Thriller en grym film (1974)

İsveç sinema tarihinde tamamen sansürlenip yasaklanan ilk film!

İskandinavya’dan pislik filmler serime, Thriller en grym film (1974) ile başlamak istedim. Mega-ucuz bütçeli, tecavüz ve intikam temalı istismar filmleri kategorsinde, Last House on The Left (1972), I Spit On Your Grave (1978) ve Ms.45 (1981) gibi klasiklerin yanında hepimizin kütüphanesinde yer alması gereken bir film Thriller en grym film. Hatta belki bu kategoride benim favorim bile diyebilirim Thriller için.

download

Küçük bir kız tecavüze uğradıktan sonra olayın şokuyla dilsiz olur. Aradan yıllar geçer, kız büyür güzelleşir ve birgün otostop yaparken arabasına bindiği yakışıklı bir genç tarafından hayatının ikinci büyük felaketine doğru yol almaya başlar… Filmin konusu çok kısaca böyle… Bundan sonrası türlü mantık hatalarıyla, kötü oyunculuklarla, komik derecede kötü seslendirmelerle, hardcore seks sahneleri, araba kovalamacaları, karate dersleri ve birkaç hatrı sayılır vahşet sahnesiyle devam ediyor. Sonuç: 70’lerin İskandinav sömürü filmlerinden beklenen şekilde, yer yer son derece sanatkarhane bir sinematografiyle, yer yer akıl almayacak derecede zayıf b-film unsurlarıyla, kendine has, enteresan, şoke edici ve cazibeli bir çöp film.

wideopen02

Tarantino, Kill Bill‘in (2003) çekimlerine başlamadan önce Daryl Hannah’yi evine çağırıp Thriller en gyrm film‘i izletmiş. Daryl Hannah’ın Kill Bill‘de oynadığı tek gözlü Elle Driver karakteri zaten direk Thriller en gyrm film’e bir gönderme. (Daryl Hannah, televizyonda izlediğim bir röportajında Tarantino için “evinde her türlü film var, İsveç pornosu bile var” demişti. Bunu duyar duymaz zaten demiştim kesin Tarantino buna Thriller en gyrm film’i izletmiş diye…)

christinalindbergFilmdeki hardcore seks sahneleri, filme sonradan başka bir ucuz avrupa seks filminden alınıp eklenmiş sahneler (bizdeki araya parça giren yıllardaki gibi). Filmin “shock value”sunu (şok etme gücü diyelim) arttırmak için yapılmış ucuz ve fazlasıyla sivri bir istismar unsuru tabi bu. Bununla beraber filmdeki bir Grand Guignol sahnesinin yapımında da gerçek kadavra ile çalışılmış. Yani o derece uç noktalarda gezinen bir film var karşımızda.

Filmin başrol oyuncusu, aşık olunası tatlılıktaki Christina Lindberg. Kız hem filmde soyunuyor, hem tecavüze uğruyor, hem dilsiz, hem işkence görüyor, hem tek gözü çıkartılıyor, hem sonra araba kullanma ve karate dersleri alıyor, hem de sonra başarıyla intikamını da elde ediyor! Bu kıza aşık olmazsınız da naparsınız? Thriller, bu ucuz (pulp) hikayeyi kesinlikle abartılı ve havalı bir amerikan filmi edasıyla anlatmıyor. Aksine Avrupai bir şekilde, gayet ciddi ve biraz soğuk bir şekilde anlatıyor. Aslında film, bu tavrıyla biraz komik duruma düşüyor tabi. Kendini fazla ciddiye alıyor. Ama o da filmin güzelliği işte…

Not: İsveç’te yasaklanan ilk film Thriller en gyrm film değilmiş, 1912 yapımı Tradgardsmastaren diye bir filmmiş. Imdb’de öyle diyor…

Yazar hakkında: Can Evrenol

2007 yazında tamamen kendi imkanlarıyla, doğup büyüdüğü mahallede, arkadaşlarının da yardımıyla çektiği SANDIK adlı kısa film, ''Fantasia Film Festival'', ''BIFFF'' ve ''Frightfest'' ve dünyanın en önde gelen korku ve fantastik film festivallerine seçildi. Londra’da Middlesex Üniversitesi’nde ''Moving Image'' master'ı yaptı.

4 Yorumlar

  1. Masis Üşenmez

    Gerçek kadavra ile çalışılması beni gerdi şimdiden. İsveç gibi bir memleketten amma istismar filmi çıkmış yahu.

  2. Murat Kızılca

    Ms.45 incelemesinin altına yazdığım yorumu aynen buraya alıyorum:

    “Tecavüz+İntikam temalı filmler dendiğinde favorim Thriller-En Grym Film’dir (Thriller: A Cruel Picture, 1974). Kendisinden sonra yapılan pek çok filmi gerek karakterleri gerekse de konusu ile etkilemiştir. Mesela Kill Bill’deki Elle Driver, Thriller’ın başkarakteri Madeleine’in neredeyse birebir kopyası. Hatta Ms.45 için (belki biraz abartarak) Thriller-En Grym Film’in yeniden çevrimi bile diyebiliriz.”

  3. Murat Kizilca bazen hep bir adim onde : ) …

  4. Ben bu filmin mesafeli soğukluğunu çok seviyorum. IKEA tarzı odalar, puslu açık hava manzaraları ve ağır çekimler bu filmi istismar sinemasının en cool filmlerinden biri yapıyor. Jim Jarmusch zamanında Wenders’i değil, Meyer’i örnek alsaydı herhalde böyle filmler çekerdi. Oksijen çarpmış gibi yapıyor insanı, kafası yüksek bir film.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: