Warcraft (2016)

3045470-5Bilgisayar oyunları sayesinde insanlar yıllardır evlerinden çıkmadan başka dünyalarda geçen sihir dolu fantastik maceralar yaşıyor. Bunların en meşhurlarından olan Warcraft, Blizzard Entertainment firmasının mamulü olan, milyonlarca kişinin oynadığı fantastik bir oyun. Oyunun içinde insanlar, orklar, cüceler ve elfler cirit atıyor, tıpkı Yüzüklerin Efendisi’nde olduğu gibi… Bu serinin bir sürü kitabı, çizgi romanı falan da var ve hatta film Rise of the Horde adlı romandan uyarlama.

Size bir iyi bir de kötü haberim var! İyi haber; filmi az kalsın Uwe Boll yönetecekti ki kendisi oyun uyarlamaları için adeta bir mezar kazıcıdır ama proje ondan alınıp Moon ile büyük sükse yapan ve umut vadeden Duncan Jones’a emanet edildi. Kötü haber; film dışarıda yerden yere vuruluyor, inanın bana hiçbir ork baltası bile eleştirmenlerin acımasız kalemi kadar güçlü değil. Duncan Jones’un, M. Night Shyamalan’ın The Last Airbender filmine benzer bir başarısızlığa imza attığından bahsediliyordu. Tüm bunları filmi görmeden önce okumuştum ve fragmanlar da pek ilgimi çekmediği için umudum tükenmişti. Kendi kalemimi bilemeye başlamıştım bile diyebilirim ancak yanıldım! Warcraft’ın beyazperde uyarlaması beni Star Wars ya da Yüzüklerin Efendisi’ndeki kadar zengin bir fantastik serüvenin içine soktu.

travis-fimmel-lothar-warcraft-movie-header-675x379

Öncelikle, bu uyduruk CGI efektlerle kaplanmış sıradan bir fantastik değil. Oyundaki tüm elementler başarıyla perdeye taşınmış. Görsel efektler, özellikle ork ırkının karakter modellemeleri bir zamanlar Final Fantasy izlerken olduğu gibi ağızları açık bırakıyor! Film daha en başında bunun havasını atıyor ve hakkı da var. Kesinlikle devrimci bir çaba var bu anlamda… Avatar’dan da mı iyi? Evet! O yüzden olsa gerek konu insanların dünyasına ve onların meselelerine döndüğünde sıkılmaya başlıyorsunuz. Filmin en kötü tarafı da bu, orkların dünyası çok heyecanlı ve şiddet yüklüyken, insanların sonu gelmez bıdı bıdısı bir sürü ölü ana yol ve dikkatsiz bir seyircinin sıkılmasına yol açabilir.

Warcraft evreninde bir sürü dünya var ve işte ork da olsa insan da olsa aç, doymuyor, güç ve fetih peşinde… Gerçek dünya tarihi de bunlarla dolu, Kuzeyli barbar kavimlerin Avrupa şehir devletlerine saldırması mevzusunu alın, işin içine kuş kafalı uçan kaplanlar, büyücüler, dev savaş kurtları, canlanıp ortalığı dağıtan dev heykeller ve çeşit çeşit yaratık ekleyin ve film yapın! Neyse ki Warcraft filmi fantastikmiş gibi yapmıyor. Seyircisini alıp başka bir dünyanın içine sokmayı başarıyor. Star Wars ya da Yüzüklerin Efendisi filmlerinin yaptığı gibi; ne çok yabancı ne de çok benzer. Bu da seyirciyi fantastik bir gezintiye çıkarmak için en büyük şart. Görkemli bir şekilde batan John Carter’dan beri kimse bu kadar büyük bütçeli bir fantastik işe (devam eden serileri saymıyorum) kalkışmamıştı. Büyük risk ancak oyun içi videolarıyla (cinematic) her zaman “keşke filmi yapılsa” denen bir olayı vardı Warcraft’ın ancak geç kalındı diyemem. Oyundaki hayal gücüne sinemanın görselleştirme imkanlarının şimdilerde yettiği ortada…

3048294-warcraft

Bu filmi seyredenlerin bir kısmı oyunun fanatikleri olacak ki onların yargıları çok önemlidir. Eğer önlerine konan şeyi beğenmezlerse acımadan harcarlar, tıpkı Dredd filminin başına geldiği gibi ancak ben bunu da ilk elden tecrübe etme olanağı buldum. Basın gösteriminde hemen yanımda oturan iki oyun fanatiğinin heyecanı yazılar çıkana kadar devam etti. Onlarınki biraz doz aşımı seviyesinde olsa da bu coşkuyu oyunun hayranları tarafından filme verilen bir onay olarak yorumladım.

Uzun lafın kısası, Warcraft kimi sıkıntılarına rağmen fantastik severler için kaçırılmaması gereken bir macera, devam filmleri için de sıkıcı olmayan bir başlangıç hikayesi sunuyor. Görsel efektler göz kamaştırıcı ve finaldeki savaş hem duygusal hem de görsel anlamda etkileyici. İşin arkasında 20 aylık yoğun bir emek var ve buna değmiş, bilet paranızın karşılığını alacaksınız. İyi seyirler…

[email protected]

İlk yayın: http://www.beyazperde.com/filmler/film-129526/elestiriler-beyazperde/

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir