TOP 15: Yeni Bin Yılın En Ürkütücü Canavarları!

 

Milenyuma adım atmamızla birlikte, korku – gerilim trendleri de baş döndürücü bir hızla şekil değiştirdi. Her ne kadar, korku – gerilim – fantezi üçgeninde nitelik açısından zengin yapımlarla çok ender karşılaştığımız gerçeğini değiştirmese de; yeni yüz yılın daha ilk dönemlerinde teen slasher furyasının suyunun çıkarılması ve romantik birer figür haline getirilen vampir ve kurt adamlara maruz kalarak yaşadığımız sarsıntının etkisinden yavaş yavaş sıyrılmaya başladık… 

Neyse ki içinde bulunduğumuz bu yeni dönemde tamamen “canavarsız kalmadığımıza” duacıyız. Her ne kadar “canavar filmi” kavramının unutulmaya yüz tuttuğuna kendimizi inandırmaya başlasak da, milenyumun ilk on beş yılını ardımızda bıraktığımız halde kaiju furyasında bile gözle görülür bir hareketlenmenin başladığını görüyoruz. CGI hadisesinin kendini tekrar ederek posasının çıktığı böyle bir dönemde, Guillermo Del Toro gibisinden türü ciddiye alan isimler sayesinde, yeniden ince işlenmiş, her biri sanat eseri kıvamında canavarlar da görmeye başladık perdede.

monsters014THE HOST (The Host)

Canavar filmlerine olan özlemimizi bu yüzyılın başında en dişe dokunur biçimde Güney Kore’nin alkış manyağı edilesi yeteneği Joon Ho-Bong gidermişti. Tamam kabul edelim, alegorik mesajlarını yer yer yordamsız ve kör göze parmak bulduk. Fakat bu detay, milenyumun ilk ciddi canavar filminin Bong’un elinden çıktığı gerçeğini değiştirmeye yetebilir miydi sevgili okuyucu?

Bong’un, Amerikan mahsulü ve Amerika’nın doğrudan kendisini sembolize eden yapış yapış canavarı, yine Amerikanın bağrından kopup gelen canavar kardeşlerine de perdedeki imajlarını yeniden hatırlatması -ve hatta tazelemesi açısından, hakkında yapılan abartıların önemli bir kısmına layık oluyordu.

monsters011GHOULS (The Descent)

Aslında macera peşindeki ablalarımız da dahil olmak üzere, The Descent filmindeki yaratıklar hiç kimse tarafından resmi olarak Ghoul olarak adlandırılmamış olsalar da bizler zaman içerisinde kendilerine bu şekilde hitap etmeyi uygun bulduk.

Korku – gerilim sinemasının hızla kan kaybettiği bir dönemde imdadımıza yetişen The Descent; izleyenlerin klostrofobisini coşturan bir hayatta kalma mücadelesiyken, filmin ortalarına doğru yapılan keskin manevrayla birlikte öyküye, bu son derece sevimsiz yer altı yaratıklarını da dahil ederek talihsiz seyircisine çifte şok yaşatıyordu. Gollum’un on yedi göbek uzaktan akrabaları olan bu gürültülü umacıların, zaten başarılı bir biçimde taşları döşenmiş bu filmin karizmasına kattıklarını inkâr edebilmek ne mümkün?  İnsanüstü hızları, ürkütücü görünümleri ve kulak zarımıza tecavüz eden çığlıklarıyla, listenin en fiyakalı canavarları arasında yer alıyorlar kendileri. 

monsters009HUNGER (Pan’in Labirenti)

Guillermo Del Toro’nun canavar tasarlama ve bu canavarların münferit yerlerine göz ekleme hastalığının en kronik biçimde ifşa olduğu film hiç kuşkusuz ki Pan’in Labirenti’ydi… Angel ve Hunger tasarımlarıyla göz zevkimize hitap eden yaratık dizaynlarıyla takdir toplayan Del Toro’nun dehasını ve Lovecraft etkilenimini Hellboy ve Blade II’de es geçmiş olanlar için Pan’in Labirenti ıskalanamayacak kadar büyük bir zokaydı!

Hunger, bütün Del Toro yaratımları içerisinde kolektif hafızamızı açık ara en fazla meşgul eden canavar tasarımıydı. Yönetmenin gedikli oyuncusu Doug Jones’un beden dilini kullanışından, hamuruna katılan grotesk tatlara kadar her açıdan “canavar gibi canavardı!”. Kaçımız gece tuvaletin yolunu tutarken böylesine ürkütücü bir ucubikle karşılaşmak ister ki?

monsters002CANAVAR (Cloverfield)

Yeni yüzyılın ilk sinemasal sansasyonuna ev sahipliği yapan Cloverfield, hem found footage müessesesinin gireceği bol efektli farklı kulvarı hemde, viral reklam dinamiklerinin alacağı yeni çehreyi işaret ediyordu. Gel gelelim dört dörtlük bu reklam kampanyası, izleyiciye yüzünü göstermeme konusunda oldukça inatçı fakat dönemin en çok merak edilen canavarını yaratmış oldu.

Neredeyse filmin finaline kadar adam akıllı göremediğimiz ama Godzilla başta olmak üzere envai çeşit “Kaiju fıstığının” gayri meşru evliliğinin ürünü olarak kabul edebileceğimiz isimsiz canavarımızı en net(!) biçimde, helikoptere kafa atmak için zıpladığı sahnede görme şerefine erişmiştik. Cloverfield, tıpkı 80’lerin düşük bütçeli korku filmlerinde olduğu gibi yaratığı göstermeden ürkütmeyi başaran dinamik bir canavar filmi örneğiydi.

monsters016NORVEÇ TROLLERİ (Trolljegeren)

Andre Ovredal, yalnızca dini metinler arasında kendine has bir umarsızlıkla gezinen, hınzır mı hınzır bir found footage örneğine imza atmakla kalmadı; aynı zamanda FRP kartlarından aşina olduğumuz bir troll imajını olduğu gibi perdeye taşıma cesareti gösterdi!

Sonuç? Hiç kuşkusuz bu zamana kadar perdede görüp görebileceğimiz hem en ürkütücü hem de en sevimli trolleri görme şerefine nail olduk! Hans gibisinden deneyimli, ayı boğan bir troll avcısının bile altını şorul şorul ıslatmasına sebep olan bu devasa troller, özellikle ormanda ağaçları ezip geçtikleri sahnelerde beylik Nordik efsanelerin en tırsınç kısımlarından, sinema perdesine sıçramış izlenimi yaratıyorlardı.

monsters003NAZI ZOMBI (Deadsnow 2: Red vs. Dead)

Tamam Nazi Zombi bu zamana kadar perdede gördüğümüz tek dişli zombi villain değil… En basitinden Romero’nun Land of the Dead filminde karşımıza diktiği Big Daddy, “karizatik zombi lider” kontenjanının ilerleyen yıllarda pek de boş kalmayacağının habercisi olmuştu. Lakin Nazi Zombi’nin kendine has hınzırlığı, umarsızlığı, soğukkanlılığı ve tabi iş bitiriciliği; en yakın rakibiyle arasını bir kaç fersah açıyordu hani!

Filmin finaline doğru, çürümeye yüz tutmuş, Kızıl Ordu mensubu toraman bir zombi irisinden yediği efsane dayağa ragmen, karizmasını kısa sürede toparlamayı başaran dostumuz, ciddi imaja sahip bir zombinin de ne kadar büyük bir mavra potansiyeli taşıdığının en “canlı” kanıtıydı!

monsters010DREN (Splice)

Eğer sevimlilik ile ürkütücülüğü tek potada eriten bir canavar arıyorsanız (ki neden böyle bir şey yapasınız) Splice filminin baş mağduru ve canisi Dren bu konuda neredeyse rakipsiz sayılabilir.

Muhtemelen Delphine Chaneac gibi bir güzeli, perdede görüp görebileceğiniz en ürkütücü haliyle karşı karşıyasınız. Daha bebeklik döneminde kendisine bakanın içerisine evlat sevgisi kabilinden duygular aşılamasına ragmen, ileride başınıza ne gibi belalar açacağının da sinyallerini veren Dren, olabilecek en alternatif Gizmo varyasyonu olarak da düşünülebilir.

monsters015PYRAMID HEAD (Silent Hill)

Aslında filmden önce oyunseverlerin korkulu rüyasıydi Pyramid Head… Kaçımız sirenler çaldığı zaman Pyramid Head’in gazabından kaçabilmek için delik aramadık ki?

Kendisi ilk olarak Silent Hill 2’de karşımıza çıkmış ve video oyun arenasında “canavar” kavramına yepyeni bir bakış açısı getirmiştir. Oyun tarihinin en ihtişamlı canavarı olan paslı teneke kafalı dostumuz, aynı karizmayı sinema perdesine taşımakta da zorlanmamıştır. Gerçekte oyundaki karakterlerimizden biri olam James’in hayal ürünü olsa da ilerleyen yıllarda Silent Hill aleminin “sattıran fallik abidesi” olarak seriyle alakalı hemen hemen her ürünün tam ortasına dikilmiştir.

monsters008NEMESIS (Resident Evil: Apocalypse)

Yine video oyun camiasından sinemaya yapılmış transferlerden biriyle karşı karşıyayız. Fakat ne yazık ki Nemesis’in, meslektaşı Pyramid Head kadar şanslı olduğunu söyleyemeyiz. Paul W.S. Anderson’ın “daha ne kadar batırabilir?” sorusunun tanım aralığını durmaksızın genişleterek beyazperdede hiç ettiği Resident Evil serisinin ikinci halkasında totosundan uydurup filme yerleştirdiği Alice karakterinin ellerine teslim ettiği Nemesis; bir kaç tekme ve tokatla etkisiz hale gelerek biz hayranlarını derinden üzmüştü. Grafik anlamda, oyundaki versiyonunu biraz daha sevimli hali olan “çaresiz” dostumuz Nemesis; Biohazard 3’te polis istasyonunun penceresinden içeri dalıp, tazı gibi peşimizde koşarak bizleri yusufçuk böceğiyle tanıştırmasının yüzü suyu hürmetine listeye girmeyi hak etti desek yeridir.

monsters013YAPIŞKANLAR (Slither)

Yapışkanlar ve yapışkanların meydana getirdiği ürkütücü mutantlar birer kombo halinde düşünüldüğünde seçkinin en beklenmedik sürprizi oldular. Grant Grant’ın bütün gün ortalıkta “et” diye sayıklayarak gezmesine vesile olan bu sülükten bozma yaratıklar, yumurtlama dönemi sona erdiğinde, alıkoydukları yuvayı korkunç bir mutasyonla tarumar ediyorlardı. Kimileri The Thing parodisi olarak kabul etse de, Slither, dönemin çiçeği burnunda yönetmeni James Gunn’ın karanlık, yapış yapış fakat ciddiyeti asla teslim etmeyen ilginç mizah anlayışının ilginç bir ürünüydü.

monsters006KING KONG (King Kong)

1933 yapımı orijinalinin aksine yeni King Kong, beyazperdede CGI ile yapılabileceklerin sınır noktasını kurcalayan meraklı bir uyarlamaydı. Performans yakalama tekniğinin süper starı kıvamına gelen Andy Serkis’in mimiklerinde vücuda gelen kıllı dostumuz, sevdiceğinin hayatını kurtarmak ile ona şiddet senfonisi izleterer erkliğini kanıtlamak arasında gidip gelen aşırı abartılı T-Rex dövüşüyle, bu mübalağalı karnavaldan galip ayrılmayı da başarmıştı.

monsters007GREY WIDOWERS (The Mist)

Beyazperdede başarılı Stephen King uyarlamalarına son yıllarda pek sık rastlamıyoruz. Hatta bu iddiayı bir adım daha ileri götürürsek eğer, başarılı King uyarlamaları uzmanı haline gelen Frank Darabont’un yönetmenliğini üstlendiği The Mist; perdede gördüğümüz son eli yüzü düzgün King uyarlamasıydı diyebiliriz. Kaldı ki, Darabont’un filminin, uyarlandığı kısa öyküye oranla daha hacimli olduğunu da gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Filmin en etkili kısımlarından biriyse hiç kuşkusuz, mahsur kaldıkları alışveriş merkezinin hemen yan tarafındaki eczaneye sızan kahramanlarımızın, mutasyona uğramış örümcekler tarafından saldırıya uğramasıydı. Araknofobisi olan bünyeleri kaşıntıya tutacak denli ürkütücü olan bu yaratıklar’ın matematiksel tanımı için kabaca Shelob ile bir kaç çeşit vampirin çiftleşmiş hali demek uygun olur.

monsters001KRAKEN (Clash Of Titans)

Denizcilerin korkulu rüyası, ahtapottan bozma Kraken, 2000’li yıllarda ilk kez Karayip Korsanları’nda “devasa diş tüneli” şeklinde karşımıza çıkmıştı. Neyse ki yeni nesil Clash of Titans filmindeki hali görece daha sevimli sayılırdı. İskandinav mitolojisinin bu en cafcaflı toramanı; filmde, adını vermiş olduğu roller coasterın kendisi kadar heybetli görünüyordu hani! O döneme kadar çoğunlukla Age of Mythology’de haşır neşir olduğumuz Kraken’ın sinema perdesine doğru ağzını köküne kadar açması, Clash of Titans gibisinden, katlanılması zor, baş ağrınızı coşturacak türden bir harala gürelenin tek adam akıllı jesti olmuştu!

monsters004WILD FEDS (Feast)

Öyle sanıyorum ki milenyumun, beyazperdedeki canavar çeşitlemelerine katmış olduğu en önemli yenilik, onlara daha sık ve bir kaç santim daha uzun dişler kondurmasıydı. Bunun yanı sıra, John Gulager’in yaratığı bu umacıların bir diğer önemli özelliği de 90’lı ve 80’li yıllarda olduğu gibi organik canavar tasarımı anlayışından sonuna kadar nasiplenmiş olmalarıydı.

Nereden nasıl geldiklerini ve amaçlarının ne olduğunu tam olarak anlayamadığımız bu cüsseli hilkat garibeleri, son 10 yılın en absürt yapımının ekşi ekşi tüketilen mezeleri olmuşlardı. İnsanlar tarafından katledilen yavrusunu bir lokmada yuttuktan sonra, dişisiyle sevişen ve kaybettiği evladının yerine yenisinin tohumunu eken erkeğinin davranışlarına bkacak olursak; kainatta pek sık rastlanan bir tür olmadıklarını söyleyebiliriz.

Film, ilginç bir biçimde Feast’in dondurulmuş ürünlerinin ülkemizde yeni yeni keşfedilmeye başladığı bir dönemde vizyona girmiştir… Yoksa…

monsters005THE CREEPER (Jeepers Creepers)

Korkuluktan bozma dostumuz, ilk filmde slasher geleneğinin en son ciddi neferi olacağının sinyallerini vermiş ve özellikle otoyol sahnesiyle milenyum seçkisinin gediklisi olacağını müjdelemişti. Serinin ikinci filmiyle birlikte, izleyiciyle daha fazla haşır neşir olan, hatta bu konuda kendisini her dakika bir merhale daha geliştirmekten çekinmeyen dostumuzun; devam filmlerinde dile gelerek, Freddy gibi espriler patlatacağına falan inanmaya başlamıştık.

Ne yazık ki beklediğimiz çıkış gerçekleşmedi ve serinin ikinci filminin ardından devam halkalarının yolunu boş boş gözler olduk. Yine de çağın koşulları düşünüldüğünde en hızlı şekilde kült mertebesine parmak değdirmeyi başaran ve potansiyelinden hiç bir şey yitirmemiş bir star canavar duruyor karşımızda!

Öteki Sinema için yazan: Fatih Yürür

Yazar hakkında: Fatih Yürür

İlk sinema deneyimi, bir Stephen King uyarlaması olan “Geri Döndüler” olmuştur. Yazmaya başladığı dönem ise aslen lise yıllarıdır. Saçma sapan korku hikayeleri kaleme almaktadır ve asıl amacı bir gün bunları görselleştirebilmektir. Çeşitli platformlarda oyun incelemeleri ve film eleştirileri yazar. Yaratmış olduğu RüyadaM adında bir animasyon ve çizgi hikaye karakteri bulunmaktadır.

9 Yorumlar

  1. Kingkong bu listede yer almamalıydı. Zira canavar tanımlaması Kingkong a uygun değil. Godzilla deseniz belki derdim ama Kingkong bu listeye uymamış. Ayrıca Kingkong bu yüzyılın yaratığı değil. İlk ortaya çıkışı bundan yaklaşık 80 yıl öncesidir. Pacific Rim deki yaratıkları yazsaydınız yeni bin yılın yaratığı derdim mesela :)

  2. Canım benim King Kong yazısı “1933 yılındaki orijinalinin aksine” diye başlıyor… Hayır kendinize bir solukluk düşünme fırsatı vermiyorsunuz sonra cevap verince küstah taraf biz oluyoruz… Hani listeyi hazırlayanı cahil belleyip kendince akıl vermişsin güzel dostum da 80 yıldır her derlemede “canavar” olarak geçen herifi “yuooogh bu canavar değil bence siz olayı bilmiyorsunuz” küstahlığıyla reddetmenin sebebi nedir?

    http://en.wikipedia.org/wiki/King_Kong

    http://monsterarchives.proboards.com/board/60/king-kong

    http://www.goodreads.com/book/show/2687286-monster-madness

    bunları bir oku dahasını öneririm de böyle boş, kuru, sebepsiz ve neşesiz kronik muhalefete bir son verin rica ediyorum…

  3. Fatih cim benim birşey redettiğim yok. Kustahlıksa senin yorumlara bakış açın. Bu tarz yaklaşacaksan Bir Cevap Yazın kısmını kapat bence. Ben sana olayı bilmiyorsun mu dedim. Bana göre KingKong canavar değil dedim. Hatta bu milenyumun hiç değil dedim. Bana görenin altını çizerim. Her derlemeye seninde uyman, aynı görüşte olman beni ilgilendirmez. Ben kendi bakış açımı dile getirdim. Keşke sende öyle yapsaydın.

  4. “Ayrıca Kingkong bu yüzyılın yaratığı değil. İlk ortaya çıkışı bundan yaklaşık 80 yıl öncesidir.”

    Ben de diyorum ki listeyi derleyen kişi olarak bizzat bunu yukarıda belirtmişim… Kaldı ki “King Kong bu yüzyılın canavarıdır / yaratığıdır.” Gibisinden bir iddia yok zaten ortada… Yani yazı King Kong veya Kraken’ın kökeniyle alakalı herhangi bir hipoteze sahip değil… Burada bahsi geçen Peter Jackson’ın yarattığı King Kong ve Letterrier’ın filmlerinde karşımıza çıkan yorumuyla Kraken’dır. Bu yaratıkların revize edilmiş hallerini listeye almam sizde “Bak evladım king kong 80 yıl öncesinin yaratığıdır” açıklamasına yol açıyorsa, listeyi hazırlayana karşı çok da iyimser olduğunuzu söyleyemem. Mesele eleştiri çekememek, çemkirmek değil burada üslup beni biraz gıdıklıyor. Haa bloglardaki cevap yazın kısmının amacı yazara tarih dersi vermeye çalışmaksa orasını bilemem ama hemen hemen her sitede benzer derlemeleri yapanlara karşı bu ilginç tavrı görüyorum. Mesele derleme konusunda benimle hem fikir olmanız değil, sadece üslup ve bu üsluptaki sıkıntıyı gerçekten göremiyorsanız da durum epey vahim ;) Sevgilerle…

  5. King Kong her yönüyle bir canavardır… Bana göre ona göre diye tartışılacak bir nokta göremiyorum. Yaratık kelimesiyle canavarı karşılartıyor olabilir misin Fevzi? King Kong ve Kraken farklı yüzyıllarda yaratılmıştır diye yola çıksaydın bir yerinden tutabilirdik o noktada Fatih gerekli açıklamyı yapmış.

    Genellikle bu gibi sorunların bu tür filmler için yapılan tartışmaların kökeninde çevirilerin olduğunu düşünüyorum. Giant, monster, gibi kavramları herkes kendince bir şekilde tanımlıyor galiba… Dev bir maymun, dev bir örümcek veya dev bir tavuk Canavar statüsünde değil hayvan statüsünde mi ele alacaksın? O zaman katil piranhalar jaws gibi filmleri nereye koyacaksın? detayın detayın detayından bir tartışma olmaz herkesin bir bakış açısı var ama genele yazılan yazılarda eğer kendi bakış açını detaylı bir şekilde açıklamıyor ve ikna etmiyorsan “bana göre” diye yazacağın bir savunmanın altı da çok dolu değil gibi…

  6. Sevigli Utku, bu yazıdaki top 15 canavarın 14 u yaratık, kalan 1 de yani King Kong da canavar. Yazının başlığı nedir: 15 canavar. Bende eğer bunlar canavar ise King Kong değildir diyorum. Çünkü canavar dediklerinizden 14 u (kalan kısmı) yaratıktır. O yüzden size göre bana göre anlam karmaşası oluyor. Ben sinema profösörü değilim. Sizlerinde bilir kişi olduğunu sanmıyorum. Bu yüzden de sizin görüşünüze katılmadığım bir noktayı yazdım. Ben birşey savunmıyorum, yazıyı yazan ben değilimki savunayım. Ama benim görüşüm hatalı diyorsanız bu da sizin yorumunuzdur. Sonuçta bilimsel makale yazmıyorsunuz burada. Sizler durumu tartışmak yerine savunma hattına çekilip yükleniyorsunuz. Keyifli bir sitede yazı yazıp insanlarda sizinle bunu konuşamıyacaksa daha öncede söylediğim gibi Bir Cevap Yazın sekmesini kaldırın sayfanızdan.

  7. “söylediğim gibi Bir Cevap Yazın sekmesini kaldırın sayfanızdan.”

    Mesele bir kere daha aynı yere geldiğine göre, ne yazının kendisini ne de size verilen cevapları okuma gereği duyduğunuzu sanmıyorum…Size yazılan bir cevabın sonunu getirmeden cevap yazmak yerine, yazılanın tamamını okuyup, niyeti anlamaya çalışıp, derincene bir nefes aldıktan sonra yazmış olsanız mesela, hem bizim derdimizi anlayacaksınız hem de biz sizi -bizi dikkate aldığınıza da inanarak ciddiye alacağız. Diğer türlü mesele “karşı tarafa haklılığını” dikte etmekten öteye gidemez. Bu yolla da sonu sağlıklı biten bir tartışmaya ben şahsen rastlamış değilim… Sağlıcakla…

  8. Sevgili Fevzi
    Monster movie olayını Türkçeye Canavar filmleir olarak çeviriyoruz… Bugün dünyadaki pek çok monster film listesinde King Kong yer alır…. Normal bir gorilla boyutunda olmadığına göre King Kongta bir canavardır…

    Bunun dışında eğer bir tezin ve bu konuyu genişletecek bilgileirn var ise bunları ve senin kendi canavar kavramını ne olduğunu yazarak tartışmanı dilerim…
    Görüşün hatalı çünkü bir kavram var elinde ve onun içini doldurarark yazmıyorsun haliyle bu direct yazıyı yazana bir saldırı halini alıyor…
    Eğer amacın yazara saldırmak değilse lütfen canavar nedir ne değildir bunu netleştir

  9. Ahmet Fatih Yıldız

    Aman arkadaş niye tartışıyorsunuz şahsen okudum eğlendim işte bu :)
    Belki ilaveler olabilir ancak güzel liste teşekkür ederiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: