Top 10: En İyi Açılış Jenerikleri

Evet efendiiim… Bir başka top 10 çılgınlığı ile daha karşı karşıyayız. Yine tonlarca harika örneği olmasına rağmen, 10’luk kontenjana sığdırılmış bir liste ile karşınızdayım. Bu seferki derdimiz ise, açılış jenerikleri elbette!

Açılış jenerikleri, filmlerin vitrinidir bir nevi. Hatta nice film, açılış jeneriğindeki gazla, yaklaşık yüz yirmi dakikalık uzun maratonu tek solukta geçebilmeyi başarmıştır. Tabi, son derece caf caflı jenerikler dışında, izleyicisine gösterişli ve eğlenceli  bir jenerik dışında verebilecek hiç  bir şeyi olmayan nice yapımları da izlemek zorunda kalmıştır talihsiz gözlerimiz.

Listemiz, filmlerin genel nitelik kaygılarından tamamen bağımsız bir şekilde, salt jeneriklerin fiyakasının etkisi ile hazırlanmıştır. Hazmı kolaydır… Afiyet olsundur…

WATCHMEN (2009)

Snyder’ı çizgi uyarlamalara ısındıran 300’den sonra, Wathcmen’in görsel altyapısının da benzer şekilde ağızları sulandırdığını gördük. Snyder’ın Watchmen serisine dokunuşları ise, daha ilk dakikasından itibaren meyvesini veriyor. Bir nevi Watchmen evreni evveliyatından oluşan kısa anlara yönelik bu jenerik, büyük ölçüde yetmişlerin izini taşıyor. Tabi kostümlü süper kahraman klişelerini de işin içine katarak, renk ve doku bakımından hem Watchmen’in çizgi öyküsüne hem de öykünün geçtiği döneme saygı duruşunda bulunmayı da ihmal etmiyor. Tabi bu saygı duruşunun  ironik tarafları da yok değil! Neticede “kostümlü süper kahraman klişesi” daha önce Incredibles ile yeterince silkelenmişti… Yani Snyder, daha önce eşelenen bu konuya kendince yaklaşmış oldu böylece. Ne de olsa tayt artık tarih olmuştu.

THE GOOD, THE BAD AND THE UGLY (1966)

Sergio Leone’un western türüne getirdiği soluk, o dönemler pek de adet olmayan animasyon soslu jenerikte de aynı tazelikle yayılıyor perdeye. Blondie’u temsil ettiğine inandığımız atlı silüet, siyah-kırmızı ve beyaz zemin üzerinde at sürerken, Leone’un efsanesinin dinamiklerinden de izleyiciyi haberdar ediyor sanki! Tabi, ister istemez Bonelli esintisi taşıyan ve Ennio Morricone’un lezzetli soundtracki ile yıllarca tadı damaktan ayrılmayacak bir 3 dakika armağan edilmiş oluyor sinefillere!

LORD OF WAR (2005)

Andrew Niccol’un sesi gür çıkan filmine, bizler kendi aramızda “çarpıcı” tabirini yakıştırıyorsak eğer, bunun sebebi zımba gibi bir açılış jeneriğine sahip olmasıdır. Jefferson Airplane’in Good Morning Vietnam’ına pararel ilerleyen bu trajik açılış jeneriği; bir kurşunun imalattan, masum bir çocuğun beynine olan kısa ve öz yolculuğunu anlatmaktadır! Kimileri fazla provokatif bulsa da, Niccol’ün hikayesi, tıpkı bu serseri kurşun gibi, hedefini on ikiden vurmayı başarmıştır!

Youtube embed kapalı olduğundan buradan izleyebilirsiniz.

ZOMBIELAND (2009)

Ruben Fleischer’ın zombi parodimsisi, için şarap gibi film demek doğru olur. Gösterime girdiği dönemde sık sık Shaun Of The Dead ile kıyaslanmış ve emsalinin yanında fazlasıyla züğürt kaldığı iddia edilmişti. Bu gün bakıldığında bu zombi parodisinin hatırı sayılır bir hayran kitlesine sahip olduğunu görebiliriz. Fleischer, zombi parodilerinin bu zamana kadar yapmadığı bir şey yaptı ve hayatta kalma klişelerini bir kurallar zincirine bağladı. Hem de her birini ana karakteri üzerinde örnekleyerek göstermeyi de ihmal etmedi. Ardından gelen jenerik kısmı da, bu örneklerin üzerine kaymak gibi yayıldı. Metallica’nın For Whom The Bell Tolls’unun eşlik ettiği jenerik, kabaca bir slow motion çöplüğü gibi gözükse de, daha sonra pek çok kalburüstü yapımın örnek alacağı bir tarzın kapılarını açmış oldu (her ne kadar bu “tarza” bir isim konulamamış olsa da).

THANK YOU FOR SMOKING (2005)

Gösterime  girdiği yılın en eğlenceli iğnelemelerinden biriydi Thank You For Smoking. Çok renkli ve grafik tasarım harikası olan açılış jeneriği ise, Tex Williams’ın unutulmazı Smoke Smoke Smoke‘u ile şenlenmiştir adeta! Başarılı bir tobacco tipografi resitali olan açılış jeneriği, ister istemez sigara paketlerine sempati beslemenizi de sağlayacak “sevimlilikteydi” üstelik(!)

CASINO ROYALE (2006)

Casino Royale, bu listeye Kiss Kiss, Bang Bang ile yaşadığı kısa vadeli bir çekişme sonrasında girdi.  Her ikisi de eklektik gözükmek için çaba sarf etmeyen, animatif jeneriklere sahip. Fakat, sıfır kilometre Bond’un, iskambil kağıtları ile imtihanı, red edilmesi kolay bir seçenek değildi. Daha sonra yerini, adrenalin zengini bir kovalamaca sahnesine bırakacak olan açılış jeneriğinin, bir diğer çekici tarafı ise, Chris Cornell’ın You Know My Name yorumuydu sanıyorum! Özellikle Quantum Of Solace’daki White-Keys yorumuna bulanmış faciayı düşününce…

SE7EN (1995)

David Fincher’ın bahtının jeneriklerden yana da açık olduğu bilinir. Panic Room, Fight Club ya da The Girl With Dragon Tattoo zengin jenerikleri ile aklımıza gelen ilk örneklerdir kuşkusuz. Hatta The Girl With Dragon Tattoo’nun belki de en sevdiğim yanının açılış jeneriği olduğunu söyleyebilirim. Fakat Se7en, kendi türü içerisinde fenomene dönüşecek ve sık sık taklit edilecek bir yorum katmıştır jenerik konseptine. Adet olduğu gibi ardından gelecek pek çok polisiye-gerilim de bu grungeesk etkilenimden fazlasıyla nasibini almıştır.

SWEENEY TODD (2007)

Önce üzerine hafif yağmur çiseleyen Viktorya çatılarında ufak ve karanlık bir gezinti. Ardından çizgi dışı bir katilin karargahına yolculuk. O’nun anıları, O’nun teçhizatları, O’nun oyuncakları ve O’nun oyunu… Hem sevenlerinin hem de eleştirmenlerin azımsanamayacak bir kısmının hışmına uğrasa da, Sweeney Todd, Tim Burton’ın adı geçtiğinde sıralayacağımız hemen hemen bütün bileşenleri barındırıyordu bünyesinde. Fazlasıyla kasvetli açılış jeneriği de, Burton’un geleneksel tercihlerinin toplamıydı adeta! Derin bir kesikten son sürat akıp giden taze kan kadar akıcı ve berrak!!!

THE FALL (2006)

İşte defalarca sıkılmadan izlenebilecek bir açılış jeneriği ile daha karşı karşıyayız. Tarsem Singh’in başyapıtının giriş kapısı olan bu jeneriğin, dinlendirici, hatta ve hatta hipnotize edici bir tarafı da vardır kuşkusuz. Yedinci Senfoni ise, zaten üzerine kondurulduğu her görselin kalitesine kalite katan bir tercih değil midir zaten?

TERMINATOR 2: JUDGEMENT DAY (1991)

Çocukluğunu / gençliğini 80’lerde yaşayıp da bu jeneriği izledikten sonra sinemaya aşık olmayan bir seyirci var mıdır acep? İlerleyen dakikalarda, bir bilimkurgu efsanesinin nasıl da dallanıp budaklanacağının resmini çizmektedir adeta bizlere! Manzara, biz izleyenlerin tüylerini öylesine diken diken etmiştir ki, Skynet’in başımıza peydah edeceği kıyametin kopmamasına duacı olmuşuzdur adeta!

Youtube embed kapalı olduğundan buradan izleyebilirsiniz.

Yazar hakkında: Fatih Yürür

İlk sinema deneyimi, bir Stephen King uyarlaması olan “Geri Döndüler” olmuştur. Yazmaya başladığı dönem ise aslen lise yıllarıdır. Saçma sapan korku hikayeleri kaleme almaktadır ve asıl amacı bir gün bunları görselleştirebilmektir. Çeşitli platformlarda oyun incelemeleri ve film eleştirileri yazar. Yaratmış olduğu RüyadaM adında bir animasyon ve çizgi hikaye karakteri bulunmaktadır.

13 Yorumlar

  1. chungkingexpress

    the fall bu dalda açık ara önde kanımca

  2. Fight Club’ta guzel bir acilis jenerigine sahip.

  3. en güzeli zombieland.çok güzel bir liste olmuş eline sağlık.

  4. Hepsi harika, bir de spawn filminin jeneriği de bir harikadır. Mutlaka görülmeli.

  5. “Lord of War” filminin jeneriğinde çalan şarkı ; Buffalo Springfield – For What It´s Worth…

    Bu arada liste güzel olmuş devamınıda bekleriz…

  6. Yahu listeyi hazırlarken yeniden izleme gereği duymadığım bir terminatör bir de lord of war vardı… Şimdi baktım ve utandım hakikaten :)

  7. Tarantino Sineması

    Yahu böyle bir listede Reservoir Dogs nasıl olmaz…

  8. Çünkü liste, “açılış jenerikleri” listesi… “Açılış sekansları” değil :)

  9. “İleri sarılmayan jenerikler” olarak da adlandırabilir. Elinize sağlık :)

  10. Skyfall ve Life of Brian’ı göremediğim ama tek kelimeyle muhteşem olanlardan.

  11. Enter The Void der kaçarım.

  12. şarküteri, bence olmalıydı.

  13. Limitless

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: