Top 10: Sinemanın Katil Palyaçoları

Eskiden sinema yoktu, TV yoktu ama insanlar eğlenmeyi başarıyorlardı çünkü şehir şehir gezen sirkler vardı. O sirklerin en eğlenceli şeyi de palyaço gösterileriydi şüphesiz ama bu boyalı suratlar kimi insanlara komik gelmiyor. Bu boyalı kafaları aslında çok korkunç bulanlar var. Sinema da aldı bu palyaçoları öyle senaryolarda karşımıza çıktı ki şimdi palyaço görünce “default” olarak korkuyoruz. Madem korkuyoruz o zaman en korktuğumuz palyaçoları sitede listeleyelim dedik. Semra Doll eğlenceli yazım tarzıyla bizlerle, işte sizi güldürürken öldürecek olan en katil palyaçolar!

10- American Horror Story: Freak Show (2014) – Twisty: Fotoğrafçıların “a hüzünlü palyaço, koşun!” diyerek fotoğrafını çekmek için birbiriyle yarıştığı Twisty’nin hikayesi gerçekten de biraz hüzünlüdür. Aslında çocukları çok seven bu palyaço, kıskanç ucubelerin gazabına uğramış ve çocuk tacizcisi olduğu için hapse atılacağı söylenerek kandırılmıştır. Azıcık aklını da bu şekilde kaybeden Twisty, intihar etmeye çalışırken ağzını da kaybeder. Bu dakikadan sonra komik olmak gibi bir şansı kalmaz. Edward Mordrake onu ölüler diyarına götürene kadar 3 top ve labutunu insanların iç organlarında döndürür. Bunu yaparken de ağzında daha doğrusu ağzına taktığı maskede kirli ve pis bir gülümseme vardır.  

9- Krampus (2015) – The Toy Clown: Bu palyaçomuz jack-in-the-box modeli yani kutudan fırlayıp sandalyeden düşüren cinstendir. Noel şeytanı Krampus’ün sevimsiz ve hiç komik olmayan yardımcılarından biridir. Görevi yaramazlık yapan çocukları, onları kurtarmaya çalışan ebeveynleri, onları da kurtarmaya çalışan komşuları, kurabiyeleri, yılbaşı ağacını, artık önüne ne gelirse onu yemektir. Bu yüzden vücudu upuzun bir yorgan kılıfına dönmüş olan oyuncak palyaço, bu hantal görünümden beklenmeyecek bir çevikliğe sahiptir. Hazımsızlık çekmesine rağmen yine de gözü yaşlı annelerin elinden kurtulmayı başarır. O son çocuğu yemeyecektin Jack.

8- Poltergeist (1982 – 2015) – Clown Doll: Sadece tek bir sahnesi olmasına rağmen gerek 1982 gerekse 2015 versiyonunda yüreklerimizi ağzımıza getirmeyi başarmış oyuncak palyaçodur. 1982 versiyonunda, evin kötü ruhunun hemen komodinin üstünde duran Darth Vader lambasının içine girmesini beklerken, o kendisine rengarenk palyaçoyu seçer. (Darth Vader’da halihazırda kötü ruh vardır zaten.) Ve yatağın altında canavar yoktur tezini çürütecek şekilde saldırıya geçer. 2015 versiyonunda palyaçomuz bu sefer ipini çekince gözleri fır dönen cinstendir. Ama o, ipini koparıp odanın içinde fır dönmeyi ve kötü ruhtan rol çalmayı başarır. Afişe de kendi fotoğrafını koydurmuştur hınzır.

7- Killer Klowns from Outer Space (1988) – Killer Klowns: Uzaydan E.T., Badi ya da sıradan ampul suratlı uzaylı gelmesini beklerken çok çılgın bir grup gelir: Katil palyaçolar. Kesinlikle dost olmak, deney yapmak ya da yeni bir dil öğretmek için gelmemişlerdir. Bunların tek amacı sinir bozucu şakalarla etraflarındaki insanları gülmekten öldürmek ya da sadece öldürmektir. Elle canavar gölgesi, sosis balondan kuduz köpek, insan kuklası gibi şeyler yapmak, pasta fırlatarak adam öldürmek gibi yetenekleri vardır. Amaçları ise en az kendileri kadar saçmadır: Mısır patlatma makinesinden oluşan bir düzenekte, insan pamuk şekerler yapmak. Ay canım, çok şirin.

6- House of 1000 Corpses (2003) – Captain Spaulding: Evlilik programı sunsa bile izleyeceğimiz, tüm psikopatlığına rağmen komik ve ukala Rob Zombie palyaçosudur. Aslında grotesk olan ama sakar ve sevimli görünmeye çalışan palyaçoluk müessesesinin gerçek yüzünü ortaya koyar. Hem de en beyaz ve kanlı haliyle. Her türlü maskaralık, şaklabanlık, sapıklık bundadır. Sloganı, “asla geri dönme” olan bir korku evinin rehberliğini yapar. (Slogan size bir mesaj vermiştir herhalde.) Seri katilleri alfabetik sırayla bilir, fuck demediği bir an bile yoktur ve potansiyel kurbanları gözünden tanır. Yalnız şimdiden uyaralım, yüzüne karşı palyaçoları sevmediğinizi söylerseniz, hayatta kalma şansınız yok gibi bir şey.

5- Zombieland (2009) – The Zombie Clown: “Palyaço olmak zorunda mıydı?” Columbus’un lunaparkta karşılaştığı, bölüm sonu canavarı zombi palyaçoya verdiği tepkidir bu. Palyaçoluk zombilikle birleşince iki kat korkunç olmuş ve Columbus’u kahraman olsam mı olmasam mı ikilemine sokmuştur. Fakat palyaçomuz tüm bölüm sonu canavarları gibi tuşlara aynı anda basılınca öldürülebilir kıvamdadır. (Bana skill yapma!) Sonuçta bir çekiç darbesiyle öte öte ölür ve zombi mezarlığını boylar. (Yok öyle bir şey.)

4- Clown (2014) – Kent: Bu palyaçomuz market açılışlarında, düğün ve nişan davetlerinde animatörlük yaparak geçimini sağlamaktadır. Biricik oğlunun doğum günü gelip çatınca palyaço olmak, balon şişirip çocukların yüzüne çiçek falan çizmek ister. Şansa bakın ki evde bir tane doktordan az kullanılmış palyaço kostümü vardır. Fakat bu kostümün çıkmamak gibi bir sorunu vardır. Evet, adeta Venom gibi giyenle bütünleşen, canlı ve tuttuğunu koparan bir kostümdür bu. Bir süre sonra Kent’i ele geçirir ve Kent gerçek bir palyaçoya dönüşür. Ne de olsa palyaço kostümü insanın üstüne yapışanı giymesidir.

3- Saw (2004 – 2010) – Billy: Billy nam-ı diğer Jigsaw bir palyaço kuklasıdır. Hobileri arasında fayanslı yerlerde bisikletle dolaşıp oyun oynamayı istemek ve derdini anlatacak kadar kanla yazı yazmak vardır. Uğursuz ev aleti testere, burcu yay ve yaylı kapanlar, karakteristik özelliği çıkık elmacık kemikleri, en sevdiği renk kırmızıdır. Bu palyaço kuklasının sinir bozucu kahkahasının ardından asla iyi şeyler olmaz. Onun için gördüğünüz yerde kaçmanız, bir yerlere bağlıysanız dişi, parmağı feda edip yine kaçmanız gerekir. Nerede o eski komiklikler, şakalar yapan palyaçolar.  

2- The Dark Knight (2008) – The Joker: Palyaçoların en anarşist ruhlusu, en kaos elçisi, en kanunsuzudur. Yüzündeki yara izini palyaço makyajına çevirecek kadar bu işe gönül vermiştir. Banka soymak, depo patlatmak, Batman’e kafa tutmak gibi numaralarına bir tek kendisi güler, o da mecburen. Ya çocukken babası annesini öldürürken gülmüyor diye bıçakla ağzını kesmiştir ya da mafyanın yüzünü kestiği karısı gülsün diye ağzına jiletle gülme ifadesi vermiştir. Hikayesi ne olursa olsun yüzündeki sonsuz sırıtmayla bize tek bir mesaj verir: Why so serious?

1- It (1990) – Pennywise: 90’ların TV serisinin mazgallarda ve lağımlarda yaşayan, olması gerektiğinin aksine çocuk düşmanı palyaçosudur. Tim Curry’nin sinsi kaş hareketleri ve kahkahasıyla daha da şenlenen (kötü anlamda) bu palyaço, küçük bir kasabada bir grup çocuğa takmıştır. Büyüseler de peşlerini bırakmaz. Çocukların en derin korkularını bilir ve her duruma uygun bir balonu vardır. Ama yeterince cesur olur ve onu bulursanız, alt edebilirsiniz. (Follow the white ship.) Fakat yine de yaratıcısı bir yerlerde korkunç şeyler yaratmaya devam edecek. Stephen King’le mücadele edemezsiniz.

Fragmanından anladığımız kadarıyla, Pennywise (Bill Skarsgard) sonbaharda gösterime girecek olan “It” remake’inde de karşımıza en itici haliyle çıkacak. Merakla ve astım spreyiyle bekliyoruz.

Yazar hakkında: Semra Uygun

Fantastik sinema ve korku sineması için yeni ve acayip şeyler yaptı. “Korkteyl” programını yazdı ve sundu. “Midnite Movies” grubunu kurdu, korkuyu ötekilerle paylaştı. Semra deli gibi film izliyor, Tür, yıl, oyuncu, yönetmen ayırmaksızın izliyor; abur cuburlarını, dostlarını yanından eksik etmeksizin izliyor. Ama Semra hala doğru filmi bulamadı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir