The Walking Dead Sezon 6 Bölüm 12: “Not Tomorrow Yet”

Muhtemeldir ki TV tarihinde gerilimi arttırmayı The Walking Dead kadar iyi başaran bir dizi daha yoktur. Gene kırk dakika boyunca soğuk terler attığımız, tam rahatladık derken can evimizden vurulduğumuz bir bölümü geride bıraktık. Finale doğru dolu dizgin koşarken bakalım Rick ve arkadaşları içine düştükleri bu bataktan nasıl çıkacak?

The Walking Dead Not Tomorrow Yet
Tom Payne (Jesus) ve Danai Gurira (Michonne) – Photo Credit: Gene Page/AMC

Her şey iki bölüm önce gizemli yabancı Jesus ile tanışmaları ile başlamıştı. Jesus ile ters başlayan ilişkileri yerini bir tür dostluğa bıraktı. Böylece yakınlarında farklı topluluklar olduğunu ve birbirleri ile çıkar alışverişinde bulunabileceklerini, bir ticari birliktelik sağlayabileceklerini öğrendiler.

Ancak tabii ki TWD evreninde hiçbir şey göründüğü kadar basit değildir. Jesus’un topluluğu Hilltop, gıda bakımından çok daha verimli iken başlarında bir bela vardı. Negan adlı liderleri ile Saviors (kurtarıcılar) ekibi Hilltop’un erzağının çoğunu alıp karşılığında onları öldürmemeyi vaat etmişti. Rick ise bu duruma bir dur demeye karar verdi ve Saviors’ı ininde vurup Hilltop ile ilişkileri sağlamlaştırma kararı almıştı.

Hikayenin bu noktasında başlayan bölüm Not Tomorrow Yet (Henüz yarın değil) tüm bu problemlerin ortasında bizi sakin bir Alexandria sabahı ile karşılıyor. Carol ormanda topladığı fındıklarla topluluğa kurabiye yapıp dağıtırken sanki bütün problemler arkada bırakılmış gibi geliyor. Ancak Hilltop’a gidenler geri geliyor ve Rick Alexandria ahalisini toplayıp onlara olanları bir bir anlatmaya başlıyor.

Bunca saldırgandan kurtulduktan sonra başlarındaki yeni belanın adı Negan’dır. Negan er geç onları avlayacaktır ama sürpriz bir atakla hem Saviors’dan kurtulabilirler, hem de Hilltop’tan gıda yardımı alabilirler. Bunun için de hepsini öldürmeleri gereklidir.

Not Tomorrow Yet walking dead

Bu plana karşı çıkan sadece Morgan olur. Önce konuşma taraftarı olan Morgan onlara bir şans vermelerinin gerektiğini söyler. Ancak Morgan’ın önceki kararı ile The Wolves üyesini canlı bırakmasının neredeyse Denise’in başını yaktığını Rick bilmemektedir.

Gene de Morgan’dan yana kimse çıkmaz ve plan için hazırlıklar başlar. Yeni aşklar ve ayrılıklar ile geçen saatlerin sonunda ekip gece yarısı Saviors’ın kapısına dayanır. Gerilimin doruklarında gezen dizinin son 10-15 dakikalık bu bölümünde hem insan öldürmekten beis duymayan Rick’i, hem de Glenn gibi bu konuda tecrübesiz olanları izliyoruz. Ancak ekip büyük bir çatışmanın sonunda ortamdan galibiyetle ayırlıyor. Ya da en azından öyle olduğunu düşünüyorlar, ta ki bir telsiz sesi duyuncaya kadar…

Seth Hoffman’ın yazdığı bölüm senaryosu hem psikolojik hem de grafiksel gerilimi vermekte başarılı. Yeni bir çift olma yolunda ilerleyen Carol ve Tobin arasındaki romantik dakikalar, Glenn ve Heath’in şimdiye kadar hiç insan öldürmediklerinin farkına varmaları, Tara’nın buna benzer bir durumla karşılaştığını Peder’e günah çıkartırcasına anlatışı, Abraham ve Rosita’nın ölümcül plan öncesi ayrılışı gibi diyalog yüklü sahnelerden tam bir doksanlar aksiyonuna dönen bölüm iki dengeyi de kurmakta başarılı.

walking dead Not Tomorrow Yet

Not Tomorrow Yet, The Walking Dead dünyasının ana konusu olan insanlığın kötücüllüğü üzerine giden en iyi bölümlerden biri olarak TV tarihindeki yerini alıyor. Bakalım kalan dört bölümde Alexandria’lılar ne tür tehlikeler ile karşı karşıya kalacak. Zombi mi?… Ne??

Öteki Sinema için yazan: Masis Üşenmez

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

Bir yorum var

  1. Güzel bir yazı olmuş. The Walking dead sezon finali bölümü için sayfalar dolusu yazılar yazılabilir. Devamını bekliyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: