarzı etkileşimli kitapları kendine örnek aldı ve oyunlarını da bu doğrultuda tasarladı. Zor bulmacalar ve yenilmesi zor düşmanların değil de doğru anda doğru seçimlerin eğlence faktörü olduğu bu yeni adventure türündeki en sağlam ürünleri de şüphesiz Walking Dead oldu diyebiliriz. Telltale Games’in oyunları birer film gibi işliyor ve bu filmler oyuncuların kritik noktalarda aldıkları insiyatifler doğrultusunda gelişiyor. Yaptığımız seçimler The Walking Dead evrenindeki diğer karakterlerin bizimle olan ilişkilerini derinden etkiliyor. Ormanda bir ayı kapağına ayağını kaptırmış bir adamla karşılaşıyoruz diyelim ki, önümüze iki seçenek çıkıyor; adamı zombilerin saldırısı esnasında kurtarmak için ayağını baltayla koparmakla kapanı elimizle açmaya çalışmak arasında kalıyoruz. Bacağı baltayla koparmak her ne kadar alabildiğine kanlı bir çözüm de olsa panik anında bize sunulan en hızlı seçenek olarak kendini gösteriyor. Ancak bu seçimi yaparsak çevremizdekilerin bizi “şiddete meyilli” görme tehlikesi de var. Şahsen ben (oyunun istatistiklerine göre) çoğunluğun seçtiği yolu seçip bacağı baltayla kestim. Bu noktadan sonra diğer insanlarla olan ilişkim tamamen benim onlarla yaptığım konuşmalara bağlı. Onlara durumun ne kadar kritik olduğunu açıklayabilirim, onları en doğru yolun bu olduğuna inandırmaya çalışabilirim; ya da beni “baltalı bir gaddar” olarak görmelerine göz yumabilirim. Tek göz önünde bulundurmam gereken şey, aldığım kararların ilerleyen noktalarda beni daha zorlu kararlar almaya yönlendireceği gerçeği. Ve inanın, The Walking Dead kesinlikle basit ahlak sınavlarının ötesinde ikilemlerin ortasına atıyor sizi. Felaketteki en yakın arkadaşınızın on yaşındaki oğlunu “ısırılmış” olma ihtimalinden ötürü öldürmekle öldürmemek arasında kalabiliyorsunuz.

Tabii tüm dinamiği karakterler arasındaki iletişim olan bir oyunda zekice metinler okumak en büyük arzumuzdur. The Walking Dead, adını aldığı çizgiroman serisine yaraşır bir senaryoya, çok boyutlu karakterlere ve büyük bir diyalog zenginliğine sahip. İyi ile kötü arasında net bir ayrım asla yok, çünkü atmosferin doğası gereği herkesin eylemlerinde bir gerekçesi var. Bu sebeple belki de hiçbir oyunun şimdiye kadar başaramadığı ölçüde gerçekçi bir krizin içinde buluyoruz kendimizi. Bizi iyi bir The Walking Dead oyuncusu yapan tek şey zor durumlarda soğukkanlı karar verme yeteneğine ne ölçüde sahip olduğumuz oluyor. Kıtlık anında elinizde kalan son elmayı biriyle paylaşır mısınız? Kıyamette intihar etmek için size yalvaran birine silahınızı verir misiniz? Ve belki de en önemlisi: Bir insanı ne zaman feda etmeyi kabullenirsiniz?

İnteraktif filmler 1990’larda çok denenmiş ancak ciddi hezimete uğramış bir oyun türüydü ancak görülen o ki türün pek suçu yokmuş, fikir sadece doğru eserini bekliyormuş. Muhteşem bir yönetmenliğin ve senaristliğin eseri olan The Walking Dead oyununun ilk iki bölümü satışa çıktı ve önümüzdeki aylarda yeni bölümleri yayınlanacak. İster hemen alın ister, tüm sezonun yayınlanmasını bekleyin, ama kesinlikle oynayın. Etkisinden kolay kolay kurtulamayacaksınız.

Not: Profesyonel adventure oyuncuları için The Walking Dead fazlasıyla kolay gelecektir. Oyunun derdinin bizi bulmacalara boğmaktan ziyade iyi bir hikayeyi stil sahibi bir görsellikle sunmak olduğu düşünüldüğünde bunu kimsenin bir eksi sayacağını düşünmüyorum. Şimdiye kadar mayın tarlasından başka oyun oynamamış biri bile The Walking Dead’in bir bölümünü iki üç saatte bitirebilir. Adventure tutkunu oyunculara tavsiyem oyuna başlarken ipuçlarını “standard” değil de “minimum” seçmeniz. Bu oyunu hissedilir ölçüde zorlaştıracak ve size istediğiniz eski usül macera keyfini fazlasıyla verecektir.


Öteki Sinema için yazan: Yigilante Kocagöz

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir