Unhinged (1982)

Unhinged 1982 yılı mahsulü Don Gronquist tarafından yönetilmiş olan ABD yapımı bir film. Yönetmenin iki filmden ibaret kısır filmografisindeki ilk film.

Öteki Sinema için yazan Murat Kızılca

Terry, Nancy ve Gloria isimli aktif, dinamik ve heyecanlı üç genç kız bir konsere gitmek üzere arabayla yola çıkarlar. Şehirlerarası ıssız bir yolda giderken (tahmin edileceği üzere) kaza yaparlar. Uyandıklarında kendilerini Penrose ailesine ait bir köşkte bulurlar. Aile, tekerlekli sandalyeye mahkum Mrs. Penrose ve evde kalmış izlenimi veren, yaşı geçkin kızı Marion’dan ibarettir. Mrs. Penrose evde tam bir diktatör havası estirmektedir. Kendisini annesine adamış gibi görünen Marion cefakar, vefalı bir görüntü çizmesine rağmen, her sözünden sırlarla dolu olduğunun işaretlerini vermektedir. Tabii ki evde telefon yoktur,  köşk en yakın kasabaya çok uzaktır ve sakinlerinin de bir arabası yoktur. Gloria, diğer kızların aksine, kazada ağır yaralanmıştır. Mecburen orada birkaç gece geçirmek zorunda kalırlar. Köşk çok büyük olduğu için her biri ayrı odada kalır. İlk gece Nancy bir erkeğin masturbatif sesler çıkarttığını işitir. Zaten garip ev sahiplerinden rahatsız olduğundan, bir de üzerine bu olay eklenince, mekanı bir an önce terk etmek ister. Üç genç kız, sırlarla dolu köşkten sağ salim kurtulabilecekler midir?

Unhinged, seksenlerin kıyıda köşede kalmış, hatta unutulmaya yüz tutmuş slasher örneklerinden biri. Zamanında meşhur “Video Nasties” listesinde adı geçtiği için özellikle İngiltere’de korku severler arasında bir parça merak konusu olmuş, listeye girme sebebi aşırı çıplaklık ve aşırı şiddet içeren cinayet sahneleri olarak gösterilmiştir. Filmin DVD’si ABD’de 2002, İngiltere’de ise ancak 2004 yılında basılmıştır. Bu sayede kesilmemiş (uncut) DVD’yi izlediğimizde gördük ki yasaklanma sebebi olarak gösterilen çıplaklık ve şiddet içeren sahneler (değil bugün için), seksenler için bile bir aşırılık içermiyor. Yani Unhinged, kesinlikle “Video Nasties” listesine girmeyi hak edecek(!) bir film değil.

Filmin kötü manada rahatsız edici birçok yönü var. Oyunculuklar çok zayıf. Belki burada Marion rolündeki J.E. Penner’i ayrı tutabiliriz ama onun performansının da vasatı aşabildiğini söylemek zor. Tempo, Bela Tarr filmlerini aratmayacak denli yavaş. Tamam, ağır tempo bazı durumlarda filme artı katkı sağlayan bir unsur ama burada hepi topu göreceğimiz üç dört cinayet sahnesinin etrafını doldurmak için çekilmiş hissi veren, anlamsız diyaloglarla dolu, tampon etkisi yapan sahneler bütününden bahsediyorum. Seksen dakika gibi oldukça ekonomik sayılabilecek süresine rağmen, filmi izlerken zaman zaman çin işkencesi tadında eziyetlere maruz kalıyor gibi hissetmek olası. Hele filmin müzikleri yok mu, kelimenin tam anlamıyla sinir bozucu dersem abartmış olmam sanırım.

Film için olumlu manada söyleyebileceğim tek şey filmin finalindeki sürprizin hiç fena olmaması. Ama bunun için bu kadar cefa çekilir mi derseniz, çekilmez demek zorundayım.

E o zaman neden bu filmden bahsediyorum? Seksenlerin slasherları arasında kült statüsüne ulaşmış Sleepaway Camp (1983, y. Robert Hiltzik) benim pek ısınamadığım bir filmdir. Görsel açıdan zayıf ve yaratıcılık katsayısı düşük cinayet sahneleri, türe ait en önem verilen özellik bakımından sınıfta kalmasının en büyük sebebi. Finaldeki şok edici olarak tasvir edilen sürprizinin filmin en büyük kozu olduğu söylenir. Asıl varmak istediğim yere geleyim; bu iki filmi karşılaştırdığımızda birçok ortak nokta olduğu görülüyor. Hatta bütün yazı boyunca (biraz da abartarak) yerden yere vurduğum Unhinged’in Sleepaway Camp’den çok daha başarılı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Anlam veremediğim şey, birbirine benzeyen bu iki filmden ehven-i şer Unhinged unutulup engin sinema deryasında kaybolmaya yüz tutarken, Sleepaway Camp akabinde çekilen devam filmlerinin de desteği ile rahatlıkla “kült” statüsüne layık görülmüş, seksenlerin slasherları dendiğinde ilk akla gelen filmlerden biri olmuştur. Hayat çok acayip.

Sonsöz: Zaten bulunması çok zor olan, seksenli yıllara ait bu slasher sadece türe gönül verenlere tavsiye edebileceğim bir film. Zamanında çok ses getiren yasaklı filmler listesi “Video Nasties”e girmemiş olsa büyük ihtimal radarıma girmeyecek ve filmi izlemeyecektim. Unhinged, “Video Nasties” özelinde sansür denilen insanlık ayıbı bir kavramın bir süre sonra ne kadar keyfi kararlara yol açabileceğinin önemli bir örneği.

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

2 Yorumlar

  1. Çok sevdiğim bir film!!

  2. Murat Kızılca

    Sleepaway Camp’ten çok daha iyi olduğu kesin. :))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: