Timur Bekmambetov Yapımı Gerilim: Searching

Searching / Kayıp Aranıyor’un başrollerini John Cho, Debra Messing, Joseph Lee ve Michelle La paylaşıyor. Aneesh Chaganty’nin yönetmenliğini, Timur Bekmambetov, Sev Ohanian, Adam Sidman ve Natalie Qasabian’ın yapımcılığını üstlendiği Searching / Kayıp Aranıyor’u Aneesh Chaganty ile Sev Ohanian yazdı.

David Kim’in (John Cho) 16 yaşındaki kızının kaybolmasının ardından, yerel bir soruşturma başlatılır ve davaya bir dedektif atanır. Fakat 37 saat sonra elde hâlâ tek bir ipucu bile olmadığı için David, henüz kimsenin bakmadığı, günümüzde tüm sırların saklandığı yeri aramaya karar verir: Kızının dizüstü bilgisayarını. Her gün iletişim için kullandığımız teknolojik aletler aracılığıyla anlatılan bu hiper modern gerilim hikâyesinde, kızı sonsuza dek yok olmadan önce, David onun dijital ayak izlerini takip etmek zorundadır.

Searching / Kayıp Aranıyor iki genç sinemacının (deneyimli yapımcı Timur Bekmambetov’un desteğini alan yazar-yönetmen Aneesh Chaganty ve yazar-yapımcı Sev Ohanian) günlük hayatımızda iletişim için kullandığımız teknoloji ve aygıtlar aracılığıyla hiper modern bir gerilim hikâyesi anlatmayı hedeflemeleri sonucunda ortaya çıktı.

Gizemin merkezinde sevilen kayıp bir genç kız olan Margot ile kararlı baba David ve onun hislerini anlayan ama mantığıyla hareket eden dedektif Vick bulunmaktadır. Bu iki insanı bir araya getiren şey, Margot’nun apansız ve şaşkınlık yaratan kayboluşudur. İz sürme günümüzün modern iletişim araçlarıyla yapılır. Sosyal medya, cep telefonu mesajları, e-postalar, güvenli saklama için bilgisayara depolanmış fotoğraf ve videolara aktarılmış yaşam kesitleri. Fakat her şey göründüğü gibi değildir. Bizler mobil aygıtlarımızda ne saklıyorsak oyuz ki bunlar çoğu zaman açığa çıkardıkları kadar da çok şey gizlerler. Sanal kimliklerimiz olsa olsa birer nesnel kurgudan ibarettir ve David her dijital ipucunda kızı hakkında hiç bilmediği kadar çok şey öğrenir. Yapımcılar, hikâyeyi anlatırken, günümüzde nasıl etkileştiğimizi özgün bir şekilde betimleyen ve internet çağında modern ebeveyn-çocuk bağının gerçeğini irdeleyen, ekran tabanlı bir anlatım dili kullandılar.

Çağdaş iletişim biçimlerimiz bize kendimizi sunma ve yeniden yaratmamızın anlık yollarını sağlıyor. Sanal dünya özellikle sınırları zorlayan ve kimliklerini keşfeden ergenlere cazip gelirken, bir yandan da olumlu vaatler sunarken sinsi bir tehlikede barındırıyor. Searching / Kayıp Aranıyor asırlardır süregelen, özellikle sosyal medyayla daha da zorlaşan ebeveyn ikilemini -çocuğa ne kadar hoşgörü gösterilmeli, ne kadar özgürlük tanınmalı ve onları ne zaman dizginlemeli- yepyeni bir sinema biçimiyle irdeliyor. Bu beyazperde gerilimi gerçek zamanlı olarak ama son derece aşina da olunan –çünkü bunlar hepimizin kullandığı aygıtlar– yepyeni bir yolla anlatılıyor.

Searching / Kayıp Aranıyor, Chaganty ile Ohanian’ın ilk sinema filmi. İkili Güney California Üniversitesi’nde film yapım dersinde tanıştı. O sırada Ohanian asistandı; Chaganty de onun başarılı öğrencilerinden biriydi. “Aneesh her zaman çok güzel fikirler bulur; iyi bir çalışma ahlakına, pozitif bir enerjiye ve sorgulayıcı bir zihne sahiptir. Onun harika bir şeyler yapabileceğini hissedersiniz” diyor Ohanian.

Öğretmen ile öğrenci sonrasında işbirliği yapmaya başladılar. Ohanian çok geçmeden başarılı bir bağımsız yapımcı olarak adını duyurdu.

Bu noktada, Chaganty, Google’ın New York şubesinde kısa metrajlı içerik yaratıyordu. Yalnızca Google Gözlüğü kullanılarak çekilen kısa film “Google Glass: Seeds” bu çalışmalardan biriydi. Film, ürünün bir sinemacılık aracı olarak kullanılabileceğini ortaya koymak üzere tasarlanmış The Creative Collective isimli bir programın eseriydi. Bu ekran tabanlı içeriği yaratmak –burada ekran, kelimenin en güncel interaktif kullanımını ifade ediyor– Chaganty ile Ohanian’ın Searching / Kayıp Aranıyor’un yapımında kullanacakları gerek teknik gerek operasyonel çalışma akışı becerilerini gerektiriyordu. Chaganty pek çok açıdan son derece hazırdı. Kendisinin Google projeleri ve reklam çalışmaları onu sinema özellikle de bu yenilikçi sinema yaklaşımı için gerekli deneyim ve bilgiyi kazandırdı.

Bu dönemde, Timur Bekmambetov da çağdaş iletişim paradigmalarımızı daha iyi ortaya koyan yeni bir sinematik yaklaşım üzerinde denemeler yapmaktaydı. Kendisi bu konsepti ekran-yaşamı olarak adlandırıyor ve onu yeni bir sinema dili olarak tanımlıyor. Bu olgu 2012 yılında yapımcı ortağıyla yaptığı bir Skype sohbetinden sonra aklına geldi. İşle ilgili bir görüşme yapmalarından sonra meslektaşı ekran paylaşım işlevini kapatmayı unuttuğu için Bekmambetov onun internette arama yapışını, Facebook’ta mesajlar gönderişini, Amazon’dan sipariş verişini izledi. O anda gerçek zamanlı olarak arkadaşının içsel yaşamını, motivasyonlarını, endişelerini, yalnızca onun açtığı pencerelere, imleci hareket ettiriş biçimine, ekranlara, yaptığı seçimlere ve klavyede yazış şekline bakarak gözlemleyebildi. Bir cep telefonu mesajında, yazarken silme tuşuna basılması, mesajı gönderme ya da silme kararı sadece görsel yolla bir duygu kaleydoskopu yaratıyordu.

“Çok basit. Artık zamanımızın yarısını aygıtlarımızın başında geçiriyoruz ve bu da demek oluyor ki ‘ekran-yaşamımız’ bizim için oldukça önemli ve hakkımızda oldukça çok şey anlatıyor. Bütün hayatımız aygıtlarımızda kendini gösteriyor –korku, sevgi, dostluk, ihanet, en sevdiğimiz anılarımız, en aptal anlarımız. Bana günümüz dünyası ve günümüz karakterleriyle ilgili hikâyeleri ekranlarımızı göstermeden anlatmanın bir yolu yok gibi geldi. Çünkü hayatlarımızda birçok dramatik olay telefonlarımızda ve bilgisayarlarımızda olup bitiyor. En önemlisi de günümüzde bu araç gereçlerle, etki yaratan ahlaki seçimler yapıyor olmamız. Bunu resmedebilmek, günümüzde kim olduğumuzu gerçekçi şekilde yansıtmanın bir yolu.”

Bu yeni hikâye anlatım tarzından ilham alan Bekmambetov, şirketi Bazelevs aracılığıyla, ekran-yaşamı yaklaşımını benimseyecek, kendisiyle benzer düşünce yapısına sahip genç sinemacılar aramaya başladı. 2014 yılında şans yüzüne güldü ve 2015’in hit gerilimi Unfriended’ın ortak yapımını üstlendi. Film ergenler arasındaki bir Skype grup sohbeti üzerinden anlatılıyordu ve bu sohbet ölümcül bir hâl alıyordu. Bekmambetov bu noktadan sonra yaklaşımı bir üst seviyeye taşıyacak genç sinemaseverler aramaya koyuldu.

“Bu arayışta Sev ve Aneeshi bulduk. Bize inanılmaz bir tanıtım sunumu yaptılar. Bu yeni dilin güzelliğini ve potansiyelini kesinlikle anladıkları, hikâye ve karakter anlamında müthiş bir kavrayışa sahip oldukları açıktı” diyor Bekmambetov.

Neredeyse tamamen kısa içerik çerçevesinde düşünmeye alışkın Ohanian ve Chaganty, kayıp kızının dizüstü bilgisayarına giren bir babayla ilgili geliştirdikleri fikrin bir dijital antoloji serisinin bir parçası olmasını öngördüler. “Altı dakikalık bir film için sunum yaptık” diyor Chaganty. Sunumun sonunda, Bazelevs yönetimi, “Hoşumuza gitti ama uzun metrajlı bir film olursa gerçekten severiz” dedi.

Bekmambetov, bu konuda şunları söylüyor: “Kısa film ilgimi çekmiyordu ama bunun uzun metrajlı bir sinema filmi olma olasılığını rahatlıkla görebiliyordum. Ve bu gençlerin harika fikirleri vardı. Şahsen genç sinemacıları cesaretlendirmeyi seviyorum; onlar genelde en cesur, en yaratıcı fikirlere sahiptirler. Aneesh ile Sev de bunun istisnai örnekleriydiler”.

Bazelevs ikiliye filmi yazmalarını ve onu Chaganty’nin yönetmesini önerdi ama Chaganty ilk başta bu teklifi geri çevirdi.

“Masanın altından onu tekmeleyesim geldi!” diye hatırlıyor Ohanian. Bu konuda “düşüneceklerini” söyleyerek toplantıdan ayrılan Ohanian ve Chaganty fikrin bir sinema filminde nasıl olacağını çözmek için biraz zamana ihtiyaç duydular.

Chaganty ilk tereddütleriyle ilgili olarak, “Kısa film fikrimizi uzun metraja dönüştürmenin fikri derinleştirmek yerine uzatıyormuş hissi yaratacağından endişeleniyorduk” diyor ve ekliyor: “Ama bu konu üzerinde konuşmaya devam ettik”.

Nihayetinde, filmi yazmak ve yönetmek üzere anlaşma imzaladılar. Bunu yaparken büyük ölçüde dayanak noktaları diğer filmlerin açılış sekanslarından ilham alarak yaratıcılık anlamındaki açmazlarını çözüme kavuşturmaktı. İlginç bir tesadüf anında, her iki genç sinemacı da filmin ilk birkaç dakikası için aynı konsepti buldular; üstelik birbirlerinden binlerce kilometre uzakta oldukları halde.

Ayrı ayrı buldukları ortak fikir, Kim ailesinin arka planını ekran-yaşamı montajıyla anlatarak ana karakterlerin hayatlarının hassas ve merak uyandıran duygularını günlük iletişim cihazlarımız aracılığıyla göstermeyi içeriyordu. Searching / Kayıp Aranıyor’un açılışı bizi video sohbetleri, ajandada işaretlenmiş günler, telefonla çekilmiş videolar ve telefon mesajları kullanılarak Margot Kim’in doğumuna, mutlu ilk yıllara ve ardından gelen karanlık günlere götürüyor.

Chaganty şunları aktarıyor: “Bir akşam birbirimize aynı anda mesaj attık. İkimiz de “Hey, az önce açılış sahnesinde ne yapacağımız buldum” yazmışız. Bunun üzerine telefonla görüştük ve birbirimize aynı fikri anlattık. Sonuçta filmde de bu fikri kullandık; burada Up filminin açılış sahnesinden esinlenmeler var. Ekran-yaşamıyla aktarılan bu yaklaşımın insanların umursayacağı, ilgi duyacağı karakterler yaratabileceğini düşündük. Umut ettiğimiz şey, ilk beş dakikada izleyicilerin, birbirimizle nasıl iletişim kurduğumuz anlamında bunu aşina bulmalarını ve insanların bunun sinemada görmek için gelenekselin dışında bir yöntem olduğunu unutmalarını umduk”.

Aslında, aktör John Cho’yu ekran-yaşamı yaklaşımının işe yarayabileceğine ikna eden de bu sekans oldu: “Başlangıç montajında yapılan çalışmanın bütünü eğer size hitap ederse, içinize işlerse, filme girmişsiniz demektir. Filmin önermesini kabul etmişsinizdir çünkü o ailenin kim olduğunu artık biliyorsunuzdur” diyen Cho, şöyle devam ediyor: “Yönetmenin bunu doğru yapması gerekiyordu ki fazlasıyla da yaptı. Sekansı izlediğimde, kendimi bu hikâyeye verebileceğimi ve yeni teknik üzerinde fazla düşünmeyeceğimi hissettim”.

İki genç sinemacı, Bazelevs’den yalnızca fon ve yapım desteği almakla kalmadı, yaratıcı serbestinin yanı sıra şirketin ekran-yaşamı için özel olarak icat ettiği zekice donanımdan da faydalandı.

“Herhangi bir yapımcı için en büyük zorluk doğru sinemacıyı bulmaktır” diyen Timur Bekmambetov, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sonra sadece el sıkışırsınız. Bunu biliyorum çünkü kendim de yönetmenim. Bir yapımcının bir sinemacı hakkında karar vermesi çok önemlidir. Onların bunu kendi filmleri yapmalarına izin vermelisiniz; özellikle de böyle bir filmde kurguda onlara destek olmak benim için çok önemliydi. Bazelevs’de biz yardım edebileceğimiz ve kendilerinden bir şeyler öğrenebileceğimiz genç sinemacılar arıyoruz”.

Gerçekten de, Searching / Kayıp Aranıyor, ne kadar modern teknoloji ve dijital hikâye anlatımını yeniden tanımlasa da en önemlisi, beklenmedik dönüm noktaları ve ilgi uyandıran duygusal bir zemin çerçevesinde, sağlam, dramatik bir gizem barındırması. “İzlemek isteyeceğimiz bir film yapmak istedik” diyor Chaganty. “Bizim en sevdiğimiz türde filmler bol merak unsuru ve entrika içeren, sürükleyici ve duygusal filmler. Daha ilk günden hikâyemizin gizeme kendinizi hemen kaptıracağınız ve nasıl anlatıldığını adeta unutacağınız bir hikâye olmasıydı”. Chaganty ve Ohanian senaryoyu yazma sürecinde, neyin işe yaradığını neyin yaramadığını görmek için düzinelerce kayıp kişi filmi izlediler ve diğer sinemacıların bilgi gizlemek ve incelikle yanlış yönlendirmek için ne tür stratejiler kullandıklarını gözlemlediler. Chaganty bu konuda şunu söylüyor: “Searching / Kayıp Aranıyor’un gerçek hikâye akışına bakarsanız, gizem-gerilimin pek çok geleneksel öğesini görürsünüz. Amacımız en sevdiğimiz bu öğeleri yansıtmak ve bunu ekran-yaşamı konseptine uyarlamaktı”.

Chaganty çekimlere hazırlanmak için Google’da kullandığı, prototipleme adlı bir sistemi ödünç aldı. Bu, sinema endüstrisindeki ön-görselleme sürecine benziyordu. Ohanian bunu şöyle açıklıyor: “Prototiplemede, kendi başlarına topladıkları pek çok geçici kayıt ve malzemeden oluşan ileri tarihli bir projenin bir versiyonu yaratılır. Dolayısıyla, Aneesh bu iş akışına alışkındı ve aynısını bu projeye uyguladı. Gerçekten de çok erken bir aşamada, bu filmin tümünün bir versiyonunu hazırladı. Bu bize çok yardımcı oldu çünkü daha filmi çekmeye bile başlamadan önce filmi gerçekten izleyebildik, pek çok sorunu önceden halledebildik. Esasen, filmi ana çekimlere başlamadan yedi hafta önce kurgulamaya başladık”.

Bu mini film Chaganty’ye paha biçilmez bilgiler sağladı. Söz konusu bilgiler oyuncular için bu yeni sinema diline adapte olmaları açısından son derece önemliydi. Kim’in kayıp kızının davasına bakan başarılı ve kararlı dedektif Rosemary Vick rolündeki aktris Debra Messing bu konuda şunları söylüyor: “İnanılmaz ilgimi çekti. Daha önce okuduğum tüm senaryolardan farklıydı. Bu filmi böylesine orijinal, heyecanlı ve ileri görüşlü yapan esas şey, hikâye anlatımına yepyeni ve heyecan verici yaklaşımı. Senaryoyu okumak bile farklı bir deneyimdi; işte beni heyecanlandıran da bu oldu. Aneesh’in kendi hikâye anlatımında ve yapmak istediği film türünde çok net olduğu açıktı. Başlangıçta bu büyük bir güven sıçramasıydı ama sette her zaman ‘bu işi bu şekilde kotaracağız’ hissi vardı. Hep bir keşif hissi hâkimdi”.

Hayatı taklit eden bir sanat eserinde olduğu gibi, filmde bir diğer görsel platforma dönüşen dijital video iletişimi aktrisin araştırmasında araç oldu.

“Araştırma yapmanın gerçekten önemli olduğunu düşündüm çünkü kayıp kişilere bakan bir dedektifin işi konusunda hiçbir fikrim yoktu. Bu yüzden, Los Angeles’tan iki dedektifle Facetime aracılığıyla eşzamanlı olarak görüştüm. Muhteşemdi. Dedektifler bana karşı çok sabırlı davrandılar. Her konuya değindiler: Birisinin kayıp olarak bildirilmesinden sonraki protokolün ne olduğundan, halkın önüne çıkıp dava ve kendilerinden beklenenler hakkında konuşmaya; kurbanın ailesi ile dedektif arasındaki dinamiklere kadar her şeyi açıkladılar” diyor Messing.

Searching / Kayıp Aranıyor, 28 Eylül’de sinemalarda.

Yazar hakkında: Öteki Sinema

Öteki Sinema editörleri Prometheus'un David'i gibi... Siz uyurken bile, hoşunuza gidecek yazıları buluyor, itinayla hazırlıyor ve yayına sunuyor. Öteki Sinema çalışıyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir