Bir Zamanlar Yeşilçam’da: Ünsal Emre

Bu sefer hüzünlü bir hikâye anlatmak istiyorum. Ünsal Emre bence gelmiş geçmiş Yeşilçam jönleri içinde ilk üçe oynar. Ama sanki o filmlerde canlandırdığı 70’li yılların delikanlı rollerinde takılmış. Beraber takılmışlığımız, hatta oynamışlığımız var, Hanımın Çiftliği dizisinde, Adana’da, Antakya’da kaldık 2 ay.

Birinci sınıf yerleri sevmez, underground yerleri sever. Galatasaray kulübünün sokağında 60’lı yıllardan kalma bir bar vardı, şimdi yok: Gondola bilmem ne (belki eskiler hatırlar ismini). Bir zamanların en lüks yeriymiş. İçeri giriyoruz, loş. Eski dansözlerden Özcan Tekgül, yaşlanmış, orada saklanıyor. Etrafında koşanlar kalmamış. Ünsal abi kibar bir şekilde o yaşlıca kadının adını söylüyor kulağıma. Bazı insanlar saklanmayı sever. Bu adamın saklanması başka. Sanki 70’li yıların avantür filmlerindeki sahnelere saklanıyor. Sanki zamanı durdurmaya çalışıyor.

‘74 yapımı bir filmin içindeyiz ama ucuz bir yapım. Ünsal Emre yine başrolde. Daha önce izlediğim filmde ben de varım. Filmin içinden çıkamamış orada kalmış, aynı rolde. Cool takılıyor. Bir filmin sahnesini hatırlıyorum o an.

Ünsal Emre salonda bir şişe viskiyi bitirmek üzeredir. O sırada salona yarı çıplak Meral Deniz girer. (O diyaloglar müthiş!)

Meral: Seni seviyorum, neden cevap vermiyorsun? (sessizlik) Yeter artık içme. Konuşmuyorsun. İçerken meyve istemez misin?

Tam bu sırada garson masaya hıyar koyuyor. Tekrar filme dönelim.

Ünsal: Meyvesine göre değişir hayatım.

Meral: Hislerimle oynuyorsun, beni neden kırıyorsun?

Ünsal: Bugün yine efkârlıyım, kafam da kıyak ama madem ki istiyorsun, kırılma bana. Kıvrıl ama kırılma.

Sadettin Erbil’in dublaj sesi fragman “KIVRIL AMA KIRILMA!”

Bir sevişme sahnesinin üstüne fragman dublajı: “Kıvrıl anam, kıvrıl, kıvrıl. Ama kırılma.”

Bu sesleri duyuyorum, filmin o sahnesindeyim.

Ve inanın Ünsal Emre kadınlara çok saygılı, hep cool. O konuları açmıyoruz bile.

Tarık Akan ile aynı derginin yarışmasından girmiş sinemaya. “Ses” dergisi olmalı.

Az konuşuyor. Ama Kasımpaşa çocuğu olduğundan Beyoğlu âlemlerini seviyor. Üstelik pavyon.

Şimdiki aklım olsa daha çok kalmak isterdim. İster istemez sıkılıyorum. Başka bir yere gidiyoruz. Harbiye Radyo Evi ile Divan Otel’in karşısındaki sokakta bir bar. Yine underground. Yaş ortalaması yüksek. En genç kadın 50 yaşında ama şık, bakımlı, içerisi sigara dumanı, sis. “Hoş geldin Ünsalcımm” diyorlar. Bar, pavyon falan değil. İçerde kart adamlar var, kart dağıtıyorlar. Yok, haksızlık olur. Bugün o adamlardaki derinliği görüyorum. Saklanıyorlar, kaçamak… Mutsuzluk var Amerikan barda. Adı “Margaret”, “Elizabeth Bar” falan gibi, sanki uydurulmuş, lüks bir yer. Sigara dumanı sis, yabancı müzik çalar, adamlar şık, kebapçı kılıklı kimse yok. Onlara hitap etmez. Garson ve barmen papyonlu.

Son bahisler, son zamparalık. Belki sabaha kadar açık. Meyve tabağında kesilmiş elma, mandalina, yuvarlak dilim muzlar var, bir bardağa havuçlar ince uzun kesilmiş. Rakı içiyoruz. Ama mutsuzluk buram buram.

Yanımıza gelen her kadından gururlanıyor Ünsal Bey. Kaşar kadınlar. Yaşlı, karanlıkta anlaşılmıyorlar. Rakı içiyoruz, kafalar o biçim. Böyle yerleri seviyor Ünsal Emre.

Ha ucuz yerler değil. Karanlık, loş, sigara dumanlı, sisli yalnızlıklar, 70’li yılları sayıklamak. Orada takılmış kalmış. Her an kapıdan Yeşilçam’ın kavgacıları girebilir… Süheyl Eğriboz, Hakkı Kıvanç, İhsan Baykal… Belki komik girer, Baykal Kent… Veya kadınlar Meral Deniz, Aynur Akarsu, Figen Han… Onları bekliyor belki ama gelen giden yok, sahte kahkahalar yükseliyor. O öyle yaşadı, öyle öldü. Kendini 70’li yılların gecelerine bırakarak. Biraz Bukowski’lik var. Ünsal Emre ile birlikte o barlar da öldü sanırım. Hatta daha önce öldü. Belki Ünsal Bey de ondan öldü.

Öteki Sinema için yazan: Osman Cavcı

Yazar hakkında: Osman Cavcı

1962 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Cavcı, tiyatro sanatçısı İsmail Cavcı' nın oğludur. Baba mesleği olan tiyatroya olan aşkı 1972' de bir turnede (İzmir Turnesi) başlamıştır. Daha sonraları Ertem Eğilmez ile tanışmasının ardından 1981 yılında sinemaya adım atmıştır. İlk sinema filmi Ertem Eğilmez'in yönettiği Hababam Sınıfı Güle Güle'dir. İlk sinema filminden sonra Türk filmlerinde rol almaya devam etmiş, Muhsin Bey filmi ile genç yaşta kariyerinin zirvesini yakalamıştır. Muhsin Bey'de organizatör Muhsin Kanadıkırık'ın genç yardımcısını kendi adıyla oynamıştır. Filmdeki bu rolüyle geniş kitlelerce tanınmıştır.

Bir yorum var

  1. Mansur Yıldırım

    Baştan sona keyifle okudum, güzel bir yazı olmuş. Ünsal Emre kötü adam rollerinde daha iyi bir oyuncuydu, Allah rahmet eylesin. Osman Abiye de Allah uzun ömürler versin. Yazı için teşekkürler ederim, yazıların devamını da bekliyoruz sevgili Osman Abi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: