Çizgi Roman Uyarlamalarında Oyuncu Seçimleri

Geçtiğimiz haftalarda, ComicBookMovie’nin derlediği en kötü süper kahraman oyuncu seçimleri listesine yer verilmişti sitede. Ben de bu derlemeyi çıkış noktası alarak, süper kahramanlık armasını üzerinde en başarılı şekilde taşıyan oyunculara yer vermek istedim.

Yine ritüel bozulmayacak, aradan kaçıp gidenler olacak ve “falancaya da listede yer verilmeliymiş” veya “falancanın listede yer alması büyük bir hata olmuş” yorumları duyulacak elbette. Yine de mümkün mertebe, karşınızda sinema tarihinin en seçme süper kahraman tercihleri duruyor…

RON PERLMAN / HELLBOY

Vıcık vıcık bir tabir vardır hani… “Bu adam kesinlikle bu rolü oynamak için doğmuş”… İşte Ron Perlman’ın Hellboy güzellemesi, bu tabiri bire bir karşılayan cinstendir. Geniş çenesi ve pek de yumuşak olmayan yüz hatları, onu hep cüsseli, ayıboğan rollerde görmemizi sağlamıştır. Onu yıllar önce Aslan Adam Vincent suretinde izleyenler ise, kendisinin bol makyaj altında sergilediği maharetlerine hayran kalmışlardır kuşkusuz. Yıllarca irili ufaklı rollerde izleyip aşina olduğumuz Perlman’ı rock yıldızı mertebesine taşıyan fırsat ise kuşkusuz, Guillermo del Toro’nun yönettiği Hellboy serisi sayesinde eline geçmiştir.

Her ne kadar Del Toro ve Perlman’ın katkıları ile çetrefillense de özünde Mignola’nın yarattığı karaktere de fazlasıyla sadıktır. Perlman’ın alametifarikası ise, cüssesine ve üstlendiği misyona rağmen, çocukça inadından vazgeçmeyen, atarlı giderli ve bitmek tükenmek bilmeyen kinaye bombardımanı ile de izleyicinin gönlünde taht kurabilmesiydi. Neticede çok da majör sayılmayacak bir seri, büyük oranda Ron Perlman’ın çizdiği portre sayesinde daha geniş bir kitleye tanıtılmış oldu.

HUGH JACKMAN / WOLVERINE

Yine, canlandırdığı süper karakter ile kariyerini şahlandırmış bir oyuncu var karşımızda. Üstelik ilham kaynağı olduğu karakterden yaklaşık 20-25 cm uzun, biraz daha ince, daha az kıllı ve kuşkusuz çok daha yakışıklı…

İlk X-Men filmi vizyona girdiğinde, çizgi serinin sıkı takipçilerinin sert tepkisine maruz kalan, ama bu ön yargıları  kısa sürede kırıp, karakteri beyazperdenin gediklilerinden biri haline getirmeyi başaran Jackman’ın hünerlerini görmezden gelebilmemizin imkanı yok!  Wolverine karakterinin asiliğini ve uzlaşmazlığını perdeye bu kadar başarılı bir biçimde taşımayı beceren Jackman, bir süre sonra X-Men projelerini de bağımlılık haline getirdi. Şu an için, ileride adından söz edebileceğimiz Wolverine ayarında bir rolünün olmaması da, Perlman için yaptığımız … “Bu adam kesinlikle bu rolü oynamak için doğmuş” yorumunu da bire bir karşılıyor.

WESLEY SNIPES / BLADE

Her ne kadar oyunculuk yetenekleri fazlasıyla tartışmalı olsa da, Snipes’ın fiziği, Blade için biçilmiş kaftandı.  Özellikle majör hikayelerinin bu günkü kadar popüler olmadığı bir dönemde peydah olması, hem çizgi serinin sınıf atlamasını hem de devam filmlerinin kapısının ardına kadar açılmasını sağlamış oldu.

David S. Goyer’in imzasını taşıyan ilk film, Blade karakterini vitrine koyan, o dönem için bile fazlasıyla klasik bir intikam öyküsünü perdeye taşımış, ardından gelen filmler de Blade’in becerilerine ve karizmasına fazlasıyla maruz kaldığımız maceralar ile bizleri mest etmişti. Kariyeri boyunca Blade karakterinin üzerine geçebilecek birkaç performans sergilemiş olmasına rağmen, Snipes, daha çok hayat verdiği bu siyahi vampir avcısı ile akıllara kazınacaktı. Blade 3’ün ardından, seriden çekilen Snipes, video piyasası için pazarlanan bir dolu niteliksiz aksiyon filminin dışında ortalarda pek görünmez oldu!

RAY STEVENSON / PUNISHER

Tamam… Tom Jane’in Punisher çeşitlemesinin çok da fazla kusuru yoktu. Ama yine de Frank Castle gibisinden üst desibelden bir psikopatı canlandırmak için de biraz sevimli kaçtığını söylemek yanlış olmaz. Ray Stevenson ise, Castle’ın tüm delişmenliğini perdeye yansıtabilecek bir fiziki avantaja sahipti!

Böyle sert bir filmin Lexi Alexander gibi bir kadının elinden çıkması bir tarafa, filmin nitelikleri de tartışmaya fazlasıyla açık! Hatta biraz daha ileri gitmek gerekirse, filmin en büyük kozunun Ray Stevenson olduğunu söyleyebiliriz. Tabi The Punisher sonrasında Stevenson’ın lezzetli performanslarına o kadar maruz kaldık ki, bu performansının üzerine utanmadan kepenk çektik!

Yine de kendisini yeniden Punisher suretinde görmek isterdik… Kanımca adam akıllı ısındığında, çok daha sert bir Frank Castle ile biz takipçilerini dumurlara gark etmesi muhtemeldi!

ROBERT DOWNEY JR. / IRON MAN

Biz daha Downey Jr.’ın nasıl toparlandığını anlayamadan, bir düzine sağlam performans ile perdeyi ezip geçmekle kalmadı, bütün bunların sonuna kondurduğu süper kahraman tercihi ile de kombolara girişti. Kim ne derse desin Tony Stark gibi kaypak bir herifi bu raddede keyif alarak canlandırmasının cazibesine karşı koyabilmek hiç de kolay değildi!

Downey Jr.’ın fiziki avantajının yanı sıra, çizgi seridekinden çok daha geveze bir Tony Stark karakteri ile izleyiciyi selamlaması, bazı çizgi roman severlerin homurtularının da yükselmesini sağlamıştı. Elbette fazlaısyla sulu ve dakika başına düşen espri kat sayısını arttırabilmek için ekstra çaba sarf eden bir süper kahramana (Örümcek Adam) alışık olsak da, beyazperdede bu sayının artması, herkes tarafından aynı heyecanla karşılanmadı ilk etapta!

Fakat Downey Jr.’ın Iron Man güzellemesine çok çabuk alıştık. Hatta onu perdede daha fazla arar olduk. Tabi Jobert Downey Jr mı Tony Stark suretine büründü yoksa Tony Strark mı Downey Jr’laştı işte orası hala muamma!

HUGO WEAVING / V

Eğer bu gün her 5 Kasım’da Facebook’da onun mottolarını paylaşıp, bir kısmımızın profil resminde onun maskesini konduruyorsak, bunun en önemli sebeplerinden biri de, maskenin ardındaki kişinin unutulmaz performansıdır.

Bu gün Batman’in azılı düşmanı Bane’i canlandırırken, Tom Hardy’nin yüzünün büyük kısmını kaplayan maskenin hüsranına uğradığını iddia edenlerin, usta oyuncu Hugo Weaving’in V performansını bir kere daha düşünmelerini tavsiye ederim.

Pek çok açıdan, çizgi seridekine oranla daha “sevimli” bir V vardır karşımızda ki belki de bu kadar sevilmesinin en önemli sebeplerinden biri de karaktere atılan bu cilaydı. Alan Moore, her zamanki gibi yapımcılara sövmekle yetinmiş fakat bütün bunlara rağmen V sinema tarihinin en sevilen çizgi uyarlamalarından biri olarak anılmıştı. Hugo Weaving ise, bir maskenin ardından sayıp döktüğü kelamlarla, kusursuz ve unutulmaz bir başka karaktere imza atmıştı elbette!

JACKIE EARLE HALEY / RORSCHACH

Haley, yıllar süren sessizliğinin ardından, Todd Field’ın yönettiği Little Children ile sinemaya geri dönmüştü. Tekinsiz ve hastalıklı karakterleri canlandırma konusunda usta olan Haley’in üzerine bu arma iyice yapıştı ve Watchmen serisinin en arızalı karakteri olan Rorschach’de bu kolektif kabulün kanıtı oldu adeta!

Filmin büyük bir kısmında maskesiz halini göremediğimiz Rorschach’in, maskesini çıkardıktan –ya da maskesi zorla çıkarıldıktan- sonra da ne kadar vahşi olabileceğini öğrenmemiz de pek uzun sürmedi. Çizgi öyküdekinden daha vahşi resmedilen Rorschach, popülaritesini arttıran Haley’e çok şey borçlu. Leş gibi kokan, apartman topuk takıntılı ve en ufak kırılma anında hasmının birkaç düzine kemiğini gözünü kırpmadan kırabilecek bir karakteri canlandırmak için Jackie Earle Haley hiç kuşkusuz ki biçilmiş kaftan!

CHRIS HEMSWORTH / THOR

Pekala Thor gibi belirgin fiziki özelliklere sahip olan bir süper kahramana hayat verebilmek o kadar da zor olmasa gerek. Hatta daha önce proje için düşünülen Josh Holloway’in de bu iddiayı desteklediğini söyleyebilirim. Ama ağabey Hemsworth’ün bir başka belirgin özelliği daha var kuşkusuz. Neredeyse tanrısal ad edilebilecek kalınlıkta, borazan gibi sesi!

Yakışıklı aktörün oyunculuk becerileri her zaman için tartışmaya açık ama hayat verdiği Thor karakteri, filmin genelinden bağımsız olarak düşünüldüğünde oldukça keyifliydi. Ama daha önce de söylediğim gibi, girintisi çıkıntısı bu kadar belirgin bir süper kahramanı layıkı ile perdeye taşımak o kadar zor değil, zor olan bu tanrı irisini adam akıllı bir hikayeye yamayabilmek!

BRANDON LEE / THE CROW

Brandon Lee’nin akıllara kazınan performansından ziyade, sette yaşanan ve Lee’nin aramızdan ayrılmasına yol açan talihsiz kaza ile anılması, filmin en büyük laneti hiç kuşkusuz! Merhum Brandon Lee’yi bir avuç aksiyon filminde izledikten sonra, devler ligine adım atacağı bu film ile tepelerde görme sebebimiz boşuna değil! The Crow, Brandon Lee’nin tırmanış için seçtiği bir başlangıç noktasıydı sadece! Nitekim yaşanan trajedinin, Lee’nin performansına yaklaşımımız üzerinde de hiçbir etkisi yok!

Brandon Lee hiç kuşkusuz The Crow’a çok yakışmıştı. Her ne kadar uzun soluklu bir seri olarak düşünülse de Lee’nin ömrü buna yetmedi ve olabilecek en kötü şey oldu… Seri, bir takım tacir yapımcıların elinde, baştan aşağı silkelendi ve soluğu video piyasasında aldı. Neyse ki Lee’nin kapı gibi sert The Crow güzellemesi, hali hazırda bu çizgi serinin sinemasal macerası söz konusu olduğunda aklımıza gelen ilk şey!

CHRISTOPHER REEVE / SUPERMAN

Eğer ortalama bir fiziğe sahipseniz, boyunuz da biraz uzunsa, alnınıza doğru düşürdüğünüz siyah bir zülüfle perdede Süperman’e hayat verebilmeniz pek de zor olmasa gerek. Düşünün Brandon Routh’un bile yaptığı bir şeyden bahsediyorum burada! Clark Kent? Daha kolay! Kalın siyah çerçeveli bir gözlük tek başına yeterli olacaktır!

Ama merhum Christopher Reeve’in aklımıza kazınmasını bu kadar basit metotlarla açıklayabilmemiz pek de mümkün değil! 26 yaşında giydiği o mavi tayt, beyazperdede Süperman olarak görüldüğü o ilk andan itibaren üzerine yapıştı sanki! Hele ki 80 sonrası jenerasyon, henüz eline Süperman çizgi romanı almadan önce tanımıştı onu. Dolayısı ile bizlerin kolektif hafızası Reeve’in Süperman’ini kabul etmişti öncelikle!

Her ne kadar daha sonraki yıllara seri irtifa kaybetse de, kafamızdaki Süperman pek değişmedi. Önümüzdeki yıl gösterim şansı bulacak olan süper yıldızlı kadrosu ile Man Of Steel’deki performansı ile Henry Cavill aklımızı ne kadar çeler bilemiyorum ama Reeve’in imajını sarsabilmek pek de kolay olmayacak, orası kesin.

Yazar hakkında: Fatih Yürür

İlk sinema deneyimi, bir Stephen King uyarlaması olan “Geri Döndüler” olmuştur. Yazmaya başladığı dönem ise aslen lise yıllarıdır. Saçma sapan korku hikayeleri kaleme almaktadır ve asıl amacı bir gün bunları görselleştirebilmektir. Çeşitli platformlarda oyun incelemeleri ve film eleştirileri yazar. Yaratmış olduğu RüyadaM adında bir animasyon ve çizgi hikaye karakteri bulunmaktadır.

4 Yorumlar

  1. Çok başarılı bir liste. Eksik demek haddime değil ama bir ekleme yapmam gerekirse Danny DeVito’nun Penguen performansı derim.

  2. Thor konusunda katılamayacağım (filme yada oyuncuya kötü demiyorum ancak çizgiroman uyarlaması konusunda yeterli tatmini vermiyor bence) ancak onun dışında hepsine kesinlikle katılıyorum ve Sin City’den Mickey Rourke’u da ekliyorum

  3. Aslında tanımlamamda eksiklikler var onu da buradan ekleyeyim… Seçimler süper kahraman modelleri üzerine olduğu için (V ve Rorschach’i de süper kahraman kategorisine koydum burada) seçki eksik gibi görünebilir. Yoksa Elbette Mickey Rourke – Marv, Devitto – Penguen, Ledger, Nickholson – Joker ya da Hardy – Bane gibisinden tercihler de yer almalıydı tabi :)

  4. Sezer TÜRKMEN

    Heath Ledger / Joker

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: