White House Down (2013)

Bizim gibi video dönemi kaslı-silahlı abilere denk gelmiş bünyeler için 2000’li yıllar biraz garip geçti. Evet teknoloji ilerledi teknik olarak ve pek çok şey daha iyi kotarılabiliyor ama dublör destekli yapılmış, ter kokan aksiyon sahnelerinin yerini teknoloji bir türlü alamıyor gibi. Evet, tamam her şey daha hızlı olabiliyor ama o kakofonide her şey hızdan ibaret.

Bu noktada Stallone, The Expendables ile açığı kapatmaya ve teknoloji ile teri birleştirmeye gönül verdi iyi de oldu. Benim için üçte iki başarı sağladı. 2000’li yıllarda, hatırı sayılır miktarda aksiyon filmi olmasına rağmen kaslı cengaverler hep süper kahramanlar arasından çıktı.

Holywood’un komplo teorisi soslu filmlerinde ise son yıllarda bir düşüş var nedense. Ayrıca örnekleri az olsa da politik gerilim filmlerinin kaslı kahramanlar ile birleştiği filmler ilginç yerlere gidebiliyor. Genelde Bourne Idendity gibi casus filmleri o yönde olsa da sonuçta hikayemiz casuslarımızın etrafında dönüyor. Ağır komplo teorilerine sahip filmler de doz ayarlama sorunsalı vardır. İş genellikle ABD’yi eleştiri gibi yapsa da Amerikan propagandasına bağlanır. Ama bazı filmler her şeyi dengeye oturtmayı başarabilmişlerdir. Bu konuda benim için en iyi film Will Smith’in Gene Hackman ile oynadığı Enemy of the State filmidir. Orada da kaslı adam yerine Hackman’ın ince zekası ve tecrübesi vardı.

2013 yılı yapımı White House Down (Beyaz saray Düştü) filminde, Universal Soldier (1992) Stargate (1994) Independence Day (1996) Godzilla (1998) The Patriot (2000) The Day After Tomorrow (2004) filmlerinden tanıdığımız Roland Emmerich yönetmen koltuğunda…

8613503452_90e9e3e98a_z

Filme geçmeden önce bilerek yönetmenin hangi filmlere imza attığını yazmak istedim çünkü aşağı yukarı bu filmde neler bulabileceğimizi gösteren ipuçları gizli. Micheal Bay kadar gözümüze sokmasa da Emmerich’te belli Holywood klişelerini benimseyen, hedef kitlesi belli ve tribünlere oynamayı seven bir yönetmen.

2013 yılı ilginç bir yıl olmuş çünkü o yıl piyasaya Siyah Başkanlı beyaz saraya yapılan terörist saldırı konusunu işleyen bir diğer filmde Morgan Freeman’lı Olympus Has Fallen.. O filmi izlemediğim için bir karşılaştırma yapamıyorum ancak iki film arasında bayağı fark olduğu yazılıp çizilmişti.

Filmde bildiğimiz mutlu bir başlangıç olmasına rağmen Televizyonların verdiği haberler ile bir komplo müjdeleniyor. Başkanımız Sawyer’ı, Jamie Foxx canlandırmış. Foxx idealist ve Pollyannacılığa gönül vermiş bir başkan çizgisinde ancak “Derin ABD” bunları yemiyor tabi!

Genellikle bu gibi filmlerde içerdeki adam her şeyi organize eder. Yani bu durum için bir klişe dememiz yanlış olmaz. Bu filmde de güvenlik şefi de parlatılarak içerideki kara kedi olarak sunuluyor. Bunu bir sürprizbozan (spoiler) olarak vermiyor çünkü filmin asıl sürprizi başka. Aslında birkaç noktada yönetmen izleyiciyi terse yatırıyor ama bunları filmi izleyip görmenizi istediğim için yazmak istemiyorum.

9207391288_3947e14aaa_z

Filmdeki Klişeler:

İçerideki köstebek… / Kızını kurtarmaya çalışan baba… / Yaşına göre oldukça uyanık küçük kız… / İyi niyetli ve idealist siyah başkan… / Tek başına bütün teröristleri haklayan koruma… / Zor kararlara insancıl olarak varabilen komutan… / RPG ile bir türlü ile hedefi tutturamayan keskin nişancı…

Bu gibi pek çok sahne var ama hikayemiz Die Hard filmlerindeki gibi kazanma çevresinde dönüyor. Silah lobisi etrafında dönen politik ve aksiyon gerilime paralel olarak korumayı oynayan John Cale bu oyunu bozacağına yemin ediyor. Tabi terörist saldırıya kadar kızını çok fazla görmemiz bizi kıllandırmıyor değil ancak Emmerich hikayenin büyük bir kısmını küçük kız üzerine yıkarak bizleri şaşırtmıyor. Aynı The Day After Tomorrow filminde olduğu gibi baba kızını kurtarmak için her şeyi göze alıyor. Aslında Emmerich bunu hep yapıyor. Ancak bu kez yaptıklarını bir de Beyaz Saray’da denemek istemiş izlenimi bırakıyor bizde.

9034616049_6f081f8939_zFilmin aksiyon dozu düşünüldüğünde kendi türü için bile şiddet dozunun yüksek olduğunu söylemek gerekli. Hele hele Amerikan başkanını, kaslı kahramanımıza partner olarak kullanmayı tercih etmesi de zaten yönetmenin hedeflediği kitleyi biraz gösteriyor gibi. Öyle ya Amerikan başkanı olsa da o bir Amerikalı ve kavgaya her daim gelebilir. Kısacası bu filmi 16 yaşından daha büyüklerin ciddiye alması zor ancak özellikle silah lobisine yaptığı göndermeler Emmerich için bile cesur.

Bir pazar akşamı 2 film izlemeyi seçmişseniz, patlamış mısırınız ve içeceğinizle oturup asıl filme ısınmak için izleyebileceğiniz çerez bir film ancak tek sorunu 131 dakika olması yani bir çerez film için biraz uzun. Öte yandan eğer Amerika’ya seyahat edip Beyaz Sarayı gezmek istiyorsanız film sayesinde iyi ve detaylı bir ön tur yapabiliyoruz. Film elbette bir aksiyon klasiği değil ama ne olursa olsun Amerika’yı vurmak isteyenlerin Ortadoğulu veya Rus teröristler olmadığını filmde gördüğümüzden dolayı en azından izlenmeyi hak eden bir politik gerilim aksiyon film olduğunu düşünüyorum.

Yazar hakkında: Utku Uluer

1974'te Moda'da doğdu. İtalyada yaşıyor. Italyanca ve Ingilizce dillerinde profesyonel turist rehberliği yapıyor. 1994 yılında Doğuş FM de Katiller de Ağlar müzik programı ile başlayan DJ'lik tutkusu DJ Legoman ismiyle farklı bir noktaya taşındı. 2007 yılında Sinematik yeşilçam sitesini kurdu, O zamandan beri Sinematik Yeşilçam ve Öteki Sinema'da kafasına göre yazmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir