Y The Last Man Hayran Filmi

Brian K. Vaughan’ın yazıp, Pia Guerra’nın çizdiği 60 sayılık çizgi roman serisi Y The Last Man, 2002’de yayınlanmaya başlayıp 2007’de tamamlanana kadar kendine çok sayıda hayran edindi ve Vaughan’ı sadece çizgi roman sektörünün değil televizyon dizileri için de aranan bir yazar haline getirdi.

Dünya üzerindeki erkek nüfusunun, bir kişi hariç, tamamının aynı anda gizemli bir şekilde öldüğü bu distopya (kimine göre ütopya), hayatta kalan tek erkek, Ingiliz edebiyatı mezunu, “kaçış sanatçısı” Yorick Brown’ın, Ajan 355 kod adlı bir kadınla ve maymunu Ampersand’le beraber neden hayatta kaldığının sırrını çözmek ve dünya nüfusunun geleceğini korumak üzere yollara düşmesini ve bu esnada sevgilisi Beth’i bulmaya çalışmasını anlatıyor. Erkeksiz bu dünyada ise onu bekleyen farklı tehlikeler var.

Vaughan Y The Last Man’in film haklarını 2007’de New Line’a sattı. O dönemden beri sürüncemede kalan projede ilk başlarda yönetmen olarak D. J. Caruso ve yapımcı olarak David S. Goyer’in adı geçiyordu. Caruso hikayeyi bir filme sığdıramayacağını düşünerek bir üçleme yapmayı planlıyordu, fakat stüdyo yöneticileriyle bu konuda anlaşmazlığa düştüğünden 2010 yılında projeden çekildi. Bu esnada baş karakter Yorick Brown için, Shia LeBouf’un adı geçiyordu – ki bu satırların yazarı bunun fevkalade kötü bir fikir olduğunu düşünmekteydi. Netice itibariyle, Y the Last Man, halen Hollywood’dakilerin “development hell” dedikleri bir yerde sıkışıp kalmış durumda, fakat bu çizgi romanın hayranlarının boş durdukları anlamına gelmiyor.

2011 yılında Noteworthy Productions’ın yaptığı 20 dakikalık bir filmden sonra, geçtiğimiz günlerde, Christian Cardona’nın yazıp yönettiği, Y The Last Man Rising kalburüstü bir hayran filmi daha ortaya çıktı. Cardona, aralarında Lost, Black Swan, Captain America: The First Avenger gibi film ve dizilerin bulunduğu çok sayıda yapımda özel efektler alanında çalışmış. Bu filmde kullanılan özel efektlere de olumlu olarak yansımış. Düşen uçak ve helikopter sahneleri, benzeri hayran filmlerine göre oldukça iyi. Filmde, serinin kimi önemli anlarından sahneler bir araya getirilip kurgulanmış. Tüm erkeklerin öldüğü ilk sahne, Yorick ve 355’in yolda bazı önemli düşmanlarıyla karşılaşmaları ve Yorick’in kız kardeşi Hero’nun sürpriz bir şekilde hikayeye dahil olması bunlardan bazıları. Ayrıca, senaryo, erkeklerin kadınlara karşı seksist tavırlarının altını kalın çizgilerle, kör gözüne parmağım şeklinde çizerek, feminist bir tavır da takınıyor.

Lafı fazla uzatmayıp filme bir bakalım:

Yazar hakkında: Can Yalçınkaya

Müzmin öğrenci, Punk Akademik. Avustralya'da yaşıyor ve Türk sineması ve popüler müziğinde melankoli üzerine çalışıyor. Çizgi romanlar, filmler, kitaplar, fanzinler ve saireyle haşır neşir olmayı, yazmayı ve çizmeyi seviyor.

2 Yorumlar

  1. Yigilante Kocagöz

    Vaughan’ın kafasını tam olarak çözemedim. bu serinin ilk başından acayip rahatsız olmuştum ama sonra da gerçekten akıp gitti benim için. Sanırım her şeye rağmen Vaughan 2000’lerin önemli çizgiroman yazarlarından.

  2. Bir şeyler yazıyordum cevap olarak, lakin sayfa güncellendi ve yazdıklarım gitti… Bence Vaughan’ın kafası şöyle bir şey, bilim kurgunun çeşitli türlerine ilgi duyuyor, akıcı, zeki diyaloglar yazıyor ve pop kültür referansları yapıyor. Ondan çok derin bir şey bekleyemeyiz belki ama, sanırım sinemada “inception”a denk gelen, zekice ve popüler anlatılar kuruyor denebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: