Yağmur Altan: ‘Animasyonun daha çok desteğe ihtiyacı var’

Tavşan Kanı bu yıl pek çok festivalde karşımıza çıkan, oryantalist, esprili ve aynı zamanda acılı ve kanlı bir animasyon. Tavşan Kanı’nın fantastik arka planına uzanan animasyon Londra’da yaşayan Yağmur Altan’ın ilk filmi… Dediğim gibi film ilginç, o yüzden Altan’la bu süreci konuştuk. 1 Ekim’de filmi internette online izlemeye açıyormuş, buradan da duyuralım.

Öteki Sinema için söyleşen: Banu Bozdemir

Öncelikle seni biraz tanıyabilir miyiz?

1985 yılında Istanbul’da doğdum, lise ve üniversiteyi de Istanbul’da okudum. Sabancı Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı mezunuyum. Çalışma hayatıma aslında üniversite yıllarında grafik tasarımcı olarak başladım, fakat son senemde beni asıl heyecanlandıran alanın animasyon filmleri olduğunu fark ettim. Dolayısıyla mezun olduktan sonra İstanbul’da bir süre oyun sektöründe 3D karakter tasarımcısı olarak çalıştım. 2011’de de New York School of Visual Arts (SVA)’ta 3D Animasyon üzerine yüksek lisans yapmak için Amerika’ya taşındım.

SVA’dan sonra tam zamanlı olarak New York’ta 2 sene ve son bir senedir de Londra’da yüz ve mimik takibi, AR, VR gibi teknolojileri kullanarak uygulamalar geliştiren sosyal medya ve animasyon şirketlerinde karakter tasarımcısı, teknik artist, animatör ve sanat yönetmeni olarak çalıştım. Şu anda ise Oath’ta (eski Aol ve Yahoo) aynı konular üzerine tasarım müdürü olarak devam ediyorum.

Ayrıca vaktim oldukça bağımsız animasyon filmleri yazıp yönetmeyi hedefliyorum. SVA’da okurken başladığım ilk filmim Tavşan Kanı’nı 2016’da tamamladım. Şu anda da ikinci filmim üzerine çalışıyorum.

Tavşan Kanı ilk animasyon filmin diye biliyorum. İsmi bildik ama hikayesi ilginç bir film olmuş. Çıkış noktan neydi?

Evet, Tavşan Kanı ilk filmim. Filmi yapmaya başladığım zamanlar yurt dışında yaşadığım için Türk diliyle ilgili bir film yapmak istedim. Türkçe söylemlerdeki absürdlüklerin literal olarak anlatımının farklı bir film konusu yaratabileceğini düşündüm. Çocukluğumdan beri en çok sevdiğim kara mizah türü ilebu fikir birbirlerine çok uydu. “Tavşan Kanı” aklıma geldiğinde filmin senaryosu gözümün önünde belirmişti bile.

Peki bu tarz isimsel denemeler devam edecek mi? Mesela öküzgözü şarapları vs. gibi birtakım isimlere de bu tarz filmler yapılabilir mi?
Hayır, şimdilik öyle bir planım yok. Öküzgözü şarapları ilginç bir reklam çalışması olabilir belki.

Yurtdışında yaşıyorsun, orada yaşayanlarda çaya ya da başka şeylere hasret olma gibi bir durum var mı?

Beş sene New York’ta yaşadım ve son bir yıla yakındır da Londra’da yaşıyorum. Alıştığımız tatlar tabii her yerde bulunmuyor, fakat bir yandan da yurt dışında farklı Türk işletmelerine rastlamak mümkün. Yani çok da hasret kalınmıyor açıkçası.

Filmin burada çok fazla festivalde gösterildi, ilgi çekti ödül de kazandı. O süreci biraz anlatabilir misin?

Tavşan Kanı Dünya Prömiyeri’ni geçen Nisan ayında Atina Film Festivali’nde yaptı ve o zamandan beri birçok uluslararası filmve animasyon festivallerinde yer aldı. Tabii dünyada binlerce film festivali var ve başvuru esnasında biraz seçici davranmak gerekiyor. Bu konuda başvurmayı düşündüğünüz festivallerin geçmiş yıllardaki seçkilerine ve sizinki gibi filmlerin hangi festivallerde gösterildiklerine bakmak çok yardımcı oluyor. Aslında festival süreci ilginç ve zevkli geçiyor. Özellikle yurt dışında olabildiğince festivale katılabilirseniz filminizle ilgili yeni görüşler, yorumlar duyabiliyorsunuz.

Bir filmin genelde festival ömrü iki sene, yani filmin tamamlanmasından iki sene sonra festivallerin kendi kuralları gereği o filminizle başvuramıyorsunuz. Tavşan Kanı’nın başvuruları da belirttiğim tarihten beri devam ediyor. Bugüne kadar 200’e yakın film festivalinde, 50’ye yakın ülkede gösterildi ve farklı ödüller aldı. İlk filmim olmasına rağmen önemli festivallerinde gösterilmesi ve ilgi görmesi tabii gurur verici ve gelecek için de çok motive edici.

Filmin yapım sürecini, animasyon olduğu için, biraz anlatabilir misin?  Nasıl bir hazırlık süreci oldu, ne kadar zamanını aldı?

Film yaklaşık olarak üç senemi aldı. Tabii ilk kısa film deneyimim olması, tek başına olmam ve bir kısmında da tam zamanlı çalışıyor olmamın etkisi büyük. İlk olarak genel bir storyboard, karakter ve mekan tasarım çizimleri ile başladım, sonra da karakterlerin ve mekanların 3D modellerini yaptım. Hikaye her filmde olduğu gibi animasyonda da çok önemli. Bu yüzden uzun bir zamanımı pre-vis’e, yani 3D ortamda kameraları ayarlamaya, filme akıcı ve hikayeyi en ilginç şekilde anlatabileceğim bir kurgu çıkarmaya harcadım.

Kısa animasyon film prodüksiyonunun uzun metraj projelerden pek bir farkı yok. Nasıl animasyon stüdyolarında modelleme, doku boyama, karakter iskeleti, karakter animasyonu, efektler, ışıklandırma gibi departmanlar varsa, kısa filmlerde de var. Tek farkı bütün departmanları kendim hazırlamış olmam. Bütün bu aşamalar yaklaşık iki sene sürdü. Sonra post prodüksiyon aşaması geliyor. Final renkleri ayarlamak ve kurgu… En son da ses ve müzik için profesyonel müzisyen bir tanıdığımdan yardım aldım ve film tamamlandı.

Destek ya da yardım aldığın kuruluşlar ya da kişiler oldu mu?

Az önce bahsettiğim gibiyapım süreci biraz çetrefilli, dolayısıyla her işi direktörün yapması mümkün olmuyor. Tavşan Kanı için finansal değil, fakat prodüksiyonu biraz hızlandırabilmek için San Franciscove New York’tan bir kaç öğrenci animatör ve artistle çalıştım. Ayrıca ses ve müzik için de profesyonel olarak yardım aldım. Bunların dışında tamamen ben ve bilgisayarım.

Ülkemizde animasyon az üretiliyor hatta biraz üvey evlat muamelesi gördüğünü söyleyebiliriz. Sen takip edebiliyor musun, neler düşünüyorsun?

Animasyon filmlerden bahsediyorsak son yıllarda beğendiğim birkaç yönetmen var. Elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Fakat animasyon filmlerinin Türkiye’de yeterince üretilmediğine katılıyorum. Tahminimce başlıca sebeplerinden biri animasyon prodüksiyonun çok emek ve zaman istemesi ve ülke sistemimizin henüz sanat ve tasarımda yeterli ekonomik doygunluğa ulaşmaması. Türkiye’deki üniversitelerde animasyon eğitimine yeteri önem verilir ve aynı zamanda yapımcılar veya kuruluşlar animasyonu daha çok destekleyebilirse animatörlerin kendi sanatlarını, tasarımlarını daha rahat ortaya koyabileceklerini ve bu sayede üretilen film sayısının ve aynı zamanda kalitesinin de artacağını düşünüyorum.

Bundan sonra da animasyon yaparak mı kısa film yolculuğunu devam ettirmeyi düşünüyorsun, üzerinde çalıştığın projeler var mı?

Evet, animasyon kesinlikle önceliğim. Tabii hayalim ileride kendi yazıp yönettiğim uzun metraj animasyon filmi yapabilmek, ama onun için biraz daha yol var.

Bu sene ikinci kısa filmime başladım, fakat henüz prodüksiyonun başlarında. Senaryosu hazır, aynı Tavşan Kanı gibi türü kara mizah. Yaklaşık 10-12 dakikalık bir film olacak. Umarım tamamlanması Tavşan Kanı kadar uzun sürmez. Şu anki planım birkaç ay içerisinde test çalışmalarını bitirip farklı kurumlardan yapım desteği alabilmek ve bir öncekindendaha profesyonel bir iş çıkarabilmek.

Son olarak neler söylersin?

Tavşan Kanı’nı izlemek isteyenler için; filmi 1 Ekim 2017’de internette online izlemeye açıyorum. Daha fazlasını merak edenler olursa Vimeo sayfamdan detaylara ulaşabilirler. Hoş bir sohbet oldu, teşekkür ederim.

Yazar hakkında: Banu Bozdemir

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu... Sinema yazarlığına Klaket dergisiyle adım attı, Milliyet Sanat muhabirliği yaptı. Film+, Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Vatan'da çalıştı. Sky Türk Tv’de sinema, "sanat ve sevgilim İstanbul" programlarında yapımcı, sunucu ve yönetmenlik yaptı. TRT için Bakış isimli bir kısa film çekti. Cinedergi.com da editör… Yayınlanmış 18 adet çocuk kitabı var ve Leylalı Haller adında bir gençlik romanı var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir